Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisiGüray Süngü

·
Okunma
·
Beğeni
·
815
Gösterim
Adı:
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054494521
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okur Kitaplığı
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi, Deli Gömleği ile romanlarının ardından öyküleriyle de kendine ait bir okur kitlesi oluşturan Güray Süngü’nün ikinci öykü kitabı. Güray Süngü bu kitabında modern zamanlara dair öyküler kurguluyor. Kendi içinin dehlizlerinde kaybolan insanları anlatıyor. Aklın ve kalbin çıkmaz sokaklarında dolaşan bu insanların öykülerinin kim için ne ifade edeceğini, zaman gösterecek.rnBiliyorum bundan sonrasını.rnAcısının sebebi hayata yenik düşecek ve unutulup gidecek ama içindeki ağıl acı hep kalacak orada, kalbinin tam ortasında ve yüzünde, en anlamlı bakışında.rnBu yüzden belki meczup ya da hasta diyecekler ona.rnAcısı dinsin diye ilaçlar verecekler.rnAma dinmeyecek acı.rnSadece ilaçların ve zamanın etkisiyle geçmiş gibi yaparak yaşama yetisi kazandıracak ruhuna.rnHayat böyle sürecek bundan sonra.
Etkinlik bitmeden bir tane daha Güray Süngü kitabı okuyabildiğime göre ne mutlu bana.. Her ne kadar ikisi de ince kitap olarak görünse de nitelik olarak hiç de ince değillerdi. Ama Güray Süngü işte her türlü insanı içine çeker de sesiniz çıkmaz. Hem bir kitabın nasıl olacağını ismi belli etmez mi hiç, ben kitaba zaten ismine hayran olarak başlamışken sonra bir baktım kitabın ilk öyküsü ‘Hiçbir şey anlatmayan hikayelerin birincisi’ ikincisi değil yani, zaten ikincisi de yok kitapta ve tabii dediğim tek şey işte Güray Süngü edebiyatı, yazımı, biçimi, düşünüşü… Zaten hiçbir şey anlatmıyorsa ne gerek var ki diyeceksiniz ikincisine, birincisine.. Ama öyle değil ki sevgili okur, insan Güray Süngü’yü anlattıklarınla mı sever, bilâkis Güray Bey anlattıklarıyla değil de nasıl anlattığıyla sevilir. “Anlatılandan çok, bunu bir araç olarak kullanarak bir şeyler söyleyebilmek” düşüncesini açıklıkla ortaya koyuyor.

Kitap 11 öyküden oluşuyor, içlerinde en beğendiğim ‘Yara Kabuğu’ oldu fakat en dikkatle okunması gereken ise en son öykü olan ‘K..’idi hatta hem özenli hem ayrı bir inceleme isteyen öyküydü. Kitabın ne anlattığına gelecek olursak çok da aşina olmadığımız karakterler, mekanlar, olaylar ve temalar görmüyoruz aslında. Yalnızlık, karamsarlık, bilinmezlik ve yabancılaşma. Biraz Marxist olacak olacak ama kendine ve sınıfına yabancılaşma (kendinde sınıf ve kendisi için sınıf) örnekleriyle karşılaşıyoruz. Hatta sınıftan geçip topluma kadar karışıyor bazen ya da öyle bir oluyor ki kendini bile unutup ne toplumunu düşünebiliyor ne de kendini bu da bize biraz düşündüğümüzde modern insan klavuzunu gösteriyor.

Rasim Özdenören, modern çağın insanının kendini tanımak yerine hep başkalarını tanımak ukalalığına düştüğünü söyler. Biz bu kitapta bu tanımı özellikle de Duvara bakan adama bakan adamlar öyküsünde rahatlıkla görüyoruz. İnsan bu, kendine bir adım öteden bakmayı bilmez de başkasına sürekli yargılayıcı bakışlar atar durur. Sonunda da ne toplum hakkında doğru düşünebilir ne de kendi hakkında. İnsanlara roller biçmesek yahut birbirimize duvara bakar gibi bakmasak da birbirimizin haliyle hallensek… “Usta öykücü Mustafa Kutlu, hikâyelerinde küçük şehirleri, kasabaları, insanları, çiçekleri, çardakları, dolmuşları ve küçük şehre ait her şeyi olduğu gibi anlatır. Sonu hayal, rüya veya senaryo olsa da… Güray Süngü ise büyük şehir insanını, modern insanı ve yaşamını olduğu gibi hiçbir şey anlatmadan(!) anlatıyor.” Yazıyordu okuduğum bir yazıda bu cümleye inanın iki sevdiğim öykücünün ismi böylesine doğru geçiyorken nasıl da hak vermem ama şunu da söylemeliyim ki inanın ikisine de ihtiyacımız var. İnsan ruhunu hep modern hayatın çıkmazlarıyla dolduramaz ya insanın kimi zaman umutlanmaya, aşka inanmaya, hayatı sevmeye de ihtiyacı vardır.
Güray Süngü kimi zaman yazmış olduğu romanlarıyla kimi zaman öyküleriyle edebiyatımıza çok önemli bir yeri var. Açık bir ifadeyle ve isabetli bir söylem diyecek olursam, Türkiye'nin Yaşayan Oğuz Atay'ı olması.
Bu kitabın içerisinde bulunan bir hikaye sizin çokça susmanıza ve içinize doğru götürebilir. Ve bu hikaye..
'Hayat Yeniler Kendini'
Bu öykünün sarmalı içinde bulacaksınız kendinizi.
Diyeceğim şu ki mutlaka okunmalı.
Ödüllü bir yazardan ödüllü bir kitap ... Kitapta 11 öykü yer alıyor, karamsarlık ve hissizlik hâkim şimdilik. Biraz üçüncü sayfa, biraz ters köşe ...
Durgundu su, akıyordu su. Bazı kelimeleri cümle içinde kullanmak güzeldir. Suyu cümle içinde kullandıkça kirlenir su, cümle temizlenir ama su kirlenir.
Üç gün sonra öldüğü haberini aldım.

Kalkıp yerimden, karşısına geçip, onu, babamı omuzlarından tutup sarstığımı düşündüm.
Baba, dediğimi... hadi, dediğimi.
Bana, gözlerimin içine baktığını düşündüm. Neye hadi dediğimi sormadığını, anladığını... nasıl olacak der gibi baktığını, ağladığını düşündüm. Nasıl olacağını anlatır gibi birlikte sofrayı topladığımızı düşündüm.
Sarhoş olmuştu ve değilmiş gibi davranmak için bile zerre çaba harcamıyordu. ... Karşımda kör kütük olmak, salya sümük olmak bir şey ifade etmiyordu onun için. ... Bunların bir çocuğun babasına olan saygısını ve güvenini örseleyeceğini biliyor olmalıydı. ... ,orada sızıp kalırken, hep utanç duyardım.
Belki... zordaydı belki, onu kurtaracak bir oğula ihtiyacı vardı. Bilmem.
Belki benim de, oğlu tarafından kurtarılmaya muhtaç olmayan bir babaya ihtiyacım vardı.
Mevsim bahardı, ister istemez kalbinden iyi şeyler geçiyordu insanın, içindeki tüm karanlığa rağmen, ona inat.
"Biliyor musun?" diye sordu sonra.
"Anlatılanlara göre ben onu öyle çok seviyormuşum ki... Anlatılamazmış."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054494521
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okur Kitaplığı
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi, Deli Gömleği ile romanlarının ardından öyküleriyle de kendine ait bir okur kitlesi oluşturan Güray Süngü’nün ikinci öykü kitabı. Güray Süngü bu kitabında modern zamanlara dair öyküler kurguluyor. Kendi içinin dehlizlerinde kaybolan insanları anlatıyor. Aklın ve kalbin çıkmaz sokaklarında dolaşan bu insanların öykülerinin kim için ne ifade edeceğini, zaman gösterecek.rnBiliyorum bundan sonrasını.rnAcısının sebebi hayata yenik düşecek ve unutulup gidecek ama içindeki ağıl acı hep kalacak orada, kalbinin tam ortasında ve yüzünde, en anlamlı bakışında.rnBu yüzden belki meczup ya da hasta diyecekler ona.rnAcısı dinsin diye ilaçlar verecekler.rnAma dinmeyecek acı.rnSadece ilaçların ve zamanın etkisiyle geçmiş gibi yaparak yaşama yetisi kazandıracak ruhuna.rnHayat böyle sürecek bundan sonra.

Kitabı okuyanlar 43 okur

  • Fatma yılmaz
  • Gökçe
  • Küp's
  • Çiğdem
  • Rabia Ateş
  • Zeliha Tan
  • Zeynep
  • ~ Merve Yıldırım ~
  • fNt
  • leylâ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (6)
9
%21.4 (3)
8
%14.3 (2)
7
%21.4 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0