Hilafeti Hatırlamak

·
Okunma
·
Beğeni
·
64
Gösterim
Adı:
Hilafeti Hatırlamak
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
342
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055830649
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Vadi Yayınları
Hilafeti Hatırlamak, İslam’ı, mevcut şartlar altında siyasal bir öznellik olarak ifade edebilmenin imkânlarını arayan bir kitap. Halifeliğin ilgasının İslam dünyası için oldukça kritik bir eşik olduğunu söyleyen Sayyid’e göre, bu olayla birlikte, İslam dünyasında ideal yönetim biçiminin ne olacağı ve dahası İslam’ın siyaset ile olan ilişkisi yeniden sorgulanmaya başlandı. Halifeliğin kaldırılması, Müslümanların içerisinde bulunduğumuz dünyada var oluşlarını da oldukça zorlaştırdı. Çünkü bu, Müslüman kimliğinin kendini ve tarihsel geçmişini ifade ettiği yegâne aracın da ortadan kalkması anlamına geliyordu. Bunun sonucunda, İslam dünyasındaki tartışmaların temel odağı, Müslümanların toplumsal hayata dair bakışlarını nasıl olup da yeniden kurumsallaştırabilecekleri sorusuna odaklanmaya başladı. Salman Sayyid, İslamcılığı tam da bu bağlamda anlamlandırmakta; ona göre halifeliğin ardından ortaya çıkan, İslam dünyasının neredeyse tamamına yayılan ve İslam’ın kamusal alanda bir karşılığı olmaması gerektiğini savunan “Kemalist” yönetimlere karşı İslamcılık, modernliğin alternatif versiyonları olabileceği iddiasıyla ortaya çıktı.

Sayyid; İslamcılığı, Müslümanların kimliklerini ona referansla oluşturduğu İslam’ın “modern dünyada yapıcı bir biçimde var olması gerektiğini iddia eden bir siyasal projeler bütünü” olarak tanımlıyor. Bu ise, halifenin yokluğunda meşru bir İslami otoriteyi aramak anlamına geliyor. Sayyid’in geri çağırmak istediği halife ise, aslında bir kişi olmaktan ziyade, Müslümanların dünyadaki siyasi duruşunu ve ahlaki pozisyonunu ifade eden bir “süper güç”; Müslümanların tarihsel devamlılıklarını yeniden idrak edebilmelerini ve geleceğe bakabilmelerini sağlayan bir metaforu yani…
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İsimlendirme eylemi, aynı zamanda bir oluş(turma) eylemidir. İsimlendirme eylemi, tarih yapmanın alıştırmasıdır; sadece isimleri olanlar kendi tarihlerini yazabilir; sadece isimleri olanlar kendilerine bir kader tayin edebilirler. Keza dünyanın , bir isme sahip Batı ile isimsiz Batı- dışı arasında bölünmesi , kendi tarihine sahip halklar ile tarihsiz halklar arasındaki bir bölünme halini alır. İslam ismiyle müslümanlar tarihe (mü)dahil olmuş, isminin hatırlanmadığı şartlarda Müslümanlar bir "tarihsiz halk" haline gelmiş ve bu sebeple bir halk olma özelliğini bile kaybetmişlerdir.
Sekülerizm, Batılı kültürel formasyonların en temel başarılarından biri olarak sunulmaktadır. Onun sözde faydaları, üç geniş kümede gruplandırılabilir. Epistemolojik argümanlardan oluşan bir kısmı, sekülerizm olmadan hiçbir bilimsel ilerlemenin ve onun
beslediği teknolojik gelişmenin olamayacağı iddiası etrafında dolaşır. Bu anlamda sosyal kategori olmaktan çok epistemolojik bir
kategori olarak sekülerizm, Tanrı merkezli bir episteme’den İnsan merkezli episteme’ye değişim olarak tarif edilebilir. Tartışmanın
özü, sekülerizmin, bilginin üretimini kontrol etmeye yönelik dini otoritelerin iddialarının meşruiyetini ortadan kaldırdığı ve kutsal
anlatılarda bulunan ontolojik iddiaların bilimsel odaklı ontoloji lehine reddedilmesi için koşulları yarattığı iddiasıdır.
İnsanlar bir geçmişi olmadığı için değil, paradoksal olarak geleceğe kendilerini hikaye edemedikleri için tarihsizleşirler: Tarihsiz halklar ise ya isimsizdirler ( ve dolayısıyla gerçekte bir halk değildirler) ya da başkaları tarafından isimlendirilmişlerdir.
Avrupamerkezcilik ; verili, doğal kabul edilen ve sıradan ile nihai olanı karşılaştırarak, esas olarak kendi evrensel iddialarının hizmetinde bir özcülüğü kurumsallaştırır ve böylece tarihi siler.
Demokrasi ile Batı arasındaki kurucu ilişki; dünyadaki Batılı olarak yeniden tanımlanmanın zor olduğu kültürel oluşumlar için, bir sorun oluşturur: Çünkü bu örneklerde demokrasi, şiddet içeren bir baskı aracı olarak kullanılabilmektedir. Birçok rejim, Demokrasi adına İslamcıları dışlamış, baskı altına almış ve bunu yaparken, İslamcılığın Batı-karşıtı doğasının demokrasi için bir tehdit oluşturduğunu iddia etmiştir.
Sekülerizm iç barışı sağlamak ya da epistemolojik ilerleyişi güvence altına almak için değil, Batılı tarihyazımı hegemonyasını korumak için konuşlandırılır. Bir başka deyişle, sekülerizm hakkındaki güncel tartışmalar, dini siyasetten ayırmak olarak beyan edilen kaygılardan daha çok, Müslümanların depolitizasyonu ile ilgilidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hilafeti Hatırlamak
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
342
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055830649
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Vadi Yayınları
Hilafeti Hatırlamak, İslam’ı, mevcut şartlar altında siyasal bir öznellik olarak ifade edebilmenin imkânlarını arayan bir kitap. Halifeliğin ilgasının İslam dünyası için oldukça kritik bir eşik olduğunu söyleyen Sayyid’e göre, bu olayla birlikte, İslam dünyasında ideal yönetim biçiminin ne olacağı ve dahası İslam’ın siyaset ile olan ilişkisi yeniden sorgulanmaya başlandı. Halifeliğin kaldırılması, Müslümanların içerisinde bulunduğumuz dünyada var oluşlarını da oldukça zorlaştırdı. Çünkü bu, Müslüman kimliğinin kendini ve tarihsel geçmişini ifade ettiği yegâne aracın da ortadan kalkması anlamına geliyordu. Bunun sonucunda, İslam dünyasındaki tartışmaların temel odağı, Müslümanların toplumsal hayata dair bakışlarını nasıl olup da yeniden kurumsallaştırabilecekleri sorusuna odaklanmaya başladı. Salman Sayyid, İslamcılığı tam da bu bağlamda anlamlandırmakta; ona göre halifeliğin ardından ortaya çıkan, İslam dünyasının neredeyse tamamına yayılan ve İslam’ın kamusal alanda bir karşılığı olmaması gerektiğini savunan “Kemalist” yönetimlere karşı İslamcılık, modernliğin alternatif versiyonları olabileceği iddiasıyla ortaya çıktı.

Sayyid; İslamcılığı, Müslümanların kimliklerini ona referansla oluşturduğu İslam’ın “modern dünyada yapıcı bir biçimde var olması gerektiğini iddia eden bir siyasal projeler bütünü” olarak tanımlıyor. Bu ise, halifenin yokluğunda meşru bir İslami otoriteyi aramak anlamına geliyor. Sayyid’in geri çağırmak istediği halife ise, aslında bir kişi olmaktan ziyade, Müslümanların dünyadaki siyasi duruşunu ve ahlaki pozisyonunu ifade eden bir “süper güç”; Müslümanların tarihsel devamlılıklarını yeniden idrak edebilmelerini ve geleceğe bakabilmelerini sağlayan bir metaforu yani…

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Asım Özpek
  • Dilek
  • Mâverâî

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0