Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1367
Gösterim
Adı:
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054494521
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okur Kitaplığı
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi, Deli Gömleği ile romanlarının ardından öyküleriyle de kendine ait bir okur kitlesi oluşturan Güray Süngü’nün ikinci öykü kitabı. Güray Süngü bu kitabında modern zamanlara dair öyküler kurguluyor. Kendi içinin dehlizlerinde kaybolan insanları anlatıyor. Aklın ve kalbin çıkmaz sokaklarında dolaşan bu insanların öykülerinin kim için ne ifade edeceğini, zaman gösterecek.rnBiliyorum bundan sonrasını.rnAcısının sebebi hayata yenik düşecek ve unutulup gidecek ama içindeki ağıl acı hep kalacak orada, kalbinin tam ortasında ve yüzünde, en anlamlı bakışında.rnBu yüzden belki meczup ya da hasta diyecekler ona.rnAcısı dinsin diye ilaçlar verecekler.rnAma dinmeyecek acı.rnSadece ilaçların ve zamanın etkisiyle geçmiş gibi yaparak yaşama yetisi kazandıracak ruhuna.rnHayat böyle sürecek bundan sonra.
134 syf.
·4 günde
Etkinlik bitmeden bir tane daha Güray Süngü kitabı okuyabildiğime göre ne mutlu bana.. Her ne kadar ikisi de ince kitap olarak görünse de nitelik olarak hiç de ince değillerdi. Ama Güray Süngü işte her türlü insanı içine çeker de sesiniz çıkmaz. Hem bir kitabın nasıl olacağını ismi belli etmez mi hiç, ben kitaba zaten ismine hayran olarak başlamışken sonra bir baktım kitabın ilk öyküsü ‘Hiçbir şey anlatmayan hikayelerin birincisi’ ikincisi değil yani, zaten ikincisi de yok kitapta ve tabii dediğim tek şey işte Güray Süngü edebiyatı, yazımı, biçimi, düşünüşü… Zaten hiçbir şey anlatmıyorsa ne gerek var ki diyeceksiniz ikincisine, birincisine.. Ama öyle değil ki sevgili okur, insan Güray Süngü’yü anlattıklarınla mı sever, bilâkis Güray Bey anlattıklarıyla değil de nasıl anlattığıyla sevilir. “Anlatılandan çok, bunu bir araç olarak kullanarak bir şeyler söyleyebilmek” düşüncesini açıklıkla ortaya koyuyor.

Kitap 11 öyküden oluşuyor, içlerinde en beğendiğim ‘Yara Kabuğu’ oldu fakat en dikkatle okunması gereken ise en son öykü olan ‘K..’idi hatta hem özenli hem ayrı bir inceleme isteyen öyküydü. Kitabın ne anlattığına gelecek olursak çok da aşina olmadığımız karakterler, mekanlar, olaylar ve temalar görmüyoruz aslında. Yalnızlık, karamsarlık, bilinmezlik ve yabancılaşma. Biraz Marxist olacak olacak ama kendine ve sınıfına yabancılaşma (kendinde sınıf ve kendisi için sınıf) örnekleriyle karşılaşıyoruz. Hatta sınıftan geçip topluma kadar karışıyor bazen ya da öyle bir oluyor ki kendini bile unutup ne toplumunu düşünebiliyor ne de kendini bu da bize biraz düşündüğümüzde modern insan klavuzunu gösteriyor.

Rasim Özdenören, modern çağın insanının kendini tanımak yerine hep başkalarını tanımak ukalalığına düştüğünü söyler. Biz bu kitapta bu tanımı özellikle de Duvara bakan adama bakan adamlar öyküsünde rahatlıkla görüyoruz. İnsan bu, kendine bir adım öteden bakmayı bilmez de başkasına sürekli yargılayıcı bakışlar atar durur. Sonunda da ne toplum hakkında doğru düşünebilir ne de kendi hakkında. İnsanlara roller biçmesek yahut birbirimize duvara bakar gibi bakmasak da birbirimizin haliyle hallensek… “Usta öykücü Mustafa Kutlu, hikâyelerinde küçük şehirleri, kasabaları, insanları, çiçekleri, çardakları, dolmuşları ve küçük şehre ait her şeyi olduğu gibi anlatır. Sonu hayal, rüya veya senaryo olsa da… Güray Süngü ise büyük şehir insanını, modern insanı ve yaşamını olduğu gibi hiçbir şey anlatmadan(!) anlatıyor.” Yazıyordu okuduğum bir yazıda bu cümleye inanın iki sevdiğim öykücünün ismi böylesine doğru geçiyorken nasıl da hak vermem ama şunu da söylemeliyim ki inanın ikisine de ihtiyacımız var. İnsan ruhunu hep modern hayatın çıkmazlarıyla dolduramaz ya insanın kimi zaman umutlanmaya, aşka inanmaya, hayatı sevmeye de ihtiyacı vardır.
Abdullah
Abdullah Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi'yi inceledi.
134 syf.
·9/10
Uyanalı bir gün olacak az kaldı. Uykum var. Ama uyumaya kıyamadım. Bu saatte, Ramazan ayının güzelliği, sabah serinliği... Bir de insanlar az bu saatlerde. Onlar uyuyor. Size bildiğiniz bir sır vereyim mi? İnsanlar çok gürültü yapıyor yahu. Balkondan pencereden içeri içeri doluyor sesleri. Hayır insan sesinden rahatsız olmuyorum. Betonla karışmış, modern eşyalarla içiçe geçmiş insan kalabalıklarının insana ait olmayan seslerinden rahatsız oluyorum. Dedikodu gürültüleri buna dahil. Dedim ya eve eve doluyor. Ben de bu saatlerde kaçıyorum biraz gürültüden.

Kitaplığa yaklaşıyorum ve bu kitabı görüyorum. İnsanı konuşturan bir yazar Güray Süngü. Acılarını konuşturan. İnsanın gürültüsünden kaçtığım bu vakitte, insanın acılarını duymaya eğiliyorum. Gürültü yapmayan insanlar acı çekiyor olabilir mi? Kitaptan bir satır bile okumadım daha sadece bunları hissediyorum. Bismillah...
134 syf.
·Beğendi·10/10
Güray Süngü kimi zaman yazmış olduğu romanlarıyla kimi zaman öyküleriyle edebiyatımıza çok önemli bir yeri var. Açık bir ifadeyle ve isabetli bir söylem diyecek olursam, Türkiye'nin Yaşayan Oğuz Atay'ı olması.
Bu kitabın içerisinde bulunan bir hikaye sizin çokça susmanıza ve içinize doğru götürebilir. Ve bu hikaye..
'Hayat Yeniler Kendini'
Bu öykünün sarmalı içinde bulacaksınız kendinizi.
Diyeceğim şu ki mutlaka okunmalı.
reyhan
reyhan Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi'yi inceledi.
134 syf.
·Puan vermedi
"Kazlıçeşme'den beri ayaktayım ve ineceğim durak Pendik. Hayır yer olmadığı için değil. Sadece kitaptan gözümü ayıramıyorum. Belki birkaç koltuk için savaşabilirdim. Çok fırsatım oldu ama çakılı kaldım bu kapı ağzına sanki. Arada yoklayan bir tebessüm var. Şefkat dolu eller var ama oturacak tek bir yer yok." demiştim ya... Şimdi beni o kapı ağzında çakılı kılan her neyse, zihnimi parça parça ediyor. Bir sonraki aşama sanıyorum. Zihnimin en ücra köşelerinden yeni endişeler çıkartıyorum kul hâlimle. İnsan yaşadığı şeyler üzerine konuşur, ben de öyle yapıyorum. Zaten yaşamadığımız şeyler üzerine konuşunca hiç çekilmiyoruz. Kul hâlimle diyordum, ne çok endişem var! Bir daha ve bir daha ve ihtimaller arasında kalıp duruyorum! Deliriyorum! Sonra duruluyorum, sonra diyorum teslimiyet, senin adın ne, senin adın ne güzel... İşte bu iki durum arasında gidip gelmektir hayat ve gidip gelmeler durur. Hayatını kaybedersin.
.
Kitaba gelecek olursak, fazla ölümlü, fazla hiçbir şey ve çok şey anlatıyor. Alt metin okumaları ile dolu ama sürekli birilerinin bir cinayete ya da intihara maruz kalması içimi fazla kararttı yani umuda ihtiyacım varken şimdi olmamalıydı. Ama bu kitap biraz böyle, bu yazar biraz böyle. Ama anlatı ama kurgu olağanüstü! Okumazsan çok şey kaybetmezsin ama okursan çok şey kazanırsın bâbından bir sevgili Güray Süngü kitabı...
134 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ödüllü bir yazardan ödüllü bir kitap ... Kitapta 11 öykü yer alıyor, karamsarlık ve hissizlik hâkim şimdilik. Biraz üçüncü sayfa, biraz ters köşe ...
134 syf.
·7 günde·7/10
"Mevsim bahardı, ister istemez kalbinden iyi şeyler geçiyordu insanın, içindeki tüm karanlığa rağmen, ona inat." S.91

İlginç öykülerin olduğu gerçekten değişik bir kitaptı. Özellikle son öyküsü K.. tekrar tekrar okunası. Dili farklı, öyküleri kurgusu farklı. Öyküseverlerin denemesi gereken bir isim. Ben devam edeceğim.



Hacı Bayram Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi Güray Süngü
Durgundu su, akıyordu su. Bazı kelimeleri cümle içinde kullanmak güzeldir. Suyu cümle içinde kullandıkça kirlenir su, cümle temizlenir ama su kirlenir.
Öfkeli bile değildim.Yalnızdım sadece.
Doğduktan bir süre sonra yalnız kalmıştım.
Yalnızlığımın üzerine bir cümle bile kurmamıştım içinde su bile geçen..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054494521
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okur Kitaplığı
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi, Deli Gömleği ile romanlarının ardından öyküleriyle de kendine ait bir okur kitlesi oluşturan Güray Süngü’nün ikinci öykü kitabı. Güray Süngü bu kitabında modern zamanlara dair öyküler kurguluyor. Kendi içinin dehlizlerinde kaybolan insanları anlatıyor. Aklın ve kalbin çıkmaz sokaklarında dolaşan bu insanların öykülerinin kim için ne ifade edeceğini, zaman gösterecek.rnBiliyorum bundan sonrasını.rnAcısının sebebi hayata yenik düşecek ve unutulup gidecek ama içindeki ağıl acı hep kalacak orada, kalbinin tam ortasında ve yüzünde, en anlamlı bakışında.rnBu yüzden belki meczup ya da hasta diyecekler ona.rnAcısı dinsin diye ilaçlar verecekler.rnAma dinmeyecek acı.rnSadece ilaçların ve zamanın etkisiyle geçmiş gibi yaparak yaşama yetisi kazandıracak ruhuna.rnHayat böyle sürecek bundan sonra.

Kitabı okuyanlar 136 okur

  • Nurcan Bağ
  • Sümeyye
  • Abdullah
  • Sultans sultans
  • Sevda Höke
  • Fatih
  • ikircikli
  • Ahmet Altun
  • Aladdin Milli
  • Seferi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.3 (12)
9
%22 (9)
8
%34.1 (14)
7
%12.2 (5)
6
%2.4 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0