Kitap
Hükümdar

Hükümdar

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.1
2.212 Kişi
8,1bin
Okunma
2.005
Beğeni
67bin
Gösterim
184 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 5 sa. 13 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Matbaacılık ve Neşriyat · 1932 · Karton kapak
Diğer baskılar
5 mağazanın 150 ürününün ortalama fiyatı: ₺11,65
8.1
10 üzerinden
2.212 Puan · 438 İnceleme
160 syf.
·
3 günde
·
8/10 puan
Prens Virüsünün Belirtileri Nelerdir?
YouTube kitap kanalımda İtalyan Edebiyatı'na başlangıç yapabileceğiniz kitap önerilerimden bahsettim: youtu.be/nTxrw0TosEg Bir prens kimdir ve bir kişinin prens olduğunu nasıl anlayabiliriz başlangıç setine hoşgeldiniz... Bir prens ile karşı karşıya olduğunuzu anlayabilmeniz için neler gerektiğinden bahsedeceğim size. Öncelikle her türlü ahlak yasasının hiçe sayıldığı bir siyaset anlayışı içinde yaşamanız gerekiyor. Dürüstlükten yoksun bir siyaset ve siyasette amaca ulaşmak için her tür aracı meşru sayan görüşlerin içindeyseniz siz de kolaylıkla bir prens ile karşı karşıya olabilirsiniz. Bilinç maskelerinizi ve sorgulama dezenfektanlarınızı hazır tutun. Bir prensin, israfı ve savurganlığı eleştirip, kocaman bir saray yapmış olması gerekir. Hatta ve hatta bir kişi “Bir tarafta açlık ve yoksulluk, bir tarafta şatafat varsa burada bir sorun var demektir” demişse o kişinin prens olma ihtimali çok fazladır. Prens dediğin açıklamalarında ve davranışlarında çelişkili olmalıdır. Bir gün dediğiyle diğer gün dediği tutmayabilir, bu da gayet doğaldır. Zira bir prens, kafasının içindekileri halkın tepkisi en az olacak şekilde söyleyebilmek durumundadır. Aksi takdirde iktidarı sarsılabilir. Çünkü önemli olan halkın esenliği değil, iktidar istikrarı ve kurulu hırsızlık düzeninin ne olursa olsun sürebilmesidir. Bir prensin ve görevlilerinden birinin, kul hakkı yemiş olma ihtimali bu dünyada bulunan her şeyden çok daha fazladır. Karınlarını kul hakkıyla doyuranların, karınlarını alın teriyle doyuranları pek de önemsediği görülmemiştir. Hatta eğer sağlam bir işe girmek istiyorsan o saraylarda bir adamının olması gerekir. Zaten saraylar da dalkavuklarla doludur ve diploma ya da bilgiyle değil selam ve dua ile işe girebildiğin bir düzen içindesindir. Eğer çevrende bütün bunların olduğu bir sistem varsa, bir prens ile karşı karşıya olma ihtimalin çok yüksektir. "Devlette ortaya çıkan hastalıklar önceden görüldüklerinde çabuk iyileştirilirler ama bu hastalıkların görülmemesi ve herkesin görebileceği şekilde büyümelerine izin verilmesi durumunda artık herhangi bir tedavi söz konusu olamaz." [s. 46] Koronavirüsten tehlikeli olan hastalık nedir bilir misiniz? Onun adı devlet hastalığıdır. Peki bu devlet hastalığının belirtileri nedir derseniz, birkaçını sayayım... Eğer bir devlette ayakkabı kutuları, hırsızlık, ekmek yemekten çok kul hakkı yemek, diğer ülkelere verilen Everest'ten yüksek gözdağı, eskiden yanında kanka olduğun adamı şimdi terörist ilan etmek, polis şiddetini eleştirip iç güvenlik yasası çıkartmak, liyakatsizliği ülkenin her yanına homojen bir şekilde yaymak, insanların kimliğine değil oyların kimliğine önem vermek, ulaşılamayan köy okullarını değil ulaşılabilen saray elektriğini ve masraflarını daha çok düşünmek, örgütlerle bağlantılı adamlarla yan yana oturup örgütün dağa kaldırdığı otobüslere seyirci kalmak, zaten görevi olup da yapması gereken şeyleri ekstra bir şey yapmış gibi göstermek, halkı işsizlikten ve geçim sıkıntısından kırılıp can güvenliğinin peşindeyken çeşitli kanalların ihalesini yapmak, torunu iki parça olup çuval gibi dikilenler varken gamsız bir şekilde torununu kucağına alıp sevebilmek daha önemliyse o devlet hastalıklıdır. Tedavisi artık söz konusu olmayan bir hastalıktan o bölgenin başında bir prens bulunduğunu anlayabilirsiniz. Bu hastalık, herkesin görebileceği ve işin acısı, pek çok kişinin göz yumacağı şekilde büyümesine izin verilmiş hastalıktır. Tabii çeşitli ülkelerin prensleriyle Machiavelli'nin prensi arasında bazı farklılıklar da vardır. Machiavelli geleneksel ahlak anlayışını reddedip laik bir etiği önerirken bazı ülkelerin prensleri ağızlarına laikliği almaktan korkar olmuşlardır. Machiavelli'nin prensi, bir dış gücün onayını gerektirmiyorken, bazı ülkelerin prensleri için bir dış gücün onayı olmazsa olmazdır. Bu dış güçlerin kimler olduğunu öğrenmek isterseniz "Eyy" ile başlayan cümleleri takip edebilirsiniz. Dış mihrakların ya da üst akılların varlığı olmadan o prenslerin varlığından da bahsedilemez. Bugün size bir prensi nasıl tanıyabileceğinize dair çeşitli yollar gösterdim, Selam ve dua ile...
Prens
8.1/10
· 8,1bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
174
128 syf.
Niccolo Machiavelli, Prens kitabını yazdığı dönem "ahlaksızlıkla" suçlanmıştır. Okuyan çoğu insan da bunu düşünebilir. Çünkü siyasetle ilgili "zafere giden yolda her şey mübahtır" mantığını savunuyor. Bu ahlaksızlık ve bencilce geliyor ama siyasetin veya iktidarın yegane ahlakı iktidarda kalmak ve bunun devamını sağlamaktır görüşünde. Çoğu siyasetçinin başucu olabilecek nitelikte bir kitap. Makyevelizmi daha iyi anlayabilmek için bu kitabı okumak istedim. Ama çok daha fazlasını bulduğumu düşünüyorum. Tavsiye ederim.
Prens
8.1/10
· 8,1bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
144
128 syf.
·
Puan vermedi
Genel olarak ifade etmek gerekirse Machiavelli'nin Prens'i savaş ve barışta halk ve askerin nasıl yönetildiğini gösteren tarihi kişi ve olayları temel alan bilimsel bir incelemedir. Devlet yapılanması, yeni prensler ve miras yoluyla prens olanlar ve tahtlarının daha uzun ömürlü olabilmesi için neler yapıldığı hakkında tarihsel analizleri görüyoruz. Machiavelli ülkeler ve yöneticiler arasında kıyaslamalar ve istisnaları ortaya koyarak yönetim hakkında yol göstermek istemiş. Tabi böyle bir şey yaptığı için övülmüş mü? Elbette hayır. Hatta ciddi eleştirilere maruz kalmış. Kitabın basımı ancak ölümünden 5 yıl sonra gerçekleşebilmiş. Gerçi yol göstermek demişken bence prenslerin bütün kirli çamaşırlarını ortaya koymuşta diyebiliriz. Çünkü prens başta kalabilmek için her şeyi yapabilir. Kitapta özellikle ilgimi çeken yerlere de değinmek istiyorum. Dalkavuklar hakkında yazılan kısma gelince aklıma istemsizce Shakespeare'in Othello'su geldi. Ah Othello bir dalkavuğun sözüne inanıp hem karına hem kendi canına nasıl kıydın. Böyle konuşma hakkını Iago denen dalkavuğa tanımasaydın. Keşke yanında bir danışmanın olsa ve sadece ona danışsaydın ve başkasının sözlerine kulak asmasaydın. Tabi asıl dikkatimi çeken kısım istisnalardan örnek verileceği zaman gözüm hep bir Türk kelimesi aradı ve buldu da. Tarihte ülke yönetim yapımızı ele alması hoşuma gitti. Tabi Fransızlarla yaptığı kıyaslamada geç işgal edilip bir kez işgal edildikten sonra yıkılmamızın çok kolay olduğunu söylemesi aklıma KürŞad'ı getirdi. Elbette machiavelli o konudaki incelemesinde haklıydı ama Türk'ün özgürlüğe karşı duyduğu bağımlılık çok başka bir inceleme konusu olmalı.
Prens
8.1/10
· 8,1bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
128
Rahime
Prens'i inceledi.
150 syf.
·
8 günde
·
Puan vermedi
Amaç uğruna her şey mübah mıdır? Amacın ulviliği yapılan ahlaksızlığı örtmekte yeterli midir? Ahlak ile siyaset yanyana gelebilir mi? Ahlak ile yakalanamayan siyasi başarı, ahlaksızlık ile yakalanabilir mi? Peki, amaç için her şeyi mübah görenlerin asıl amacı, kendi hükümranlıklarını korumak mı yoksa halkın refahını düşünmek mi? Makyavel düşünce sistemi ve kafamda deli sorular… Niccolo Machiavelli, dönemin yöneticisine ithaf olarak Prens'i yazıyor. Bir nevi nasihat ve siyasi rehber kitabı. Prens,  nasıl olmalı, kaç tür prenslik var, prensliğin yapıları, hangi prenslik daha uzun ömürlü olur gibi yönetime dair bir çok konuda görüşünü paylaşıyor. Prens denildiği için aklınıza Kralın oğlu olan prensler gelmesin. Sanırım Machiavelli, Prens'i iktidarda olan herkes için genel bir tabir olarak kullanıyor. Yani ona göre Padişah da prens, Kral da prens, Papa da prens, Feodel liderler de prens… Machiavelli, bu kitabı ile bizim alışageldiğimiz bazı tanımların dışına çıkıyor. Etik, ahlak, erdem gibi kavramların her birine bizim alıştığımızın dışında anlamlar yüklüyor. “  Devletin yararına olacaksa prens acımasızlığa ve dürüst olmayan yollara başvurabilir. Ama erdem gibi, erdemsiz davranışlar da, kendi içinde bir amaç değil, amaca götüren birer araçtır. Prensin her eylemi, taşıdığı ahlaki değer açısından değil, devlet üzerindeki etkisi ışında değerlendirmelidir.” Yani söz konusu devletin bekası ise yalancı olabilirsin, hile yapabilirsin, acımasız olabilirsin. Ahlak dışı olarak yaptığın şeyler de birer erdemdir, çünkü onlar seni amaca götüren birer araçtır. Amaç ne idi? Devletin bekası, halkın refahı?  Buradaki alt metnin ne olduğuna sizler karar verin. Yine akıllı bir prensin erdemli gibi davranmasının uygun olacağını da söylüyor. Bu sayede halkın nefretini kazanmayacaktır. Machiavelli, yöneticinin halkın nefretinden kaçınmasını defaatle ikaz etmiş. Her üç beş sayfada bir “Aman ha halkın nefretini kazanmayasın.” ikazları bir yerden sonra kulağımızda çınlamaya başlıyor. Buradan anlaşılıyor ki Machiavelli halkın nefretinden korkuyordu, rüzgarın esiş yönüne göre yön değiştirdiklerini düşünüyor ve buldukları yeni bir güç karşısında elbette nefret ettikleri yönetimi alaşağı etmek isteyeceklerini biliyordu. “İnsanlar hakkında genelde denebilir ki, nankör, değişken, sinsi, tehlike karşısında korkak ve para canlısıdırlar; onlara iyi olduğun sürece seninledirler; daha önce de dediğim gibi, tehlike uzakta durdukça kanlarını, mallarını, canlarını, çocuklarını sana sunarlar, ama o aynı tehlike bir kez boy göstersin senden yüz çevirirler.'' Tüm bunları bildiği için bu konunun üzerinde fazlaca durmuş. Halkın nefreti kazanılmayacak, aynı şekilde sevgisine de ihtiyaç duyulmayacaktı. Bu ikisi de prens için tehlikeli şeyler. Doğru olan ise korku… Halk prensten korkmalı. Nefret ederlerse alaşağı etmek de isteyebilirler,  severlerse iyi, fakat sevgi üzerine iktidar kurulamayacağını, insanların iki yüzlü ve değişken olduğunu bildiği için, şartların ve talihin değiştiği bir dönemde sevginin pek tabii nefrete dönüşebileceğini düşünüyor ve iktidarın böyle gelip geçici bir zemin üzerinde ömrünün de kısa olacağını söylüyor. Dolayısıyla halk üzerinde oluşturulan korkunun, onları kontrol altında tutmanın en etkili yolu olduğunu söylüyor. Çünkü ipler Prens'in elindedir ve halkın vicdanına bırakmamıştır kendini. “İnsanlar kendi iradeleriyle sevdikleri ve prensin iradesiyle korktukları için, bilge bir prens, başkalarının olanı değil, kendinin olanı temel almalıdır; yalnızca, belirtildiği gibi, nefretten uzak durmaya gayret göstermelidir.” Yani anlaşılacağı üzere akıllı bir Prens işini şansa bırakmamalı, aklıyla ve gücüyle iktidarının selameti için uğraşmalı ve bunun için de ne yapması gerekiyorsa çekinmeden yapmalı. Yeter ki yaptığı eylem, iktidarını tehlikeye sokacak bir şey olmasın. Etikmiş, değilmiş ya da insancılmış, değilmiş bunların hiçbir önemi yok. Ne de olsa gaye amaca ulaşmak. Amaç ne idi? Halkın ve devletin ref..  ( kalbim sıkıştı, devamını getiremiyorum.) Anlaşılacağı üzere kitap, sahtekarlığın, iki yüzlülüğün, hilekarlığın el kitabı. Ama kafamı kurcalayan bazı şeyler de var.  Jean Jaques Rousseau Toplum Sözleşmesi’nde Prens’i “cumhuriyetçilerin kitabı”, Machiavelli’yi ise “dürüst bir insan, iyi bir yurttaş” olarak nitelendiriyor, onun “krallara öğüt verir gibi görünüp halklara büyük öğütler” verdiğini belirtiyordu. Ön söz de denk geldiğim bu bilgi kitabı ve Machiavelli'yi daha ince sorgulamam için bir neden oldu bana ama yine de net bir kanıya ulaşamadım. Çünkü kitap zalim bir yöneticinin elinde şeytani güçlere dönüşebilecek potansiyele sahip.  Yine de dönemin İtalyasını göz önünde bulundurunca, ortaçağdan henüz çıkmış milyon tane şehir devletinin mantar gibi bittiği bir coğrafya. Bu da beraberinde kaos ve felaketleri getiren bir durum. Çünkü horozu çok olan köyün sabahı geç olurmuş. Sürekli bir kargaşa, değişen iktidarlar, sırtlara yenilen hançerler… Machiavelli'de böyle bir coğrafyada en azından istikrarlı ve güçlü bir devlet olsun diye Medici ailesine bu nasihatnameyi yazmış olabilir. Ya da tam tersi, onlara yaranmak için de yazmış olabilir. Yani demem o ki,  eğer bu kitap halis niyetlerle yazılmış ve yöneticilerin ipliğini pazara çıkarmak için, Machiavelli’nin, Medicilere yaptığı bir troll ise ben de kabulü vardır. Ha yok altında herhangi başka bir anlam barındırmadan, doğrudan anlaşılan niyet ile yazılmışsa Şeytanın Kitabı benzetmesini sonuna kadar hak ediyor. Son olarak kitap gayet anlaşılır ve sade. Politik ve felsefik bir temaya sahip olmasına rağmen herkes tarafından kolayca anlaşılacak bir üslup ile yazılmış. Yalnız bir çok tarihi örnek ve gönderme var. Bu örneklerin geçtiği olayları bilmediğim için sıkıldım ve kitaptan kopmama sebep oldu. Bunun haricinde kendini okutturan bir kitap. Merak edip okumak isteyen olursa Makyavel olmayacağınıza güveniyorsanız okuyun derim. :) Keyifli okumalar.
Prens
8.1/10
· 8,1bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
13
86