Adı:
Hikmet-i Hukuk
Alt başlık:
Hukuk Felsefesi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
372
ISBN:
9786059427272
Kitabın türü:
Yayınevi:
Çizgi Kitabevi
-İlk Hukuk Felsefesi Kitabımız- Çevriyazı ve Sadeleştirme bir arada

"(Hukuk felsefesi (philosophie du droit) hukukun esasından, yani hukuk üzerine meselelerden bahseden bir ilimdir.) Malumdur ki, her şeyin bir zahir hali ve bir de bâtın hali olduğu gibi hukuk ilminin de zahir ve bâtın hali vardır. Bunun zâhir hali kanunlar ile kanunlar kuvvetinde olan örf ve âdetler ve teamüller ve bâtın hali işbu kanunların sebeplerini ve illetlerini beyan eden hukuk felsefesidir. Malumdur ki, kanun filan şey şöyle olacaktır ve bir kimse şu harekette bulunursa cezalandırılacaktır ve filan husus böyle olmak lazımdır gibi birtakım hükümleri emreder ve bildirir; fakat niçin o şey öyle olacaktır ve o kimse cezalandırılacaktır ve o husus öyle olmak lazımdır buralardan bahsetmez. İşte buralardan, yani kanunî hükümlerin sebep ve illetlerinden hukuk felsefesi bahseder. Kısacası hukuk felsefesi bütün kanunî hükümlerin sebeplerini ve illetlerini içeren şanı pek yüce bir ilimdir."
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Allah'a şükürler olsun Osmanlı ülkesinde bu intihar olayları pek az olur, Avrupa'da çoktur, anlaşılan günümüz medeniyetinin ilerlediği yerlerde cinnet çok olduğu gibi bu da çok oluyor, buna da başlıca sebep bilim ve tekniğin yayılmasıdır, bilinmektedir ki âlim her şeyden memnun yahut kederli olur, câhil ise köyünden veya kasabasından başkasını bilmez, mesela bir âlim, Dünya'nın beş kıtasının her tarafında memnuniyet veya kaygı duyulması gereken şeyleri bilir ve bunlardan haline göre etkilenir.
Münif Paşa
Sayfa 255 - Sadeleştirilmiş kısım
İntihara kalkışanlar hakkında cezâi işlem yapılamaz. Çünkü bu eylemi gerçekleştiren ruhtu, ruh ise yok oldu, ona ceza edecek (iktidârımız) yoktur. Gerçi ortada bir ceset var ise de, bunu cezalandırmak iki yönden hükümsüzdür; ilk yönden, ruhsuz ceset, cansızlar türünden olup cezalandırma ve ödüllendirmeden etkilenmez, ikinci yönden, ruhun gerçekleştirdiği eylem için cesedi cezalandırmak, Zeyd'in eyleminden Amr'ı mesul tutmak gibidir.
Münif Paşa
Sayfa 255 - Sadeleştirilmiş kısım
Ba'zı eşhas mücerred eğlence olmak üzere hayvanları birbiriyle döğüştürüp seyr ediyorlar, bu hareket âdeta gaddarlık ve kavâid-i ahlak ve hukuka mugâyirdir, bunda asla bir gûne fâide melhuz olmayıp yalnız ma'nâsız tefâhürden ibâret kalır.
Sadeleştirilmiş metin:
§82 Hürriyetin tarihi: (Eski zamanda hürriyetin hakikatini, aslını, faydalarını ve önemini ve insanın gelişimine olan olumlu etkilerini gereği gibi bilmezlerdi; o vakitler bir kişisel hürriyet ve bir de siyasi hürriyet olduğu bilinirdi.

O vakitler [124] asıl gaye hükümet olup bireyler onun gereklerinden sayılır, yani kişiler devlet için yaradılmıştır zannedilirdi; Romalılar da bu inançtaydı, yani toplumdan maksat bireylerin mutluluk ve esenliği olmayıp ancak güç, büyüklük, şan ve şeref sahibi bir hükümetin varlığıdır ve bütün halk bu amacın desteklenmesi için bir araç hükmündedir (sanardılar).

Halbuki toplum olmakla istenen, bireylerin esenliği ve mutluluğu ile maddi ve manevi gelişme ve ilerlemeleri olup, hükümetin de toplumun esenliği ve mutluluğu için gerekli olan şeyleri üretmek, yani halkın kamu yararı ve özel yarar diye ikiye ayrılan yararlarından en önemlisi olan kamu yararının sağlanması, üretimi ve tamamlanması için oluştuğu ve kurulduğu sonraları layıkıyla anlaşılmaya başlanmıştır.

Hatta Şeyh Sadî koyun çoban için değildir, aksine çoban koyuna hizmet içindir anlanuna gele ”Gusfend berây-i çübân nist belki çübân berây-i hidmet üst" diye meşhur beytiyle bu gerçeği ifade etmiştir.

Orjinal metin: 82 Hürriyyetin târîhi: (Eski zamânda hürriyyetin hakîkat ve mâhiyyetini ve menâfi' ve ehemmiyyetirıi ve terakkiyât-ı insâniyyede olan hüsn-i te’sîrâtını gereği gibi bilmezler idi; o vakitler bir hürriyyet-i şahsiyye ve bir de hürriyyet-i siyâsiyye olduğu ma’lum idi; ol vakitler [124] asıl maksüd olan hükümet olub efrâd onun levâzımından ’add olunur, ya’nî eşhâs devlet içün yaradılmışdır zann edilir idi; Romalılar da bu i’tikadda bulunurlar idi, ya'nî hey’et-i ictimâ’iyyeden maksad efrâdın sa'âdet ve selâmeti olmayıb ancak kudret ve şevket ve şân ve şeref sâhibi bir hükümetin vücüdudur ve bütün halk bu maksadın tervîcine âlet hükmündedir zu'munda idiler; hâlbuki hey'et-i ictimâ’iyyeden maksad efrâdın selâmet ve sa’âdet hâli ve terakkiyât ve tevessü’ât-ı mâddiyye ve ma’neviyyesi olub hükümet dahi hey'et-i ictimâ'iyyenin selâmet ve sa’âdet hali esbâbının husülü, ya’nî halkın mesâlih-i ’umümiyye ve mesâlih-i husüsiyye deyu ikiye münkasım olan mesâlihinden en mühimmi olan mesâlih-i 'umümiyyesinin tesviye ve istihsâl ve istikmâli içün teşekkül ve te'essüs ettiği sonraları lâyıkıyla anlaşılmağa başlamıştır; hattâ Şeyh Sa'dî koyun çoban için değildir, belki çoban koyunun hidmeti içündür mâilinde olan ”Gusfend berây-i çübân nist belki çübân berây-i hidmet üst" beyt-i meşhüruyla bu hakikati ifâde eylemişdi.
İşte gerek insanlar ve diğer varlıklar mademki vardır, ilâhi talep (böyledir), bunların hepsi birden evren denilen şeyi oluştururlar,

her ne kadar yaşamları sınırlı ise de yine yaşamaları ilâhi taleptendir ve mâdemki burası kabul ediliyor yaşamalarının gereklerini elde etmelerinin de ilâhi tâlep olduğunu,

"eş-şey izâ sebete, yesbitu bi-cem'i levâzimihi"

Yani bir şey sabit (var) olunca, bütün gerekleri ile sabit (var) olur, genel (kaidesine) göre kabul edilmelidir.
Münif Paşa
Sayfa 329 - §119 Sadeleştirilmiş
...İşte gerek insanlar ve gerek umum hayvânât ve mevcudât-ı sâire mâdemki mevcuddur matlûb-ı ilâhîdir ve madem ki burası teslim olunuyor, bekâları esbâbını temellük etmeleri dahi matlûb-ı ilâhi olduğu, "الشيء اذا سبت يسبت بجمع لوازمه" (Eş-şey' iza sebete, yesbitu cem'i levâzımihi) yani bir şey sâbit olunca cem'i-i levâzımıyla sâbit olur, kaide-i külliyesine binâen teslim olunmalıdır.
Münif Paşa
Sayfa 157 - §119 (Sadeleştirilmemiş)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hikmet-i Hukuk
Alt başlık:
Hukuk Felsefesi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
372
ISBN:
9786059427272
Kitabın türü:
Yayınevi:
Çizgi Kitabevi
-İlk Hukuk Felsefesi Kitabımız- Çevriyazı ve Sadeleştirme bir arada

"(Hukuk felsefesi (philosophie du droit) hukukun esasından, yani hukuk üzerine meselelerden bahseden bir ilimdir.) Malumdur ki, her şeyin bir zahir hali ve bir de bâtın hali olduğu gibi hukuk ilminin de zahir ve bâtın hali vardır. Bunun zâhir hali kanunlar ile kanunlar kuvvetinde olan örf ve âdetler ve teamüller ve bâtın hali işbu kanunların sebeplerini ve illetlerini beyan eden hukuk felsefesidir. Malumdur ki, kanun filan şey şöyle olacaktır ve bir kimse şu harekette bulunursa cezalandırılacaktır ve filan husus böyle olmak lazımdır gibi birtakım hükümleri emreder ve bildirir; fakat niçin o şey öyle olacaktır ve o kimse cezalandırılacaktır ve o husus öyle olmak lazımdır buralardan bahsetmez. İşte buralardan, yani kanunî hükümlerin sebep ve illetlerinden hukuk felsefesi bahseder. Kısacası hukuk felsefesi bütün kanunî hükümlerin sebeplerini ve illetlerini içeren şanı pek yüce bir ilimdir."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitap istatistikleri