·
Okunma
·
Beğeni
·
48
Gösterim
Adı:
Hukukun Ahlakı
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944611787
Kitabın türü:
Çeviri:
Engin Arıkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
“Hukukun iç ahlakının ilkelerinde yaşanabilecek her bir sapma, sorumlu bir fail olan insanın haysiyetine bir hakarettir. Bir kimsenin eylemlerini, ilan edilmemiş veya geriye etkili kanunlar ile yargılamak veya ona imkansız bir şey yapmasını emretmek, onun öz irade yetilerine olan kayıtsızlığı ifade eder. Buna karşılık, eğer insanın sorumlu eylemde bulunma yetisinin olmadığı görüşü kabul edilirse hukuki ahlakın varlık sebebi kaybolmuş olur. Eylemlerini ilan edilmemiş veya geriye etkili kanunlarla yargılamak bir hakaret olmaktan çıkar çünkü ortada hakaret edecek bir şey kalmamıştır. Aslına bakılırsa “yargılamak” fiilinin kendisi dahi bu bağlamda yersiz hale gelir; böyle bir durumda bir kimseyi yargılamayız, onun üstünde eyleriz sadece.”

Hukukun da bir ahlakı var... Tüm ülkenin hukukunu kendi başınıza belirleyebilecek bir muktedir olsanız da, hukuku kullanmak için uymak zorunda olduğunuz bazı ilkeler var. Doğal hukukun son dönem önemli temsilcilerinden Fuller, bu ilkelerden bahsediyor, hukukun iç ahlakından, hukukun hukukundan.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Hukukun da bir ahlakı var...Tüm ülkenin hukukunu kendi başınıza belirleyebilecek bir muktedir olsanız da, hukuku kullanmak için uymak zorunda olduğunuz bazı ilkeler var. Fuller, bu ilkelerden bahsediyor, hukukun iç ahlakından, hukukun hukukundan..

hikaye Rex isimli monarkın mutsuz hükümranlığını anlatmaktadır. Bu hikayede Rex’e göre ondan önce gelenlerin en büyük başarısızlığı, hukuk alanında olmuştur. Davalara ilişkin prosedürler çok yavaş ve elverişsizdir, kuralların dili sanki başka bir çağa ait gibidir, adalet pahalıdır vs.

Rex bütün bu sorunları çözümlemeye ve kendi “ismini tarihe büyük bir kanun koyucu” olarak yazdırmaya karar vermiş olmasına rağmen, bariz bir şekilde başarısız olmuştur.

Rex’in başarısızlığı gerekli reformları gerçekleştirmemiş olmasından değil; hukuk oluşturmada tamamen başarısız olmasından kaynaklanmıştır.

Rex tahta geçtiğinde, yaptığı ilk şey var olan kuralları yürürlükten kaldırmak olur. Rex daha sonra yeni bir kanun hazırlamaya girişir. Fakat en basit genellemeleri yapmak konusunda bile kabiliyetsiz olduğunu fark eder.

Rex, genelleme konusunda pek çok ders aldıktan sonra bir kanun hazırlar ve artık uyuşmazlıkların bu kanuna göre çözümleneceğini, fakat kuralların içeriğinin devlet sırrı olarak kalacağını ilan eder. Rex’in bu kararı, ona tabi olanları kızdırır. Çünkü ne olduklarını bilmedikleri kuralların onlara uygulanması söz konusudur.

Rex, bu itiraz karşısında hayattan aldığı önemli bir dersin, edinilmiş tecrübenin verdiği avantajla karar vermek olduğunu düşünür ve yeni takvim yılının başında geçmiş olan yılın bütün uyuşmazlıklarını çözümleyeceğini, ayrıca verdiği kararları ve bu kararlara dayanak olmuş olan kuralları yayımlayacağını ilan eder. Buna cevaben Rex’e tabi olanlar kuralları bilmek istediklerini söylerken, bu kuralları önceden bilmeyi ve onlara göre davranışlarını belirleyebilmeyi kastettiklerini söylerler.

Rex bu eleştiriler üzerine yeni bir kanun hazırlar. Fakat Rex’in hazırladığı yeni kanun yayımlandığı zaman anlaşılır ki bu kanun belirsizliklerle doludur. Kanunda sıradan vatandaşın veya hukukçuların anlayabileceği tek bir cümle dahi yoktur.Kanun hemen yürürlükten kaldırılır.

Bunun üzerine Rex, uzmanlara kanunun esasına dokunmadan hükümleri açık hale getirmelerini emreder. Fakat kanun metnine açıklık kazandırılması, kanun maddelerinin birbirleriyle çeliştiği gerçeğini ortaya çıkarır.
Bir kez daha kanun yürürlükten kaldırılır.

Bu arada Rex’in onlar için yaptığı her şeyden şikayet eden tebaasına karşı sabrı tükenmiştir. Bu nedenle Rex, onlara bir ders vermeye karar verir. Uzmanlara kanundaki çelişkileri kaldırmalarını, ama aynı zamanda kanunları sertleştirmelerini ve yeni suçlar eklemelerini emreder. Bu yeni düzenlemelerle, daha önce krala rapor sunmak için on gün verilirken, şimdi bu süre on saniyeye inmiştir. Kralın önünde öksürmek, hıçkırmak, hapşırmak, bayılmak on yıllık hapis cezası öngören bir suç olmuştur.

Sonuç olarak, bu kanun yayımlandığı zaman neredeyse bir devrim baş göstermiştir. Öncülük eden vatandaşlar, bu kanunları reddettiklerini bildirmişlerdir. Daha sonra krala üzerinde şu not yazan yüzlerce dilekçe gönderilmiştir: “Yapılamayacak olanı emretmek hukuk yapmak değildir, hukuk yapmamaktır, uyulamayacak bir emir hiçbir amaca hizmet etmez; karışıklık, korku ve kaostan başka.”

Kanun yine yürürlükten kaldırılır ve bir grup uzman kanunu gözden geçirmek üzere tayin edilir. Uzmanlar kanun üzerinde çalışır, neredeyse her madde yeniden yazılır ve sonunda açık, tutarlı, vatandaştan gücünün ötesinde bir şey talep etmeyen bir kanun hazırlanır ve kanun metni her sokak başında dağıtılır. Bununla birlikte Rex’in hazırladığı taslaktan bu yana ülkede pek çok değişiklik olmuştur. Bu nedenle de Rex’in hazırladığı taslağın içeriğinde bir takım değişikliklerin yapılması gerektiği fark edilmiştir. Bunun üzerine uzmanların hazırladığı kanunun yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra, uzmanlar bir dizi değişiklik eklemişlerdir.
Sonuç olarak yine bir hoşnutsuzluk oluşmuş ve sokaklarda anonim bir broşür dolaşmaya başlamıştır: “Her gün değişen bir hukuk, hiç hukuk olmamasından daha kötüdür.”
Kanuna ilişkin değişikliklerin hızı yavaşlayınca, bu sorun çözülmüş olur.

Bunun üzerine Rex, bundan önceki sorunların uzmanlarından aldığı kötü nasihatlerden kaynaklandığı ve artık kendisinin yargı yetkisini üstlendiğini bildirir. Nihayet, Rex’in tebaasının kendi davranışlarını tutarlı bir kurallar bütününe uyumlu kılabilmesine olanak sağlayan yeni bir dönem başladığı düşünülürken sonuç hiç de umulduğu gibi olmaz.

Bir süre sonra Rex’in verdiği kararlar ve o kararlara uygulanması beklenen kanun arasında herhangi bir bağlantı olmadığı fark edilir. Rex’in verdiği kararlar ile yayımlanmış kanunlar arasında bir uyum yoktur. Sonunda vatandaşlar Rex’i tahttan indirmek için ne tür önlemler alınabileceğini düşünürken Rex ölür.
Hikayede görüldüğü gibi Rex adını tarihe büyük bir kanun koyucu olarak yazdırmak isterken, bir hukuk sistemi oluşturamadan ölmüştür.

Kristen Rundle’a göre bu hikayenin önemi, Fuller’ın hukuki patoloji veya başarısızlık sunarak ve nasıl bir hukuk sistemi oluşturulamayacağını ve sürdürülemeyeceğini göstererek, bu başarısızlığın nasıl başarıyla yer değiştirebileceği hakkında düşünmeye davet etmesidir.

Buna göre hukuk sistemi oluşturmada ilk başarısızlık, kural yaratmayı bile becerememekte, genelleme yapmada başarısızlıktır.

ikinci başarısızlık, kuralları yayımlamak konusunda başarısız olmaktır.

Üçüncü başarısızlık, geçmişe yürür kanun yapmayı kötüye kullanmaktan kaynaklanan başarısızlıktır.

dördüncü başarısızlık, kuralları anlaşılabilir yapmak bakımından başarısızlık,

beşinci başarısızlık da birbiriyle çelişmeyen kurallar yapmak bakımından başarısızlıktır.

altıncı başarısızlık, vatandaştan imkansızı talep etmekten kaynaklanan başarısızlıktır.

Yedincisi çok sık değişiklik yapmak olup, bunun neticesinde kurallara uymakla yükümlü olanların kurallara uyum sağlayamamaları söz konusudur.

Sekizinci başarısızlık, yayımlanmış kurallar ile onların fiili uygulaması arasındaki uyumda başarısızlıktır.

Sonuç olarak, Rex’in bir hakim ve kanun koyucu olarak kariyeri bir kural sistemi oluşturmada ve sürdürmede en azından sekiz açıdan başarısız olunabileceğini göstermiş ve Fuller bu başarısızlıklardan kanun koyucunun hukuk oluşturmak için uyması gereken sekiz ilkeye ulaşmıştır.

Fuller’a göre bu “sekiz noktanın herhangi birinde bütünüyle (total) başarısızlık, sadece kötü bir hukuk sistemine yol açmayacaktır; tam anlamıyla hukuk sistemi olarak adlandırılabilecek bir şey dahi yoktur.”

Eğer kanun koyucular bir hukuk sistemi oluşturmak istiyorsa bu sekiz ilkeye riayet etmeleri gerekmektedir. Aksi halde hukuk kuralları insan davranışına yön verememiş ve dolayısıyla bir hukuk sistemi oluşturulamamış olur. Rex’in hikayesinin gösterdiği bir diğer şey ise, sekiz ilkeye riayet etmeyen bir hukuk sisteminde vatandaşın da kurallara uymak konusunda bir nedeninin kalmamasıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hukukun Ahlakı
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944611787
Kitabın türü:
Çeviri:
Engin Arıkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
“Hukukun iç ahlakının ilkelerinde yaşanabilecek her bir sapma, sorumlu bir fail olan insanın haysiyetine bir hakarettir. Bir kimsenin eylemlerini, ilan edilmemiş veya geriye etkili kanunlar ile yargılamak veya ona imkansız bir şey yapmasını emretmek, onun öz irade yetilerine olan kayıtsızlığı ifade eder. Buna karşılık, eğer insanın sorumlu eylemde bulunma yetisinin olmadığı görüşü kabul edilirse hukuki ahlakın varlık sebebi kaybolmuş olur. Eylemlerini ilan edilmemiş veya geriye etkili kanunlarla yargılamak bir hakaret olmaktan çıkar çünkü ortada hakaret edecek bir şey kalmamıştır. Aslına bakılırsa “yargılamak” fiilinin kendisi dahi bu bağlamda yersiz hale gelir; böyle bir durumda bir kimseyi yargılamayız, onun üstünde eyleriz sadece.”

Hukukun da bir ahlakı var... Tüm ülkenin hukukunu kendi başınıza belirleyebilecek bir muktedir olsanız da, hukuku kullanmak için uymak zorunda olduğunuz bazı ilkeler var. Doğal hukukun son dönem önemli temsilcilerinden Fuller, bu ilkelerden bahsediyor, hukukun iç ahlakından, hukukun hukukundan.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Can Tekin
  • ekmekisteyen
  • Kitap Odası

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0