Adı:
Hikayem Paramparça
Baskı tarihi:
3 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750511189
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor.
Emrah Serbes’ten parça parça anlar, parça parça anılar, paramparça hikâyeler.

Annemin öldüğünü anlatma, onun etkisi altında olduğum için kendisini sevdiğimi düşünmesin. Tamam Galip. Karanlıkta uyuyamadığım için gece lambasını açık bıraktığımı anlatma, beni ottan boktan korkan biri zannetmesin. Tamam Galip. İlk defa âşık olduğumu anlatma, beni bu konularda tecrübesiz biri zannetmesin. Tamam Galip. Geçen sene el frenini çekmeyi unutup Kartalı boklu dereye yuvarladığımızı anlatma. Malının kıymetini bilmeyen biri olduğumu düşünmesin. Tamam Galip. Babamın orospu çocuğu olduğunu anlatma. Onu bizzat ben anlatmak istiyorum. Tamam Galip. Gecenin ilk müşterisi olan, sabahçı kahvelerinde, çorbacılarda ayılan genç adamlar. Bazen en anlamsız yüzü yaşamanın ve bazen yel değirmenini arayan içli bir hatıra. Henüz ölmemişler ve ölümle tanışmamışlara yazılmış hikâyeler... Namluya sürülmüş küfür... Büyümemiş bir çocuk... Pati yapan arabalar, yutkuna yutkuna dinlenen şarkılar ve hayattan meseleler. Kutlanan yenilgiler, hayat kerpiçten bir gökdelen sevgili kardeşim, yanlış bir parantezde yaşıyoruz. Bırak konuşalım, iki çift laf edelim, yüz yüze bakıyoruz... Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor. Emrah Serbesten parça parça anlar, parça parça anılar,
176 syf.
TIPKI HAYAT GİBİ!

Paylaşıp paylaşmamak arasında gidiyor geliyor kalbim.

Sıradaki şarkı tüm parçacıklara gelsin.
Tüm parçalanmışlara gelsin.

“İnsanı delik deşik eden sessizlikler var, geceyi bölen çığlıklardan beter.”

Hiç sustunuz mu çığlık çığlığa?
Ya da konuştunuz mu suskun suskun?

Ne az susmuşsun, ne çok konuşmuşsun Emrah Serbes sonunda (t) yok!


“Bir istek başka bir isteği doğuracaksa ve biz sonunda hep mutsuz olacaksak neden hala istemeye devam ediyoruz?”

Çünkü; İnsanız, doyumsuzuz.
İnsanoğlu ister, istemekten vazgeçmez.
Düşünmez ki mutsuz olacağını.
İnsanız sonuçta istiyoruz, istemeye de devam ediyoruz.

“Herkes güzel bir hikayenin konusu olabilir”
Kaçımız bir hikaye konusu olduk, kaçımızın hikayesi var belkide hepimizin var, evet evet hepimizin bir hikayesi var aslında.
Mutlu muyuz peki?
Hikayelerimizle nasılız, hikayemizdeki “Ben” nasıl acaba?
İçinde olduğumuz hayatımız da hikayemiz değil mi dönüp baktık mı hiç?
Neler var diye? Kimler var?
Hikayemizin derinliklerine indik mi hiç?
Dönüp baktık mı? Yoksa üstün körü geçmiş diye mi nitelendirdik hikayelerimizi?

Emrah Serbeste hikayesine inmiş, kendi hikayesine, her cümlede bir bilinmezlik bir parçalanmışlık (adı gibi) bırakmış.
Gizem dolu bir yazar olduğunu düşünüyorum okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen çok beğendim bunun nedeni de belki okurken kendimden bir şeyler bulmamdan dolayıdır.
Derleme şeklinde bir kitap olması da ayrıca hoşuma gitti.
Tanıştığımıza memnun oldum Emrah Serbes ve seni de unutmayacağım Galip
“Senin yüzünden oldu anlatamadın beni”


Nasıl da benzettim hikayelerimizi!

Bir hikayem var paramparça desen değil,
Un ufak olmuş,
Ele avuca sığmaz,
Bir hikayem var benimde un ufak olmuş
Her rüzgar estiğinde dört bir yana dağılan hikayelerim var benim
Toplanacak gibi değiller, toparlanacak gibi değiller.

Baştan sona alıntılarla hayat dolu bir kitap.
Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum ve https://m.youtube.com/watch?v=CmY6Tkqkfrs

Azıcık parçalanının.
176 syf.
·Beğendi·8/10
Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama satır aralarında inanılmaz şeyler gizli bu kitabın. Müptezeller kadar etkilemese de, Emrah Serbes yazsın biz okuyalım.

Gerçekten hoş ve güzel yazılmış bi'kitap. okurken altını çizerek okumaya bayılırım. yine kalem yanımda okurken bazı hikayelerin paragraf paragraf altını çizerken bu gidişle tüm kitabı çizeceğimi fark ettim ve bıraktım. o derece sağlam hikayeler var.

kitapta genel olarak çok kısa hikayeler olduğundan bir paramparçalık söz konusu ama zaten kitabın adından da bu anlaşılabiliyor. kitabın bence en güzel hikayesi en sondaki Galip İş hanı hikayesidir. genel olarak keyifli

Yine bir oturuşta bitirilebilecek rahat bir kitap.Tavsiye ediyorum.

"bütün söylenecekler söylendi bütün susulacaklar susuldu. bütün bunlardan geriye bir şeyin külü kaldı ama neyin külü derseniz allah belamı versin ki bilmiyorum. ben iyi bir başlangıçtım sadece. bazı insanlar sadece iyi bir başlangıç yapmasını bilirler, sıkılırlar, sürdüremezler.”
176 syf.
·1 günde·Beğendi
Emrah serbes içimizden biri. Samimi bir yazar olduğunu cümlelerinde hissediyorsunuz zaten. Afili filintalar adlı blogunda önceden yayınladığı yazılarından derlemiş bu kitabı. Hayatın içinden sizi saracak kısa hikayelerden oluşuyor. Afili cümlelerle süslemiş hikayeleri adı gibi. Sanırım diğer bir iki kitabı kaldı okumadığım. Onları da okumayı düşünüyorum. Başarılı bulduğum bir yazar kendisi. Okuma fırsatı bulursanız eğer es geçilmeyecek bir yazar olduğunu anlarsınız.
176 syf.
·4 günde·8/10
Spoiler vermeden kitaptan biraz bahsetmek istiyorum. Daha önce yazarın adını duymamıştım bile. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine alıp okumaya başladım. Açıkçası biraz ön yargıyla başladım kitaba. Bunun üzerine Kafa Dergisinde de yazarın yazılarını görünce alıp başlamak istedim. Yazar az lafla çok şey anlatmış. Oldukça akıcı bir dille yazmış kitabı. Kitaptan yaptığım alıntılarla yeni bir kitap çıkar neredeyse.
176 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
Emrah Serbes'in daha önce hep romanlarını okudum. Kendisiyle de Behzat Ç. dizisi ile tanıştım. Emrah Serbes sokağı,Ankara'yı, kaybedenleri, çoğunun son dakikada yediği gölü ilk dakikada,doğar doğmaz yiyenleri iyi tanıyor. Ve hep kenarda kalmışları yazıyor.

Kitabın diline bakacak olursak diğer kitapları gibi içinde yer yer 'afilli'cümleler var yer yer ise kallavi küfürler. Tıpkı hayat gibi. İçinde yazarın bazı anıları daha doğrusu hatırlayıp biraz da üzerinde oynadığı anıları var. Ve sonunda Galip İşhanı başlıklı ilk kez kitapta yayımladığı bir yazı.

İyileşen Adam başlıklı bir yazı var kitapta. İçersinde bi adamın organlarını garip bir şekilde kaybedeşi anlatılıyor.(Çok anlatmak istemiyorum.) O yazıyı okurken bir an kendimi koydum yerine, sonra seni, bizi, onları kısaca insanı koydum o adamın yerine. Sahip olduğumuz ellerimizi kaybedişimizi değil de bir çocuğun başını okşamayı unutan ellerimizi düşündüm. Her şeyi duyup çocuk çığlıklarına kapatılan var olduğunu düşündüğümüz kulaklarımızı düşündüm. İyilikte geri duran hırsa, hasete koşan bacaklarımızı da düşündüm. Anlayacağınız ben o yazıda insanı insan yapan şeyleri bir bir kaybedişimizi ama bunun farkına varamayışımızı düşündüm. Ne olur bunu biraz sizlerde düşünün ve ne olur birilerine de düşündürün.


İncelememi daha kitaba başlar başlamaz karşıma çıkan sayfalarca anlam içeren " Bir gün öyle bir dil gelişecek ki tek laf etmeye gerek kalmayacak."cümlesiyle bitirmek istiyorum. Umarım bu dil halden anlama olur ve yeryüzünde yaşayan her insan bu dili konuşur ve anlar.

Keyifli okumalar. :)
176 syf.
·Beğendi·10/10
Her kültürden, farklı türde, dünyaya farklı bir açıdan bakan iki çift göz çıkar. Bana göre Emrah Serbes bunlardan birisini 'hikayem paramparça' da uygulamış. Okuyucu ne bekler ne ister neyle mutlu olur nasıl akıcı olur yada ne yazarsam çok tutar satılır diye düşünülmemiş hissini veriyor. Bu şekilde olunca yazarın doğal içten bir tutumla iç dünyasını görüyorum. Hepsi kısa hikayelerden oluştuğu için özellikte bayıldığım 'Tamam Galip' den bahsetmek istiyorum. Her oyunda veya romanda farklı karakter görürüz ama Galip kadar garip bir karakteri oluşturmak zor bir mesele olmalı. Mesela, arkadaşının şapkası suya düştüğünde o sazlığa atlıyor şapkayı almak için ama Galip de dalıyor sazlığa, Galip hayat tarafından öyle bir acıyla yoğurulmuş ki somut olan acıyı hissetmiyor. Çünkü sazlığa atlayınca taşlar kesik oluşturmuştu bedeninde. Böylesine acı ile hayat denilen meydanda kavrulan adam, yalnız kalmaktan korktuğu için suya arkadaşının yanına atladığını söylüyor. Böylesine uç karakter kitabın kalbiydi diye düşünüyorum..
176 syf.
·3 günde
''ben seninle mutsuzluğa da varım.'' kitabı bu cümlenin altını çizebilmek için almıştım nice altı çizilecek cümlelerin sayfalarda nefes nefese beni beklediğini farkettim.
176 syf.
·9/10
Arkadaş tavsiyesi üzerine merak edip okuduğum bir kitap. Gerçekten çok beğendim bugün başladım ve gece yarısında bitirdim. Arkadaşımın kitabı olmasa altını zevkle çizeceğim bölümler vardı. Sürükleyici , hoş ve hafif tatlı melankoli konuları içeren bir kitap. Sanırım yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.


Kurtuluş Parkı’nda yaprak dökümü... Hava açık... Yıldızlar yere yakın... Taş atsak bir ikisini düşürebiliriz. “Neden olmaz ,” diye soruyorum. “Mutsuz oluruz,” diyorsun. “Herkes mutlu olacak diye bir kural yok, biz de mutsuz olalım.”
176 syf.
Emrah Serbes bu kitabıyla kıyıda köşede kalmışları,hayata alışamamışları,ölmeden önce ölmüşleri,yenilmişleri,kaybetmişleri yazmış.
Kaleminde yine karamsarlık var fakat acılarıyla,yalnızlığıyla dalga da geçiyor aynı zamanda.Farklı bir üslubu var Emrah Serbes'in sanki sohbet ediyormuş hissi veriyor bana.
Parça parça anlar,paramparça hikayelerin yer aldığı kitapta yazar,
Özellikle sonundaki Galip işhanı hikayesi ile son noktayı koymuş
diye düşünüyorum
Ben okurken çok keyif aldım.#erkenkaybedenler kadar güzel bir eserdi benim için.Mutlaka diğer eserlerini de okumalıyım.
176 syf.
Bu kitapta kısa denemeler de, anılar da, paramparça hikayeler de resimler eşliğinde karşımıza çıkıyor. Bütün yazıları çok güzel olmasa da mutlaka beğenebileceğiniz satırlarla karşılaşıyorsunuz. Ben okurken keyif aldım. Fakat acılarıyla, yalnızlığıyla dalga da geçiyor aynı zamanda. Okunabilir bir kitap. Özellikle duygusal bir devrinizdeyseniz.
176 syf.
·Beğendi·10/10
afili filintalarda yazılanların ve minik hikayelerin bulunduğu her okuyanın kendinden bir şeyler bulduğu okurken farkındalığı arttıran baş ucu kitabıdır
176 syf.
·Beğendi·7/10
Emrah Serbes' in kitabı güzeldir diye aldım. Ancak diğer kitaplarına oranla beğenmedim. Afili Filintalar'da yazdıklarını derleyip kitap haline getirilmiş. Sayfaların bir çok kez altını çizdim. Binlerce anlam var sanki eğer kitap yokluğu yaşıyorsanız ilaç gibi geliyor. Emrah Serbes'in diğer kitaplarını almanızı tavsiye ediyorum .
Varol Emrah Serbes!
http://www.portalkitap.blogspot.com.tr
"Bir şarkıyı, sanki yeryüzünde dinlenecek başka bir şarkı yokmuş gibi, yüz sefer arka arkaya dinlediğin oldu mu hiç?"
" Oldu," dedi.
"Anlatamadığın şeyi o şarkıda bulduğun içindi işte o," dedim.
Kendimizi özgür zannediyoruz oysaki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar. Sınırlara gelince fark ediliyor bu. Dışarı çıkmak isterken kendini cama vurup duran yarı delirmiş karasinekler gibiyken. Sadece geceleri, yapayalnız ve yalınayakken anlaşılabilecek şeyler var.
“Aslında o kadar da önemli biri olmadığımızı anladığımızda neden üzülüyoruz ki?” diye sormuştu o gece. “Bunun temel bir aydınlanma anı olması gerekmez mi? Hepimizi önemli insanlar olduğumuza inandırdılar. Sonra da çekip gittiler.”
"Bir istek başka bir isteği doğuracaksa ve biz sonunda hep mutsuz olacaksak neden hala istemeye devam ediyoruz?"
Şunu çok sık duydum. ‘’ Falanca yazarı çok seviyordum, ama son yaptıklarından sonra onu bir daha okumayı düşünmüyorum.’’ Demek ki Dostoyevski’nin zamanında yaşasaydın, kumarbaz diye onu da okumayacaktın. Yazarların özel hayatını unutmak lazım. Yazarların söylediklerini fazla ciddiye almamak lazım. Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.
Serin ve sakin bir sabah balkonda kahvaltı ediyorduk. Saçların dağınık, gözlerin uykuluydu. Kalbimi kazanmak için hiçbir şey yapmana gerek yoktu..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hikayem Paramparça
Baskı tarihi:
3 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750511189
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor.
Emrah Serbes’ten parça parça anlar, parça parça anılar, paramparça hikâyeler.

Annemin öldüğünü anlatma, onun etkisi altında olduğum için kendisini sevdiğimi düşünmesin. Tamam Galip. Karanlıkta uyuyamadığım için gece lambasını açık bıraktığımı anlatma, beni ottan boktan korkan biri zannetmesin. Tamam Galip. İlk defa âşık olduğumu anlatma, beni bu konularda tecrübesiz biri zannetmesin. Tamam Galip. Geçen sene el frenini çekmeyi unutup Kartalı boklu dereye yuvarladığımızı anlatma. Malının kıymetini bilmeyen biri olduğumu düşünmesin. Tamam Galip. Babamın orospu çocuğu olduğunu anlatma. Onu bizzat ben anlatmak istiyorum. Tamam Galip. Gecenin ilk müşterisi olan, sabahçı kahvelerinde, çorbacılarda ayılan genç adamlar. Bazen en anlamsız yüzü yaşamanın ve bazen yel değirmenini arayan içli bir hatıra. Henüz ölmemişler ve ölümle tanışmamışlara yazılmış hikâyeler... Namluya sürülmüş küfür... Büyümemiş bir çocuk... Pati yapan arabalar, yutkuna yutkuna dinlenen şarkılar ve hayattan meseleler. Kutlanan yenilgiler, hayat kerpiçten bir gökdelen sevgili kardeşim, yanlış bir parantezde yaşıyoruz. Bırak konuşalım, iki çift laf edelim, yüz yüze bakıyoruz... Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor. Emrah Serbesten parça parça anlar, parça parça anılar,

Kitabı okuyanlar 1.473 okur

  • Çağatay Koyuncu
  • Didar Çavdarcı
  • Turgay Kaya
  • Bilgehan Çökük
  • Mert Yücel
  • gece
  • Hatice Demirhan
  • crn dnc
  • oğuz mert
  • Fatih Görer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.9
14-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%35.1
25-34 Yaş
%37.8
35-44 Yaş
%14.9
45-54 Yaş
%1.1
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.1
Erkek
%44.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.6 (90)
9
%15.1 (63)
8
%23.3 (97)
7
%23.1 (96)
6
%8.7 (36)
5
%2.9 (12)
4
%2.2 (9)
3
%1 (4)
2
%1 (4)
1
%1.2 (5)

Kitabın sıralamaları