Kitap
Herr der Fliegen

Herr der Fliegen

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.0
13,8bin Kişi
47,8bin
Okunma
12bin
Beğeni
200bin
Gösterim
282 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 7 sa. 59 dk.
Basım
Almanca · Germany · Fischer Verlag · 25 Haziran 2012 · Karton kapak · 9783596214624
Diğer baskılar
Eine Gruppe englischer Schuljungen gerät infolge eines Flugzeugunfalls auf eine unbewohnte Insel im Pazifischen Ozean. Kein Erwachsener überlebt. Zunächst erscheint der Verlust zivilisatorischer Ordnungsprinzipien leicht zu bewältigen: auf der Insel gibt es Wasser, Früchte, sogar wilde Schweine, die erlegt werden können. Ralph läßt Hütten bauen, erkundet die Insel, richtet einen Wachdienst für das Signalfeuer ein. Der gute Anfang aber führt in eine Krise, die bald diabolische Formen annimmt. Aus der Jagd wird blutiges Schlachten - die Jäger und die Hüter des Feuers geraten in einen Kampf auf Leben und Tod. Die Gemeinschaft zerfällt, Terror und barbarische Primitivität gipfeln im Machtrausch, der auch Mord nicht ausschließt. Das Beängstigende an diesem Gleichnis menschlicher Gesellschaft ist die Tatsache, daß diese Jungen keineswegs Monstren oder Verbrecher sind. Jeder von ihnen ist in irgendeiner Jungenklasse der Welt zu finden.
5 mağazanın 14 ürününün ortalama fiyatı: ₺30,07
8.0
10 üzerinden
13,8bin Puan · 2235 İnceleme
Anıl
Sineklerin Tanrısı'ı inceledi.
261 syf.
·
14 günde
·
8/10 puan
Yeni doğan her çocuk, tanrının insandan umudunu kesmediğinin kanıtıdır diyen yazarımızın bu düşüncesine paralel olarak; her çocuk insanlığın kurtuluşu için yeni bir umuttur diye düşünürüm çoğu zaman. Hal böyleyken biz yetişkinler içimizdeki çocuğu ya öldürürüz ya da ruhumuzdaki odalardan birine kilitleyerek, onu orada tutuklu bırakırız. İhtiyacımız olduğunda ise onu alelacele çıkarmaya çalışırız hapsettiğimiz odasından. Ancak kilitli kapısının anahtarını bulmak için tüm anahtarları elimize alır ve tek tek deneriz kapısının kilidinde her bir anahtarı. O an için doğru anahtar bulunamazsa verilen karar, yapılan eylem veyahut bulunulan davranış içimize sinmez ve sorarız kendi kendimize olması gereken bu muydu diye. Olan ve olması gereken arasındaki o ince çizgiyi fark edenlere ne mutlu ve bu insanların hapsettiği çocuklar için umut vardır diyebiliriz lakin fark edemeyenlerinse vay hallerine! Sineklerin Tanrısı ıssız bir adada, çocukların medeniyete giden yoldaki hikayesini konu edinen bir kitaptır. Evet, hikâyenin baş kahramanları çocuklardır ve her şey bir okurun arzu ettiği gibi başlar, yetişkinin, kötülüğün ve haksızlığın olmadığı bir kurgu. Her ne kadar bir okur, böylesine ütopik bir kurguyu arzu etse bile bu düzenin asla var olamayacağını bildiği için bu tarz toz pembe hikayeleri de okumak istemez. Hoş kitabımız da bahsettiğim gibi bir kitap olmadığı için okumak isteyeceğiniz bir hikayesi olduğunu düşünüyorum. Hikâye genel bir gidişata sahip olsa da ilerleyen olay örgüsü okuru, tanık olduklarıyla tedirgin eder. Evet, bu kitap için doğru kelime bu olsa gerek; “Tedirginlik”. Bazı çocukların kötülüğe evrilmeleri tedirgin edicidir. Yok artık bu kadarda olmaz denen yerlerdeki gerçeklik olgusu yazarın ciddi bir başarısı. Çocuk dahi olsa; onların inişli çıkışlı ruh halleri ve gerçeklikleri kitabın edebi yönünü de ortaya koymaktadır. Adadaki hayat; iki çocuğun, diğer çocuklar üzerinde söz sahibi olmak istemesiyle yavaş yavaş çok farklı bir hal almaya başlar. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki her bir evre teker teker gerçekleşmeye başlar ta ki son evreye kadar: Kendini gerçekleştirme evresi. Bu evrede kişisel tatmin ön plana çıkar ve tüm düzeni ve hiyerarşiyi darmadağın eder. Genel olarak reel hayata bakıldığında da hep böyle değil midir; insanlar üzerinde söz sahibi olana dek farklı, olduktan sonra farklı profiller çizerler. İnsan, gücü elde edene kadar herhangi bir sorun gün yüzüne çıkmaz iken güç, insana geldiğinde sağlam bir kişilik profili çizmeyen bir lider için son derece tehlikeli bir güdü olmakla beraber söz sahibi olduğu insanlar içinse korkutucu ve tedirgin edici bir hal alır. Adamın birinin içinde bir çocuk yaşarmış. 30, 35, 40, 45... Adam ne kadar yaşlanırsa yaşlansın, çocuk hep ama hep aynı yaştaymış. Bu insan, içindeki o çocuğu öldürmek için her şeyi yapar ama gene de onu öldürmeyi bir türlü başaramazmış. Tek yapabildiği çocuğu ruhundaki odalardan birine kilitlemek ve onu orada tutuklu bırakmakmış. Ve günlerden bir gün adam, içinden yankılanan seslere daha fazla dayanamamış ve çocuğu kapattığı odanın kapısını açmış… Odanın kapısını açtığında ne görmüş biliyor musunuz? Ben bilmiyorum, bu sorunun cevabını verecek olanlar sizlersiniz çünkü bu, sizin hikayeniz…
Sineklerin Tanrısı
8.0/10
· 47,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
33
573
Zeynep YÜKSEKYAYLA
Sineklerin Tanrısı'ı inceledi.
261 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Herkesin içinde iyilik olduğu kadar kötülük de var mıdır? En saf saydığımız varlıklar olan çocukların doğasında bile, kötülükten veya vahşilikten kan dökme arzusunda söz edilebilir mi? Yazar tam olarak bu soruları sorduruyor okuyucuya... Erkek, kadın, çocuk fark etmeksizin tüm insanların içinde hem iyilik hem de kötülük vardır. Adaya düşen çocuklar, başlangıçta her ne kadar oyun oynayacaklarını, mutlu olacaklarını, eğleneceklerini düşünse de olaylar ilerledikçe saflığı temsil eden çocukların belli şartlar altında nasıl değişebildiğini  net bir şekilde görebilmekteyiz. Sineklerin Tanrısı; iyiliklerin ve kötülüklerin, saflığın ve kötü düşüncelerin, barışın ve savaşın, kazanmanın ve kaybetmenin, sevmenin ve nefret etmenin temel alındığı, çeşitli çatışmalar ve olaylar aracılığıyla anlatmayı amaçlayan alegorik bir eserdir. Kitapta genel itibariyle vahşet, saldırganlık, liderlik ve kötülük hakim olsada Simon, domuzcuk, ve Ralph gibi umut ışığı olan karekterler de iyilik, saflık, akıl, kurtuluş, birlik ve beraberliği temsil ederek kitaba ayrı bir heyecan katmıştır. Her ne kadar eserdeki kahramanlar çocuk olarak karşımıza çıksa da insanlığın acı gerçeklerini ve öldürme arzusunun baskın olarak anlatıldığı bu eser, çocuklardan uzak tutulmalıdır.. "Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler; bir ilişki kurulamıyordu aralarında. " Her şey iyiydi eskiden; güler yüzlü ve dostçaydı her şey... Keyifli okumalar dilerim
Sineklerin Tanrısı
8.0/10
· 47,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
29
Emre Can Gökmen
Sineklerin Tanrısı'ı inceledi.
261 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
İnsanların içlerindeki iyiliklerin, kötülüklerin, savaşın, barışın hiç de yaşla alakalı olmadığını gösteren bir hikaye. Medeni dünyadan uzaklaşan çocukların ilkel kabileler gibi nasıl vahşileşebileceğini göreceksiniz. Çocukta olsalar işin içine üstünlük ve yönetme duygusu girdiği zaman masumiyetin ortadan kalktığını çok ince aktarımlarla anlatmış yazar. İkinci dünya savaşı sırasında, çocukları korumak amacıyla güvenli bir bölgeye götüren uçağın, bir saldırı sonucu ıssız bir adaya düşmesini konu alıyor. Hiçbir yetişkinin olmadığı bu adada, çocukların yaşam mücadelesini nasıl verdikleri vurgulanıyor. Kısaca kusursuz bir adanın nasıl adım adım bir yangın yerine dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Sineklerin Tanrısı
8.0/10
· 47,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
70
Genel İngilizce
Sineklerin Tanrısı'ı inceledi.
261 syf.
·
15 günde
·
8/10 puan
SİNEKLERİN TANRISI - Dikkat spoiler içerebilir!
Hikayesinin baş kahramanı çocuk olan kitap okumayalı çok oldu. Issız bir adada çocukların hayatı anlama mücadelesi desek yalan olmaz. Güç denilen zehirin insanı ne hale getirdiği ve zayıfların yaşama şansının olmaması gerektiği ayrı bir ironi. 1954 yılında yazılan bu eser her geçen gün güncelliğini koruyor. Çünkü anateması insan. İnsanin her dönemde aynıdır dostlar. Özüne dokunduğunda anlıyorsunuz bunu. 1983 yılına kadar binbir zorluklarla gelen eser asıl şöhreti Nobel edebiyat ödülü aldıktan sonra yakaladı. İnsan aklına kıyıda köşede böyle popüler olmayı bekleyen çok eser var mı acaba diye gelmiyor değil. Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
Sineklerin Tanrısı
8.0/10
· 47,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
664