Homo Ludens (Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir İnceleme)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.136
Gösterim
Adı:
Homo Ludens
Alt başlık:
Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir İnceleme
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
255
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052491829
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınları
Baskılar:
Homo Ludens
Homo Ludens
Oyun, kültürden eski bir kavramdır, Çünkü kültür, her ne kadar yarım yamalak tanımlanmış haliyle daima insan toplumunun varlığını gerektirse de hayvanlar insanların oyun oynamayı kendilerine öğretmelernin beklememişlerdir. Hatta insan medeniyetinin genel oyun düşüncesine esaslı hiçbir katkıda bulunmadığını rahatça öne sürebiliriz. Hayvanlar, aynen insanlar gibi oyun oynarlar. İnsan oyununun bütün temellerinin mutlu mesut sıçrayışlarında bulunduğunu görmek için sadece yavru köpekleri izlememiz yeterlidir. Birbirlerini belli tavır ve işaret merasimleriyle oyuna davet ederler. Kardeşinin kulağını ısırmayacaksın, ona zarar vermeyeceksin kuralına bağlı kalırlar. Feci halde kızgın görünürler. En önemlisi de bütün bu yaptıkları şeylerde açıkça muazzam bir eğlence ve haz yaşadıkları açıktır. Yavru köpeklerin böyle boğuşmaları hayvan oyununun basit formlarından sadece biridir. Başka, daha gelişkin formlar da bulunmaktadır. Hayranlık gösteren bir topluluk önünde yapılan düzgün karşılaşmalar ve güzel gösteriler gibi.
Burada çok önemli bir noktaya varmış bulunuyoruz. Hayvan düzeyindeki en basit formlarında dahi, oyun mutlak bir fizyolojik olgudan ya da refleksten fazlasıdır;
safi fiziksel veya biyolojik aktivitenin sınırlarınıaşar. Önemli bir fonksiyondur, yani bir mantığı vardır. Oyun içinde hayatın acil gereksinimlerine baskın gelen ve manayı eyleme katan ´´oyunda´´ kavramını barındırır. Tüm oyun bir şeyi ifade eder. Oyunun özünü oluşturan etken kaideyi ´´içgüdü´´ olarak adlandırırsak, hiçbir şey dememiş oluruz, eğer buna ´´akıl´´ veya ´´dilek´´ dersek de abartmış oluruz. Buna rağmen, oyunun tam da kendi doğasındaki manevi bir niteliği çağrıştıran bir anlam içerdiği gerçeğini göz önüne alabiliriz
272 syf.
İnsan oyuncudur, doğadan öğrendiği gibi nefes almayı; oyunu da doğadan öğrenmiştir. Zaten her şey bir oyundan ibaret değil mi?
Yürürken çizgilere basmamaya gayret etmek, bir sonraki durağa varıncaya dek sayılan adımlar; portakalın kabuğunu kopmadan yekpare bir şekilde soyabilmek...
272 syf.
·23 günde·Puan vermedi
Bir çok dilde oyun kelimesinin karşılığını, nerden türediğini , tarihini ve tanımını yaparak başlıyor yazar ilk bölümlere.
Hayvanlar ve insanlarda ortak bir nokta oyun. İnsanların bu durumu geliştirip başka anlamlar yükleyerek, herşeyin oyun üzerine kurgulandığını anlatan bir araştırma kitabı.
Tiyatro, düello, şiir, kültür, savaş, inanç, din, sosyal yaşam, devlet... kavramlarında oyunun yerini kısacası yaşamın kendisinin bir oyun olduğunu, oyunun kültürden de eski olduğunu anlatan, dili ağır, okuması zorlayıcı, ama bilgilerle dolu bir kitap kendisi.
Eğer ilgi alanınız dışındaysa sizi sıkacaktır ve çok büyük ihtimalle yarım bırakacaksınız. Ben merak ederek almama rağmen okurken araya kaç kitap aldım hatırlamıyorum.
Oyun, en basit biçimlerinde ve hayvan hayatının içinde bile, tamamen fizyolojik bir olgudan veya fizyolojik olarak belirlenen psişik bir tepkiden daha fazla bir şeydir. Bizatihi oyun olarak, tamamen biyolojik veya en azından tamamen fiziksel bir faaliyetin sınırlarını aşmaktadır. Oyun anlam bakımından zengin bir işlevdir. Oyunda, yaşamın doğrudan gereksinimlerini aşan ve eyleme anlam katan bağımsız bir unsur ‘oynamaktadır’. Her oyun bir anlam taşır. Eğer, oyuna bir öz yükleyen bu faal ilkeye zihin dersek aşırıya kaçmış oluruz; eğer ona içgüdü dersek hiçbir şey söylememiş oluruz. Hangi açıdan ele alınırsa alınsın, oyunun bu ‘kasıtlı’ karakteri, bizatihi özünün içinde yer alan maddi olmayan bir unsurun varlığını açık etmektedir.
Johan Huizinga
Ayrıntı Yayınları
Arena, oyun masası, sihirli çember, tapmak, sahne, perde, mahkeme;
bunların hepsi biçim ve işlev açısından oyun alanlarıdır, yani tahsis edilmiş, ayrılmış, çevresine parmaklık çekilmiş, kutsallaştırılmış
ve kendi sınırları içinde özel kurallara tabi kılınmış yerlerdir.
Bunlar bildik dünyanın ortasında, belirli bir eylemin gerçekleştirilmesi
amacıyla tasarlanmış geçici dünyalardır.
Johan Huizinga
Sayfa 27 - Ayrıntı
Oyun kültürden daha eskidir. Nitekim, kültür kavramını ne kadar
daraltsak da, bu kavram her halükârda bir insan toplumunun varlığını
gerektirir ve hayvanlar kendilerine oyun oynamalarını öğretmesi
için insanın gelmesini beklememişlerdir. Kuşkusuz, şunu hiç
çekinmeden ifade edebiliriz: İnsan uygarlığı genel oyun kavramına
hiçbir temel özellik katmamıştır. Hayvanlar aynen insanlar gibi
oyun oynarlar. Oyunun bütün temel çizgileri, hayvan oyunlarında
çoktan gerçekleştirilmiş durumdadır. Bütün bu çizgileri gözlemek
için, yavru köpeklerin neşeli oynaşmalarını dikkatlice izlemek yeterlidir.
Johan Huizinga
Sayfa 16 - Ayrıntı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Homo Ludens
Alt başlık:
Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir İnceleme
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
255
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052491829
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınları
Baskılar:
Homo Ludens
Homo Ludens
Oyun, kültürden eski bir kavramdır, Çünkü kültür, her ne kadar yarım yamalak tanımlanmış haliyle daima insan toplumunun varlığını gerektirse de hayvanlar insanların oyun oynamayı kendilerine öğretmelernin beklememişlerdir. Hatta insan medeniyetinin genel oyun düşüncesine esaslı hiçbir katkıda bulunmadığını rahatça öne sürebiliriz. Hayvanlar, aynen insanlar gibi oyun oynarlar. İnsan oyununun bütün temellerinin mutlu mesut sıçrayışlarında bulunduğunu görmek için sadece yavru köpekleri izlememiz yeterlidir. Birbirlerini belli tavır ve işaret merasimleriyle oyuna davet ederler. Kardeşinin kulağını ısırmayacaksın, ona zarar vermeyeceksin kuralına bağlı kalırlar. Feci halde kızgın görünürler. En önemlisi de bütün bu yaptıkları şeylerde açıkça muazzam bir eğlence ve haz yaşadıkları açıktır. Yavru köpeklerin böyle boğuşmaları hayvan oyununun basit formlarından sadece biridir. Başka, daha gelişkin formlar da bulunmaktadır. Hayranlık gösteren bir topluluk önünde yapılan düzgün karşılaşmalar ve güzel gösteriler gibi.
Burada çok önemli bir noktaya varmış bulunuyoruz. Hayvan düzeyindeki en basit formlarında dahi, oyun mutlak bir fizyolojik olgudan ya da refleksten fazlasıdır;
safi fiziksel veya biyolojik aktivitenin sınırlarınıaşar. Önemli bir fonksiyondur, yani bir mantığı vardır. Oyun içinde hayatın acil gereksinimlerine baskın gelen ve manayı eyleme katan ´´oyunda´´ kavramını barındırır. Tüm oyun bir şeyi ifade eder. Oyunun özünü oluşturan etken kaideyi ´´içgüdü´´ olarak adlandırırsak, hiçbir şey dememiş oluruz, eğer buna ´´akıl´´ veya ´´dilek´´ dersek de abartmış oluruz. Buna rağmen, oyunun tam da kendi doğasındaki manevi bir niteliği çağrıştıran bir anlam içerdiği gerçeğini göz önüne alabiliriz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0