Adı:
Homo Faber
Baskı tarihi:
1 Mayıs 1994
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780544310582
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
A Harvest Book
Baskılar:
Homo Faber
Çarpık Sevda
Homo Faber
Walter Faber, engineer, is a man for whom only the tangible, calculable, verifiable exists. Dubbed Homo Faber (Man the Maker) by associates, he is devoted to the service of a purely technological world. This devoted service is not, however, without cost: on a flight to South America Faber succumbs to what he interprets as "fatigue phenomena, " and we see him lose touch with reality. A return to New York and to his American mistress only convinces him of a need for further rest. Accordingly he boards a ship for Europe, where he encounters a girl who, for reasons of which he is unaware, strongly attracts him. They travel together to France, Italy, and finally Greece, where chance and fate, in an ironic twist on a theme of classic tragedy, make a blind man see.
224 syf.
·Beğendi
"Homo Faber=Teknik İnsan" olasılıkları alt üst edip, 1yandan da siyasi göndermeleriyle ve kadınlara dair yazdıklarıyla etkileyici 1kitap tam anlamıyla, herkesin hayatında 1dönem olasılık olaylarına girdiği vakit olmuştur bilerek ya da bilmeyerek benim çoktur, (oyuzdendir ki yazdıkları beni hep ikna etti sanki, yalnız 1yere kadar...) özellikle ilk atanma dönemimde tüm durumların olasılığını hesaplayıp, bu konuyu gerçekten yaşayarak öğrendiğim doğrudur :-))) hesaplamadığım olasılığın gelmiş olması (tercih dışı:-))) ) insanı düşündürüyor gerçekten, hesaba katmadıklarımızla... Neyazikki hayat istatistiklere bakmıyor robot değiliz ki dünyada 1sonraki olacakları öngörüsün...

Hanna, İvy ve Sabeth Walter Faber in hayatına girip, onu etkileyen kadınlar ki hikaye olasılıkları alt üst ederek 1sekilde kesişiyor hayatlar 1yerde, yıllar sonra Hanna yi gördüğünde ve yalnız kaldıklarında hissettiği duygu Kolera Günlerinde Aşkı getirdi aklıma Florentino nun Fermina ya kavuşup 1likte olduğundaki duygu ki Marquezin en sevdiğim kitabıdır, yani hayat sadece matematiksel mantıkla ilerlemiyor hesaba katmadığımız kaderle de ilerliyor...

"Homo Faber" ölmeden önce okunması gereken  #1001kitap tan 1idir, ben çok severek okudum, kesinlikle tavsiyemdir, ekstra akıcı diliyle...
224 syf.
·Puan vermedi
İsviçreli yazar Max Frisch, Homo Faber’de, dünyayı matematik ve mantıkla algılamayı ve izah etmeyi ilke edinmiş, kaderi, tesadüfleri ve en önemlisi de insan ve doğa faktörlerini hesaba katmayan Walter Faber isimli bir mühendisin başına gelen trajik olayları anlatıyor. Şansa değil olasılığa, kadere değil bilime inanan insan matematiksel olarak tüm hayatı açıklayabilir mi yoksa gözardı ettikleri onu hata yapmaya ya da bir yıkıma mı götürür, kitap bu soruya cevap sanki. Homo Faber aslında özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında bilim ve teknoloji çağında modern insanın hayat görüşünün, onun teknoloji ve doğayla çatışmasının ve acizliğinin bir eleştirisi. Dünyaya hükmettiğine, teknolojiyle her şeye hakim olduğuna, medeniyeti temsil ettiğine inanan modern, beyaz insanın bu kibrinin doğa ve hayat karşısında yıkımının resmedilişi. Bunların yanında, Frisch’in sömürgecilik, feminizm, Amerikalılaştırılmış dünya ve kültürel tek tipleşmeyle ilgili etkileyici fikirleri var. Kitabın çıkış noktasını ve vermek istediklerini çok sevdim; ancak bunları daha başarılı bir kurgu içinde okumayı isterdim. Yazar, çok iyi bir fikir yakalamış ama sanki bunları kurguya işleme kısmına aynı özeni göstermemiş, bir tesadüfler zinciriyle paketleyip okuyucuya sunmuş gibi. Yine de okuduğuma memnun olduğum, sıkılmadan okuduğum akıcı bir kitap. Modern edebiyattan hoşlanan herkese tavsiye ederim. Yazarın Stiller eserini de okumayı planlıyorum.
220 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Homo Faber, alet yapan insan anlamına gelir ve insanın daha çok teknik ve rasyonel yanına vurgu yapar. Romanın baş karakteri tüm bu özelliklere uyan bir mühendistir. Ancak yaşam sadece teknikten ibaret değildir ve insanın tüm kararları da rasyonalite yani akıl tarafından belirlenmez. Kitap temel olarak bu gerçekliği modern çağın insanının yüzüne sert bir üslupla çarpan bir eser. Sayılamayanın, hesaplanamayının ve elimizde olmayanın yaşamımız üzerinde ne kadar büyük etkileri olabildiğini anlamayan modern insana yapılmış bir gönderme.
220 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bir kitap daha biter ️. Bu defa yazarım İsviçre'den. Corona evime kapatsa da beni, romanlarımla dünyanın her yerine gidiyorum. Bu kitabımda ki kahraman sayesinde Küba'dan, Yunanistan'a kadar her yeri gezdim. Gelelim kitabın konusuna, Walter Faber, bilime ve teknolojiye inanan, her şeyi istatistik olarak hesaplayan bir kişidir. Yaşamında kadere ve onun gibi mistik öğelere yer yoktur. Hayatında üst üste gelen tesadüflerle, kaderi sorgulamaya başlar. Kitapta altı çizilecek, alıntı yapılacak çok cümle vardı. Önce not alıyordum, baktım ki işin altından kalkamayacağım vazgeçtim. Kitabın en güzel yanı, sorgulamalarıydı. Kürtajla, kaderle ve ahlakla ilgili sorgulamalar müthişti. Kitabın dili çok akıcı değil. Hatta bir felsefi eser gibi dikkatle okunması gerekiyor. Aksi takdirde konudan kopabiliyorsunuz. Ama edebi dili çok iyi. Bu yüzden okuyup okumamayı size bırakıyorum.
220 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Mekanik hayata inanan duyguları ilişkileri yadsıyan Walter Faber ın bir yolculuk esnasında tanışıp aşık olduğu elisabeth hakkında yine rastlantılar sonucu öğrendiği çarpıcı gerçeklerle yüzleşmesi.
220 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Homo Faber sizi daha ilk sayfalarından itibaren etkisi altına alan kitaplar sınıfına giren bir roman. 223 sayfanın başından itibaren ana karakterin analitik ve matematiksel zihnine konuk oluyorsunuz. Olaylara bakış açısı aslında bana çok uzak gelmedi ve kendime oldukça yakın hissettim diyebilirim. Roman boyunca oldukça yoğun bir anlatım ve tempo var. Sadece kişi bazlı değil, birçok ortam değişikliğine ev sahipliği yapmakta roman. Kuzey Amerika ve Avrupa şehirleri yolları arasında yaşanan olaylara ana karakterin zihninden katılıyorsunuz. Roman birçok kez okuyucuyu ters köşe yapan olaylar içeriyor. Bu nedenle sürükleyiciliği oldukça fazla. Romanın ve çevirinin dilini özellikle beğendim diyebilirim. Değişik bir bakış açısına sahip ve sürükleyici bir roman okuyacaklara tavsiye edilir.
220 syf.
·5 günde·Puan vermedi
"Kadere kısmete inanmam, teknik adamı olduğumdan olasılık formülleriyle davranmaya alışığım" diyen Walter Faber'in çilesi. Kitapta kürtaj konusunda ilginç bir bölüm var. Profesör O.'nun dilinden 1957 yılında "dünyayı evimize getirecek haberleşme araçlarına sahip olacağımız" tahmini yapılmış. Aynı tahmini yapan Profesör O. seyahat konusundaki görüşlerini de okuyanlara bırakayım (7. baskı sayfa 113)
220 syf.
·3 günde·9/10 puan
Edebiyatta yereden roman kahramanlarını okumayı görev adettiğim için Max Frisch'in bu ünlü yapıtını okudum.Roman kahramanı Walter Faber gazetecilik yapan,film çeken,mühendis ve Amerikan yaşama tarzını benimsemiş bir karakter.Hanna adındaki sevgilisi ona "Teknik İnsan" anlamına gelen "Homo Faber" diyor.O da bu ismi gerçekten hakediyor.Herşeyin matematikle,rakamlarla,
istatistikler hesaplamalarla çözülebileceğine,kader,tesadüf diye birşey olmayacağına inanıyor.Yüzeysel ilişkileri tercih ediyor,hayatına kalıcı olarak hiçbir kadını dahil etmiyor.Ama Türk filmi deyimiyle kader ağlarını örüyor ve Homo Faber son derece trajik,ölümcül bir günah yaşıyor.Tüm olanları onun gözünden ya da hiç ayırmadığı kamerasından görüyoruz.Adım adım değişmesi,yine de değişmediğini kendine isbatlama çabaları.. Hanna'yı tekrar görünceye kadar herşeyi inkar etse de tüm çıplaklığıyla gerçekleri,zavallılığını kabul ediyor..Bir yanda hiçbirşeye dokunmadan,hiçbirşeyi doyasıya yaşamadan filme alıp sonra seyrederek yaşadığını zannetmek diğer yanda doğayı,yaşamayı seven iki kadın Hanna ve Elizabeth.. Edebiyatın kilometre taşlarından usta işi bir kitap..Beni sardı ve bu karakteri tanımasaydım eksik olacağımı düşündüm.Ancak edebiyatın klasiklerini sevenlerden değilseniz bu kitabı okumaktan da zevk almayabilirsiniz.
220 syf.
·22 günde·Beğendi·7/10 puan
Homo Faber modern zamanın insan hayatından aldıklarını ve insan hayatına kattıklarını çok etkileyici bir kurguyla anlatan bir roman. İnsanoğlunun bilime olan güveni ile kadere olan bakış açısı arasındaki çatışma daha sarsıcı şekilde anlatılamazdı.
220 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Hayatta her şeyin hesaplara tabi olduğuna inanan bir adamın tesadüfler karşısında hayatının nasıl yön değiştirdiğini anlatan bir kitap. Bence tesadüflerin de bir hesabı var bu bir gerçek. Fakat mesele bizim bu hesapların çoğunu olay gerçekleştikten sonra öğrenmemiz. Kahramanımız Faber ise bu hesapları önceden bileceği düşüncesine kapılma hatasına düşüyor. Kitabın anlatımı güzel, sürükleyici. Salt akla inanmanın ve tesadüfleri yok saymanın doğurabileceği sonuçları böyle bir ilişki biçiminden ziyade daha normal bir ilişki biçimiyle anlatılması bence daha güzel olabilirdi. Yine de okuduğum güzel kitaplar arasına girdi.
224 syf.
·3 günde·8/10 puan
Max Frisch ilk defa okudum kitap grubumuz sayesinde. Sırayla gidelim;

Kitap Can Yayınlarından, çeviri Sezer Duru çevirisi ve 222 sayfadan oluşmakta. Klasik bir eser değil ve roman türünde bir eser.

Konu olarak bakarsak öncelikle Homo Faber ne demek ? Kitapta aynen şu şekilde geçiyor: “ Yapıcı, teknik insan.” Romanda da teknik terimler, teknisyenlik üzerine birçok cümle geçiyor. Ahmet Cemal’in sonsöz de söylediği gibi roman kahramanı hep teknolojiye inanan, ayakları yere basan, salt akıl sahibi, modern, matematiğin verilerine inanan birisidir. Ama öyle bir rastlantılar yaşar, hayat onu öyle bir noktalara getirir ki korkunç bir tesadüfe denk gelir.

Kitap öyle sadece teknik bir insanın gözünden geçmiyor. Farklı sorgulamalar ile de şaşırtıyor. Bir anda tarih, ahlak, genel geçer konular, kürtaj, istatistikler, kadere inanmama ve felsefe konularına da giriyor.

Üslup olarak bakarsak; gayet akıcı bir dili var ve modern bir yapıt. Olaylar gayet tempolu gidiyor. Betimlemeler falan da gayet güzeldi. Grange gibi oradan oraya geziyoruz meslek icabı. Mükemmel bir çeviri de söz konusu bu arada es geçmemek gerekir.

Sonuç olarak en gerçekçi, analitik beyne, modern, mükemmeliyetçi bireyin bile bir anda nasıl yanılabileceğini, kaderin cilvesinin beklenmedik sonuçlara nasıl gebe olabileceğini bize anlatıyor.
220 syf.
·6/10 puan
İlk başlarda güzel daha sonradan pembe dizilerin senaryosuna bağlayan ilginç bir kitap. kitap bir nevi 21. Yüzyılın oidipus sendromunu işliyor...10/6
Tanrı bir erkek oldukça, bir çift olmadıkça, bir kadının hayatı, Hanna’ya göre, bugünkü durumda kalmaya mahkumdur. Bugünkü içler acısı durumda kadın, dış görünüşü ne kadar alımlı olursa olsun, yaratılışın proleteridir bugünün dünyasında, başka bir şey değildir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Homo Faber
Baskı tarihi:
1 Mayıs 1994
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780544310582
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
A Harvest Book
Baskılar:
Homo Faber
Çarpık Sevda
Homo Faber
Walter Faber, engineer, is a man for whom only the tangible, calculable, verifiable exists. Dubbed Homo Faber (Man the Maker) by associates, he is devoted to the service of a purely technological world. This devoted service is not, however, without cost: on a flight to South America Faber succumbs to what he interprets as "fatigue phenomena, " and we see him lose touch with reality. A return to New York and to his American mistress only convinces him of a need for further rest. Accordingly he boards a ship for Europe, where he encounters a girl who, for reasons of which he is unaware, strongly attracts him. They travel together to France, Italy, and finally Greece, where chance and fate, in an ironic twist on a theme of classic tragedy, make a blind man see.

Kitabı okuyanlar 206 okur

  • Emel Ak
  • Su

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%1.6 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0