Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

·
Okunma
·
Beğeni
·
630
Gösterim
Adı:
Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
189
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051920092
Kitabın türü:
Çeviri:
Begüm Kovulmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hep Kitap
Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum adsız kadın kahramanın terk etmeyi düşündüğü erkek arkadaşı Jake'le çıktığı araba yolculuğuyla başlıyor ve okuru hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir dünyaya götürüyor. Bu ilk romanıyla psikolojik gerilim türünün başarılı örneklerinden birine imza atan Iain Reid, bundan böyle adından sıkça söz ettireceğe benziyor.
189 syf.
·2 günde·8/10
Bu tüyler ürpertici kitap gece vakti okumak için iyi bir seçim değil galiba, çünkü son yarım saattir oldukça gerildim. En son Kafes ve ardından muhteşem Şeytanın Eli'nde böyle ürkmüştüm, şimdi de bu kitap etkiliyor beni, hem doğaüstü birşey söz konusu da değil, herşey sonra derece sıradan ve olağan. Bütün korku herşeyin doğallığından, sıradanlığından meydana geliyor gibi, binlerce insanın başına gelen şeylerin bir benzerinin bir başkasının başına gelmesini okurken, kitabın özellikle ortalarından itibaren kendini hissettiren klostrofobik hava sonlara doğru bizi iyice sıkıştırıyor ve aynen kitabın baş karakteri gibi hiç çıkamayacağımız bir yerde sıkışıp kalıyoruz. Okuduklarımız bizde garip bir hava yaratıyor, kitabın başından beri bir gariplik var, bunu gerçekten hissetmek mümkün, tuhaf, garip, rahatsız edici bir şeyler dönüyor, ama hiç bir hile, oyun, numara söz konusu değil; tam tersine herşey çok güzel, tek yapmamız gereken jake'le beraber arabayla ailesini kendilerine ait olan o çiftlikte ziyaret edip sonra geri dönmek, bunu yapıyoruz ve yaparken bir yandan da jake'ten ayrılmayı düşünüyoruz, çünkü yolunda olmayan birşeyler var, kendiliğinden olup biten birşey bu, karşımızdaki iyi bir insan olsa dahi o elektrik meselesi, bir başkası değil de sevdiğimiz insanı sevmemizi sağlayan o şey, o bakış, o sözler, o duruş, ne bileyim, işte o şey neyse jake'te o şey yok. Kitap bu yolculuğu çok güzel bir şekilde anlatıyor, kitap boyunca birşeylerin bizi gerdiğini hissediyoruz, oysa gerilmemize sebep olan tek bir olay bile yaşanmıyor, en azından çiftliğe varıncaya kadar. Çiftliğe vardığımızda Jake'in anne ve babası ile tanışınca herşeyi bitirmeyi düşünen zihnimiz bir iyimserlikle geri adım atmamızı sağlıyor sanki, belki de herşey daha iyi olabilir, belki de erken karar veriyoruz, çabuk hareket ediyoruz, yemek sırasında lavaboya gitmek için müsaade isteyip de evin alt katına indiğimizde, gölgeler arasında ve loş koridorun sonunda büyük tabloyu örten örtüyü kaldırınca uzun boylu bir adam ve onun büyük parmaklarını görüyoruz, tablonun kenarındaki küçük çocuk da yüzünü gömmüş ellerine, bunların hepsi ürkütüyor bizi, birden fazla resim söz konusu, korku ve ürpertilerle titreyerek resimlere bakarken jake'in babasının sesini işitiyoruz. Çiftlikten ayrılırken olumsuz düşünceleri geride bırakarak bineceğiz arabaya. Herşey çok güzel olacak.

"Herşeyi Bitirmeyi Düşünüyorum", bir çok korku ve gerilim yazarının başaramadığı şeyi son derece güzel bir şekilde kurgulayarak başarabilen bir eser. Kitapta anlatılan olayı önceden izlemiş ve duymuş olmama, bir gerilim hikâyesi olarak konuya aşina olmama rağmen son çeyrekte artık gerim gerim gerilmiştim, ve bu gerilimin yine en büyük korku kaynağı olan insan psikolojisinin iyi yansıtılabilmesi sayesinde başarıldığını düşünmeden edemedim. Ne yaşandığı değil, yaşanan şeyin ne hissettirdiği önemli, ve bunu yansıtabiliyor yazar;ve kitabın gergin başlayıp çıtası ağır ağır yükselen gerilimi son yirmi otuz sayfada zirve yapıyor. Bütün bunları düşündüğümde kitabın iyi bir gerilim eseri olduğunu söyleyebilirim. Yüzlerce sayfa uyduruk uyduruk kurgularla kendilerince korku ya da gerilim yaratmaya uğraşan nice yazar karşısında ilk kitabıyla Iain Reid dikkat çekici bir başarıya imza atıyor. Büyük bir iddia olacak ve kulvarları çok farklı olmasına rağmen yine de söylemek istiyorum, hiç bir Stephen King kitabında bu etkiyi hissetmedim: Kral'ın kendine özgü dünyasında doğal olan ve olmayanın bütün temasları seyirlik haliyle güzel ve okuması muhakkak ki keyifli, ama okuduğum şeyin gerçek anlamda korku yaratması anlamında bu kitabın yarattığı etkiyi en azından bana hiç vermediğini söyleyebilirim.

Kitabı herkese tavsiye ediyorum.
189 syf.
"İlk 50 sayfada anlıyorum, iyi bir yazarla karşı karşıya olduğumu.
Hikayenin nereye varacağı ile ilgili birkaç olasılık dönmeye başlıyor kafamda o sayfalarda. Araştırıyorum, ilk kitabıysa diyorum, bu adam fena bir şey olacak ileride. Üçüncü kitabı olduğunu görüyorum.
Okumaya devam ediyorum. Üçte iki geçiliyor hikayede. Öyle mi, böyle mi, olasılıklar ikiye düşüyor kafamda.

İlerliyorum. Bir dakika, hayır başka bir şey var, hikayede rahatsız edici bir şey algılamaya başlıyorum.
Gerilimin dozu tadında artmaya devam ediyor.
Başarılı bir anlatımla ilerliyor hikaye. Tamam her şey güzel. Ama hala o rahatsız edici şey mevcut. Daha hikayenin girişinde 'Bu yolda ışık yok' demesinden çıkarmalıydım belki.
Zaten iki yerde de nedenini anlamadığım bir çelişki... Neler oluyor? Yazar bunu atlamış olamaz. Yok yani sanmıyorum.

İlerliyorum. O rahatsız edici şey gerilimin dozunun artması mı? Hayır.
Gerilime direnci yüksek biriyim. Bunu biliyorum. Peki ne?

Kitap bitiyor. Düşünüyorum. Yazarı düşünüyorum. Nasıl tasarladığını. Hikaye içinde hikaye, ve onun içinde küçük hikayeler.
Yeni bir şey değil elbette. Peki ne?
Gece uyuyamayacağım gibi bir his düşüyor içime. Uyuyorum. Ama 5'inde uyanıyorum sabahın. Kafamda hala bu kitap var.

Ve anlıyorum o rahatsız edici şeyi. Ana karakterin kendi yaşamımdan izler taşıdığını anlıyorum. Gözlerim büyüyor. Ürküyorum.
Gerilim yok, korku yok, çok ürküyorum..
Belki hikayenin bir yerinde söz ettiği gibi, 'Başlarken de bittiği zamanki gibi ciddiyetten uzaktı' diyerek rahatlamaya çalışıyorum.

Ana karakterin göremediği şeyi düşünüyorum ardından. Neyi atladı, neden böyle oldu?
Buluyorum sonunda.
Bu beni biraz rahatlatıyor.
Ama zemin kaygan, diyorum içimden. Zemin çok kaygan..."

Bu satırları buldum sahaftan aldığım kitabın son sayfasındaki boşluklarda...
9 veriyorum kitaba 10 üzerinden. 10 da verilebilirdi elbette. Neden kırdım o bir puanı ki?
Yoksa ben de mi ürktüm?
189 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Kitabı spoiler vermeden yorumlamak zor. Bu yüzden kısa geçiyorum:) 3 saat içinde gerilim filmi izliyormuşçasına yuttum diyebilirim. Hayat ve ilişkiler üzerine felsefi diyaloglarla dolu, psikolojik bir gerilim, şaşırtıcı ve benzersiz bir kurgu. Ben sevdim..
189 syf.
·2 günde
Son sayfalarda belli belirsiz bir düzeyde olsa da tamamını düşününce kesinlikle bir gerilim kitabı değil. İşlediği konuyla ilgili de o kadar çok kitap yazıldı, film çekildi ki ilk sayfalardan sonunu tahmin etmek mümkün. Zaten hikaye bir akşam yemeğine gidiş yolu, yemek ve oradan dönüşte geçiyor, pek bir olay yok. Buna karşılık kişiliğin parçaları arasındaki çatışma, var oluşsal sorgulamalar ve kimlik bunalımı güzel anlatılmış. Kişiliğin aldığı yara, "ben kimim" sancısı, sürekli yolda ve arayış içinde olma, kişilik bütünlüğüne duyulan özlem bana kendisini bol miktarda hissettirdi okuma sürecinde. Romana hem psikolojik analizler açısından bakmak hem de sıkılmadan okumak mümkün. Sürükleyiciliği benim hoşuma gitti.
189 syf.
·Puan vermedi
Kasım ayının ilk kitabı okudumbitti Türü #Gerilim olmasına rağmen beni hiç germedi nedense o duyguyu bulamadım. Tekdüze bir anlatımı vardı. Gerildiğim tek nokta kitabın içerisinde tam konuya giriyor dediğim noktada 2 sayfa ondan yaklaşık yirmi sayfa kadar sonra da 2 sayfası daha eksikti maalesef @hep_kitap. @bkmkitapcom dan almıştım kitabı #Ekim ayında ve hem bu nedenle hem de konu itibariyle hayal kırıklığına uğradım
GERÇEK ve GERÇEKDIŞI kurgunun içiçe geçtiği maalesef adrenalin düzeyinin artamadığı bir kitap olmuş. Hikayenin çoğu yolda geçiyor karşılıklı birbiriyle ilgisi olmayan diyaloglar. Hikâyeyi anlatan kadın kahraman hikayenin başkahramanı olan Jake'in kızarkadaşı. Ve Jake ailesiyle tanıştırmaya götürüyor kızarkadaşını. Evde anne-baba ile geçen diyaloglar var ve dönüş yolunda asıl hikayenin girecek dediğimiz candamarı olan okul binasında herşey olup bitiyor. Tuhaflıklar en başından beri seziliyor, sırf merak ettiğim için okudum. #tavsiye edemeyeceğim. Ama renkler ve zevkler tartışılmazdır, siz karar verin
189 syf.
·7/10
http://kitablogum.com/...tirmeyi-dusunuyorum/
2016‘da NPR (National Public Radio) Yılın En İyi Kitabı Ödülü’nü alan Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, Kanadalı yazar Iain Reid'in imzasını taşıyor.

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, soluğunuzu kesecek kadar gerilim düzeyi yüksek bir roman. Onu sıradan gerilim romanlarından ayıran en önemli yönü ise içeriğindeki felsefik sorgulamalar ve psikolojik çözümlemeler. Bu bağlamda okura verdiği mesaj ise dikkat çekici:

Sınırlarımıza, sayısız ihtiyaçlarımıza, kırılganlığımıza, hayatın içinde hem bağlanacak hem korkacak hem uçucu hem de ağır öyle çok şeyin olmasına ve hep seçim yapmak gibi sayısız gerekliliğe rağmen, her şeye göğüs gerip güçlü olmak ve yolumuza devam edebilmek için insanlarla bağlantı kurmak, tümüyle yalnız olmamak ve mutlaka harekete geçmek gerekiyor.
"Sürüş eğitmeni Jung hayranı mı çıktı?"

"Bekle biraz." Kitapta aradığı bölümü bulması bir kaç dakika sürdü. Boğazını temizledi ve bana şu satırı okudu:

"Varlığımın anlamı, hayatın bana bir soru sormasıdır. Veya, tam tersine, ben dünyaya sorulmuş bir soruyum ve cevabımı vermem gerekiyor, yoksa dünyanın vereceği yanıta mecbur kalırım."
Evliliklerin çoğunun yürümediğini gösteren istatistiklere rağmen insanlar evliliğin normal olduğuna inanıyor. Çoğu insan evlenmek istiyor. Başarı oranı bu kadar düşük olmasına rağmen, insanların kitleler halinde denediği başka bir şey var mı?
“Sorular iyidir. Cevaplardan daha iyidirler. Hayat hakkında daha fazlasını, nasıl geliştiğimizi, nasıl ilerlediğimizi bilmek istiyorsan önemli olan sorulardır. Zekâmızı zorlayan ve geliştiren şey sorulardır. Bence sorular kendimizi daha az yalnız hissetmemizi, diğerleriyle bağlantılı olmamızı sağlıyor. Her zaman her şeyi bilmek gerekmiyor. Bilmemenin de kıymetini biliyorum ben. Bilmemek insanca bir şey. Uzay gibi. Çözümlenemez ve karanlık” diyorum, “ama tamamen değil."
"Saçlarım kırlaşsın diye bekliyorum. Yüzüm biraz kırışsın. Gülünce gözlerimin çevresi buruşsun biraz. Her şeyden çok da kendim olmak istiyorum herhalde" diyor. "Bunu istiyorum. Kendim olmayı."
Bazen düşünceler gerçeğe eylemlerden daha yakındır. Her istediğini söyleyebilirsin, her istediğini yapabilirsin ama her istediğini düşünemezsin.
Hayatta bazı şeyler, ki sayıları fazla değildir, yağmurlu günlerin, kendini yalnız hissettiğin anların ilacıdır. Bulmacalar öyledir mesela. Her birimiz kendi bulmacamızı çözmek zorundayız.
Varlığımın anlamı, hayatın bana bir soru sormasıdır. Veya, tam tersine. Ben dünyaya sorulmuş bir soruyum ve cevabımı vermem gerekiyor, yoksa dünyanın vereceği yanıta mecbur kalırım. ~Jung

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
189
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051920092
Kitabın türü:
Çeviri:
Begüm Kovulmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hep Kitap
Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum adsız kadın kahramanın terk etmeyi düşündüğü erkek arkadaşı Jake'le çıktığı araba yolculuğuyla başlıyor ve okuru hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir dünyaya götürüyor. Bu ilk romanıyla psikolojik gerilim türünün başarılı örneklerinden birine imza atan Iain Reid, bundan böyle adından sıkça söz ettireceğe benziyor.

Kitabı okuyanlar 39 okur

  • Hazal Omuk
  • Eren
  • efla
  • Basira rashidi
  • Ayla Şahin
  • Rumeysa~
  • Beyza Kula
  • sinem çeşit
  • Barış Erdem
  • Sinem Mermer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (2)
9
%11.1 (2)
8
%16.7 (3)
7
%33.3 (6)
6
%16.7 (3)
5
%11.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0