Her Temas İz Bırakır (Behzat Ç. - Bir Ankara Polisiyesi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.592
Gösterim
Adı:
Her Temas İz Bırakır
Alt başlık:
Behzat Ç. - Bir Ankara Polisiyesi
Baskı tarihi:
Eylül 2006
Sayfa sayısı:
299
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750504402
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Her Temas İz Bırakır
Her Temas İz Bırakır
Kızılay, Sakarya Caddesi, SSK İşhanı, Dil-Tarih, Atakule, öğrenci evleri... ve Emniyet... Cinayet Masası. Behzat Ç., "yeni müktesebata" uyum sağlayamamış, lambur lumbur, "dişli" bir başkomiser. Müzik dinlemez, polis telsizi dinler. Kitap okumaz, gazeteye spor sayfasından başlar. Herhangi bir siyasi görüşü yok. "İçimizden birinin" üçüncü sayfa haberlerine yansımış hali gibi, adı bile tam değil. 1. Amatör'de duran toplara iyi vuran bir stoperken, topçuluğu bırakıp başkalarını tekmelemeye başlamış. Mesela beş lira için kalbinden adam bıçaklayanları, on üç yaşında kızlara tecavüz eden, namus için en yakın akrabalarını vuranları... Kendi adalet anlayışı bakımından sorun yok; "it uğursuz" kimdir, belli gibi görünüyor... Ama acaba öyle mi? Behzat Ç.'yi ve onun adalet duygusunu da rahatsız eden işler olabiliyor bazen hayatta... At izinin it izine karıştığı bir cinayet... Kim, niye öldürsün bu kızı? Hem niye bu şekilde? Siyaset karışmış desek?.. Garip... Öğrenci âlemine, başka âlemlere, ama asıl polis âlemine dikiz atan, entrikası bereketli bir polisiye...
(Tanıtım Bülteninden)
299 syf.
·1 günde·Beğendi
Bu kitabı Behzat Ç. dizisini izlemediğim için mi çok beğendim bilmiyorum ama yazarın samimi dili kitabı soluksuz okutuyor. Kitabın sonunu çok beğendim. Memnun kalıp akabinde birkaç kitabını daha okudum. Emrah Serbes'in yeteneği kendini gösteriyor. Genç yazar ilerde daha iyi romanlar yazacağının sinyalini veriyor. Tavsiye ediyorum.
Telafisi en güç şey dikkatsizlik sonucu kırılan kalplerdir. İş işten geçtiğinde bütün mazeretler tedavülden kalkar, kıran da kırılan da piç gibi ortada kalır...
299 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Daha önce Guguk Kuşu romanı için; Jack Nicholson yüzünden kitabın filmi değil de filmin kitabı olabiliyor diye yazmıştım.

Aynı durum burada da geçerli.

Kitap; çok akıcı, özgün, heyecan verici olsa da Erdal Beşikçioğlu’nun dev oyunculuğu “yüzünden” ancak dizinin kitabı olabiliyor.

Evet, çok kaliteli bir olgu ile akla geliyor. Ancak kendisi “özne” olması gerekirken ancak özneyi hatırlatan bir “nesne” veya “sıfat” olabiliyor.

Bobby Mcferrin’in, Bob Marley sayesinde daha bilinirlik kazanan, içinde çok fazla yaşanmışlık bulunan, şarkısının düne kadar insana mutluluk aşılayan bir iksir iken, şimdi ise bir cep telefonu operatörünü hatırlatan basit bir reklam cingle’ı olması kadar acı bir durum olmasa da; Kitap, “şamda kayısı” durumunda olabilecek iken “iç güveysinden hallice” ye razı duruma getirilmiş.

Behzat Ç dizisinin hayranıysanız kitapta okumayanların anlayamayacağı bir duygu yaşıyorsunuz. ( Seyretmeyengiller! Uğraşmayın anlayamazsınız !!!

https://www.youtube.com/watch?v=wEAGJlOqrRk

Çok acele bir yere yetişilmesi gerekirken, çok eski bir dostla tesadüfen yolda karşılaşmak gibi bir şeydi bu kitabı okumak.

“ Çok özledim oğlum ben seni ya!” diyemezsin, çünkü denmiyor anasını satayım! Yaşadığın ortamda en çok eksikliğini hissettiğin samimi bir nefestir karşındaki, biraz daha konuyu uzatmak istersin ancak ikinizin de 5 dakikası bile yoktur çünkü kurtarılacak bir dünya sizi bekler (!) Mecburen, dünyanın en samimiyetsiz sözlerinde TOP 10’a girecek sözü söylersiniz birbirinize: “ Mutlaka görüşelim.”

Bu kitapta da bir yandan sayfaları merakla çeviriyor, bir yandan da bitmesin istiyorsun. Karakterlerin her biri birbirinden kaba, birbirinden cahil ama çok doğallar, çok dürüstler… Sen, ben edince ağızda iğrenç duran o küfürleri, onlar çok güzel ediyor…

“ Doyamadım ama ben amirime, Harun’a” diyemezsin çünkü denmiyor… Hem daha çok kitap var, onlara ayıp olur…

Ortaya ilk çıktığından beri adalet sisteminin bir türlü oturamadığı güzel ülkemde dürüst bir polis olmanın ne kadar zor olduğunu görüyorsunuz. “Küçük kötüler” de sorun yok çünkü onlara güçleri yetiyor. Ama bizlerin adlarını bile bilmediğimiz veya belki de gerçek yüzlerini görmediğimizden alkışladığımız, “BÜYÜK KÖTÜLER” i gözleri ile görüyor, nefeslerini hissedecek kadar onlara yakın oluyorlar ama onlara bir türlü dokunamıyorlar.

Bu, bütün şarkıları ezbere bilip dilsiz olmak gibi bir şey…

Eğer diziyi “seyretmeyengiller”denseniz çok ama çok sarsıcı bir son sizi bekliyor…
Sözün özü; Çok “harbi” , çok güzel bir kit...

Behzat Ç: La bi sus artık ! Oğlum niye bu kadar uzun yazıyorsun sen ? İşsiz misin?

Meşrebi: Yok amirim ne alakası var? Arada sırada uzun yazıyorum. Hem sizi çok sevd…

Behzat Ç: Saçma sapan konuşma! Şunlara bak, yazdıkların da bir şeye benzese. Al bunu al,al,al Harun ! Kayışı sıyırmış bu…

Meşrebi: Aaa! Harun da mı burada ? Pardon amirim hunimi alıp geliyorum…

Unutmadan aşağıda emanet var çıkarken alırsınız… Yettim amirim!

https://www.youtube.com/watch?v=VouJ8bp3n8g
299 syf.
·9/10
Polisiye sevenlerin ve Türk yazar isteyenlerin severek okuyacağı bir Ankara polisiyesi Behzat Ç hikayesi ne kadar televizyonda izlemiş olsanız da severek okuyup bitireceginiz kitaplardan bir tanesi
299 syf.
·Puan vermedi
Emrah serbes gibi (sonunda t yok)bir ilgi arsizi adamin behzat ç gbi efsane bir karakteri yarattiğina inanmak istemiyorum.zaten o efsaneliğin sadece erdal beşikçioğlu olduguna kanaat getriorum.sen iyi bir okuyucusun emrah iyi bir yazar değilsin
299 syf.
·Beğendi·7/10
Emrah Serbes severek okuduğum bir yazar ancak bu kitabı okumakta geç kalmışım. Sebebi polisiye sevmeyişim olabilir. Behzat Ç. karakteri dizisiyle hepimizin gönlünde taht kurduğu gibi roman betimlemelerinde de insanda geriye hafif bi kıskançlık bırakmıyor değil. Her sayfada sona yaklaşmaktan korktuğum için yavaştan aldım. Romanın sonunu bildiğim halde ağlamaklı oldum. Herkese, özellikle polisiye sevenlere özellikle tavsiye ediyorum.
299 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Daha önce dizisinden de tanıdığım Behzat Ç. nin hikayesini severek zevkle okudum . Her zaman ki Emrah Serbes kalemi , bir tarafı komedi ve eğlence saçarken bir tarafı hep hüzüne boğabiliyor , ama insan da kendini okumaktan alamıyor . . .
297 syf.
·7 günde·7/10
Sonunda tanıştım seninle Behzat Ç!

Merhabalar, herkes genelde bir eserim filmini veya dizisini izler sonra merak ederse kitabını okur. Bu bende biraz tersi oluyor diziyi bir kere açtım ama sevemedim izlemedim. Emrah Serbes’in daha önce kitabını okumuştum merak ettim şunada bir bakalım dedim ve Behzat Ç ile tanışmaya karar verdim.

Yazarı daha önce okuduğum için ona alışkındım bizim Emrah işte!
Kitabımız cinayet bürosu amiri Behzat Ç’nin ve onun ekibi Akbaba, Hayalet, Selim, Harun (kızın ismi neydi ya?) arasında geçiyor. Telsize bir ihbar düşüyor bir barın catısından intihar haberi ekip oraya gidiyor ama Behzat Ç işten işkilleniyor Cinayet Büro’nun olması gereken yerde hangi büroyu ararsan var. Çatıdan düşen kızımız atıldı mı? yoksa atladı mı? bu sorunun cevabını aramaya başlıyoruz amirimiz ile.
Tabi bu arada Emrah Serbes’in görüşlerine hazır olmalısınız kendisi iyi bir solcudur.
Kitapta her yere gönderme var. Valla size bile gönderme yapabilir yazar polisten tut askere oradan devlete sağcıya solcuya herkese gönderme var.
Kitabın sonu üzücü bitti.. Hazır olun...
297 syf.
·48 günde·Puan vermedi
Yazar hakkındaki önyargılarımdan kurtulmam için güzel bir adım oldu bu kitabı okumam.
Popülizme düşman olup da bu kadar popüler bir dizinin senaryosunu oluşturan kitabı okumaya başladığımda sevmeyeceğimi düşünüyordum ancak haddinden fazla sevdim.
Üslup ve olayları ele alış tarzı gerçekten çok yetkin ayrıca kitabın evrenine çekiliyorsunuz. Her karakterle bir bağınız oluyor geriye bakınca.
Ve olacakları tahmin ettiğiniz hatta içten içe bildiğiniz halde sizi çarpabiliyor o son satırlar.

İnsanlığını bilmem ama Emrah Serbes çok iyi bir yazar.
299 syf.
·Puan vermedi
İsmi ile bile okuru yakalayabilecek bir kitap. Herhangi bir temasın kimlerde nasıl izler bıraktığını anlatırken Behzat Ç.'yi bize kazandırmıştır. Teşekkürü bir borç biliriz efendim :)
299 syf.
·8/10
Behzat Ç.. Önce diziyi izleyip ardından kitabı okumak farklı bir hava katıyor. Kafanızda karakter canlandırması yapamadığınız hemen diziye döndüğünüz bir kitap oldu benim için. Sonunu bildiğim halde yine de içine çekiyor kitap ne kadar okudum ne kadar zaman geçmiş bilmiyorsunuz bile..
299 syf.
·Puan vermedi
Dizisini birkaç sene önce internet üzerinden izlemiştim ve halen de baştan sona izlediğim tek dizi olma özelliğini koruyor. Dizideki karakterlerin sıcakkanlılığı, muhabbetlerindeki samimiyet insanı Amirime ve yanındakilere oldukça ısındırıyor. Tabi ki Ankara insanının, iklimin de etkisiyle kaba sert bir üslubunun olması, diziyi izleyen herkese sempatik ve doğal gelmeyebilir ama Ankara'da akrabaları olan ve dönem dönem Ankara'da yaşamış biri olarak dizi, bana günlük hayatta karşılaştığım benzer diyalog ve olayları hatırlattığı için kalbimde ayrı bir yer etti.
Bir izleyicinin ekranda seyrettiğini sevmesi, izlediğinde kendisinden birşeyler bulmasıyla orantılıdır. Mekanlar, karakterler, yaşananlar kendisine ne kadar yakın gelirse o yapıma daha bir ilgiyle bağlanır ve dizideki karakterler, kendisi/tanıdığı çevresi; mekanlar, kendi evi gibi olur. Behzat Ç.'deki durum da benim için öyle oldu. Örneğin diziyi izledikten sonra tekli koltukları çoklu koltuklara tercih etmeye başladım. Oyuncuların üstün performansı ve önemli rollerdeki oyuncuların çoğunun gerçekten Ankaralı olmaları, dizinin samimiyetini izleyene geçiriyor. İç Anadolu'da yaşayan insanların nabzını çok iyi tutuyor ve insanların, dizinin üzerinden yıllar geçse de gösterdiği sevgiyi ve çektiği özlemi de hak ediyor. Diziyi acaba yaşadığım sokakları görecek miyim heyecanı, a ben burada yürümüştüm, şu kafede çay içmiştim diyebilme ihtimaliyle severek ve ilgiyle izledim.
İstanbul egemen dizi-film sektöründe olayların farklı bir şehirde geçmesi de benim için güzel bir durum. Tv'de ne zaman bir dizi ya da filme denk gelsem çoğunun İstanbul merkezli olması, bana göre işin kolayına kaçmak, İstanbul'a gereğinden fazla yüklenmek demek ve zaten oldukça karışık, kalabalık şehir daha da yorgun hale geliyor. Birçok güzel şehrimiz ve hikayemiz var, şehirlerimizin tanıtımı ve gelişimi açısından sektördekilerin diğer şehirlerimize daha fazla şans vermeleri gerektiğini düşünüyorum.
Olayların İstanbul dışında geçmesi bence bir bakıma bu sektöre bir başkaldırı ve bu durum, Amirimin isyancı karakteriyle de örtüşüyor.
Yazar, kitapta bölümler arasındaki geçişi belirten başlık, işaret vb. kullanmayı tercih etmemiş. Ben diziyi izledikten sonra kitabı okuduğum için olaylar veya anlatılanları takip edebilmeyi başardığımı düşünüyorum. Ama öncelikle kitabı okuyacaklar için zor bir durum olsa gerek.
Yazar, anlattığı birden fazla ihtimali olan karışık olayları ve birçok karakteri bir arada başarıyla tutabilmesi ve özellikle de herkesin işleyemeyeceği meseleleri korkusuzca işlemesiyle takdiri hak ediyor.
Sonuç olarak ortaya okunmaya ve izlenmeye değer önemli eserler çıkıyor.

Not: Benim favori karakterim Hayalet :)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Her Temas İz Bırakır
Alt başlık:
Behzat Ç. - Bir Ankara Polisiyesi
Baskı tarihi:
Eylül 2006
Sayfa sayısı:
299
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750504402
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Her Temas İz Bırakır
Her Temas İz Bırakır
Kızılay, Sakarya Caddesi, SSK İşhanı, Dil-Tarih, Atakule, öğrenci evleri... ve Emniyet... Cinayet Masası. Behzat Ç., "yeni müktesebata" uyum sağlayamamış, lambur lumbur, "dişli" bir başkomiser. Müzik dinlemez, polis telsizi dinler. Kitap okumaz, gazeteye spor sayfasından başlar. Herhangi bir siyasi görüşü yok. "İçimizden birinin" üçüncü sayfa haberlerine yansımış hali gibi, adı bile tam değil. 1. Amatör'de duran toplara iyi vuran bir stoperken, topçuluğu bırakıp başkalarını tekmelemeye başlamış. Mesela beş lira için kalbinden adam bıçaklayanları, on üç yaşında kızlara tecavüz eden, namus için en yakın akrabalarını vuranları... Kendi adalet anlayışı bakımından sorun yok; "it uğursuz" kimdir, belli gibi görünüyor... Ama acaba öyle mi? Behzat Ç.'yi ve onun adalet duygusunu da rahatsız eden işler olabiliyor bazen hayatta... At izinin it izine karıştığı bir cinayet... Kim, niye öldürsün bu kızı? Hem niye bu şekilde? Siyaset karışmış desek?.. Garip... Öğrenci âlemine, başka âlemlere, ama asıl polis âlemine dikiz atan, entrikası bereketli bir polisiye...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.566 okur

  • Abdullah Özer
  • Pınar Akbulut
  • Cemal ersin çekem
  • Mesut kapucu
  • Gamze Y
  • Sinemis Çelik
  • Elif Öztürk
  • Osman BALCI
  • ümran uyur
  • dfşfllşf

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%2.4
18-24 Yaş
%26.8
25-34 Yaş
%37.7
35-44 Yaş
%21.7
45-54 Yaş
%3.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.2
Erkek
%52.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.3 (107)
9
%18.4 (81)
8
%27.7 (122)
7
%9.3 (41)
6
%3 (13)
5
%1.6 (7)
4
%0.5 (2)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları