Hoşgör Köftecisi

8,6/10  (53 Oy) · 
160 okunma  · 
48 beğeni  · 
1.613 gösterim
Orhan Velinin hikâyeleri, 1947-50 yılları arasında Tanin gazetesi ile Seçilmiş Hikâyeler ve Yaprak dergilerinde yazarın sağlığında, William Saroyandan "serbest" olarak çevirdiği hikâyesi ise ölümünden sonra Vatan gazetesinde (1952) yayımlanmıştı.

Hikâyeler ilk kez ayrı bir kitapta toplanmış ve kitaba yazarın edebiyat hakkındaki küçük ama ilginç bir konuşması da eklenmiştir.

Hoşgör Köftecisi okurlarının, "keşke genç yaşta kaybetmeseydik de, o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı" diyeceğini düşünüyoruz.
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    64
  • ISBN:
    978–975–08–2254–4
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
eskimolardan kim kaldı? 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Okuduktan sonra Yapı Kredi Yayınları’nın da kitaba başlamadan önce belirttiği gibi “Keşke genç yaşta kaybetmeseydik de, o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı.” dedirten öykü kitabı.

Kitap, 6-7 sayfalık, kısa olmasına rağmen derinlik taşıyan, tekrar ve tekrar okunması gereken hikâyelerden oluşuyor.

Kitabın sonunda Orhan Veli’nin edebiyat hakkında küçük ama ilginç bir konuşmasına da yer verilmiş. Türk Dil Kurumunu “dili, kelimelere karşılık bulmaktan ibaret sayan müessese” olarak tanımlamış, “dilin zenginleşmesini müesseselerden değil, sanat adamlarından beklemeliyiz.” demiş Orhan Veli.

TDK selfie’ye karşılık buladursun, Türkçeyi doğru kullanmada önderlik yapamayan kurum olarak görüyorum bu kurumu. Hele ki Twitter sayfasında son dönemlerde yaptığı saçmasapan tanımlar ve özenilmemiş noktalama işaretleri ile zıvanadan çıkmış kurumdur.

http://www.imgim.com/...53-a01ef12f5819.jpeg

Türkçe için var olduklarını söylüyorlar lâkin daha cümle kuramıyorlar. Facebook’taki çakma kültür bekçilerine maaş bağlanmış, TDK elemanı olarak işe alınmış sanırsam. İyi ki varsın TDK, ya da yoksun.

Bunun dışında 21. ve 22. sayfalarda realizme değinmiş Oktay Veli. “Bir esere, dünyanın en çirkin realitelerini doldurmakla realist olunmaz, dünyayı hep kara gözlükle görmek, romantizmin ta kendisidir.” demiş. Bu görüşe ben de katılıyorum. Sefaletleri, ıstırapları, sınıf tezatlarını en keskin hatlarıyla canlandırmak isteyen çok kere mübalağaya düşer.

Orhan Veli, nâm-ı diğer Garipçi, bu kitapla gönlümü kazandı.

mithrandir21 | Uğur 
 03 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Orhan Veli'nin, Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday ile beraber çıkarttıkları Varlık Dergisi'nde de bolca örneklerini paylaştıkları kafiyesiz, ölçüsüz, şairenelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatırlar. Bu başlattıkları akımın adı da Garip Akımı'dır ve bu 3 kişi de artık Garipçiler olarak anılmaktadır. Bu yeni akım kimi edebiyatçı tarafından sevilirken, çoğu kesim tarafından da dışlanmakta ve edebiyat dışı denilmektedir. Orhan Veli ile beraber bu akım sayesinde Türk şiiri artık Avrupa şiirine, özellikle de Fransız şiirine daha bir yakınlaşmaktadır. Zamanında Garipçiler çok fazla tepki ve eleştiri almış olsalar da Garip Akımı artık kendini kabul ettirmiş ve sevilen bir tür olmuştur. Orhan Veli'nin YKY tarafından gazetelerde yayınlanan kısacık, 3 - 5 sayfalık hikayeleri toplayıp, bir araya getirilip kitaplaştırılmış kitabının içindeki hikayeler de aynı Orhan Veli şiirleri gibi naifliğe hakim şekilde kendini okutmaktadır. Hikayelerin aslında ne bir mutlu sonu ne de mutsuz bir sonu var. Bildiğimiz hikayelerin aksine uzun bir süreci de anlatmıyor, sadece 5 - 6 dakikalık kısımların anlatıldığı şiirsel kıvamda hikayeler. Gerçek mi değil mi, yoksa gerçekten de bir hikaye mi diye Orhan Veli kendimize de sordurtmayı başarabiliyor. Belki de bir hayali anlatıyor bize Orhan Veli ve bu güzel hayali ile yüzümüzde samimi bir gülümseme oluşturttuyor. Deniz kenarında, güzel bir şekilde edebiyat kokan bir sofrada, rakı ve balık eşliğinde hayallere dalmamıza müsaade ediyor. Okuyun, bu kısacık, az sayfadaki kitaptaki hissettiklerimi sizler de hissedeceksiniz. Son kısımdaki Orhan Veli'nin çevirdiği hikaye ve edebiyat hakkındaki röpartajı ile güzel bir kitap.

Osman Y. 
03 Şub 21:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Orhan Veli elbette öncelikle şair kimliğiyle bilinir ve öne çıkar. Fakat bu kısa öykülerden oluşan kitabı okunmaya değer. Kullandığı dil,üslup zamanının ilerisinde kanaatimce. Tıpkı “aylak adam” ve “kürk mantolu madonna “ gibi. Yusuf Atılgan,Sabahattin Ali gibi. Çeşitli dergilerde yayımlanan kısa öyküleri YKY 2003 yılında önce “şairin işi” ismiyle,2012 yılında da “hoşgör köftecisi” ismiyle kitaplaştırmış.

Yazarın hayatına da bir göz atmakta fayda var,

https://www.turkedebiyati.org/orhan_veli_kanik.html

Kitapta 7 öykü var, bunlardan bir tanesi çeviri (yazarı William Saroyan-yaşasın aşk öyküsü). Ayrıca bir de Orhan Veliyle yapılmış röportaj bulunuyor kitapta. Öykü isimleri,

Hoşgör koftecisi,kan,baharın etikleri,öğleden sonra,işsizlik,denize doğru ,yaşasın aşk.

Birkaç öyküden örnekler şöyle;

Hoşgör Köftecisi,

-Bu manasız dünyanın hiç ummadığınız bir yerinde kapısından dört bir yana nefis kebap kokuları yayılan bir kebapçı dükkanı ile karşılaşmanız imkansız değildir.

Öğleden Sonra,

-Kendisine karşı yakınlık duyduğumu galiba kızcağız da anladı. Sık sık bana bakıyordu.Bu bakışın başka bakışlara benzemeyeceğini anlayacak kadar da macera geçmiş başımdan.Ne düşünüyordu acaba benim için? Kim bilir belki de diyordu ki içinden “Ben kamburum, o değil” Birdenbire aklıma ne geldi biliyor musunuz?
”Acaba “ dedim, “Ben bu kızla evlensem çocuklarımız da kambur mu olur?”

İşsizlik,

-İşsizlik kötü şey vesselam . İşsizliğin kötü olduğunu da yalnız aç kaldığım zamanlar düşünüyorum.Can sıkıntısından bunaldığım sıralarda da düşünsem ya. Olmuyor. Bu bahçeye de hep böyle zamanlarımda gelirim.Neden acaba?Etraftakilerin çoğu da işsiz.Bu bahçe sadece kaderleri bu yolda ortak olanları mı çekiyor dersiniz.

-Bilmem ne dağındaki petrol arama kampında bir iş teklif etmişlerdi. Gitseydim kötü mü olurdu sanki.Enayilik işte,parayla pulla değil ki!

Denize Doğru,

-Buraya geleli üç gün oldu. Ama şöyle bir kıyıya gidip o yosun kokusunu koklayamadım. Şöyle bir eğilip elimi suya değdiremedim.O eski hasret hep içimde.

Black Jack 
 24 May 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

36 yaşında hayata veda eden bir Orhan Veli. Yaşasaydı kim bilir daha neler yazardı. Birbirinden güzel öykülerinin bulunduğu kitabı bir nefeste okudum. Tadı damağımda kaldı. Sait Faik Gibi daha çok öykü yazabilseydi keşke. Biraz Sait Faik biraz Yaşar Kemal tadı aldım hikayelerinden. Denizin, güneşin sıcacık rüzgarın esintisi vardı. Mutlaka okunmalı..

kübra aslan 
27 Haz 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · Puan vermedi

Kısa kısa hikayelerinin olduğu bu kitaba bayıldım. Hikayeleri okurken yüzümde gülümseme oluştu. Genç yaşta yitirdiğimız bu yazarımız keşke daha uzun yaşasaydı bizi hikayelerinin güzelliginden mahrum bırakmasaydı.

şule uzundere 
25 Mar 16:55 · Kitabı okudu · 10 günde · Puan vermedi

Orhan Veli Kanık en sevdiğim şairdir. Türk edebiyatında genç yaşta ölmesine en çok üzüldüğüm isimlerden biridir. Yapı Kredi Yayınları 2012 yılında şairin hikâyelerini Hoşgör Köftecisi adında bu kitapta toplamış.

Kitapta Orhan Veli’nin gazetelerde yayımlanan altı hikâyesi ve bir de öldüğü zaman kağıtları arasında bulunan William Saroyan’ın bir hikâyesinin, yazar tarafından yapılmış çevirisi yer alıyor.

Kitabın sonunda Orhan Veli ile yapılmış dört sayfalık bir röportaj var. Bu röportajda şairin Divan edebiyatına bakışını, edebiyatın niteliği hakkında neler düşündüğünü, Halide Edip’i pek sevmediğini ve kimleri sevdiğini öğrenebilirsiniz.

Orhan Veli’nin şiirlerini ve mektuplarını okuyan biri olarak yazarın diline hakim olduğumu düşünüyorum. Öykülerini de şiir diline yakın buldum. Sıradan insanların günlük hallerini okuyoruz kitapta. 58 sayfalık kitap su gibi akıyor ve maalesef çok çabuk bitiyor. Kitap bittikten sonra kitabın önsözünde yazan şu cümleye katılmadan edemiyorsunuz: “Bu hikâyelerin okurlarının tıpkı şiirlerini okuduktan sonra hepimizin söylediği gibi, ‘Keşke genç yaşta kaybetmeseydik de o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı.’ diyeceğinizi düşünüyoruz.”

ilker Görkem 
10 Oca 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Erken ölümler beni hep derinden etkilemiştir. Hele bu kişi geride kendisini anacağımız eserler bırakmışsa... Sabahattin Ali, Orhan Veli ve daha niceleri... Bu kısacık öykülerinden oluşan öykülerinden birinde şöyle diyor Veli: "Saadet nedir? Herkes saadeti tanımış mıdır dünyada? ... Ama zaman zaman ben de kendimi mesut sansam ne çıkar? Büyük saadetlerden hiçbir vakit nasibim olmayacağına göre bunlarla avunayım bari."

Cansu Atay 
 23 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 1 günde

Kitabı daha önceden bir kaç kez daha elime alıp, başlamadan vazgeçmiştim okumaktan. Neden bilmiyorum ama öykülerle, kısa yazılarla aram pek iyi olmadı hiç. Uzun uzun romanlar olsun, sonunu deli gibi merak edeyim ama bir yandan da hiç bitmesin isteyenlerdenim ben de. Tabi bu kitaba gerçek anlamda başlamaya karar verene kadar!..

Daha ilk öyküyü okurken yüzümde tatlı bir gülümseme beliriverdi hemen. Hikaye kısacık da olsa samimiyet kocamandı ve hikayedeki gibi adı 'meyhane' olmasa da benim de sık sık gittiğim, aile gibi olduğum minik bir mekan vardı. O geldi aklıma. Bazen kitabımla gidip, yalnız masamda, dumanı üstünde tavşan kanı çayımla romanın derinliklerine daldığım ya da yine o mekanın daimi müdavimleri ile bir masanın etrafında sohbet ettiğim... :) Nasıl da yakınmışız Orhan Veli'yle ve ne kadar da bizdenmiş aslında kendisi...

Orhan Veli'yi elbette tanırız hepimiz; çoğunluğumuz şiirleriyle. Ama bu kitapla bir de hikayeci Orhan Veli'yi tanımış oldum ve kısa yazılardan haz etmesem de hayran kaldım. Keşke'lerim biraz daha arttı.

Sahiden... Keşke bu kadar genç yaşta ayrılmasaydı aramızdan ve daha çok şiir; daha çok öykü yazsaydı.

Keyifli okumalar...

Mona 
18 Ara 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Orhan Veli şiirde olduğu kadar hikâyede de güçlü bir isim olduğunu göstermiş. Samimi ve içten bir dil, keyifli bir kitap. Her edebiyat severin okumasını tavsiye ederim.

Ahmet Ceran 
27 Mar 07:52 · Kitabı okudu · 9 günde · Puan vermedi

Bu kitabı, yazarının kim olduğunu bilmeden okusaydım eğer, Orhan Veli öykü yazmaz o şair aslında ama o yazmış derdim. Nitekim bilmiyordum bizim şair Orhan Veli’nin vakti zamanında dergilere mecmualara kısa öyküler neşrettiğini. Üslubunu da sadece şiire değil yazıya da aynı tonda aktardığını, aynı “garip”likle yazdığını. Tuhaf olanı değil, sanat akımı olanı kastediyorum. En sondaki edebiyat üzerine söyleşisinde kendi de buna değinmiş, şiiri edebiyatın diğer tüm alanlarından ayırdığını, onları edebiyat olarak gördüğünü ama şiiri “sanat” olarak gördüğünü belirtmiş. Tam olarak aynı cümlelerle değil ama bu doğrultuda. Bu adama dair, bu adamın ürettiği, onu içeren, okuduğum her kelimede ah keşke birazcık daha yaşasaydı diyorum ve bunu aslında biraz da bencilce istiyorum; keşke birazcık daha yaşasaydı, birazcık daha yazsaydı da ben de tanıdığım bildiğim sayılı şairden biri olan bu adamın “garip” şiirlerinde biraz daha kaybolsaydım, kendimi aramaya çıksaydım ve bulsaydım. Demem o ki, kısacık birkaç öyküyle de olsa Orhan Veli’nin düz yazı dünyasına bakış açısının yansımasını görmek güzeldi.

2 /

Kitaptan 69 Alıntı

eskimolardan kim kaldı? 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kibarların köpekleri böyledir. Kılıksız insanlardan hoşlanmazlar. Tıpkı sahipleri gibi.

Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık (Sayfa 23)Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık (Sayfa 23)
Black Jack 
24 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Kimileri derler ki intihar bir irade işidir. Ben buna inanmıyorum. İntihar bir iradesizliktir.

Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli KanıkHoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık
mithrandir21 | Uğur 
02 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Zenginler olmasaydı," demiş, "fakirlerin hali daha kötü olurdu." Doğru! Bu çocuklar bunu ta doğuştan biliyorlar. Fakirlerin daima zenginlere borçlu olduğunu biliyorlar. Bunların aklından, "Fakirler olmasaydı zenginlerin hali ne olurdu?" diye bir cümle geçmiş midir acaba? Ne münasebet!

Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık (Sayfa 22 - Seçilmiş Hikayeler, 1948)Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık (Sayfa 22 - Seçilmiş Hikayeler, 1948)
Black Jack 
24 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

– Ne yaparsın, et yiyemiyoruz; fukaranın eti de balık. Bereket versin balığa. Balık da olmasa şu memlekette.

Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli KanıkHoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık
Black Jack 
24 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ölümü düşündüm. Ölümlerin en kötüsü, bir bataklıkta, çırpına çırpına, ümidin her an biraz daha azaldığını göre göre ölmekmiş gibi duymuştum.

Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli KanıkHoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık
eskimolardan kim kaldı? 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ben fakir bir aileden gelmiştim, o zengin bir aileden. Ama benim okumuşluğum varmış da onun yokmuş; kimin umurunda? O, işini biliyor, ben bilmiyorum. Mademki biliyor, yaşamak da onun hakkı. Ben köylü cıgarası içemem; o isterse, viski içer; ben kahveye gidemem, o bara gider; ben tramvaya binemem, o otomobile biner; hakkı değil mi?

Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık (Sayfa 44)Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık (Sayfa 44)
Küçük kara balık 
01 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Bu sevimli kadının ismini öğrenmek istedim.
- Adım bana bile lazım değil, sen ne yapacaksın? Dedi.

Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli KanıkHoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık
eskimolardan kim kaldı? 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bir filmi orta yerinden ve gözlerim kapalı seyreder gibiyim.

Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık (Sayfa 38)Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık (Sayfa 38)
Black Jack 
24 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bense Nâzım Hikmet’i severim; bir türlü anlaşamazdık. O bana “şiirle maddenin bağdaşamayacağını, şiirin, görünmez parmakların içimizdeki tellerden çıkardığı ilahi nağmeler olduğunu” söylerdi.

Hoşgör Köftecisi, Orhan Veli KanıkHoşgör Köftecisi, Orhan Veli Kanık