Hüzün Hastalığı

·
Okunma
·
Beğeni
·
4461
Gösterim
Adı:
Hüzün Hastalığı
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050804171
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Hüzün Hastalığı
Hüzün Hastalığı
Kemal Sayar, psikiyatri denilince Türkiye'de akla gelen ilk isimlerden. Ama aynı zamanda, psikiyatrinin hakim paradigmalarına eleştirel bir gözle bakabilmeyi de başaran bir isim. Ve bir şair. 'Hüzün Hastalığı', Kemal Sayar'ın ilk deneme kitabı. Kitapta yer alan denemeler, onun mesleki birikimini göstermekle kalmıyor; Kemal Sayar'ın hayata dair okumalarının psikiyatrinin hududunu aşan boyutu, dahası hayata bir şair duyarlılığıyla bakabilmenin getirdiği incelik ve derinlik bu denemelerde kendini açıkça belli ediyor.

Güncelliğini yitirmeyen konuları incelikli bir üslupla sunan 'Hüzün Hastalığı' insan olmanın ayrılmaz bir parçası olan hüznü şiirsel bir dille anlatan eşsiz bir kitap.
(Tanıtım Bülteninden)
176 syf.
İşten, eşten, aşktan, çoluktan-çocuktan, sınavdan, paradan-puldan, sevdiklerinizin kaybından içinize oturan bir öküz mü var? Biriyle konuşsanız bir türlü, konuşmasanız bir türlü. Baktınız raflara Hüzün Hastalığı diye bir kitap, yazarı psikiyatrist; hıhh az içimi soğutur, derman olur bu kitap diye düşünürseniz yanılırsınız.

Yazarı, televizyonda izlemiştim. Öyle güzel, anlamlı konuşuyor ki doyamıyor insan. Ama bu kitabı için aynı duygularda olamayacağım. Belki ilk eseri olduğu için olabilir. Yarı sıkıcı deneme tadında olmuş.

İlk yüz sayfası psikoloji bilimine ait kelimelerle, ilerlemeyen konularla akıcılıktan uzaktı.(benim için)
Yüz sayfadan sonra televizyonda gördüğüm adamın muhabbeti tadındaydı. Ancak içimdeki bir katre hüznüm bin katmer oldu.

Tavsiye konusunda kararsızım. Deneme, psikoloji, kişisel gelişimin karışımı bir kitap okumak istiyorum diyene, işte aradığı kitap bu kitap.
176 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Hüzün Hastalığı, Kemal Sayar'ın ilk deneme kitabı. Psikoloji hakkında detaylı bilgisi olmayanların da rahatlıkla okuyabileceği bir kitap olmuş. Kitaba adını veren Hüzün Hastalığı denemesinde hüznü tıbbileştirmekten korumamız gerektiğini, hüznü depresyondan ayırt etmemizin neden önemli olduğunu vurguluyor. Hüzün insan hayatının bir parcası olmazsa olmazıdır. İnsanı zenginleştiren bir tecrübe, iç dünyamızı keşfetmemizde yardımcı , bize her zaman bir şeyler katan bir unsurdur. Modern toplumla birlikte bu düşüncenin değiştiğini söylüyor Kemal Sayar. Ve daha birçok güncel konunun hayatımızdaki yerini eleştirel bir dille sunmuş. Değişen topluma psikiyatrinin boyutundan değil de bir şair kimliğiyle bakarak dile getirmiş daha çok denemelerini.
176 syf.
·Puan vermedi
Kitabı tek cümlede anlatmak gerekirse şöyle denebilir: "Hüzün, bir hastalık değil bir gerekliliktir." Hüznün hastalık olduğunu düşünmek ve bunu ilaçlarla tedavi etmeye çalışmak budalalık. Eğer hüznü tedavi edilecek bir şey olarak görürsek yanlış yerlerde şifa aramaya başlıyoruz.     Bunu da kitaptaki şu alıntı net şekilde ortaya koyuyor: "Herkes ruhunun şifasını arıyor. Ama yanlış yerde arıyor"
Günümüz  insanın psikoloğa başvurma sebebi hep dertleşecek bir dost bulamamaktan. Herkes kendi dünyasında o kadar kendi ile meşgul ki bir an durup bir dostun derdine kulak kesilemiyoruz. Kimsenin birbirini dinlemediği bir çağda büyük bir hızla yaşamlarımızı tüketiyoruz.
En önemlisi kendimizi tüketiyoruz hem de evrenin sesine kulak veremeden. Bütün seslere kulak verebilmek için ya çok mutlu ya da çok hüzünlü olmamız gerekiyor. Bunun için bile olsa hüzünlenmeye değer :)
Aslına bakılırsa şu an sadece yazarı taklit ediyorum :) Yoksa ben de hüzünden, kederden korkarım. Bir mevsim olmak gerekirse adımdan dolayı sonbahar değil de ilkbahar olmalıyım derdim. Çünkü sonbahar zihinlerimize hep hüzün mevsimi olarak kodlanmış. Bir yanım çiçek açarken diğer yarım yaprak dökmesin derdim :) Çiçek açtıran tüm güzel duygular gibi yaprakları döken hüznü de içinde hissetmeden büyüyemiyor insan. Artık hem ilkbahar hem sonbahar olabilirim. İkisi de güzel ikisi de özel. :)
Şimdi hemen vakit bulmalıyız hüzünlenmek için!
176 syf.
·Puan vermedi
Aleksitimik toplumun bireyleri gece gündüz iş düşünüyor; çarşıda, pazarda, kırda, vapurda rakam konuşuyor. Rakamların sırtında daha kocaman rakamlara koşuyoruz

Bu toplum düşlerini ne zaman yitirdi?
Sözcükleri ne zaman onun elinden alındı?

Buna tarihin bir cevabı olmalı..
176 syf.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kısa denemelerden olustugu icin okurken sıkmıyor.
Yazarın ilk deneme kitabıymış. Yazar ulkemizin onde gelen psikaytrlarindan.
Bu kitapta hüzun halinin psikolojik bir sorun olarak algilanmamasi gerektigini, depresyonla ayni sey olmadigini anlatmis.
Aynı zamanda batı ve dogununun kultur farkliliklari ve psikiyatrde huzun nedir gibi durumlarada deginilmis.
Kitapta sevdigim sey ise; son yıllarda en ufak bir sorunda psikolojik bu deyip insanlarin antidepresan vb. Ilaclara maruz birakilmasinin yersizligine elestirel yaklasilmis olmasiydi.
272 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitabın genelindeki yazıların çoğu hayatın içinden bir çok şeye değinen kısa denemelerdi. Kitaba adını veren Hüzün Hastalığı adlı bölüm ise hem daha uzun hem de çok güzel bir bölümdü. Yazar bu bölümde psikiyatri bilimini inceliyor ve kültürlere henüz entegre olamaması, hastalık olarak kabul ettiği şeyleri vs ele alıyor ve tıp endüstrisi ile ilgili endişelerimize bir doktor olarak değiniyor. Kitapta en çok bu bölümü okumaktan zevk aldım.
272 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hüznün bir psikolojik rahatsızlık değil hayatımızın bir parçası olması gerekiyor.Günümüzde psikiyatri,depresyon adı altında herkese ilaç yazıyor ve bunu hastalık olarak nitelendiriliyor.Bir yandan hayatımızı hayat yapan, hüzün.
Ahmet Haşim "Melali anlamayan nesle aşina değiliz" diyor.Onu misafir olarak kabul etmeliyiz.Misafir size yeni bir dünya getirir ve size bir şeyler katarak ayrılır.

Kitabın hüzün ile ilgili olarak bölümünü beğendim,güzel açıklamış Kemal Sayar.Ama kitap hüzün hastalığı-kitap başlığından tahmin ederek tam olarak psikolojiyle ile ilgili bir kitap değil.Deneyim,tecrübe,araştırma,siyâset bile içeren kitap.Kolayca anlaşılabilir,insana birçok şey katan bir kitap olduğunu düşünüyorum.
272 syf.
·10/10
Yine müthiş bir okuma deneyimi yaşattı, Kemal Sayar ülkenin yetiştirdiği en önemki bilim adamı ve şairlerden Kitap Din, Felsefe, Toplumsal olaylar ve Psikoloji adına çok doyurucu bilgilendirici bittikten sonra ne kadar çok şey öğrendim dedim fakat kitabı okumak için belirli bi okur düzeyine erişmek gerekiyor dili çok ağır ben bi tarih öğrencisi olarak Felsefeye de ilgiliyim fakat Bayağı zorladığını söyleyebilirim Şunu da söylemeden geçmek istemiyorum Ya ben hüzünlüyüm hep neymiş bu hüzün hüzünle ilgili ne diyor Depresyonum var okuyayım Diyeceğiniz bir psikolojik rehber olmaktan çok hayatı tümüyle ele almakta Daha çok toplumun psikolojisi temasıyla öne çıkıyor ufkunuzu genişletecek bir kitap keyifli okumalar :)
272 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitap Kemal Sayar' ın okuduğum ikinci kitabı. İlk kitabı şiirlerle küçük ruha dokunan hikayelerle gelişiyordu. Onu okuduktan sonra açıkçası böyle bir kitap olmasını beklemiyordum Hüzün Hastalığı' nın. Bildiğimiz üzere Kemal Sayar bir psikiyatrist ve bu mesleki kimliğini kendi benliğinden ayrı tutabilmiş bir psikiyatrist benim fikrime göre. Kitabımız denemeler şeklinde ilerliyor. Bazı bazı kısa bazı bazı uzun şekilde yazılmış denemeleri yazarımızın. Kitabın adı bizleri yanıltmasın hüzün hastalığına yazarımız kendi değil batının veyahut modern tıbbın, psikiyatrinin deyimiyle değiniyor. Ve psikiyatrinin her şeye bir etiket yapıştırması bir ad bulmaya çalışması insanları ayrıştırma hastalığı!! elimizde tek kalan belki de bizi biz yapan insan yapan hüznümüze de minör depresyon adını vermeyi kendine bir hak olarak görüyor. Ve tabiki bu psikiyatri dediğimiz alanın yanıldığı alanlar da olabiliyor. Çünkü psikiyatrinin hastalık dediği şey aslında kültürel süzgeçten geçtiği zaman belkş de bazı ülkeler için hastalık olmayabiliyor. Yazarımızın örneğiyle İran ve Hindistanda dertli içine kapanık kendi halinde insan ideal insandır. Fakat gelgelelim bu tür bir insanı alıp Amerikaya götürdüğünüz zaman muhtemeldir ki deli diyeceklerdir ve hemen bir kategorilendirme yapacaklardır. Deli demişken Psikiyatri elimizden deli olma hakkımızı almaya çalışıyor. Hem de deli olmak delirmek bütün bu olanlada dur demek anlamına gelirken. Psikiyatrinin dini tamamen iyileştirmede saf dışı bırakması veya iletişimi yani insan insana iletişimi pek önemsememesi; psikiyatrinin hastayı tam iyileştirme ama az da olsa ilerleme olsun olsun ki para kazanalim!! Mantığı modern tıptaki amaçla sanırım aynı amacı taşıyor. Tabiki pazar arayışı. Bedenlerimiz zaten birer pazar yeri olmuşken; alınan apandistler, kesilen karınlar, verilen kemoterapiler... şimdi de ruha bir saldırı bir pazar arayışı içine giriyor modern hayatın modern tıbbı indirgersek modern psikiyatrisi. Dinin iyileşmelerde ehlileştirmede ve rehabilite etmedeki desteği yadsınamaz bir gerçekken bunu göz ardı etmeleri neye hizmet olabilir ki? Kaldı ki eskiden kişinin şahsi seçimi olan ve günah sayılan şeylerin şuan birer hastalığa çevrilmesi de tesadüf olamaz sanıyorum. Alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, sigara bağımlılığı.. gibi gibi durumlar günah iken kaşla göz arası nasıl buralara kadar geldi? Durun bir düşünelim tabiki ilaç satmak için satarken başka hastalıklar çıkarmak ve bu sefer de başka pazara başka kurban.. bu böyle böyle gider. Halbuki manen dinginlenmiş veyahut dini vecibeleri yerine getirmek isteyen insan emin olun yeri gelir jet hızıyla bunları terkeder. Fakat tabiki de bu istenmiyor. Avm de alışveriş çılgınlığı da artık bir hastalık olarak görülür oldu? Sebep bize bu empoze edildi "benim canım sıkılınca alışveriş yapmasam kendime gelemem asla hemen gidip bikaç alış-veriş yapıp rahatlamam lazım" mantığı diziler, reklamlar, filmlerle verildi. Ve sonra bu bir hastalık dendi. Çok farklı oyunlar döndüğü kesin kukla gibi bizi oynattıkları da tabi öte taraftan benim seçimim benim kararım sloganını da alttan veriyolar ki bunu söylediğiniz eleştirdiğiniz kişinin anında size tabiri caizse cırlasın "benim seçimim, benim kararım!!!" Bu yazdıklarım ilk bölümdü. İkinci bölümde daha çok psikiyatrinin kendine has kavramlarıyla beraber açıklamalarını yapıyor ve dürüst olmak gerekirse bu kitabın bu bölümü bi süre sonra dönüp bir daha okumam gerekecek. Bana fazlaca yabancı kelime vardı. Ele aldığı diğer konularan biri de ölüm ve yaşlılıktan korkan bir modern tıp ve psikiyatri. Bu tabi neye sebep oldu estetikler ve gelsin paralar kurulsun pazarlar. Bir de beyin ölümünün gerçekleşmesi ve beyin ölümü gerçekleşen kişinin fişinin çekişmesi durumu var. Vücut sıcak kalp atıyor ama kişinin kişilik hakları gözardı edilerek yakınlarına çekelim fişi deniyor. Neden tabiki bir pazar arayışı daha organ nakli. Yazılacak çok şey var altını çizmeye kalksam hepsi çizilecek bir kitap kesinlikle okunmalı diyorum. Tavsiyedir.
Alıntılar:
-Hayatlarımız modern zamanlarda ev hayatı/iş hayatı/eğlence hayatı diye bölümleneli beri, yanımızdan maskelerimizi eksik etmiyoruz. Biz daima üstün ve güçlü olmak, öyle görünmek istiyoruz.

-Üstelik her gün daha bir karmaşıklaşan hayat modern insana yeni stres odakları yaratıyor.

-Geleneksel toplumlarda deliler toplum içinde ayakta tutulurlardı. Horlanmaz ve hapsedilmezlerdi. Modern toplumlarda itilip kakılıyor, tımar ediliyor, hizaya sokuluyorlar
272 syf.
·1/10
Bu kitabı okumak acı verici bir deneyimdi. Adını aldığı kısım kısa bir bölüm ve çok yavan. Siyaset bile var içinde. Kitabı kapatınca ben ne okudum diyorsunuz kısacası
176 syf.
·Beğendi·7/10
Ülkemizde alanında tanınmış olan Psikiyatr Kemal Sayar ; bu ilk deneme kitabıyla güncel konulara psikolojik açıdan yaklaşmış ve can alıcı yorumları ve incelemeleri ile birlikte sunmuş. Bize de okumak düşüyor. İyi okumalar..
Hiçbir tünelin ucunda, hiçbir zaman bir ışık göremeyeceğimiz ve böyle bir ışık varsa bile bunun asla bize kısmet olmayacağı düşüncesi yaygın bir düşünce halini alırsa, artık hayatla boğuşmaktan bıkarız, vazgeçeriz.
Hüzün bizi iç dünyamızın daha önce keşfetmediğimiz ayrıntılarıyla buluşturabilir. Onu bir misafir gibi kabul etmek gerekir. Misafir size yeni bir dünya getirir ve size yeni bir şeyler katarak ayrılır.
Vıdı vıdı vıdı vıdı...
Bunca sözü nereden buluyorsunuz?
Ne kadar çok şey istiyorsunuz,
Ne kadar çok şey biliyorsunuz,
Mezar taşlarından, kitabelerden çok...
Kemal Sayar
Sayfa 176 - Cahit Koytak - Kitabın Ek bölümünden...
Bizler önce doğayı mahvettik, sonra diğer toplumlara bulaştık ve onları mahvettik ve sonunda sıra zayıf insanlara geldi. Onları kendi bünyemizden atmak için kurumları icat ettik ve oralarda onları da mahvettik.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hüzün Hastalığı
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050804171
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Hüzün Hastalığı
Hüzün Hastalığı
Kemal Sayar, psikiyatri denilince Türkiye'de akla gelen ilk isimlerden. Ama aynı zamanda, psikiyatrinin hakim paradigmalarına eleştirel bir gözle bakabilmeyi de başaran bir isim. Ve bir şair. 'Hüzün Hastalığı', Kemal Sayar'ın ilk deneme kitabı. Kitapta yer alan denemeler, onun mesleki birikimini göstermekle kalmıyor; Kemal Sayar'ın hayata dair okumalarının psikiyatrinin hududunu aşan boyutu, dahası hayata bir şair duyarlılığıyla bakabilmenin getirdiği incelik ve derinlik bu denemelerde kendini açıkça belli ediyor.

Güncelliğini yitirmeyen konuları incelikli bir üslupla sunan 'Hüzün Hastalığı' insan olmanın ayrılmaz bir parçası olan hüznü şiirsel bir dille anlatan eşsiz bir kitap.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 412 okur

  • Sena
  • Elif sonsuz
  • Yaşar Erdoğan
  • Rahimenur Yılmaz
  • AHME GERGİL
  • banu aykan
  • Sultans sultans
  • turunçgil_
  • Verda
  • Arzu Sadiqzade

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.7
14-17 Yaş
%4.3
18-24 Yaş
%19.6
25-34 Yaş
%37
35-44 Yaş
%23.9
45-54 Yaş
%6.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.2
Erkek
%29.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.8 (13)
9
%10.6 (10)
8
%14.9 (14)
7
%17 (16)
6
%3.2 (3)
5
%3.2 (3)
4
%3.2 (3)
3
%0
2
%0
1
%0