Holding Up the Universe

·
Okunma
·
Beğeni
·
557
Gösterim
Adı:
Holding Up the Universe
Baskı tarihi:
4 Ekim 2016
Sayfa sayısı:
391
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780385755924
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Alfred A. Knopf Books for Young Readers
Baskılar:
Tut Ki Seni Seviyorum
Holding Up the Universe
Everyone thinks they know Libby Strout, the girl once dubbed “America’s Fattest Teen.” But no one’s taken the time to look past her weight to get to know who she really is. Following her mom’s death, she’s been picking up the pieces in the privacy of her home, dealing with her heartbroken father and her own grief. Now, Libby’s ready: for high school, for new friends, for love, and for every possibility life has to offer. In that moment, I know the part I want to play here at MVB High. I want to be the girl who can do anything.

Everyone thinks they know Jack Masselin, too. Yes, he’s got swagger, but he’s also mastered the impossible art of giving people what they want, of fitting in. What no one knows is that Jack has a newly acquired secret: he can’t recognize faces. Even his own brothers are strangers to him. He’s the guy who can re-engineer and rebuild anything, but he can’t understand what’s going on with the inner workings of his brain. So he tells himself to play it cool: Be charming. Be hilarious. Don’t get too close to anyone.

Until he meets Libby. When the two get tangled up in a cruel high school game—which lands them in group counseling and community service—Libby and Jack are both pissed, and then surprised. Because the more time they spend together, the less alone they feel. Because sometimes when you meet someone, it changes the world, theirs and yours.
Bu kitabı okumadım, yaşadım.

Öncelikle aşırı gerçekçiydi. Bir yanda ufak bir çocukken annesini kaybeden, kaybının ardından hızla kilo alan ve diğer insanların zorbalıkları yüzünden kendini eve kapatıp, tam ölmek üzereyken hayatının iplerini muhteşem bir şekilde eline alan, kilosundan ötesini göremeyen diğer insanlara inatla, inançla gerçekte olduğu kişiyi göstermeye çabalayan Libby. Diğer yanda gördüğü hiçbir yüzü hatırlamayan, ailesi bile kendine yabancı olan ve sorunuyla kimseye bahsetmeden baş etmeye çalışan Jack. Bu iki kişi karşılaşırsa ne olur?

Libby ve Jack'in hikâyesini okurken bazen güldüm bazen hüzünlendim. Zorbalık en tahammül edemediğim şeylerden biridir, o yüzden bolca yerde sinirden köpürdüm ama Libby'nin verdiği cevaplar, takındığı tavırlar muhteşemdi. Ve Jack, karakter öyle uymuştu ki nasıl bu kadar gerçekçi olabilir diye kendime sorup durdum. Ta ki sondaki teşekkür yazısını okuana kadar. Yazar Jack karakteri için prosopagnozi hastası olan birinden ve prosopagnozi araştırma merkezlerinden epeyce yardım almış.

Yan karakterleri de sevdim. Hiç kimse mükemmel değildi. Aslında bunu sanırım bizim yüzümüze çarptı yazar. Çünkü insanlar olarak hepimiz bencil varlıklarız. Başkasında bir kusur gördüğümüzde kendimizi ondan üstün görme eğilimindeyiz. Karşısındakinin göründüğün altında yatanı, aslını merak eden insan azdır, üzerine yapıştırılan etiketin altına bakmaktansa eleştirmek her zaman çok daha kolaydır. İşte bunlara bir farkındalık sağladığını düşünüyorum.

Son bölümlerde koptum gittim, neden ağladığımı anlamadığım yerler de oldu. Sevinç, hüzün, karışımı duygularla kitabı bitirdim. Tekrar okumak istediğimi düşünüyorum daha şimdiden.
Jennifer Niven her kitabında bir hastalık konu edinmiş. Hayatın kıyısında kadar sevmesem de sırf Libby karakterini yazarak zorbalıklara muazzam bir cevap verdiği için bile okunmalı. “ Benim boyum, benim yüzüm, benim kilom, bu benim ben böyleyim bana bir şey diyemezsiniz “ tavırları Libby’e o kadar yakışmıştı ki. Jack konik bir karakter aslına bakılırsa iyi bir oyuncu ben onun yerinde olsam kesin bir pot kırardım. Öyle yaşamanın nasıl bir şey olduğunu tahmin bile edemiyorum. Sevdiklerinizi hatırlamamak ve bir boşlukta yaşamak. Ve her ne kadar kitabın yarısından fazlasına kadar pek bir olay olmasa bile bence Jack ve Libby ‘nin hikayesini okumalısınız.
''En kötüsü de ...'' dedim. ''Ne kadar yol kat ettiğimi sen de biliyorsun ben de ama diğer herkes bana bakınca şu anki halimi değil de ne kadar kocaman olduğumu veya yıllar önceki beni görüyorlar.''
''Onlara sen göstereceksin. Bunu yapabilecek biri varsa o da sensin.''
Jennifer Niven
Sayfa 75 - Pegasus Yayınları
''Sen görülmeyi hak ediyorsun, bense seni asla gerçekten göremeyeceğim. Ya kilo verirsen ne olacak? Sonsuza dek iri kalman gerek ve bu senin ayırıcı özelliğin ama sen kilodan çok daha fazlasısın.''
Jennifer Niven
Sayfa 297 - Pegasus Yayınları
"Kızımın harika olduğunu biliyorum ama asıl soru, senin bilip bilmediğin."
"Öğreniyorum."
Jennifer Niven
Sayfa 258 - Pegasus Yayınları
''İstenmiyorsun.''
Geçenlerde isimsiz bir mektupla biri bana bunu yazdı. Merak ediyorum, acaba kim başkasına böyle bir şey demenin normal olduğunu düşünür. Geçekten. Bir düşünün.
''İstenmiyorsun.''
Bu, birine söyleyebileceğiniz en alçakça şeydir.
Bununla muhtemelen, ''Şişmansın ve bu beni tiksindiriyor,'' demek istiyorlar. O zaman neden öyle demiyorsun?
Benim istenip istenmediğimi sen bilemezsin.
Ancak biliyor musun? İsteniyorum.
İster inan, ister inanma ama beni seven bir ailem var, arkadaşlarım da var. Hatta erkeklerle öpüştüm bile. Sevişmemiş olmamın sebebiyse buna henüz hazır olmamam, kimsenin beni istememesi değil. Demek istediğim, O Mektubu Yazan Şahıs, her ne kadar nefret dolu ve alçak olsan da, ben halimden oldukça memnunum. İyi bir kişiliğim var, harika bir zekâm var, ayrıca güçlüyüm ve koşabiliyorum. Dirençliyim. İddialıyım. Bu hayatta bir yere geleceğim çünkü kendime inanıyorum. Oranın neresi olduğunu henüz bilmiyor olabilirim ama bunun tek nedeni sınırsız olmam. Sen de aynı şeyi kendin için söyleyebilir misin?
Hayat başkalarını yargılamak için çok kısa. Birine ne hissettiğini veya ne olduğunu söylemek bizim işimiz değil. Onun yerine neden kendin için zaman harcamıyorsun? Seni tanımıyorum ama halletmen gerek bazı sorunların olduğundan eminim. Fit bir vücudun, mükemmel bir yüzün olabilir ama bahse girerim soyunup mor bir bikiniyle herkesin önünde modellik etmene engel olacak bazı özgüven sorunların da vardır.
Geri kalanınıza gelince, şunu unutmayın: İSTENİYORSUNUZ. İri, ufak, uzun, kısa, güzel, sade, arkadaş canlısı, utangaç. Kimsenin, hatta kendinizin bile aksini söylemesine izin vermeyin.
Özellikle de kendinizin.
Ne zaman onun yüzünü hatırlayabilmeye başladım?

Bunca zamandır onu görmemi sağlayan şeyin kilosu olduğunu sanmıştım.
Ancak kesinlikle kilosu değildi.
Kendisiydi.
Jennifer Niven
Sayfa 384 - Pegasus Yayınları
''Annemin ölmesi dışında hayatımın en kötü anı kendi evimden kurtarılmaktı. Nefret mektupları aldım, biliyor musun? Herkesin yaşananlarla ilgili, ne kadar şişman olduğumla ilgili, babamla ilgili söyleyecek bir şeyleri vardı. Benden ne kadar iğrendiklerini, ne kadar iğrenç olduğumu bildiğimden emin olmak istiyorlardı. Mektupları hastaneye gönderdiler, buraya gönderdiler. E-posta adresimi bulup doğrudan bana gönderdiler. Düşünsene, kim böyle bir şey yapar? kim haberlerde böyle bir hikâye görür ve, şu kıza bir mektup yazayım da ağzının payını vereyim. Acaba hastaneye mi postalasam, yoksa elden mi teslim etsem der?
Jennifer Niven
Sayfa 376 - Pegasus Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Holding Up the Universe
Baskı tarihi:
4 Ekim 2016
Sayfa sayısı:
391
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780385755924
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Alfred A. Knopf Books for Young Readers
Baskılar:
Tut Ki Seni Seviyorum
Holding Up the Universe
Everyone thinks they know Libby Strout, the girl once dubbed “America’s Fattest Teen.” But no one’s taken the time to look past her weight to get to know who she really is. Following her mom’s death, she’s been picking up the pieces in the privacy of her home, dealing with her heartbroken father and her own grief. Now, Libby’s ready: for high school, for new friends, for love, and for every possibility life has to offer. In that moment, I know the part I want to play here at MVB High. I want to be the girl who can do anything.

Everyone thinks they know Jack Masselin, too. Yes, he’s got swagger, but he’s also mastered the impossible art of giving people what they want, of fitting in. What no one knows is that Jack has a newly acquired secret: he can’t recognize faces. Even his own brothers are strangers to him. He’s the guy who can re-engineer and rebuild anything, but he can’t understand what’s going on with the inner workings of his brain. So he tells himself to play it cool: Be charming. Be hilarious. Don’t get too close to anyone.

Until he meets Libby. When the two get tangled up in a cruel high school game—which lands them in group counseling and community service—Libby and Jack are both pissed, and then surprised. Because the more time they spend together, the less alone they feel. Because sometimes when you meet someone, it changes the world, theirs and yours.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0