Hulasat'ül Beyan / Büyük Kur'an Tefsiri (16 Cilt - 8 Kitap)

·
Okunma
·
Beğeni
·
105
Gösterim
Adı:
Hulasat'ül Beyan / Büyük Kur'an Tefsiri
Alt başlık:
16 Cilt - 8 Kitap
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
6960
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Üçdal Neşriyat
Merhum Mehmed Vehbi Hoca'nın «Hulâsat'ül Beyân Fî Tefsîr'il Kur'ân» isimli onbeş ciltlik bu büyük eseri senelerden beri Müslüman hal­kımız tarafından ısrarla aranıyordu. Son yıllardaki dinî kültürümüzün kaydettiği gelişme bu eseri daha şiddetle ihtiyaç hâline getirdi.
«Hulâsat'ül Beyân»ın en büyük hususiyeti İslâm âleminde yazılmış en muteber tefsirlerden hulâsalar naklederek tefsir mevzuunda bütün nokta-i nazarları belirtmiş olmasıdır.
Kazî Eeyzâvi, Fahri Bâzi, Hâzin, Medarîk, Ebussuût Efendi, Ni'metul-lah Efendi, İbni Ceriri Taberî, Nisâburî, Sıddık Han gibi pek çok müfes-sirî'nin âyetleri tefsir edişteki görüşleri nakledilmiştir.
İkinci hususiyeti, Türkçe neşredilen tefsirler içinde en genişi olma­sıdır. Onbeş cilt olan bu tefsirde âyetler izah edilirken derinliklerine ka­dar inilmiştir.
Üçüncü hususiyeti, âyetler toplu şekilde değil teker teker ele alın­mış ve tefsiri yapılmıştır. Dili çok sâdedir. Herkesin anlıyabileceği şekil­de selis bir üslûpla yazılmıştır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Tefsir-i
Hâzin'de beyan olunduğu veçhile küfür;
birşeyi setredip örtmek manasınadır. Kâfirler
hakkı setredip kabul etmedikleri için kâfir
denilmiştir. Küfrün envai dörttür :

B i r i n c i s i ;
Allah-u Tealâ'yı asla bilmez, inkâr eder. Buna
küfr-ü inkârı denir.

İ k i n c i s i ;
kalb ile Allah-u Tealâ'yı bilir, fakat lisan ile ikrar
etmez. Buna küfr-ü cuhûdî denir. İblis'in
küfrü bu kısımdandır.

Ü ç ü n c ü s ü ;
kalbi ile Allahı bilir ve lisanı ile ikrar eder, fakat
diniyle tedeyyün etmez. Buna küfr-ü inâdî
denir. Ebu Talib'in küfrü bu kabildendir.

D ö r d ü n c ü s ü ;
lisan ile ikrar eder, fakat kalb ile tasdik etmez, buna küfr-ü
nifakî denir. Münafıkların küfrü bu
kabildendir.

Küfrün
hulâsası; Allahı ve vahdaniyetini veyahut inzal
ettiği âyetlerinden ve kitaplarından birini veya
cümlesini veyahut rusûl-ü kiramdan birini veya
hepsini inkâr etmektir. Bunların cümlesi küfür
olduğundan bu minval üzere vefat eden kimse ebediyen
cehennemde kalır. Zira; Allah-u Tealâ küfredeni
mağfiret etmez. 48
'Ümmet' kelimesine gelince: Bu kelime sekiz mânâya gelmektedir:
Bir. Cemaat.
Kuyunun başında hayvanlarını sulayan bir ümmet buldu. (Kasas/Yirmiüç) Yani bir 'cemaat' buldu.
İki.Peygamberlere Tâbi Olanlar
'Biz Muhammed ümmetindeniz' sözü bu anlamdadır.
Üç.Hayırlar İşlemede Önder Olan Kişi.
Gerçekten İbrahim hak dine yönelen, Allah'a itaat üzere bulunan bütün hayırlı hasletleri kendisinde toplayan bir ümmetti. (Nahl/Yüzyürmi) Yani önderdi
Dört.Din
Hayır! (Onların aklî ve naklî hiç bir delilleri yoktur. Ancak) şöyle dediler: 'Biz atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk. Biz de onların izlerince giderek hidayet buluruz'. (Zuhruf/Yirmiiki)
Beş.Zaman
Belirli bir ümmete kadar... (Hûd/Sekiz) Yani zamana kadar...
Bir ümmetten/zamandan sonra (Yûsuf u ve kendisine söylediklerini) hatırladı da dedi ki: 'Ben size onun tâbirini haber veririm. Hemen beni gönderin' (Yûsuf/Kırkbeş)
Altı. Kamet/ Endam
Nitekim filân adam 'güzel ummetli; yâni 'endamlı' denir.
Yedi.Tek Başına Bir Dine İnanan Kişi
Nitekim Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:
Zeyd b. Amr b. Nufeyl tek bir ümmet olarak haşrolunacaktır.
Sekiz.Anne Nitekim 'Şu kadıncağız Zeyd'in ümmeti/anasıdır' denir.
İman ikidir. Birincisi;
din-i Muhammedîden olan ahkâmın kâffesine
icmalen, kalble tasdik ve lisanla ikrar etmektir.

İkincisi ;
din-i Muhammediden olan ahkâmı birer birer tafsil ederek iman etmektir. Avam-ı nâs için iman-ı icmali kâfidir. Birer birer ahkâmın kâffesini tafsil üzere bilmek lâzım değildir.
...kim Kur'an'ın zahirî manâsıyla yetinip çarçabuk tefsirine taraftar olup bu emirlerde nakil ve işitmeye önem vermeyip keyfî hareket ederse, işte o kimse Kur'an'ı kendi reyiyle tefsir edip cehennemde yerini hazırlayanlardan olur. Meselâ, Kur'an'daki 'ümmet' teri-minden sadece herkesin malûmu olan en meşhur mânâyı anlayıp o mânâya meyledip ve reyi de o mânâya çekip orada durması gibi.
Yalnız Arabi bilmekle, tefsir ve hadis anlaşılmaz. Her Arabi bileni, din âlimi sanan aldanır. Beyrut’ta ana dili Arabi olan çok papaz var. Fakat, hiçbiri İslamiyet’i bilmez.
...hakikatte cümlenin halikı Allah-u Tealâ olduğu için o senâlar dahi bilvasıta Allah-u Tealâ'ya râcidir. Çünki nakşı medih nakkaşa râci olduğu gibi, mahlûku methetmek de Halik’a râcidir.
Temessük etmeyenleri elbette Kur'ân hidayette kılmaz.
Çünkü; Kur'ân’ın hak olduğunu
itikad etmeyince ahkâmıyla amel etmek murad etmez ki,
Kur'ân’ın âyetleri onun için doğru
yolu göstersin. Evet ! Kur'ân tarîk-i hakkı
arayanlara hidayet eder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hulasat'ül Beyan / Büyük Kur'an Tefsiri
Alt başlık:
16 Cilt - 8 Kitap
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
6960
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Üçdal Neşriyat
Merhum Mehmed Vehbi Hoca'nın «Hulâsat'ül Beyân Fî Tefsîr'il Kur'ân» isimli onbeş ciltlik bu büyük eseri senelerden beri Müslüman hal­kımız tarafından ısrarla aranıyordu. Son yıllardaki dinî kültürümüzün kaydettiği gelişme bu eseri daha şiddetle ihtiyaç hâline getirdi.
«Hulâsat'ül Beyân»ın en büyük hususiyeti İslâm âleminde yazılmış en muteber tefsirlerden hulâsalar naklederek tefsir mevzuunda bütün nokta-i nazarları belirtmiş olmasıdır.
Kazî Eeyzâvi, Fahri Bâzi, Hâzin, Medarîk, Ebussuût Efendi, Ni'metul-lah Efendi, İbni Ceriri Taberî, Nisâburî, Sıddık Han gibi pek çok müfes-sirî'nin âyetleri tefsir edişteki görüşleri nakledilmiştir.
İkinci hususiyeti, Türkçe neşredilen tefsirler içinde en genişi olma­sıdır. Onbeş cilt olan bu tefsirde âyetler izah edilirken derinliklerine ka­dar inilmiştir.
Üçüncü hususiyeti, âyetler toplu şekilde değil teker teker ele alın­mış ve tefsiri yapılmıştır. Dili çok sâdedir. Herkesin anlıyabileceği şekil­de selis bir üslûpla yazılmıştır.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • nostalghia

Kitap istatistikleri