Homo Ludens (Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir Deneme)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1363
Gösterim
Adı:
Homo Ludens
Alt başlık:
Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir Deneme
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390994
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Homo Ludens A Study Of The Play Element In Culture
Çeviri:
Mehmet Ali Kılıçbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Homo Ludens
Homo Ludens
Homo Ludens
Biz insanların Homo Sapiens nitelemesini hak edecek kadar akıllı olmadığımız anlaşıldı... Birçok hayvanın da alet yapabildiği, dolayısıyla insana Homo Faber demenin de anlamsız olduğu görüldü... Peki biz kimiz? İnsana özgü üçüncü bir özellik olarak Homo Ludens'i, oyun oynayan insanı bu nitelemeler arasına katamaz mıyız?

Johan Huizinga, Homo Ludens adlı bu temel eserinde yeryüzünde insana ait her şeyin başlangıcının oyun olduğunu gösteriyor. Önce oyun vardı!

Oyun kurgusal olduğu bilinen ve gündelik hayatın dışında yer alan, bununla birlikte oyuncuyu da tamamen içine çeken, gönüllü, özgür bir eylemdir. Sınırları özellikle belirlenmiş zaman ve mekân içinde gerçekleşen, her türlü maddi çıkardan ve yarardan uzak bu eylem, verili kurallara göre, belli bir düzen içinde yerine getirilir. Oyuncu ve kimi zaman da seyirci kendinden geçer, coşar... Bu şekilde tanımlanan oyun, tarih boyunca, hayatın her alanında kültürün temel öğesi olarak varlığını sürdürmüştür.

Huizinga, kolektif hayatın bütün önemli biçimlerinin -ibadet, şiir, müzik, dans, bilgelik, bilim, hukuk, mücadele ve savaş- ortaya çıkışında oyunun son derece etkin bir rol oynadığını, Doğu ve Batı dünyasına ilişkin zengin tarihsel bilgi ve belgelere dayanarak gösteriyor.

Fakat modern çağlarla birlikte oyun, hayatı zenginleştiren bir unsur olmaktan çıkıp bugünkü dar anlamına sıkıştırılınca, katlanılması daha güç, renksiz ve tekdüze hayatlar yaşamaya başladığımızı da Huizinga'dan öğreniyoruz: Ekonomik güç ve çıkarların dünyanın gidişatını belirleyeceğine utanç verici biçimde inanıyoruz; ibadet eder gibi çalışıyor ve üretiyoruz; yavan ve kuru yarar duygusu, burjuva rahatlığı ideali zihniyetlerimizi etkiliyor. Oyuna top-lumlarımızda artık yer yok; hayatın bütünlüğünden dışlanıp, sanayiye malzeme olsun diye bir köşeye atıldı...

Yeniden oyun oynayan insan olmayı isteyenler için...

"Pek çok insanın yaşamında dönüm noktası olan kitapların bulunduğunu, kendi özyaşam çizgimde de iki kitabın önemli yeri olduğunu belirtmek isterim. Bunlardan birincisi, bu kitabın esinlendiği, Hollandalı tarihçi J. Huizinga'nın Homo Ludens'idir. (...) 1950'lerde bu kitabı okuduktan sonra bütün bir yaşam boyu ne yapacağımın da kararını vermiştim."
-Metin And-
Oyun ve Büyü
(Tanıtım Bülteninden)
272 syf.
İnsan oyuncudur, doğadan öğrendiği gibi nefes almayı; oyunu da doğadan öğrenmiştir. Zaten her şey bir oyundan ibaret değil mi?
Yürürken çizgilere basmamaya gayret etmek, bir sonraki durağa varıncaya dek sayılan adımlar; portakalın kabuğunu kopmadan yekpare bir şekilde soyabilmek...
272 syf.
·23 günde·Puan vermedi
Bir çok dilde oyun kelimesinin karşılığını, nerden türediğini , tarihini ve tanımını yaparak başlıyor yazar ilk bölümlere.
Hayvanlar ve insanlarda ortak bir nokta oyun. İnsanların bu durumu geliştirip başka anlamlar yükleyerek, herşeyin oyun üzerine kurgulandığını anlatan bir araştırma kitabı.
Tiyatro, düello, şiir, kültür, savaş, inanç, din, sosyal yaşam, devlet... kavramlarında oyunun yerini kısacası yaşamın kendisinin bir oyun olduğunu, oyunun kültürden de eski olduğunu anlatan, dili ağır, okuması zorlayıcı, ama bilgilerle dolu bir kitap kendisi.
Eğer ilgi alanınız dışındaysa sizi sıkacaktır ve çok büyük ihtimalle yarım bırakacaksınız. Ben merak ederek almama rağmen okurken araya kaç kitap aldım hatırlamıyorum.
Oyunun ifadesi bütün toplum ideallerini tatmin etmektedir. Tamamen biyolojik olan beslenme, üreme ve türün korunması mekanizmasından daha yüksek bir alanda yer almaktadır.
Oyun, en basit biçimlerinde ve hayvan hayatının içinde bile, tamamen fizyolojik bir olgudan veya fizyolojik olarak belirlenen psişik bir tepkiden daha fazla bir şeydir. Bizatihi oyun olarak, tamamen biyolojik veya en azından tamamen fiziksel bir faaliyetin sınırlarını aşmaktadır. Oyun anlam bakımından zengin bir işlevdir. Oyunda, yaşamın doğrudan gereksinimlerini aşan ve eyleme anlam katan bağımsız bir unsur ‘oynamaktadır’. Her oyun bir anlam taşır. Eğer, oyuna bir öz yükleyen bu faal ilkeye zihin dersek aşırıya kaçmış oluruz; eğer ona içgüdü dersek hiçbir şey söylememiş oluruz. Hangi açıdan ele alınırsa alınsın, oyunun bu ‘kasıtlı’ karakteri, bizatihi özünün içinde yer alan maddi olmayan bir unsurun varlığını açık etmektedir.
Johan Huizinga
Ayrıntı Yayınları
Arena, oyun masası, sihirli çember, tapmak, sahne, perde, mahkeme;
bunların hepsi biçim ve işlev açısından oyun alanlarıdır, yani tahsis edilmiş, ayrılmış, çevresine parmaklık çekilmiş, kutsallaştırılmış
ve kendi sınırları içinde özel kurallara tabi kılınmış yerlerdir.
Bunlar bildik dünyanın ortasında, belirli bir eylemin gerçekleştirilmesi
amacıyla tasarlanmış geçici dünyalardır.
Johan Huizinga
Sayfa 27 - Ayrıntı
Oyun kültürden daha eskidir, çünkü kültür ne kadar dar kapsamlı tanımlanırsa tanımlansın, her zaman bir insan toplumunun varlığını öngörür ve hayvanlar kendilerine oyun oynamalarını öğretmesi için insanın gelmesini beklememişlerdir. Hatta insan uygarlığının genel oyun kavramına hiçbir temel özellik katmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Oyun özgürce oynanır; dahası, oyun özgürlüktür. Bu özellikle yakından bağlantılı ikinci özelliği şudur: Oyun "olağan" veya "gerçek" hayat değildir. Oyun "gerçek" hayatın dışına çıkıp kendine özgü doğası olan geçici bir faaliyet alanına girmektir. Her çocuk "-mış gibi yaptığını" veya "sırf eğlenmek" için oynadığını gayet iyi bilir.
Aristoteles'in animal ridens [gülen hayvan] kavramı insanı hayvandan ayırt etmede homo sapiensi kesinlikle gölgede bırakan bir kavramdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Homo Ludens
Alt başlık:
Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir Deneme
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390994
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Homo Ludens A Study Of The Play Element In Culture
Çeviri:
Mehmet Ali Kılıçbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Homo Ludens
Homo Ludens
Homo Ludens
Biz insanların Homo Sapiens nitelemesini hak edecek kadar akıllı olmadığımız anlaşıldı... Birçok hayvanın da alet yapabildiği, dolayısıyla insana Homo Faber demenin de anlamsız olduğu görüldü... Peki biz kimiz? İnsana özgü üçüncü bir özellik olarak Homo Ludens'i, oyun oynayan insanı bu nitelemeler arasına katamaz mıyız?

Johan Huizinga, Homo Ludens adlı bu temel eserinde yeryüzünde insana ait her şeyin başlangıcının oyun olduğunu gösteriyor. Önce oyun vardı!

Oyun kurgusal olduğu bilinen ve gündelik hayatın dışında yer alan, bununla birlikte oyuncuyu da tamamen içine çeken, gönüllü, özgür bir eylemdir. Sınırları özellikle belirlenmiş zaman ve mekân içinde gerçekleşen, her türlü maddi çıkardan ve yarardan uzak bu eylem, verili kurallara göre, belli bir düzen içinde yerine getirilir. Oyuncu ve kimi zaman da seyirci kendinden geçer, coşar... Bu şekilde tanımlanan oyun, tarih boyunca, hayatın her alanında kültürün temel öğesi olarak varlığını sürdürmüştür.

Huizinga, kolektif hayatın bütün önemli biçimlerinin -ibadet, şiir, müzik, dans, bilgelik, bilim, hukuk, mücadele ve savaş- ortaya çıkışında oyunun son derece etkin bir rol oynadığını, Doğu ve Batı dünyasına ilişkin zengin tarihsel bilgi ve belgelere dayanarak gösteriyor.

Fakat modern çağlarla birlikte oyun, hayatı zenginleştiren bir unsur olmaktan çıkıp bugünkü dar anlamına sıkıştırılınca, katlanılması daha güç, renksiz ve tekdüze hayatlar yaşamaya başladığımızı da Huizinga'dan öğreniyoruz: Ekonomik güç ve çıkarların dünyanın gidişatını belirleyeceğine utanç verici biçimde inanıyoruz; ibadet eder gibi çalışıyor ve üretiyoruz; yavan ve kuru yarar duygusu, burjuva rahatlığı ideali zihniyetlerimizi etkiliyor. Oyuna top-lumlarımızda artık yer yok; hayatın bütünlüğünden dışlanıp, sanayiye malzeme olsun diye bir köşeye atıldı...

Yeniden oyun oynayan insan olmayı isteyenler için...

"Pek çok insanın yaşamında dönüm noktası olan kitapların bulunduğunu, kendi özyaşam çizgimde de iki kitabın önemli yeri olduğunu belirtmek isterim. Bunlardan birincisi, bu kitabın esinlendiği, Hollandalı tarihçi J. Huizinga'nın Homo Ludens'idir. (...) 1950'lerde bu kitabı okuduktan sonra bütün bir yaşam boyu ne yapacağımın da kararını vermiştim."
-Metin And-
Oyun ve Büyü
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 36 okur

  • Hilal
  • Pınar
  • Rumeysa kilic
  • Furkan Belikırık
  • Fatma
  • Gülsüm Çolak
  • Oğuzcan Ertürk
  • Sercan Gedik
  • Ali Deniz
  • Büşra Durmuş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%20 (1)
8
%0
7
%20 (1)
6
%20 (1)
5
%0
4
%20 (1)
3
%0
2
%0
1
%0