Hoşgör Köftecisi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.099
Gösterim
Adı:
Hoşgör Köftecisi
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
978–975–08–2254–4
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Orhan Velinin hikâyeleri, 1947-50 yılları arasında Tanin gazetesi ile Seçilmiş Hikâyeler ve Yaprak dergilerinde yazarın sağlığında, William Saroyandan "serbest" olarak çevirdiği hikâyesi ise ölümünden sonra Vatan gazetesinde (1952) yayımlanmıştı.

Hikâyeler ilk kez ayrı bir kitapta toplanmış ve kitaba yazarın edebiyat hakkındaki küçük ama ilginç bir konuşması da eklenmiştir.

Hoşgör Köftecisi okurlarının, "keşke genç yaşta kaybetmeseydik de, o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı" diyeceğini düşünüyoruz.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Okuduktan sonra Yapı Kredi Yayınları’nın da kitaba başlamadan önce belirttiği gibi “Keşke genç yaşta kaybetmeseydik de, o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı.” dedirten öykü kitabı.

Kitap, 6-7 sayfalık, kısa olmasına rağmen derinlik taşıyan, tekrar ve tekrar okunması gereken hikâyelerden oluşuyor.

Kitabın sonunda Orhan Veli’nin edebiyat hakkında küçük ama ilginç bir konuşmasına da yer verilmiş. Türk Dil Kurumunu “dili, kelimelere karşılık bulmaktan ibaret sayan müessese” olarak tanımlamış, “dilin zenginleşmesini müesseselerden değil, sanat adamlarından beklemeliyiz.” demiş Orhan Veli.

TDK selfie’ye karşılık buladursun, Türkçeyi doğru kullanmada önderlik yapamayan kurum olarak görüyorum bu kurumu. Hele ki Twitter sayfasında son dönemlerde yaptığı saçmasapan tanımlar ve özenilmemiş noktalama işaretleri ile zıvanadan çıkmış kurumdur.

http://www.imgim.com/...53-a01ef12f5819.jpeg

Türkçe için var olduklarını söylüyorlar lâkin daha cümle kuramıyorlar. Facebook’taki çakma kültür bekçilerine maaş bağlanmış, TDK elemanı olarak işe alınmış sanırsam. İyi ki varsın TDK, ya da yoksun.

Bunun dışında 21. ve 22. sayfalarda realizme değinmiş Oktay Veli. “Bir esere, dünyanın en çirkin realitelerini doldurmakla realist olunmaz, dünyayı hep kara gözlükle görmek, romantizmin ta kendisidir.” demiş. Bu görüşe ben de katılıyorum. Sefaletleri, ıstırapları, sınıf tezatlarını en keskin hatlarıyla canlandırmak isteyen çok kere mübalağaya düşer.

Orhan Veli, nâm-ı diğer Garipçi, bu kitapla gönlümü kazandı.
64 syf.
·Beğendi·10/10
Orhan Veli elbette öncelikle şair kimliğiyle bilinir ve öne çıkar. Fakat bu kısa öykülerden oluşan kitabı okunmaya değer. Kullandığı dil,üslup zamanının ilerisinde kanaatimce. Tıpkı “aylak adam” ve “kürk mantolu madonna “ gibi. Yusuf Atılgan,Sabahattin Ali gibi. Çeşitli dergilerde yayımlanan kısa öyküleri YKY 2003 yılında önce “şairin işi” ismiyle,2012 yılında da “hoşgör köftecisi” ismiyle kitaplaştırmış.

Yazarın hayatına da bir göz atmakta fayda var,

https://www.turkedebiyati.org/orhan_veli_kanik.html

Kitapta 7 öykü var, bunlardan bir tanesi çeviri (yazarı William Saroyan-yaşasın aşk öyküsü). Ayrıca bir de Orhan Veliyle yapılmış röportaj bulunuyor kitapta. Öykü isimleri,

Hoşgör koftecisi,kan,baharın ettikleri,öğleden sonra,işsizlik,denize doğru ,yaşasın aşk.

Birkaç öyküden örnekler şöyle;

Hoşgör Köftecisi,

-Bu manasız dünyanın hiç ummadığınız bir yerinde kapısından dört bir yana nefis kebap kokuları yayılan bir kebapçı dükkanı ile karşılaşmanız imkansız değildir.

Öğleden Sonra,

-Kendisine karşı yakınlık duyduğumu galiba kızcağız da anladı. Sık sık bana bakıyordu.Bu bakışın başka bakışlara benzemeyeceğini anlayacak kadar da macera geçmiş başımdan.Ne düşünüyordu acaba benim için? Kim bilir belki de diyordu ki içinden “Ben kamburum, o değil” Birdenbire aklıma ne geldi biliyor musunuz?
”Acaba “ dedim, “Ben bu kızla evlensem çocuklarımız da kambur mu olur?”

İşsizlik,

-İşsizlik kötü şey vesselam . İşsizliğin kötü olduğunu da yalnız aç kaldığım zamanlar düşünüyorum.Can sıkıntısından bunaldığım sıralarda da düşünsem ya. Olmuyor. Bu bahçeye de hep böyle zamanlarımda gelirim.Neden acaba?Etraftakilerin çoğu da işsiz.Bu bahçe sadece kaderleri bu yolda ortak olanları mı çekiyor dersiniz.

-Bilmem ne dağındaki petrol arama kampında bir iş teklif etmişlerdi. Gitseydim kötü mü olurdu sanki.Enayilik işte,parayla pulla değil ki!

Denize Doğru,

-Buraya geleli üç gün oldu. Ama şöyle bir kıyıya gidip o yosun kokusunu koklayamadım. Şöyle bir eğilip elimi suya değdiremedim.O eski hasret hep içimde.
64 syf.
·1 günde·9/10
Orhan Veli'nin, Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday ile beraber çıkarttıkları Varlık Dergisi'nde de bolca örneklerini paylaştıkları kafiyesiz, ölçüsüz, şairenelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatırlar. Bu başlattıkları akımın adı da Garip Akımı'dır ve bu 3 kişi de artık Garipçiler olarak anılmaktadır. Bu yeni akım kimi edebiyatçı tarafından sevilirken, çoğu kesim tarafından da dışlanmakta ve edebiyat dışı denilmektedir. Orhan Veli ile beraber bu akım sayesinde Türk şiiri artık Avrupa şiirine, özellikle de Fransız şiirine daha bir yakınlaşmaktadır. Zamanında Garipçiler çok fazla tepki ve eleştiri almış olsalar da Garip Akımı artık kendini kabul ettirmiş ve sevilen bir tür olmuştur. Orhan Veli'nin YKY tarafından gazetelerde yayınlanan kısacık, 3 - 5 sayfalık hikayeleri toplayıp, bir araya getirilip kitaplaştırılmış kitabının içindeki hikayeler de aynı Orhan Veli şiirleri gibi naifliğe hakim şekilde kendini okutmaktadır. Hikayelerin aslında ne bir mutlu sonu ne de mutsuz bir sonu var. Bildiğimiz hikayelerin aksine uzun bir süreci de anlatmıyor, sadece 5 - 6 dakikalık kısımların anlatıldığı şiirsel kıvamda hikayeler. Gerçek mi değil mi, yoksa gerçekten de bir hikaye mi diye Orhan Veli kendimize de sordurtmayı başarabiliyor. Belki de bir hayali anlatıyor bize Orhan Veli ve bu güzel hayali ile yüzümüzde samimi bir gülümseme oluşturttuyor. Deniz kenarında, güzel bir şekilde edebiyat kokan bir sofrada, rakı ve balık eşliğinde hayallere dalmamıza müsaade ediyor. Okuyun, bu kısacık, az sayfadaki kitaptaki hissettiklerimi sizler de hissedeceksiniz. Son kısımdaki Orhan Veli'nin çevirdiği hikaye ve edebiyat hakkındaki röpartajı ile güzel bir kitap.
64 syf.
·Beğendi·8/10
36 yaşında hayata veda eden bir Orhan Veli. Yaşasaydı kim bilir daha neler yazardı. Birbirinden güzel öykülerinin bulunduğu kitabı bir nefeste okudum. Tadı damağımda kaldı. Sait Faik Gibi daha çok öykü yazabilseydi keşke. Biraz Sait Faik biraz Yaşar Kemal tadı aldım hikayelerinden. Denizin, güneşin sıcacık rüzgarın esintisi vardı. Mutlaka okunmalı..
64 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Şiirleri muhteşem olan Orhan Veli'nin hikayeleri de öyleymiş. Neden genç yaşta kaybettik ki böylesi değerli bir insanı. Sadece tanışıp sohbet etmeyi, beraber bir çay içmeyi nasıl isterdim. Edebiyat sensiz eksik olurdu. İyi ki bu dünyadan bir Orhan Veli geçti. Dediğin gibi deli ediyor insanı bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç. Degüstasyona da balık pazarına da gidiyorum.
64 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kısa kısa hikayelerinin olduğu bu kitaba bayıldım. Hikayeleri okurken yüzümde gülümseme oluştu. Genç yaşta yitirdiğimız bu yazarımız keşke daha uzun yaşasaydı bizi hikayelerinin güzelliginden mahrum bırakmasaydı.
64 syf.
·1 günde
Kitabı daha önceden bir kaç kez daha elime alıp, başlamadan vazgeçmiştim okumaktan. Neden bilmiyorum ama öykülerle, kısa yazılarla aram pek iyi olmadı hiç. Uzun uzun romanlar olsun, sonunu deli gibi merak edeyim ama bir yandan da hiç bitmesin isteyenlerdenim ben de. Tabi bu kitaba gerçek anlamda başlamaya karar verene kadar!..

Daha ilk öyküyü okurken yüzümde tatlı bir gülümseme beliriverdi hemen. Hikaye kısacık da olsa samimiyet kocamandı ve hikayedeki gibi adı 'meyhane' olmasa da benim de sık sık gittiğim, aile gibi olduğum minik bir mekan vardı. O geldi aklıma. Bazen kitabımla gidip, yalnız masamda, dumanı üstünde tavşan kanı çayımla romanın derinliklerine daldığım ya da yine o mekanın daimi müdavimleri ile bir masanın etrafında sohbet ettiğim... :) Nasıl da yakınmışız Orhan Veli'yle ve ne kadar da bizdenmiş aslında kendisi...

Orhan Veli'yi elbette tanırız hepimiz; çoğunluğumuz şiirleriyle. Ama bu kitapla bir de hikayeci Orhan Veli'yi tanımış oldum ve kısa yazılardan haz etmesem de hayran kaldım. Keşke'lerim biraz daha arttı.

Sahiden... Keşke bu kadar genç yaşta ayrılmasaydı aramızdan ve daha çok şiir; daha çok öykü yazsaydı.

Keyifli okumalar...
64 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Orhan Veli Kanık en sevdiğim şairdir. Türk edebiyatında genç yaşta ölmesine en çok üzüldüğüm isimlerden biridir. Yapı Kredi Yayınları 2012 yılında şairin hikâyelerini Hoşgör Köftecisi adında bu kitapta toplamış.

Kitapta Orhan Veli’nin gazetelerde yayımlanan altı hikâyesi ve bir de öldüğü zaman kağıtları arasında bulunan William Saroyan’ın bir hikâyesinin, yazar tarafından yapılmış çevirisi yer alıyor.

Kitabın sonunda Orhan Veli ile yapılmış dört sayfalık bir röportaj var. Bu röportajda şairin Divan edebiyatına bakışını, edebiyatın niteliği hakkında neler düşündüğünü, Halide Edip’i pek sevmediğini ve kimleri sevdiğini öğrenebilirsiniz.

Orhan Veli’nin şiirlerini ve mektuplarını okuyan biri olarak yazarın diline hakim olduğumu düşünüyorum. Öykülerini de şiir diline yakın buldum. Sıradan insanların günlük hallerini okuyoruz kitapta. 58 sayfalık kitap su gibi akıyor ve maalesef çok çabuk bitiyor. Kitap bittikten sonra kitabın önsözünde yazan şu cümleye katılmadan edemiyorsunuz: “Bu hikâyelerin okurlarının tıpkı şiirlerini okuduktan sonra hepimizin söylediği gibi, ‘Keşke genç yaşta kaybetmeseydik de o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı.’ diyeceğinizi düşünüyoruz.”
64 syf.
·Beğendi·9/10
Erken ölümler beni hep derinden etkilemiştir. Hele bu kişi geride kendisini anacağımız eserler bırakmışsa... Sabahattin Ali, Orhan Veli ve daha niceleri... Bu kısacık öykülerinden oluşan öykülerinden birinde şöyle diyor Veli: "Saadet nedir? Herkes saadeti tanımış mıdır dünyada? ... Ama zaman zaman ben de kendimi mesut sansam ne çıkar? Büyük saadetlerden hiçbir vakit nasibim olmayacağına göre bunlarla avunayım bari."
64 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu kitap Orhan Veli'nin iyi bir şair olduğu kadar iyi bir hikayeci olduğunu da gösteriyor. İnsana dair hepimizin hayatindan kesitler bulacagi cumleler var. Okumaya baslayinca bir gunde bitecek bir kitap.
64 syf.
·1 günde·9/10
Orhan Veli şiirleriyle çoktandır hayatımdaydı,doğrusu öykü de yazdığını bilmiyordum.Akıcı,biraz komik biraz da hüzünlü hikayeler,tıpkı şiirleri gibi.Okumalısınız.
64 syf.
·Beğendi·10/10
şiir pek sevmem ben, bana bir şair söyle diyen herkese de Orhan Veli derim. gündelik dertleri şiir yapar, hoşuma gider, garip derler şiirlerine de kendisine de umurumda olmaz. sonra bir de hikaye kitabı çıkar piyasaya, pek bir beklentim olmaz ama alır okurum, ne de Orhan abimiz yazmış derim. ama okuduğum bam başka bir dünya olur. Köftecilerin, balıkçıların, günlük hayatın bir anlatısıdır karşımdaki, ve o kadar benden o kadar bizdendir ki anlatı birisinin anlatttığını anlamak için yazar kısmına bakmak gerekir tekrar ve tekrar. ve her seferinde karşınıza bir isim çıkar: bir garip Orhan Veli!
Böy­le bir va­ka ger­çek­ten ola­bi­lir­di, de­ğil mi? Öy­le ya, olur olur! Ni­çin ol­ma­sın? Ol­ma­dı hal­bu­ki. Hep­si­ni kendim uy­dur­dum.
Orhan Veli Kanık
Se­çil­miş Hi­kâ­ye­ler, 1948
Ah, biz kü­çük bur­ju­va­lar, ne sah­te, ne yal­dız­dan iba­ret in­san­la­rız. Her şe­yi­miz ya­lan.
Orhan Veli Kanık
Sayfa 24 - Yapı Kredi Yayınları
Sa­adet ne­dir? Her­kes sa­ade­ti ta­nı­mış mı­dır bu dün­ya­da?
.
.
.... za­man za­man ben de ken­di­mi me­sut san­sam ne çı­kar?
"Zenginler olmasaydı," demiş, "fakirlerin hali daha kötü olurdu." Doğru! Bu çocuklar bunu ta doğuştan biliyorlar. Fakirlerin daima zenginlere borçlu olduğunu biliyorlar. Bunların aklından, "Fakirler olmasaydı zenginlerin hali ne olurdu?" diye bir cümle geçmiş midir acaba? Ne münasebet!
Orhan Veli Kanık
Sayfa 22 - Seçilmiş Hikayeler, 1948
Ne­dir dün­ya­nın ni­za­mı? Ağa­han söy­le­miş ya! “Zen­gin­ler ol­ma­say­dı,” de­miş, “fa­kir­le­rin ha­li da­ha kö­tü olur­du.”
.
.
“Fa­kir­ler ol­ma­say­dı zen­gin­le­rin ha­li ne olur­du?” di­ye bir dü­şün­ce geç­miş mi­dir aca­ba?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hoşgör Köftecisi
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
978–975–08–2254–4
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Orhan Velinin hikâyeleri, 1947-50 yılları arasında Tanin gazetesi ile Seçilmiş Hikâyeler ve Yaprak dergilerinde yazarın sağlığında, William Saroyandan "serbest" olarak çevirdiği hikâyesi ise ölümünden sonra Vatan gazetesinde (1952) yayımlanmıştı.

Hikâyeler ilk kez ayrı bir kitapta toplanmış ve kitaba yazarın edebiyat hakkındaki küçük ama ilginç bir konuşması da eklenmiştir.

Hoşgör Köftecisi okurlarının, "keşke genç yaşta kaybetmeseydik de, o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı" diyeceğini düşünüyoruz.

Kitabı okuyanlar 267 okur

  • Özgür Göksu
  • pamplemousse
  • Yaren Türker
  • Hüsna Elyıldırım
  • ildem altaytaş
  • Yusuf Turgut
  • Alperen
  • Cemre Kılıç
  • İrem Hançerli
  • Esra

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%1.1
18-24 Yaş
%25.3
25-34 Yaş
%50.6
35-44 Yaş
%18.4
45-54 Yaş
%3.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.4
Erkek
%50

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.8 (22)
9
%27.7 (28)
8
%17.8 (18)
7
%22.8 (23)
6
%7.9 (8)
5
%1 (1)
4
%1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0