Hüzün Adasında Bir Köy (Gökçeada - Bademli / İmraz - Gliki)

·
Okunma
·
Beğeni
·
506
Gösterim
Adı:
Hüzün Adasında Bir Köy
Alt başlık:
Gökçeada - Bademli / İmraz - Gliki
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753299602
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayınları
Baskılar:
Hüzün Adasında Bir Köy
Hüzün Adasında Bir Köy
İstanbul'a döndüğümüzde ertesi yıl adaya bir kez daha geleceğimizi bilmiyorduk. Ne var ki ada, özellikle de bir haftamızı geçirdiğimiz Bademli köyü beni derinden etkilemişti. Daha önce de Ege'nin çeşitli yerlerinde, Söke'deki Doğan Bey (Domaçe), Fethiye'deki Kayaköy (Levissi) gibi terk edilmiş Rum köyleri görmüştüm. O köyler 1923 Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesiyle birlikte boşalmıştı. Adadaki diğer Rum köylerinde olduğu gibi Bademli'de de durum aynıydı. Adanın Rum nüfusu devletin yaptırımları sonucu adalarını, köylerini terk etmek zorunda kalmıştı. Bu insanların duygularını, düşüncelerini merak etmeye, Gökçeada'yla ilgili ne varsa okumaya başlamıştım.

Deniz Kavukçuoğlu, arkadaş davetiyle rastlantısal olarak gittiği Gökçeada'da önüne açılan öyküler, anılar ve tarihe kayıtsız kalamayıp kısa sürede kendisi de bir Gökçeadalı oluşunu anlatıyor. Ama bu anlatış, bireysel öyküsüyle sınırlı değil. Kimler kimler bu öyküye katılmıyor ki.Hala ısrarla Gökçeadalı olanlar, artık Gökçeadalı olanlar, yeniden Gökçeadalı olanlar... Savaşların, öfkeli politikaların yerinden ettikleri, yerinden edilenlerin yerine yerleştirilenler ve yok edilmeye çalışılan bir kültür ve yeniden birlikteliği mümkün kılmaya çalışanlar... ve tüm bunların ortasında sessizce var kalmaya çalışan adalılar ve adalılık...
Hüzünle dolu bir tarih ve hala umutlu olmaya çalışan bugün...
296 syf.
Adalılar diyorlar kendilerine. Mübadele sırasında, sonrasında yaşadıkları zorluklar olsun, Göç edenlerin yunanistanda, kalanların Türkiyede ikinci sınıf yerine koyularak hor görülmeleri olsun. Kitap bayağı iyiydi. Gerçekten etkileyici. O insanların yaşadıklarını, kendimi onların yerine koyarak okuduktan sonra daha iyi anlıyorum. Mübadele dönemindeki Rumların ve daha sonra oraya gelen Türklerle yapılan sobetlerin olduğu bir kitap hazırlamış Deniz Kavukçuoğlu.

Kitabı bir hevesle başladıysam da Atatürk büstleri için banal diyecek kadar haysiyetsiz bir insan olduğunu görünce sohbetler dışında kalan kendi anlatımlarını pek hevesli okumadığımı itiraf edeyim. Elimde iki kitabı daha var ve bu kafadaki bir insanın bana katabileceği yeni bir şey yok. O yüzden ne zaman okurum hiç bilmiyorum. Düşünceleri o kadar açık ki. Yazık diyorum kendisine sadece. Sanki büstlerin anlamı oradaki Rumların gözüne sokmakmış gibi okulun karşısında banal Atatürk büstleri yerleştirilmiş diyor birde. Ulan zaten her okulun bahçesinde var. Oraya özgü mü?
...
Anlamadıkları bir şey vardı. İmroz-Gökçeada benim vatanımdı. Doğduğum yeri niçin satayım?
Bunun bir mantığı var mı?
Bizi anlamak istemiyorlardı.


/*
Konuştuklarımızın bana ilk sorusu, adadaki evimizi, tarlamızı niçin satmadığımız, niçin paraya çevirmediğimiz oluyordu. Onları satın, Yunanistan'da bir yer alın, diyorlardı..
*/
Deniz Kavukçuoğlu
Sayfa 75 - Oğlak Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hüzün Adasında Bir Köy
Alt başlık:
Gökçeada - Bademli / İmraz - Gliki
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753299602
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayınları
Baskılar:
Hüzün Adasında Bir Köy
Hüzün Adasında Bir Köy
İstanbul'a döndüğümüzde ertesi yıl adaya bir kez daha geleceğimizi bilmiyorduk. Ne var ki ada, özellikle de bir haftamızı geçirdiğimiz Bademli köyü beni derinden etkilemişti. Daha önce de Ege'nin çeşitli yerlerinde, Söke'deki Doğan Bey (Domaçe), Fethiye'deki Kayaköy (Levissi) gibi terk edilmiş Rum köyleri görmüştüm. O köyler 1923 Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesiyle birlikte boşalmıştı. Adadaki diğer Rum köylerinde olduğu gibi Bademli'de de durum aynıydı. Adanın Rum nüfusu devletin yaptırımları sonucu adalarını, köylerini terk etmek zorunda kalmıştı. Bu insanların duygularını, düşüncelerini merak etmeye, Gökçeada'yla ilgili ne varsa okumaya başlamıştım.

Deniz Kavukçuoğlu, arkadaş davetiyle rastlantısal olarak gittiği Gökçeada'da önüne açılan öyküler, anılar ve tarihe kayıtsız kalamayıp kısa sürede kendisi de bir Gökçeadalı oluşunu anlatıyor. Ama bu anlatış, bireysel öyküsüyle sınırlı değil. Kimler kimler bu öyküye katılmıyor ki.Hala ısrarla Gökçeadalı olanlar, artık Gökçeadalı olanlar, yeniden Gökçeadalı olanlar... Savaşların, öfkeli politikaların yerinden ettikleri, yerinden edilenlerin yerine yerleştirilenler ve yok edilmeye çalışılan bir kültür ve yeniden birlikteliği mümkün kılmaya çalışanlar... ve tüm bunların ortasında sessizce var kalmaya çalışan adalılar ve adalılık...
Hüzünle dolu bir tarih ve hala umutlu olmaya çalışan bugün...

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Serkan Özdemir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0