Hiçlik Defteri 2 (Tanrı ile Dans Etmek - Gebe Kalan Kışın Çocuğu - Kuş Kızlar)

·
Okunma
·
Beğeni
·
271
Gösterim
Adı:
Hiçlik Defteri 2
Alt başlık:
Tanrı ile Dans Etmek - Gebe Kalan Kışın Çocuğu - Kuş Kızlar
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758612642
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anahtar Yayıncılık
Anılarımızın bir güncesini tutmamız gerekir; gönül güncesi, can gölgesinde hiçlik defterine yazılır. Çabamız, hiçlik defterine yazılanları okuma uğraşı olarak algılanmalıdır. Bana göre düşünsel deneyim yapmak, düşünce düşü kurmaktır: Bu deneyimi bedene yöneltmek düşü kırmak ve yeni bir düşe kulaç atmak demektir. Bedene yönelik düşünsel deneyim, kendini davranış olarak dışa vurur. Davranış, yazgı kimliği olarak nedenin yazdığı bir öyküdür bir bakıma. Öykü okunduğunda -ki yaşanarak okunur- davranış kendi nedenini sese dönüştürür. Sesleri çözdüğümüzde bunun bilme kültürünün değil, değiştirme kültürünün bir parçası olduğunu hemen anlarız. Bu anlamda yazan kişi normal insanlara göre bir yabancılaşmayı yaşamış olmalıdır. Tam da bu nedenle insan yazmak için yaşar ya da yaşamak için yazar: Ne çare, yaşam gerçektir, yani her gerçek gibi iki yüzlü. O zaman düşünürsün: Bu iki yüzlü gerçeğin bir felsefesi olsun istersin. Yaşamın içerisindeki amaçlı yürüyüşün, dışarıdan bir savrulma olarak algılansa da sen; iki yüzlülüğü bir erdem olarak gören ya da yetişmişliğin kanıtı kabul eden bir sûfi olmayı yeğlersin. Doğru mu yaparsın yanlış mı yaparsın bilemeyiz: Ama yaşamının hiçbir anında ne kendini aldatırsın ne de satarsın.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hiçlik Defteri 2
Alt başlık:
Tanrı ile Dans Etmek - Gebe Kalan Kışın Çocuğu - Kuş Kızlar
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758612642
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anahtar Yayıncılık
Anılarımızın bir güncesini tutmamız gerekir; gönül güncesi, can gölgesinde hiçlik defterine yazılır. Çabamız, hiçlik defterine yazılanları okuma uğraşı olarak algılanmalıdır. Bana göre düşünsel deneyim yapmak, düşünce düşü kurmaktır: Bu deneyimi bedene yöneltmek düşü kırmak ve yeni bir düşe kulaç atmak demektir. Bedene yönelik düşünsel deneyim, kendini davranış olarak dışa vurur. Davranış, yazgı kimliği olarak nedenin yazdığı bir öyküdür bir bakıma. Öykü okunduğunda -ki yaşanarak okunur- davranış kendi nedenini sese dönüştürür. Sesleri çözdüğümüzde bunun bilme kültürünün değil, değiştirme kültürünün bir parçası olduğunu hemen anlarız. Bu anlamda yazan kişi normal insanlara göre bir yabancılaşmayı yaşamış olmalıdır. Tam da bu nedenle insan yazmak için yaşar ya da yaşamak için yazar: Ne çare, yaşam gerçektir, yani her gerçek gibi iki yüzlü. O zaman düşünürsün: Bu iki yüzlü gerçeğin bir felsefesi olsun istersin. Yaşamın içerisindeki amaçlı yürüyüşün, dışarıdan bir savrulma olarak algılansa da sen; iki yüzlülüğü bir erdem olarak gören ya da yetişmişliğin kanıtı kabul eden bir sûfi olmayı yeğlersin. Doğru mu yaparsın yanlış mı yaparsın bilemeyiz: Ama yaşamının hiçbir anında ne kendini aldatırsın ne de satarsın.

Kitap istatistikleri