Hitler'e Sordunuz mu ?

9,3/10  (37 Oy) · 
80 okunma  · 
42 beğeni  · 
899 gösterim
Daha önce hiç II. Dünya Savaşı'na Adolf Hitler'in gözünden bakma fırsatınız olmuş muydu?

Hitler'in; yeni cepheler açarken, Alman halkını yürüdüğü yolda yanında tutmaya çalışırken neler düşündüğünü, hangi gayretlerin içerisine girdiğini hiç düşünmüş müydünüz?

Stalin ile neler konuşmuş olabileceğini, Mussolini üzerinde bu etkiyi nasıl bırakabildiğini kendi kendinize sormuş muydunuz?

Savaş kabiliyetini analiz etmiş miydiniz? Hangi cephelerde başarılı olduğunu, hangi psikolojide hangi kritik kararları verdiğini, nerelerde hırsına yenik düştüğünü, hırsı uğruna neleri riske attığını analiz etmiş miydiniz?

Ya aşk hayatı? Eva Braun'a hayallerini kurduğu o hediyeyi nasıl verdiğini merak etmiş miydiniz?

Peki ya son günleri? Son sözlerinin neler olduğunu, son günlerinde kimlerin ona ihanet ettiğini, vasiyet olarak neler bıraktığını sorgulamış mıydınız?

Bu kitapta bunların hepsine cevap bulabileceksiniz.

Bölümlerin arasına yerleştirilmiş 82 adet çarpıcı tarihi resimle görsel hafızanızda yer edecek olan bu kitap aynı zamanda Türkçe literatüre ilk defa girecek birçok tarihi bilgiyi de beraberinde sunuyor.

Daha önce Türkçeleştirilmemiş muharebelerin, II. Dünya Savaşı'nın gizli ellerinin ve tüm komplo teorilerinin harmanlandığı, bir solukta okuyacağınız bu eser, tarih kitaplarına yeni bir yaklaşım getirip tarih kitaplarının hem akademik hem de aynı zamanda elinizden bırakamayacağınız şekilde sürükleyici olabileceğini kanıtlıyor.

Başucu eseriniz olacak bu kitap, kesinlikle kütüphanenizdeki en değerli yeri kapmaya aday nitelikte.
Saygılarımla,
Atakan Büyükdağ
(Tanıtım Bülteninden)
Tuco Herrera 
03 Eki 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Biraz farklı bir inceleme olacak gibi o yüzden yine uzun bir incelemeye ve yine absurd benzetmelere gark olursanız (ki garantisini şu an için veremiyorum) bana kızmayınız , hayıflanmayınız .. Normalde incelemeleri ve kritikleri planlı programlı bir şekilde değil kafama estiği anda estiği gibi yapanlardanım .. Hazırsanız vurmalı sazları re'ye çeken İbrahim Tatlıses kıvamında acılı bir nefes çekip içli köfteleri bir kenara bırakalım ve incelemeye başlayalım ..

"GETİRİ GÖTÜRÜDEN ÖTÜRÜ" (SPOILER İÇERMEZ CİCİŞLER!!!)

Öncelikle insanların kapitalizmle beraber yoldan çıkıp kelimenin tam anlamıyla YAMYAMLAŞTIĞI , "yiğitliğin" sulandırılmış cacığa dönüp seyreltildiği zamanlara kısa bir bakış atalım ve geri besleme devremizi kurup alternatif akımla akalım o buhranlı günlere .. Hepimizin bildiği gibi , batının gözüyle sarı derili sarımsak akı kıvamındaki doğu insanıyla , doğunun bakışına göre ötekileşen kar tanesi saray eşrafı ve avanesinden oluşan batı uygarlıkları arasındaki dikkat çekici farklardan bir tanesi , Marco Polo emmimizin Asya ' ya yaptığı yolculuklarda barut denilen ŞEYTAN TOZUYLA tanışmasının sonuçlarıdır.. Bu gözü dönmüş manyaklar gelmeden öncesine değin Asya 'daki barut kullanım alanı havai fişekler iken , Avrupa'ya teleport olan barut , içgüveysinden hallice topa tüfeğe girmiş mertliğe limon sıkmıştır.. Doğuda patlamış mısır aromasıyla arzı endam eyleyen zararsız barut , Avrupa' da barut olduğuna kelimenin tam anlamıyla pişman olmuştur.. şimdi ilerde ortamı gevretecek ve kuduz köpeklik katsayısını yükseltecek bu değişkeni bir kenara koyduk.. Biz koyduk ama bu açlıktan gözü dönmüş hammadde arayışı içerisindeki Avrupa ve sömürgeciliğin kitabını yazmış sülüğümsü İngilizler böylece durmamış .. Ne yapmışlar ? Oraya buraya saldırıp dirlik düzen komamışlar Dünya'da.. Kongo'dan tarhana , Hindistan'dan bulgur, Nijerya'dan darı , Mısır'dan kokonat toplayıp cukkalıyacak halleri yok.. Saldırmışlar madenlere ve her çeşit kaynağa..E bunun sonucunda semiren İngiltere , sanayi hamlesini en erken tamamlayan ülkeler arasında 3 5 at başı önde geçivermiş kulvarı.. Sonucunda ne olmuş derseniz sömürgecilik yarışında yer alan Almanya ve çevresinde topladığı saz arkadaşları bilenmeye başlamışlar.. Derken ilk dünya savaşı gümletmiş ortamı..ve bizimle beraber (bkz: ONLAR YENİLİNCE BİZ DE YENİK SAYILDIK!) ağır bir yenilgi alan Almanya inanılmaz bir borcun ve ödenmesi imkansız faizini sırtlanmış.. Bu arada bu savaşla beraber nihai kullanım sürecinin sonuna gelen Monroe doktrinini ( bkz: Amerikanın bize dokunmayın da ne yaparsanız yapın temalı etliye sütlüye karışmadığı dönemleri ) çatırdatan Amerika da , bu savaştan sonra tüm Dünya'nın yani hem Avrupa' nın dolayısıyla kazananların ve karşı tarafın yani kaybedenlerin en büyük alacaklısı olmuş.. Tabi o zamanlara baktığımızda Amerika için tam anlamıyla bir win- win (kazan- kazan) ekseninde gelişiyormuş olaylar.. Kapitalizm gazını da arkalarına alan bu babayiğitler , hem kaybedenlerden savaş tazminatını , hem de kazananlardan sattıkları silahlara ait borçları alıp semirmeye başlayınca ballı kaymaklı sofralara konuvermişler ..Gözleri fazla paradan dönüp ellerindekini değerlendiremeyince başlamışlar Afrika ülkelerine geri ödemesi imkansız kredileri dağıtmaya .. Ülkemiz insanının pek çoğunun aksine o geri ödenmesi imkansız borçları neye karşılık ve nasıl tahsil ettiklerini söylememe gerek yok ..isteyen Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabına göz atabilir .. konu uzamasın diye oralara girmiyorum ve kısa kesiyorum ..velhasıl kelam tüm bunlar olup kapitalizm rüzgarları hisseleri uçurup , Amerikan parası değer kaybedip savaş tazminatları altın olarak istenmeye başlıyınca büyük buhran diye anılan o kekremsi günlerin fitili ateşlenmiş.. hani şu Dünya' yı Türkiye' den ibaret sanan bir takım über akıllı zevatın "bilmem ne kuyruğuna giriyorduk , ekmeği karneyle alıyorduk , şeker bulamıyorduk" dedikleri ampute halil ibrahim'in sofrasında kuru soğana kırık kaşık salladıkları dönemler.. Gelgelelim bu sıralarda bozuk ekonomisi sebebiyle hoşgörüyü horgörüye eviren , sıtkını sıyıran Alman halkını da arkasına alan Adolf Hitler sazı eline alıp kendi hazırladığı tracklistle Avrupa turnesine çıkınca yangın yerine dönen Dünya' da o dönemki bozuk şartlar ve savaş yorgunluğu ve borçlar sebebiyle galip gelmesine rağmen eli kolu bağlı İngiltere ve Fransa kulis arkasından olan biteni izlemeye başlamışlar..Sonrası malum..

Çok uzattım istemeden.. hemen derleyip toparlayıp bitireceğim ..Diyeceğim şudur ki, Hitler' i Hitler yapan kendisi değil şartlardır. Günün , daha doğrusu o zamanın şartlarıdır.GÖTÜRÜ GETİRİDEN ,GETİRİ DE GÖTÜRÜDEN ÖTÜRÜDÜR( vay babayın kemiğine ne cümle kurarmışım beaa =P) .Pek tabii ki size burda Hitler savunması yapacak değilim ..Ama savaşı kazananlar tarihi yazacak olanlardır.. Kendisi galip gelseydi şu an bambaşka bir tarih okuyacak , toplama kamplarında atmosfere karışıp kül olan onca yahudiden haberimiz dahi olmayacaktı..Ki bahse konu olan toplama kamplarının asıl mucitleri İngiltere ve Belçika'dır (Kitapta ayrıntılarıyla bunlar da anlatılıyor) ..Merak edenler araştırıp bakabilirler .. Kitaba gelecek olursak okuyacağınız bu kitap çok yalın bir dille askeri ,siyasi ve ekonomik terimleri ve tabirleri minimize ederek okuyucuyu sıkmayan bir dil ile "olayları size kanalize" ediyor..2. Dünya Savaşı ile alakalı sayısız kaynak ve kitap okumuş biri olarak şunu söyleyebilirim ki cidden tarafsıza yakın bir gözlem ve aktarım var kitapta..Salt Hitlerin değil savaşa girmiş tüm ülkelerin ve başındaki liderlerin iki yüzlülüğünü eşit miktarda görmeniz mümkün .. yukarda anlattığım kısımda spoiler değil kitabın başındaki girizgahın kısa ve üstünkörü bir özeti.. İçiniz rahat olsun .. Sadece 2. Dünya Savaşı müptelalarına değil , tüm tarih severlere ve bu alana yeni adım atacak tüm araştırmacı CİN ALİLERE tavsiyemdir.. pişman olmazsınız ..Edineceğiniz pekçok ilginç bilgi de cabası .. Ben daha ne yapayım ? İrmiği , sütü , tereyağını koyduk önünüze .. Piknik tüpünün altını da bi zahmet siz yakın eğer isterseniz =)) Bir başka İŞSİZ YORUMDA görüşmek üzere ..

Not: KuP Kup BoY ' un hepinize selamı var .. Bir sonraki incelemede sizlerle beraber olacak !!! =)))