Hunlar'dan Günümüze Türk Askeri Kültürü

·
Okunma
·
Beğeni
·
712
Gösterim
Adı:
Hunlar'dan Günümüze Türk Askeri Kültürü
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
800
Format:
Ciltli
ISBN:
9786057635112
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap Yayınları
Kadi̇m dünya tari̇hi̇nde bi̇r asker mi̇llet: Türkler…

A. Sefa Özkaya - Abdulkadir Özcan - Abdülhamit Kırmızı - Ahmet Taşağıl - Ali Fuat Örenç - Burak Gani Erol - Cevat Şayi̇n - Cüneyt Kanat - Emrah Safa Gürkan - Erhan Teki̇n - Erkan Göksu - Feridun M. Emecen- Hakan Kılıç - İdris Bostan - İlber Ortaylı - Kahraman Şakul - M. Hanefi Palabıyık - Mahir Aydın - Mehmet Mert Sunar - Mehmet Yaşar Ertaş - Mesut Şen - Metin Gürcan - Metin Tuncel - Nil Sarı - Ömer Soner Hunkan - Saadettin Yağmur Gömeç - Salim Koca - Selahattin Öztürk -
Sevgi Parlak - Yasin Şehi̇toğlu - Yunus Uğur - Zekeriya Türkmen

Türk askerî tarihi ne zaman başlar? Hun, Kök Türk, Uygur, Karahanlı, Gazneli, Memlûk, Büyük Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde Türk ordusu nasıl bir düzendedir? Orduyla devlet ve orduyla millet arasındaki ünsiyetin kökünde neler vardır? Çağlara yayılan Türk askerî gelenekleri nelerdir? Türk kültüründe at hangi öneme sahiptir? Teşkilat, lojistik, istihbarat faaliyetleri ne şekilde gelişmiştir? Türk askerî kültürünün Batı askerî kültüründen farkları nelerdir? Günümüz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin nasıl bir kültür yapısı vardır? Askerî kültür kapsamında devam eden ve etmeyen özellikler nelerdir? Yerli bir doktrin kapsamında ilk defa ortaya konan “Dört Yön Doktrini” nedir?

Türkler, tarih sahnesine çıktıkları ilk zamanlardan itibaren savaşçı bir ruha sahip olmalarıyla ün kazanmışlardır. Çocuk denecek yaştan itibaren ok ve yay kullanımında uzmanlaşmış, özellikle at binme konusunda yeryüzünün sayılı milletlerinden biri olarak gösterilmişlerdir. Bu kabiliyetler tüm dünyanın Türklerin askeri başarıları nezdinde söyledikleri içinden yalnızca birkaçıdır. Birçok devlet kurmuş ve geniş coğrafyalara hâkim olmuş Türkler, elbette ki askerî tarih anlamında dünyanın en köklü milletlerinden biridir. Tarih sahnesine asker olarak çıkan Türkler, 21. yüzyılda da “asker millet” olmayı sürdürmekte, söz konusu vatan olduğunda geriye kalan hiçbir şeyin önemli olmadığını her fırsatta göstermektedir.
A. Sefa Özkaya’nın hazırladığı elinizdeki kitap, bugüne kadar Türk askerî tarihi ve kültürüne dair yapılan en geniş ve en kapsamlı çalışma olup, ilk Türk devletlerinden günümüze dek Türklerin ordu teşkilatını, askerî geleneklerini, niteliklerini, strateji ve taktik anlayışlarını, felsefi bakış açılarını ve bazı öne çıkan faaliyetlerini derinlemesine irdeleyerek alanındaki büyük bir boşluğu dolduruyor. Türk Askerî Kültürü, günümüzün ve geleceğin askerlerine, askerî tarihçilerine, tarih ve askerî kültür meraklılarına hitap eden, tarih tutkunlarının çok uzun yıllar boyunca ellerinden düşüremeyecekleri bir çalışma…
800 syf.
·328 günde·Beğendi·8/10 puan
Önsözden bir alıntının iyi bir inceleme olabileceğini düşünerek kitabı bitirmeden eklemek istedim.


Böyle bir kitabı okuma hayali, küçüklükten beri aklımda vardı. Henüz yazılmadığını görünce ileride yazılacağını düşünürdüm, "İleride” de yazılmadığını görünce biriktirdiğim malzeme ile bir "Türk askerî kültürü” kitabı yazma fikri doğdu. Fakat daha sonra işin büyüklüğünü görünce zaman zaman kendimi geri çektiğim oldu. Kendimi yeterli görmediğim, Türk askerî tarihi ve kültürüne hâkim olmadığım için böyle bir kitaba başlamamam gerektiğini düşündüm. Kitaba başlama sebebim ise artık kendimi yeterli görmem, alana hâkim olmam değil, hiçbir zaman hâkim olamayacağımı kabul etmemdir. Yazma aşamasına geçmeden hemen önce tekrar hata yaptığımı fark ettim ve bu kitabı tek başıma yazmamın doğru olmayacağına, alanın uzmanlarıyla birlikte bir çalışma yapmam gerektiğine kâni oldum. Kendim de biriktirebildiklerimi ve önerilerimi genel bir giriş yazısı ile kitabın başına eklemeye karar verdim. Ardından bu kitap çalışması fikrini kitabın diğer yazarlarına açtım. Bundan çök sene evvel bu fikri ilk açtığım kişi Prof. Dr. İlber Ortaylı Hoca oldu. Önemli bir eksiklik olduğunu söyleyerek teşvik etti ve beni kırmayarak bir de "kitap bölümü” lütfetti. Ardından Prof. Dr. Feridun Emecen ve diğer hocalarımızla görüştüm. Her biri memnuniyet ve desteklerini belirtince, birbirinden kıymetli 30 adet kitap bölümü lütfetmiş oldular. Zamansızlıktan, vefattan veya başka sebeplerden dolayı yazamayan kıymetli isimler de oldu. Bunlardan birisi de, bu satırların yazarı üzerinde en büyük emeği olan kişilerden biri olan Merhum Hocam Prof. 'Dr. Semavi Eyice'dir. Kendisi sağlığı el vermediği ve ömrünün son zamanlarında yaşadığı bazı başka sorunlarından dolayı Diş Cebehane üzerine yazmayı düşündüğü makaleyi yazamadan Fatih Camii'nin haziresine sırlandı. Kendisini saygı ve rahmetle anıyorum.
A. Sefa Özkaya

Makaleler;
1 KÜLTÜR TASNİFİ VE TÜRK ASKERÎ KÜLTÜRÜNE GİRİŞ
; A. Sefil Özkaya
2 TÜRK ASKERÎ TARİHİNİN BAŞLANGICI: HUN ORDUSU
; Ahmet Taşağll
3 KÖK TÜRKLER VE UYGURLAR ÇAĞINDA TÜRK ORDU TEŞKİLATINA UMUMÎ BİR BAKIŞ
Saadettin Y. Gömeç
4 TÜRK HAKANLIĞI (KARAHANLILAR) ORDUSU
Ömer Soner Hunkan
5 GAZNELİLERDE DEVLET VE ORDU
M. Hanefi Palabıyık
6 MEMLÛK DEVLETİ'NDE ORDU TEŞKİLATI
Cüneyt Kanat
7 BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ'NDE ORDU
Salim Koca
8 GELENEK VE DEĞİŞİM ARASINDA TÜRKİYE SELÇUKLU ORDUSU
Erkan Göksu
9 OSMANLI ÖNCESİ TÜRK DENİZCİLİK FAALİYETLERİ
Burak Gani Erol
10 OSMANLI ORDUSUNA GENEL BIR BAKIŞ
İlber Ortaylı
11 KLASİK DÖNEM OSMANLI ASKERÎ TARİHİ ÜZERİNE YENİ BAKIŞLAR
Feridun Emecen
12 OSMANLI DEVLETİ'NİN ASKERÎ TEŞKİLATI
Abdülkadir Özcan
13 AKDENİZ DÜNYASINDA KLASİK DÖNEM OSMANLI DONANMASI
İdris Bostan
14 YAKINÇAĞDA OSMANLI BAHRİYESİ
Ali Fuat Örenç
15 ONALTINCI YÜZYILDA OSMANLI İSTİHBARATININ
KURUMSAL YAPISI
Emrah Safa Gürkan

16 TÜRK ASKERÎ GELENEKLERİ Salim Koca
17 ŞEHİR KUŞATMAIARINDA COĞRAFYANIN ROLÜ

Metin Timcel
18 OSMANLI'NIN BÜYÜK KALESİ VIDIN'DE ASKERÎ LOJİSTİK
UNSURU OLARAK "OT” Mahir Aydın
19 OSMANLI ORDUSUNUN SAVAŞ HAZIRLIKLARI VE SEFER ORGANİZASYONU
M. Yaşar Ertaş
20 YENİÇERİ OCAĞI'NIN KISA BİR TARİHÇESİ
Mert Sunar
21 TÜRK ASKERİ DÜŞÜNCE GELENEĞİ Cevat Şayin
22 TÜRK KÜLTÜRÜNDE ATIN ÖZELLİKLERİ VE EĞİTİMİ
Mesut Şen
23 TÜRK ASKERÎ MİMARLIĞI
Sevgi Parlak

24 TUĞDAN MEHTERE: TÜRKLERDE GELENEKSEL ASKERÎ MÜZİK Erhan Tekin
25 OSMANLI DEVLETİ'NDE ASKER HEKİMLİĞİ Nil Sarı
26 TÜRKİYE'DE DENEYSEL VE DİJİTAL TARİHÇİLİĞİN GELİŞİMİ içiN BİR STRATEJİ ÇERÇEVESİ
Kahraman Şakul, Yunus Uğur, Abdülhamid Kırmızı
27 ORDULAŞAN MİLLET: TÜRKLER-BİRİNCİ DÜNYA HARBİ'NDEN TÜRK İSTİKLÂL MÜCADELESİNE UZANAN SÜREÇTE ORDU-MİLLET DAYANIŞMASI
Zekeriya Türkmen
28 TÜRK ORDUSUNUN "ÖRGÜT KÜLTÜRÜ-GRUP YAPISI VE UYMA DAVRANIŞI" KAVRAMLARI ÜZERİNDEN İNCELENMESİ
Yasin Şehitoğlu
29 SAVAŞIN EVRİMİ VE GELECEKTE TÜRK ORDUSU
Metin Gürcan
30 BALİSTİK FÜZELER, BALİSTİK FÜZE TEHDİDİ VE BALİSTİK FÜZE SAVUNMA SİSTEMLERİ
Hakan Kılıç
OSMANLICA YAYIMLANAN ASKERÎ SÜRELİ YAYINLAR BİBLİYOGRAFYASI
(1828-1928) Selahattin Öztürk
Mustafa BAKIRHAN
Mustafa BAKIRHAN Hunlar'dan Günümüze Türk Askeri Kültürü'ü inceledi.
800 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Hunlardan Günümüze Türk Askeri Kültürü, Hun Devlet'inden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne kadar olan süreçte ön plana çıkan Türk devletlerinin askeri kültürleri üzerine farklı akademisyenler tarafından yazılmış makalelerden oluşmaktadır.

Geniş bir zaman dilimindeki Türk askeri kültürünü incelemektedir. Kitabı oluşturan her makale alanındaki uzman kişiler tarafından yazılsa da hepsi aynı ölçüde başarılı değildir. Özellikle Hunlar, Göktürkler ve Osmanlı Devleti'nin askeri sistemi üzerine yazılan makaleler, Karahanlı, Gazneli ve Selçuklu devletlerinin askeri sistemleri üzerine yazılan makalelerden çok daha başarılıdır. Hun Devleti'nde Mete Han tarafından Türk kara ordusunun kuruluş tarihi olarak kabul edilen MÖ 209'da hayata geçirilen onlu sistemi çok iyi bir şekilde anlaşılır ifadelerle anlatmış diyebilirim. Bugün herkesin adını bildiği ancak özünün ne olduğunu tam kestiremediği onlu sistem kitaptaki makalede net bir şekilde ifade edilmiştir.



Osmanlı Devleti'nde ise yeniçeri ocağının kurulması ile devşirme sistemi hep birbiri ile karıştırılan bir konudur. Kitaptaki makalede, bu iki konunun hangi tarihlerde oluşturulmaya başlandığı, hangi hukuki ve sosyal zeminde hayat bulduğu net bir şekilde anlatılmaktadır. Ancak diğer makaleleri o kadar iyi bulmadım. okurken sıkıldım diye bilirim.
Yiğit
Yiğit Hunlar'dan Günümüze Türk Askeri Kültürü'ü inceledi.
800 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Orta Asya'dan günümüze hatta ilerisine kadar askeri tarihimize ait bir boşluğu tam olarak dolduramasa da kapı aralayan bir eser Türk Askeri Kültürü. Ordu - millet anlayışıyla günümüze kadar var olmuş ve var oluşundan beri 50 yıllık bir esaret haricinde asla başka bir milletin boyunduruğu altına girmemiş bir millet olarak şimdiye kadar böyle bir çalışmamızın olmaması büyük bir eksiklikti, daha da acısı böyle eksikliği şimdiye dek fark etmemiş oluşumuzdu.

Kitap ilk önce Günümüzün Türk Askeri yapısı ve yazısız kuralları hakkında uzun ve detaylı bir brifing verdikten sonra Orta - Asya'dan günümüze kadar gerek devlet, gerekse kara ve deniz gücü, gerekse istihbarata, lojistiğe, hekimliğe kadar geniş bir çerçevede Türk Askeri yapısını sunuyor, bunu yaparken de her bir kısmın yazarının farklı olması neticesiyle tekrara düşünüyor, takdir edersiniz ki aynı cümleyi 3 farklı kısımda görmek insanı bir noktada bayıyor, ki bu kitabın olumsuz bir özelliği. Bazı kısımlar hakikaten emek verilmişken, bazı kısımları ise gereksiz, detaylara boğulmuş ve üstün körü yazılmış buluyorsunuz, gene de bu bir yere kadar da kabul edilebilir bir durum.

Şunun hakkını vermem lazım ki askeri kültüre haiz ve tarihe meraklı bir birey olsanız bile ilk defa duyup, hayretle öğreneceğiniz inanılmaz fazla detaya ve derinliğe sahip bir eser ama bu sizi korkutmasın. Hele ki askerlik hakkında hiçbir fikriniz yok ama bir yerden başlamak istiyorsanız bile bu kitabın dili size fransız gelmeyecektir, meram neyse gayet anlaşılır bir şekilde yazılmış, her yönden gerekli açıklamalar gerek satır arası, gerekse dipnot olarak belirtmiş.

İncelemeyi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözleriyle bitiriyorum: "Eğer bir millet büyükse, kendisini tanımakla daha büyük olur".
Hamza İnam
Hamza İnam Hunlar'dan Günümüze Türk Askeri Kültürü'ü inceledi.
800 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Asla pişman olmayacağınız dopdolu bir kitap. Çok geniş bir yelpazede pek çok bilgi sunuyor. Askeri kültürümüz hakkında temel olarak bilinmesi gerekenler, alanındaki uzmanların görüşleri ile çok kaliteli bir şekilde ortaya konmuş.
Fatma
Fatma Hunlar'dan Günümüze Türk Askeri Kültürü'ü inceledi.
800 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitapta birçok bölüm vardı. Hunlardan Osmanlı' ya askeri teşkilat anlatılmış. Ara ara denk geldikçe tüm bölümleri okudum. Özellikle Köktürk kısmı açıklayıcı ve bilgilendirici geldi. Bunun dışında kitaptaki resimleri ve eski belgeleri de incelemek çok zevkliydi. Genel olarak ağır, akademik bir kitap gibi geldi. Ama askeri teşkilatlara ilgi duyan birisi için kapsamlı bir çalışma olmuş.
Kaşgarlı Mahmut, "Kuş için kanat ne ise Türk için de at odur"der. Dolayısıyla Hunlar'da süvari teşkilatlanmasına sahip oldukları için at çok önemlidir. Türk atı olarak tabir ettiğimiz atlara biniyorlardı. Fakat bu atlar kısa ve tüylü atlardı. Atı evcilleştirip savaş alanında kullanan ilk kavim olan Türklerin bu özelliğini komşuları olan Çinliler de almıştır. MÖ. 307 yılında bir reform yaparak manevra kabiliyeti düşük olan savaş arabalarını lağvederek Hun ordusu gibi hafif süvari birlikleri kurmuşlardır.
"Tarihe bakmayanlar geleceği hafife alır. Geçmiş ve gelecek, kendisini hafife alanlardan çok merhametsizce bir intikam alır."
Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türklerin Anadolu'ya yerleşmeye başlamalarıyla Türk denizcilik faaliyetleri de başlamıştır. Anadolu'da faaliyet gösteren ilk Türk denizcisi ise Çaka Beydir. Çaka Bey mevcut siyasi ortamdan faydalanmak süretiyle beyliğini kurmuş ve kayınpederi I.Kılıç Arslan tarafından öldürülünceye kadar da sürekli Bizans aleyhine topraklarını genişletmiştir. Türkiye Selçuklularında ise denizcilik faaliyetleri ise Ebu'l Kasım'ın tersane inşaasıyla başlar.
Çelebi Mehmet döneminden itibaren yeni bir usule başvurulmuştu. Devşirme denilen bu usul için çıkarılan kanun gereğince Osmanlı Hristiyan tebasının belli yaştaki çocuklarından biri devlet adına alınacaktı. Böylece önemi gittikçe azalan Pençik Kanunu yerini Devşirme Kanunu aldı. İhtiyaca göre 3-5 yılda bir veya daha uzun sürelerle devşirilen bu çocuklar tercihen 8-18 yaşları arasında olacaktı. Önceden yalnız Osmanlı Avrupasında tatbik edilen kanun 15. Yüzyıl sonlarından itibaren Anadolu'da da uygulandı. Buranın yerli Hristiyan ailelerinden de devşirme yapıldı.

Devşirme Kanununa göre Hristiyan çocukların en soyluları seçilir, papaz oğulları iki çocuğu olandan biri veya bir kaç çoçuğu olanın en sıhhatlisi ve en gösterişlisi tercih edilirdi. Tek oğlu olanın çocuğu alınmazdı. Ailesine bırakılırdı.
Devşirmelerin zorla ailelerinden alınıp Müslümanlaştırılmaları iddiasının fazla tutarlı tarafı yoktur. Osmanlı hukukçuları bu uygulamayı, Peygamber'in, "Her çocuk fıtrat üzerine doğar daha sonra annesi ve babası onu yahudileştirir, hristiyanlaştırır veya mevusileştirir" mealindeki hadisle izah etmektedirler. Devşirme işleminin genelde 8-18 yaşları arasında yapıldığı dikkate alınırsa burada zorla din değiştirme değil İmamı Azam'a göre erkeklerin büluğunda üst sınır 18 yaş olduğuna göre henüz bir dinle yükümlü olmamış kimselerin anne babaları tarafından hristiyanlaştırılmasından önce hak dini benimsemelerini sağlama gayretinin söz konusu olduğu anlaşılır.
Biz Türkler, bir şeyi düşündüğümüz zaman ona "kafa yorarız". Yani yaptığımız iş, "yorulmak" şeklinde dilimizde yerleşmiştir. Oysa "düşünmek”, bende hep dinlendirme etkişi yapmıştır. 11 yaşındaydım ve bir gün kafamı "dinlendiriyordum”. Elimdeki kitabın karton kapağında bir savaş sahnesini aksettiren resimde, elinde "kılıcını düşmana çalan” bir asker görülüyordu. Pazusu, kuvvetli olduğunu belli eden bilekleri, kılıcı sımsıkı kavrayan elleriyle tam bir "savaşçı”ydı. Peki savaş bu resimde gördüğüm kadar mıydı? Sadece "bilek gücü" müydü? Değilse arkasında başka ne vardı? Bır komutan askerlerine 'Hadİ aslanlarım!” diye kükreyince iş bitiyor muydu? Eğer bu kadarı yetiyorsa sesi en gür çıkan komutanın savaşı kazanması gerekmiyor muydu? Ama bu fikir de çok saçmaydı. O halde bir savaşı kazandıran şey neydi veya nelerdi? Mesela başlıca enstrümanı silah olan avcı-toplayıcılar, başlıca enstrümanı tarım aleti olan çiftçilere neden yenilmişler, neden tarih sahnesinden silinmişlerdi? Demek ki her şey silah değildi. Elinde yazı, yani kayıt tutma kabiliyeti olan, plan veya harita kullanan, çeşitli aletler tasarlayıp bunları geliştirebilen tarım toplumu kazandı ve avcı-toplayıcılar dünya sahnesinden silindiler.
Eli silah tutan herkesin asker olduğu Hun coğrafyasında bozkırların zor hayat şartlarında her Türk iyi bir savaşçı olarak yetişiyordu. Buradan hareketle aile ile birlikte ordunun Hun devrinde devletin temelini teşkil ettiği kolayca ortaya çıkar. Böylelikle askerlik ayrı bir sınıf olmaktan çok toplumsal bütünleşmiş her zaman ve durumda toplumla beraber olan bir kurumdur. Muhtemelen uçsuz bucaksız bozkırlarda ayakta kalmanın ve başarılı olmanın temel sebebi ordunun bu niteliğinde yatmaktadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hunlar'dan Günümüze Türk Askeri Kültürü
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
800
Format:
Ciltli
ISBN:
9786057635112
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap Yayınları
Kadi̇m dünya tari̇hi̇nde bi̇r asker mi̇llet: Türkler…

A. Sefa Özkaya - Abdulkadir Özcan - Abdülhamit Kırmızı - Ahmet Taşağıl - Ali Fuat Örenç - Burak Gani Erol - Cevat Şayi̇n - Cüneyt Kanat - Emrah Safa Gürkan - Erhan Teki̇n - Erkan Göksu - Feridun M. Emecen- Hakan Kılıç - İdris Bostan - İlber Ortaylı - Kahraman Şakul - M. Hanefi Palabıyık - Mahir Aydın - Mehmet Mert Sunar - Mehmet Yaşar Ertaş - Mesut Şen - Metin Gürcan - Metin Tuncel - Nil Sarı - Ömer Soner Hunkan - Saadettin Yağmur Gömeç - Salim Koca - Selahattin Öztürk -
Sevgi Parlak - Yasin Şehi̇toğlu - Yunus Uğur - Zekeriya Türkmen

Türk askerî tarihi ne zaman başlar? Hun, Kök Türk, Uygur, Karahanlı, Gazneli, Memlûk, Büyük Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde Türk ordusu nasıl bir düzendedir? Orduyla devlet ve orduyla millet arasındaki ünsiyetin kökünde neler vardır? Çağlara yayılan Türk askerî gelenekleri nelerdir? Türk kültüründe at hangi öneme sahiptir? Teşkilat, lojistik, istihbarat faaliyetleri ne şekilde gelişmiştir? Türk askerî kültürünün Batı askerî kültüründen farkları nelerdir? Günümüz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin nasıl bir kültür yapısı vardır? Askerî kültür kapsamında devam eden ve etmeyen özellikler nelerdir? Yerli bir doktrin kapsamında ilk defa ortaya konan “Dört Yön Doktrini” nedir?

Türkler, tarih sahnesine çıktıkları ilk zamanlardan itibaren savaşçı bir ruha sahip olmalarıyla ün kazanmışlardır. Çocuk denecek yaştan itibaren ok ve yay kullanımında uzmanlaşmış, özellikle at binme konusunda yeryüzünün sayılı milletlerinden biri olarak gösterilmişlerdir. Bu kabiliyetler tüm dünyanın Türklerin askeri başarıları nezdinde söyledikleri içinden yalnızca birkaçıdır. Birçok devlet kurmuş ve geniş coğrafyalara hâkim olmuş Türkler, elbette ki askerî tarih anlamında dünyanın en köklü milletlerinden biridir. Tarih sahnesine asker olarak çıkan Türkler, 21. yüzyılda da “asker millet” olmayı sürdürmekte, söz konusu vatan olduğunda geriye kalan hiçbir şeyin önemli olmadığını her fırsatta göstermektedir.
A. Sefa Özkaya’nın hazırladığı elinizdeki kitap, bugüne kadar Türk askerî tarihi ve kültürüne dair yapılan en geniş ve en kapsamlı çalışma olup, ilk Türk devletlerinden günümüze dek Türklerin ordu teşkilatını, askerî geleneklerini, niteliklerini, strateji ve taktik anlayışlarını, felsefi bakış açılarını ve bazı öne çıkan faaliyetlerini derinlemesine irdeleyerek alanındaki büyük bir boşluğu dolduruyor. Türk Askerî Kültürü, günümüzün ve geleceğin askerlerine, askerî tarihçilerine, tarih ve askerî kültür meraklılarına hitap eden, tarih tutkunlarının çok uzun yıllar boyunca ellerinden düşüremeyecekleri bir çalışma…

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • Ahmed Yesevi Keser
  • Berk YAN
  • Ahmet Aygün
  • S. Bulut
  • Bilge keskin
  • FATİH KOCABAŞ
  • Fatih Çiçek
  • Rumeysa Deniz Yardım
  • Fatma
  • Talha

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.2 (6)
9
%23.1 (3)
8
%15.4 (2)
7
%15.4 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0