Hitler Oyuncağımı Çaldı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.932
Gösterim
Adı:
Hitler Oyuncağımı Çaldı
Baskı tarihi:
1989
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akyüz Kitabevi
Baskılar:
Hitler Oyuncağımı Çaldı
Hitler Oyuncağımı Çaldı
Hitler Oyuncağımı Çaldı
Hitler Oyuncağımı Çaldı
215 syf.
·4 günde·6/10 puan
Judith Kerr Hitler Oyuncağımı Çaldı
Hitler, iktidara doğru acımasızca ve adice ilerlerken daha koltuğa oturmadan Nazi propagandasına karşı duranları fişlediği ve ağır yaptırımlarla açıkça ötekileştireceği imajını verdiği için kitabın yazarı Judith'in yazar babası başlarına gelebilecekleri mesleki başarısını da göz önüne alırsak büyük bir öngörü ile fark edip Berlin'de bulunan evlerini kapatıp maalesef Zürih'e göç etmiştir.

Eserin yazarının gerçek hikayesini Anna karakteri ile aktardığı 'Hitler Oyuncağımı Çaldı' adlı kitap, Çizgili Pijamalı Çocuk adlı kitabı alırken dikkatimi çekmiş hemen almama sebep olmuştu bu merakım.

Tabi okudukça iki kitap arasında derin bir fark gördüm: Bu kitap şükür ki kötü ve işkence dolu sayfalarla dolu değildi.

Yazarın ailesi önce Zürih ardından Paris ve maddi sıkıntılar artık aşılamaz hale gelince de Londra'ya yerleşmek zorunda kalmışlardır.

Bu sürekli göç hali, aidiyetsizlik ve mülteci yaşam, küçük Anna üzerinden okuyuca aktarıldığı için, tüm yaşanan zorluklar daha saf ve daha basit imgeleniyor. Çünkü 10 yaşındaki bir çocuk bize yer yer hissettirse de, babasının başına ödül koyulduğunun, kendi topraklarından düşman gibi kaçmalarının, zengin bir aileyken bir anda küçücük bir evin bile kirasını ödeyemeyecek hale gelişlerinin korkunç etkilerini tam olarak algılayamamaktadır.

Kitabın ismi oldukça dikkat çekici olsa da içerik kesinlikle başlığı desteklemiyor.
Çünkü çok kısa bir süre geçim sıkıntısı çekip bir yaz boyunca tatile gidemeyen bir ailenin çocuğu olan Anna'nın oyuncağı değil olsa olsa evi memleketi çalınmıştır.

Fakat yazarın bence hatası başlarına gelen bu korkunç olayı (memleketsiz kalmayı) bir macera gibi görmesi, her taşınmalarında bunu heyecan verici bulması ve aynı bu sevecen dille de sayfalara aktarması...

Eh, okunabilir...
160 syf.
·5 günde·7/10 puan
"...Naziler der ki Yahudiler şerefsizdir."

İnsanları kategorize etmeyi, ötekileştirmeyi bıraksak nasıl olur?! Bi' deneyelim bence.

Örneğin ben başka birinin gözünde bir Müslüman, bir Türk veya X grubunun üyesi değil de "İNSAN" olayım...
Tabii şahısları bireysel olarak değil de, peşin yargılayabileceği bir grubun içinde görmekten hoşlananlar rahatsız olabilir. Böyle insanların, bireyleri değil de grupları tanımayı tercih ettiğini biliyorum. İnsanı, ruhunun derinlerine inmek yerine bir grubun ETİKETİNE bakarak yargılamak daha az efor gerektirir.
Ve elbette bu etiketler o 'grubun' en kötülerine bakılarak damgalanır alınlarımıza. Eric Hoffer'ın da dediği gibi "Bir ırkı, ulusu veya herhangi bir grubu, onun en kötü üyelerine bakarak değerlendirme eğilimi vardır."

Şöyle bir düşünün. Daha on yaşındasınız ve "Hitler" denen adamın biri çıkıp diyor ki "BUNDAN SONRA KİMSE BENİM İSTEMEDİĞİM ŞEKİLDE KONUŞMAYACAK, YAZMAYACAK. HATTA DÜŞÜNMEYECEK!"
Ve maalesef Hitler gibi insanlar(?!) hâlâ var.

Ve geceleri rüyanıza girip uykunuzu kaçıran bu lanet olası adam kafasına göre toplu katliamlar yapıyor. Çünkü onun istediği gibi konuşmuyor, onun istediği gibi düşünmüyorsunuz. Çünkü fanatik insanlar yalnızca kendi bencil dünyalarını bilirler ve yalnızca kendi taraftarlarına empati yaparlar.

Nazi toplama kampları bunun en büyük örneğidir belki de. Tarihte insanlıktan nasibini hiç almamış olaylardan biridir kanımca. Yaklaşık 3,5 milyon Yahudi'nin yalnızca YAHUDİ OLDUĞU İÇİN canına kıyılan ve daha milyonlarcasının Hitler'in istediği gibi düşünmediği için öldürüldüğü yerdir.
Bu kamplarda birine babanızın, annenizin götürülme riskini ve bu riskle yaşamayı düşünün şimdi de. Azımsanmayacak miktarda bir paranın babanızın başına koyulduğunu... Neredeyse her yıl ülke, okul, dil değiştirmek zorunda kaldığınızı ve hiçbir yere ait olmadığınızı düşünün...
İşte böyle bir ortamda ailenin herşey demek olduğunu genç yaşta anlayan meraklı bir kızın öyküsü bu kitap. Bu öykü, tüm zulüm mağdurlarının öyküsü.

Konuyla alakalı güzel bir otobiyografik roman. Ancak 'herhangi bir roman' olarak okunduğu takdirde de olabildiğine sıkıcı olur diye tahmin ediyorum.

Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.
215 syf.
·Puan vermedi
Hitler oyuncağımı çaldı. Yalnız Anna'nın oyuncağını değil üstelik, kendisine vazife olmayan binlerce, hatta onbinlerce çocuğun oyuncağını çaldı. Anna da bu Yahudi çocuklardan biri. Babası ünlü bir yazar olan Anna, bir mülteci, bir göçmen konumuna geliyor ülkesinden kaçarak. Tek sebebi ise, Hitler. Hitler'in kanlı politikaları ve gözü doymaz hırsı. Anna önce İsviçre'ye sonra Fransa'ya ve en sonunda da İngiltere'ye gidiyor ailesiyle beraber. Bu dönemde ünlü yazar olan babası, kah iş bulamıyor kahsa kiralarını bile ödeyemeyecek hale geliyor. Savaş, herkesi yaralayan tek şey belki de. Anna bir mülteci olmanın zorluğunun farkına vardığındaysa, bunun o kadar da zor olmadığını düşünüyor, çünkü daima ailesi yanında. Bu cümle bile benim için çok fazla şey ifade etti. Bir insan, ailesi yanındayken birçok zorluklara göğüs gerebilir, karşısında cesaretle dikilebilir. Anna belki de bu savaşta şanslı olan çocuklardan birisi, ne de olsa o Hitler'in işgal ettiği koltuğun olduğu ülkede değil, başka ülkelerde yaşadı. Oysa Hitler'le aynı ülkede yaşamak zorunda kalan onbinlerce Yahudi, ölüme, eziyete ve işkenceye mahkum kaldılar.
İnsan olmayı seçmediği bir şeyden ötürü, hayatı ellerinden alınmamalı ve ülkesinden kaçmak zorunda bırakılmamalı. Mülteciliği, savaşı derinlerinizde hissedeceğiniz kısa bir hikaye.
264 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Kitap yazarın Hitler seçimi kazandıktan sonra yaşadığı olayları konu alıyor. Güzel , tatlı bir kitap. Ancak bu kitabı ben geç okumuşum ben bu kitabı 4. sınıftayken okumalıydım. Güzel bir kitabı okursanız sizde böyle düşünürsünüz.
264 syf.
·6/10 puan
Bu zamana kadar Hitler dönemine ait birçok kitap okudum Ve okuduklarımın çoğu toplama kamplarına dair yaşanan korkunç şeylerdi.Hitler Oyuncağımı Çaldı da ise Hitler başa gelmeden başlarına gelebilecekleri fark eden 4 kişilik bir ailenin göç hikayesini,gittikleri ülkelerdeki yaşadıkları yaşam mücadelesini okudum sevdim mi pek emin değilim açıkçası bitsin diye kendimi zorladım da.Döneme ilginiz varsa bir mülteci gözünden yaşamı okumak istiyorsanız şans verebilirsiniz belki...
264 syf.
·19 günde·6/10 puan
Açıkcası kitap beklentimi karşılamadı. Çizgili Pijamalı Çocuk kitabını ve Zirvenin Dibindeki Çocuk kitabını okurken Nazilerin yapmış oldukları zulümleri, korkunun insan psikolojisine etkisini, yaşanan acıları hissedebilmiştim fakat bu kitapta o hissiyatı yakalayamadım. Yahudi bir ailenin Almanya’dan kaçtıktan sonraki yaşantıları anlatılıyor. Okurken sıkıldım. Kitap yarım kalmasın diye zorlama olarak okudum. Bu kitap yerine başka kitap almanızı tavsiye ederim.
264 syf.
·5/10 puan
Bu kitabı kitap fuarında satan kişinin ısrarla önermesiyle aldım. Beklentim çok yüksekti ama kitap beklentimi karşılamadı. Çok sade bir dille yazılmış tamamen günlük olaylarla dolu olan bir kitap. Kitabın başlığı kitaptan çok şey beklemenize sebep oluyor, ama öyle değil. Kitapta hitler döneminin o zorlu yanlarını 'bizim beklediğimiz' gibi anlatmıyor. Küçük bir kızın o dönemdeki hayatını,değişikliklerini anlatıyor. Artık bir şey olsun diye bekliyorsunuz sürekli ama olmuyor. Olaylar oradan oraya hızla atlayıveriyor. Peki neden 5 puan diye soracak olursanız; 1.neden kitapta -bence- anlatılmak istenen o dönemden sadece alt orta sınıf insanların etkilenmediğini, üst sınıf sayılabilecek insanların da kendince etkilendiğini anlatıyor. Kitabımızın ana kahramanı Anna ve o dönem Almanya'da ünlü bir yazar olan babasının ve ailesinin yaşamak zorunda kaldıkları değişimleri anlatıyor. Kitap Anna'nın(küçük bir çocuk) dilinden yazılmış bu da kitaptan daha fazla etkilenmemizi sağlıyor. 2.neden ise kitabı bitirdiğimde farkettiğim bir neden: Yaşanan olaylar aslında yazarımızın bizzat başından geçen olaylar. Anna ismi de kendi isimlerinden biri. Yani Hitler döneminde halka göre daha üstün bir yaşamı olan bir ailenin yaşadığı zorlukları bir çocuğun gözlemlerinden okuyorsunuz. Bir de kitap tam araya sıkıştırmalık tarzda bir kitap. Ağır bir dili olmadığı için çok hızlı okunuyor. Önerir misin derseniz, çok çok merak ederseniz alabilirsiniz. Ama gidin alın diyebileceğim bir kitap değil.
264 syf.
·4 günde·7/10 puan
Göç: insanların yer değiştirme hareketi. Peki bu yer değiştirme sonucunda yaşananlar? Kitap,
bir çocuğun gözünden nazi zulmünden kaçan bir ailenin serüvenini anlatıyor. Babalarının yazdıkları yüzünden Almanya'dan kaçmak zorunda kalan bir aile önce Fransa'ya daha sonra da İngiltere'ye sürüklenir. Gittikleri ülkelere uyum sağlamaya çalışmaları, göçmen olmanın zorlukları sade bir dille anlatılmış. Ortaokul öğrencilerinin ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
264 syf.
·Puan vermedi
Göç: insanların yer değiştirme hareketi... peki bu yer değiştirme sonucunda yaşananlar
Bir çocuğun gözünden nazi zulmünden kaçan bir ailenin serüveni anlatıyor.
Evet okurken güzel ve sürükleyici bir kitap ama kitap bitince içinize bir şey oturuyor, çünkü günümüzde hala göçler devam etmekte ve biz de göç alan bir ülkeyiz. Afgan, suriyeli ve ıraklı o kadar fazla göç etmiş çocuk neler yaşıyor acaba, içlerinde nasıl fırtınalar kopuyor...
264 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı bundan 6 ay önce okumuştum ama o zamanlar burayı kullanmadığım için yorum girememistim. Bugün tesadüfen bir inceleme ile karşılaştım. Bir okur bu kitap hakkında yanlış bir ön bilgiye sahip olarak okumuş. Kendisi bu kitabın "İkinci dünya savaşı "hakkında ele alınmış bir kitap olduğunu düşünmüş. Bu yüzden minik bir açıklama yapma gereği hissettim kendimde.
Öncelikle bu kitap zamanında olayları canlı olarak görmüş bir kişinin yarı otobiyografik bir kitabidir. Çok küçükken yaşadığı olayları ilerleyen yaşlarda derlemiş ve faşizmin aslında sadece orduda yer alan askerlere değil halkın ,aydınların , çocukların da etkilendiği bir yönetim şekli olduğunu ; tüm bu olaylardan , zorbaliktan nasıl ailesi ile kaçmak zorunda olduğunu anlatmıştır.
Kısacası lütfen bir kitabı alırken öncesinde bir araştırma yapınız ve hem böyle bir kitaba hem de değerli vaktinize ziyanda bulunmayiniz.
264 syf.
·1/10 puan
Daha once hic bir yazarı ve eserini negatif eleştirmedim ama bu kitabı okumuş olsaydınız bana hak verirdiniz.

Sıradan bir ailenin,sıradan yaşamlarını anlatan bir kitap. Romanın ismi biraz ilgimi çekmişti, halbuki içeriği ismiyle alakasız.Nazi'lerin yuhudileri yaptıkları zulmü sadece tek sayfada anlatıyor "kısacık" yani. Romanın başlarında ortalari guzeldir herhalde diye devam ettim ortaları başından berbattı. Ortalarında ise bir bitirme mecburiyeti hissettim çünkü sadece 60 sayfaya yakın kalmıştı, bitirene kadar sanki beynime işkence etmek için bu kitap yazılmış hissine kapıldım, neyseki kitap bitti ve kurtuldum.Bu kitabı Türkçe'ye çeviren kişi acaba Türk okurlara düşmanlığı mı vardı ? Bilmiyorum ama kelimenin tam anlamıyla berbat bir kitaptı.
"Mülteci olmaya henüz alışamadım sanırım," dedi Anna.
"Tuhaf bir histir," dedi babası. " Bütün ömrün boyunca bir ülkede yaşarsın, derken bir gün caniler yönetimi ele geçirir ve yabancı bir yerde hiçbir şeyin olmadan tek başına kalakalırsın."
"Biliyorsun, Hitler seçimleri kazandı," dedi Max. "Şey, alelacele tüm yönetimi ele geçirdi ve aynen babamızın söylediği gibi kimsenin onun aleyhinde tek bir söz bile söylemeye hakkı yok. Eğer biri aleyhinde konuşursa doğruca hapsi boyluyor."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hitler Oyuncağımı Çaldı
Baskı tarihi:
1989
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akyüz Kitabevi
Baskılar:
Hitler Oyuncağımı Çaldı
Hitler Oyuncağımı Çaldı
Hitler Oyuncağımı Çaldı
Hitler Oyuncağımı Çaldı

Kitabı okuyanlar 256 okur

  • Fatih Yiğit
  • Zeynep Hilâl
  • İnatci kereban

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%3 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0