Adı:
Hikayeler
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
145
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055994839
Çeviri:
Yasin Topaloğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elips Kitap
Millî Eğitim Bakanlığınca Türk ve dünya edebiyatında 100 Temel Eser'in önce ortaöğretimde ardından ilköğretimde belirlenmiş olmasını, ülkemizdeki okuma oranını artırmaya yönelik bir çaba olarak görüyoruz. Bir başlangıç olarak ilköğretimde 100 Temel Eser ümit vericidir; ilköğretim seviyesindeki çocuklarımıza bu eserleri okutmayı başarabilirsek, "okuyan toplum" olma yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır.

İlköğretimde 100 Temel Eser'in bir başka olumlu yönü de; aynı eserleri okumuş, o eserlerdeki dil varlığı ile duygu ve düşünce zenginliğini fark etmiş bireylerin oluşturacağı bir toplumun daha hoşgörülü, daha paylaşımcı olmasını sağlamasıdır.
Sabah başladım ve öğleye doğru bitirdim. Bu sefer de önceden okuduğum iki öykü vardı kitapta, onları hatırladım ve geçtim...diğerleri ise...ilk hikâyeden itibaren severek aşina olduğum Çehov tadını aldım, hemen. İlk iki hikâyede kanayan, trajik iki karakterle kedere doğrudan dalış yapıyoruz: sefil, acınası karakterler ışıl ışıl parlıyorlar sayfada, gece okumaya kalksanız, sanki ışık ışık görünecekler gibi, o kadar. Ardından mizah dolu öyküler geliyor, yozlaşmış siyasi karakterler, yalaka insanlar, iğrenme hissi verebilecek insanlarla dolu hikâyeler Çehov'un elinde hem ders alınacak ibretliklere, hem de belki sonradan, başka zamanlarda tekrar tekrar okunacak insan hikâyelerine dönüşüyor. Bu kitapta da öne çıkan bir kaç öykü var. Bunlardan biri Vanka adında bir çocuk... Mazlum, kimsesiz, yoksul, çaresiz Vanka'nın çalıştığı ve ezildiği yerden dedesine beni geri al, yanına geleyim diye yalvardığı mektup kitabın havasını daha da güzelleştiriyor. Kitabın zirve noktası Kötü Kader adlı hikâye...burada da bir kez daha kendini görmeyi, tanımayı öğrenen; geleneklere ve genel ahlâk anlayışına baş kaldırmayı tercih eden bir kadın karakter görüyoruz, daha önceki bazı hikâyelerdeki gibi. Çehov kimi ya da neyi anlatırsa anlatsın, anlattığı insanı, insanları ve olayları net ve lekesiz, berrak bir şekilde görmemizi sağlıyor. Sanki, nice yazarın yapmayı başaramadığı, yapmak için nice cümlelerle uğraşıp ancak karmaşıklaştırdığı şeyi çok sade, çok yalın bir şekilde başarıyor: her hikâyesinde bize derinlikli, gerçeklik hissi veren, bizi yaşadığı, hissettiği şeyin gerçekliğine ikna eden karakterler yaratıyor, böylece hikâyeler sadeliği, yalınlığı içerisinde ışıldayan, hisseden insanlarla dolup taşıyor. Herhalde en çok Çehov'un kitaplarını açtığımızda bunca gerçek, hakiki insanla karşılaşıyoruz. Kitabın kapağını kaldırmamız yetiyor o gerçekliği, o hissi yaşayabilmek için. Gusev haftalardır aklımdaysa, ya da Volodya'yı düşünüyorsam ara ara, hep bundan.

Bir Çehov kitabını bitirince yapılacak en iyi şey ne olabilir? Meselâ dinlenmek...bu olabilir...ya da biraz uzanmak.. dodi masanın altında yatarken onu seyretmek ve artık daha az acı çekmesini istemek, sonra balkonun kapısından esen rüzgâr için şükredip sabahki nem ve hiç sevmediğin güneş çekip gittiği için kendini iyi hissetmek; belki içeri gidip bir şeyler atıştırmak, perdeyi aralayıp artık heryerin yıkıldığı o devasa inşaat alanına ve çocukluk günlerinin yok olup gittiği bu sokaklara bakmak...bir bardak su içip tekrar uzanıp yatağa, televizyonu kapayabilirsin ve ardından elin hemen yanı başındaki masaya uzanabilir, ve istersen, ki istiyorsun, eline bir Çehov kitabı daha alabilirsin. Bırak, sayfalar açılsın, hikâyeler aksın, Çehov sana bir kez daha o güzel insanlarını anlatsın...

Kitabı, Çehov seven sevmeyen, bilen bilmeyen herkese, mutlaka, öneriyorum. geç kalmayın.
Kitapta geçen hikayelerin her birinde insan kendi yaşamından kesitler bulabiliyor ,kahramanlar çevremizdeki insanlardan birileri olabiliyorlar; ne güzel.
Hikayeler kitabı;
Bu kitabın içinde bir çok hikaye var ama ben en çok 3 hikayeyi beğendim zaten en çok beğendiklerimin özetini yapmıştım. Bu kitapta bizim ders çıkaracağımız birçok konu var bu konuların içinde kaybolucaksınızdır, kitabın içinde birçok hikaye olduğu için konular biraz karışa bilir ben karıştırmadım ama siz karıştıra bilirsiniz bu yüzden dikkat edin arkadaşlar. Ben okurken çok keyif aldım içindeki kurgular ve içindeki gerçek hayattan uyarlanan o güzel hikayeleri beni benden aldım diyebilirim ancak içindeki 1 veya 2 tane hikayeyi pek anlamadım yine, yine, yine de olsa okuyup bitirmekti benim amacım da o hikayeleri okuyup size bu inceleme ile anlatmak istedim. Aslında benim başka bir incelememde "eğer bir kitabı defalarca okuyup hala anlamadıysam okumamın pek bir değeri ve anlamı yoktur" gibi birşey demiştim bu kitapta da aynısı oldu ama yine de içindeki diğer hikayeler bu kusuru kapattı. Arkadaşlar ben galiba fazla konuştum, kitabı çok beğendim ve herkeze tavsiye ederim
Tolstoy, Anton Çehov'u şöyle anlatır: 'O adam eline geçmiş boyaları hiç düşünmeden gelişi güzel vuruyor sanırsınız; o boyalar arasında hiçbir münasebet görünmez ama bir de uzaklaşıp baktınız mı şaşırıverirsiniz. Önünüzde parlayan, bir daha unutamayacağınız bir resim vardır.'
Anton Çehov ile tanışmam bu kitapla oldu. Kitabı oldukça beğendim. Okuma listemden sıra gelirse diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Kitabın içeriğine bakacak olursak, kitabımız 5 öyküden oluşuyor:

1-İşler tıkırında gidiyor!
2-Kader
3-Evet, haklı O'dur!
4-Kötü kişi
5-Günün filozofu

1.öyküde hayvan yetiştiriciliği yapan baba ile oğulun hayvanlarını satmak için şehre tren ile gitmesini konu alıyor. Özellikle yazarımız belirli konumlara gelmiş memurluk yapan kişilerin köylüye yaşattığı sıkıntıları anlatmış. Rusya'daki köhnemiş düzenin eleştirisi yapılmış. Aynı tema ikinici öyküde de işlenmiş.

2.öykü, garsonluk mesleği ile meşgul olan Nikola isimli karakterimizin ayaklarından dolayı işini bırakıp eşi ve kızı ile baba ocağına sığınışını, orada yaşadığı sıkıntıları konu ediniyor. İlk öyküde de bahsettiğim gibi Rus bürokrasinin eleştirisi yapılmış, köylü ile yaşadıkları sıkıntılar gözler önüne serilmiş. Bu öyküde yaşanan dram insanın içini sızlatıyor.

3.öykü insanın midesini bulandıran türden, belkemiği olmayan ama önemli konumları işgal etmiş kişilerin yaşadıkları gülünç durum konu edinilmiş. Kısa ama etkileyici bir hikaye.

4.öyküde tren raylarından somun çalan bir köylünün polis sorgusunda yaşadığı gülünç bir olay anlatılmış. Köylünün ne kadar eğitimsiz olduğu, içinde bulunduğu durumun ne kadar ciddi olduğunu kavrayamayışı konu edinilmiş.

5.öykü, bir köpeğin bir kişinin parmağını ısırması ve polisin bu olayı sorgulama sürecinde sahibinin kim olduğuna göre sorgu sürecini yönlendirmesi alaycı ama bir o kadar da bozulmuş bir düzenin eleştirisinin yapılması açısından okumaya değer.

Genel anlamda öykülerin dilini akıcı , kitabın çevirisini de iyi buldum.
Adı üstünde hikayelerden oluşan bir kitap. Dili sade ve akıcı, her hikayeden çıkarabileceğiniz bir öğüt var. Hikaye konuları günlük hayattan, çıkarcı, aç gözlü, namuslu geçinen insanlardan oluşan kahramanlarla dolu. Her şey güzel fakat bu kitabın ilköğretim çocukları için seçilen yüz temel eseri oluşturması biraz düşündürücü. Çehov' u severim ama bazı hikayelerin fazla açık dilli olması, çocukların okuması için biraz eleme yapılmasını gerektiriyor diye düşünüyorum. Evet çocuklarımız klasik eserleri tadsın ama belli ölçülerde.
"Yüreğinde Tanrı korkusu olanlar bu gibi şeylerle uğraşmazlar!" diye söylendi durdu.
Anton Çehov
Sayfa 7 - Nilüfer yayıncılık
- Evet, dedi, dirseğin ağzına yakındır ama ısıramazsın.. Mutluluk var ama arayıp bulamazsın..
Şeytana değil ruhunun tümünü, yarısını bile vermeye değecek birşey yoktu yeryüzünde...
Anton Çehov
Sayfa 15 - Nilüfer yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hikayeler
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
145
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055994839
Çeviri:
Yasin Topaloğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elips Kitap
Millî Eğitim Bakanlığınca Türk ve dünya edebiyatında 100 Temel Eser'in önce ortaöğretimde ardından ilköğretimde belirlenmiş olmasını, ülkemizdeki okuma oranını artırmaya yönelik bir çaba olarak görüyoruz. Bir başlangıç olarak ilköğretimde 100 Temel Eser ümit vericidir; ilköğretim seviyesindeki çocuklarımıza bu eserleri okutmayı başarabilirsek, "okuyan toplum" olma yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır.

İlköğretimde 100 Temel Eser'in bir başka olumlu yönü de; aynı eserleri okumuş, o eserlerdeki dil varlığı ile duygu ve düşünce zenginliğini fark etmiş bireylerin oluşturacağı bir toplumun daha hoşgörülü, daha paylaşımcı olmasını sağlamasıdır.

Kitabı okuyanlar 60 okur

  • GÜLŞEN PEHLİVAN
  • Utku Can Ökmen
  • Hilal
  • Berat Şipak
  • Bsryldz
  • pisces sirius
  • melek meriç bayburt
  • Kitap Odası
  • Rıdvan Gegen
  • Muallimi Evvel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.1 (1)
9
%14.3 (2)
8
%42.9 (6)
7
%35.7 (5)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0