Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...

7,1/10  (27 Oy) · 
83 okunma  · 
18 beğeni  · 
929 gösterim
Sokakta yürürken, alışverişte, parkta, dolmuşta otobüste, kuyruk beklerken 'kulağını atar' ya insan bazen; değişik insanların değişik dertlerinden, acı hayat hikâyelerinden, münakaşalardan, belki de sevinçlerden kesitler işitir. Bazen öylesine duyup geçer bunları; bazen de zihni işittiklerinin peşine takılır gider, başkalarının hayatlarını kurgular kafasında, ya da kulağına çalınanlar kendi hayatıyla ilgili düşüncelerini, sezilerini tetikler. Umumi yerlerde kulağını ortaya atmayı sevenler habis dedikoducular değildir ille; bazen de, belki de içgörülerini, empati yeteneklerini bileylemek için yapıyorlardır bunu!

Acaba Barış Bıçakçı da öyle mi yapmış, böyle biri midir, bilemeyiz. Ama "neticenin" ya da okur üzerindeki tesirin öyle olduğu kesin. Herkes Herkesle Dostmuş Gibi'de sokakta birbirine teğet geçen insanların hayatları da birbirine teğet geçiyor, bazen de içiçe giriyor, birbirine ulanıyor. Hayatları taşıyan sözlerin birbirine ulandığı o 'hemzemin geçit' anları, ustaca. Bütün insanları ve onların dünyalarını aynılaştıran 'basit' bir naiflik de yok bu geçişlerde, farklı hayatları kendi içinden anlayabilen bir gönül gözü var. Onun için: Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...

Ama doğrusu "herkesler" de yok bu gezintide. "Yukarıdakiler" yok. "Sıradan" insanlar, "küçük" insanlar var. Öğrenci, memur, küçük esnaf, emekli, evhanımı... onlar. "Sıradan" insanların "sıradan" maişet meselelerini, küçük hesaplarını, tasalarını, aşklarını, tutkularını, takıntılarını tam da o "sıradanlık" kalıbı içinde bildik hususiyetsizliğiyle görebilirsiniz burada. Ama o sıradanlıkların içinde her insanın ayrı bir âlem olduğunu da görebilirsiniz. "Sıradan insanların" toplu olarak, bir "ideal tertip" halinde, ana karakterini teşkil ettiğini düşünebilirsiniz bu romancığın.

Barış Bıçakçı'nın "küçük insanlara", "sıradan hayatlara" bakışında gerçekten yeni bir şey var. Steinbeck ya da Orhan Kemalvari bir yan görebilirsiniz - ama tam öyle değil. Öyle büsbütün toplumcu-gerçekçi değil. Sait Faik'le yakınlık kurduğunuz anlar olabilir - ama öyle bir "küçük adam" romantizmi yok burada, fantastik öğeler yok. Yusuf Atılgan'ı düşünebilirsiniz - ama onda görebileceğiniz "karanlık" yok burada. Sevgi Soysal'ın Yenişehir'de Bir Öğle Vakti gezintisini hatırlayabilirsiniz tabii ki - ama Bıçakçı'nın anlatısı "o çeşit" politik değil.

Başka yazarlıklarla kıyaslamaya elverecek pek çok sinyal veriyor Herkes Herkesle Dostmuş Gibi, ama belirgin bir esin bağlantısı yok, yakın akrabalık bulmak zor. Gerçekten de yeni bir şey var.

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi, bütün bunların yanında, bir Ankara gezintisi. Özel surette hiçbir tasvire girmeden, hiçbir köşeyi bir cümleyle olsun resmetmeye kalkışmadan, ama Ankara'nın çok mahallesini, caddesini, sokağını, meydanını laf arasında anarak, oraların küçücük ayrıntılarından bir iki sözcükle bahsederek, bu kentle ilişiği olmayanların hiç başını ağrıtmaksızın, ilişiği olanların içini ısıtıyor. Herkes Herkesle Dostmuş Gibi'den, "başkent"-Ankara, "bürokrasi kalesi"-Ankara değil de, işte o basit insanların yaşadığı Ankara göz kırpıyor!
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9789754708141
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Burak Akgün 
30 Oca 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

Barış Bıçakçı'nın ilk kitabı.Ama benim sıralama olarak en sonra okuduğum kitabı.İyi ki de en son bu kitabı okumuşum diyorum, Barış Bıçakçı'ya bu kitapla başlasaydım bir daha okumayabilirdim. Netekim okumaya başladım ve bir kaç sayfa sonunda bıraktım ilk seferde olmadı,çünkü okuması,anlaması bana göre çok zor bir kitap. Bir olay,bir diyalog okurken ardından yoldan geçen başka bir insan anlatılmaya başlıyor,onun o anda düşündüğü yaptığı şeyler gibi ..ve bu çok yoğun ve hızlı gerçekleştiğinden kitaba adapte olmak zor oluyor başta, sonra temposuna ayak uyduruyorsunuz az çok yazarın ne yapmaya çalıştığını da anlıyorsunuz ama kitap yine de zor bir kitap.Bu yönüyle diğer Barış Bıçakçı kitaplarından çok farklı ve hoşuma gitmedi.Barış Bıçakçı'nın da hoşuna gitmemiş olacak ki yada insanların tepkisini görüp diğer kitaplarında bu tarzı hiç kullanmamış.Mesela; bir çay ocağı sahnesi var ki çok çok hoşuma gitti.Şöyle ki; bir masada birileri kitap muhabbeti yaparken,diğer masadakiler arkadaşlarından bahsediyorlar ve bunun gibi çokça diyalog ardı arkasına o kadar hızlı anlatılıyor ki o çay ocağındaki insanların konuşmalarından kaynaklı uğultuyu duyuyorsunuz.En azından ben duydum.
Ayrıca kitapta diğer kitaplarındaki karakterleri yer alıyor mesela Çetin'le Ender,Cemil'le Nazlı gibi ..
Tavsiye eder misin ? derseniz bu soruya cevap vermek zor.Barış Bıçakçı okuduysanız hayal kırıklığı olabilir.Zorlanabilirsiniz ama yine de farkı bir anlatım tarzı denemek açısından denenebilir diye düşünüyorum.

Aygan H. 
21 Şub 01:14 · Kitabı okudu · 15 günde · 8/10 puan

'' Şair elinden çıkma bir roman.'' arkasına düşülen bu notun hakkını veren cinsten bir kitap olmuş Herke Herkesle Dostmuş Gibi. Bir gün boyunca sabahtan akşama kadar Ankara sokaklarında geziyor, bir sürü insanla karşılaşıyorsunuz. Hayat akıp giderken bir şekilde bir başkasının hayatının bir köşesine ilişiveriyorsunuz, sonra o sizi bir başkasına götürüyor o da bir diğerine...Bu geçişler ilk sayfalarda okuyucuyu biraz zorlasa da işin matematiği çözüldükten sonra oldukça zevkli bir hal alıyor. Sabit bir hikayesi, özelleştirilmiş bir kahramanı yok kitabın. Bir şekilde hayatı birbirine değen insanların, sıradan insanların,benim ve sizin gibi insanların hayatlarını okuyorsunuz kitapta.

Bu kitap yazarın ilk kitabı. Bu kitabı diğer kitaplardan farklı kılan ise, yazarın bu ilk çıkardığı kitaptaki ,hemen hemen tüm karakterlerin uzun hikayelerini, daha sonra yazdığı tüm kitaplarında ayrı ayrı anlatılıyor olması.
Kitap aslında çok yoğun bir kitap. Neden mi?
Şöyle düşünün, siz bir parkta yürüyüş yapıyorsunuz, sizin bir hikayeniz var kitapta, sonra siz bir adama yanlışlıkla çarpıyorsunuz ve tabii ki onun da bir hikayesi var. Sonra o adam simitçiden bir simit alıyor ve tabii ki o simitçinin de bir hayat hikayesi, söylemek isteyip de söyleyemedikleri var...
Buna benzer, hayatları birbirlerine teğet geçen bir şehir insanın kısa hikayeleri bu kitapta:)

Özge 
12 Oca 2015 · Kitabı okudu · 2/10 puan

Ankara zaten sıkıcı bir kentti benim için. Öyle bir anlatmış ki daha çok sıkıldım.

Cheyenne 
 21 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 6/10 puan

Herkes herkesle dostmuş gibi...Sırf kitabın adı bile günümüz ilişkilerinin özeti gibi aslında. İçi başka dışı başka insanlar.Bu devir bize ne yaptı böyle???

Barış Bıçakçı okumak bana iyi geliyor. Daha önceki 2 kitabının ardından 'onlarla yarışamaz gibi' diye düşünerek başladım ama yine çok severek hemen bitiriverdim.

Kendini hayatın akışında kaybetmiş, kimi sığ kimi derin düşünceler içinde kaybolan sorgucular, iç seslerin eşliğinde, sert geçişlerle anlatılan pek çok insanın hayatlarına misafir olduk bu defa.

Selin Düzen 
13 Eki 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Çok değişik bir kurgusu var kesinlikle yolda yürüyen bir kişinin düşüncelerini okurken bir bakmışsınız karşıdan gelen bambaşka bir kişinin düşüncelerini okuyorsunuz o derece :)
Ayrıca bir yerde koparsanız toplaması biraz zor oluyor. Ve inanın kolayca anlaşılabilen bir roman değil.

umit kemal parlak 
20 Eki 2014 · Kitabı okudu · 5/10 puan

kitabin oturdugu kurgu aslinda cok mantikli ancak islenis sekli kurguya ihanet etmis.
herkesin birbiriyle baglantisi o kadar karmasik bir dil ile anlatilmis ki o incecik kitap insani sikma derecesine getiriyor.
konu anlaminda ilham verici , okuma tadi anlaminda eksik bir eser.

Serdar Poirot 
25 May 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Fena değil diyebileceğim bir roman. Aslında tam olarak roman da diyemem. Daha çok Ankara'da birbirinin yakınından geçen pek çok insanın kısa kısa hikayelerinin birleşiminden oluşuyor. Sevgililer, karı-kocalar, yakın arkadaşlar, kavgalar, Kızılay'ın şehre damgasını vuran bölümleri ve mekanları. Kısaca bu kısa kitapta pek çok duygu ve pek çok yaşanmışlık var. Keyifle bir solukta okunan bir kitap.

Kitaptan 22 Alıntı

Osman Yüksel 
26 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir taksiye el salladı. Arka koltuğa oturdu. "Kuğulu'ya lütfen" dedi. "Lütfen" unutulmamalı, anne babadan çocuğa geçmeli, şoförlere, tezgahtarlara, kapıcılara söylenmeli.

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (Sayfa 34)Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (Sayfa 34)
Cheyenne 
20 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

ve bir anlık bir şımarıklığı bile bağışlamaz hayat

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (İletişim Yayınları)Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (İletişim Yayınları)
Burak Akgün 
29 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

" 'Yere çakılana kadar kanatlarımın olduğuna inanacağım'.Bu inanç yetiyordu ona.Zaten hayat da yere çakılana kadar yaşanan bir şeydi."

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (Sayfa 30)Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (Sayfa 30)
Osman Yüksel 
28 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

On yedi yıl sonra "korkutucu şeyler" yerine artık "iktidar" sözcüğünü kullanıyor.

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (Sayfa 46)Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (Sayfa 46)
Cheyenne 
20 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Bazı farkları ne kadaı uğraşsa kapatamıyor insan.

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (İletişim Yayınları)Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (İletişim Yayınları)
Cheyenne 
20 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

“lnsanoğlunda bir ahmaklık var. Öleni, biteni daha çok seviyor, sayıyor.” diyordu içeride berber.

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (İletişim Yayınları)Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (İletişim Yayınları)
Emre 
06 Haz 2015 · Kitabı okudu

Mercimek çorbası içmişlerdi. Kalın porselenden çukur tabaklarda. Kenarları aşınıp erimiş mavi plastik sepete, dörde bölünmüş bir ekmek koymuştu garson. Bir su bardağının içinde açık mavi ve pembe renkli kağıtlar duruyordu. Pervin bunlardan biriyle kaşığını silecek olmuştu, ''Korkma ölmezsin!'' demişti Hasan. Herkes, dünyadaki herkes, böyle eleştirir, rahatsız eder birini. Herkes yapar bunu. O da yapmıştı.

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (Sayfa 29)Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (Sayfa 29)
Cheyenne 
20 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

“İşte hayat bu canım." Geriye doğru çekilmek, tıpkı alından geriye doğru çekilmesi gibi saçların ardında fotoğraflar bırakarak.

Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (İletişim Yayınları)Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı (İletişim Yayınları)
3 /