Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.742
Gösterim
Adı:
Hüzün ve Tesadüf
Baskı tarihi:
Ekim 2007
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757032533
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Şiirsel, kısa hikayeler. yer yer şaşırtıcı, insanı gülümseten, hüzünlendiren, yaşamın ayrıntıları. Az sözle çok şey anlatan öyküler. Lirizm. Klasik paragraf analyışı yok, serbest şiir dizilişinde cümleler…

Yazarın bu eserinde çok kısa metinlerden oluşan bir bölüm ile uzun metinleri kapsayan ikinci bir bölüm vardır.

Eserde şu hikâyeler yer alıyor: Seyfettin'i Severdik, Mahzun Mücahit, Bir Şey Yap, Su Sesi, Uysallığın Lüzumu Yok İsyanın Sırası Değil, Masal ve Rüya, Tâciser'in Şiiri,Hikâye, Bahar Dalı, Yürüyen Hüküm, Hikâye, Aheste Beste, Kambur Hafız ve Minare, Hüzün ve Tesadüf , Karakoncolos, Dürbünlü Çiçek, Mevzu Derin, Uç Selahattin Uç.
Aslında inceleme yazmayacaktım, ama kitabı aldığım kütüphanenin yapmış olduğu bir yanlışlığı çok manidar buldum, sizinle paylaşmak istedim.
Kitabımız: Hüzün ve Tesadüf
Yazarımız: 'Mutlu' Kutlu

Şaka değil, işte burada :)
https://i.hizliresim.com/6JMpv9.jpg

Madem yazdım, şuradan sesleneyim:
- Mustafa amca, sen bize Seyfettin'i anlattın ama üç sayfa, sadece üç sayfa. Ben sandım ki sen onu bize uzun uzun anlatacaksın, biz kendimize ömürlük bir yol arkadaşı bulacağız, ama yoktu, bu kadardı, üç sayfada kaldı, üzdü. Ama sevdik. Seyfettin'i sevdik. Yol arkadaşı olamayacaksak da sevdik. Böyle bir kardeşimiz var, bildik. Bu da bize yeter dedik.

Sonra ne yaptın, Seyfettin olmasa da yaparsın, dedin. "Bir şey yap güzel olsun, iyi olsun, adil olsun, barış olsun." dedin.
Güzelliklerle dolu bir üç sayfayı da buraya bıraktın.

Sonra "Uysallığın Lüzumu Yok İsyanın Sırası Değil" dedin Mehmet Akif'i hatırlattın.

"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; 
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. 
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki! 
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; 
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; 
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! 
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? 
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! 
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! 
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! 
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?"

Sonra bir şiir verdin, içinde gitmek vardı, uçmak vardı, mevcûd'un hâl-i pür melali vardı;
"Anne burda işler iyi
Ser veriyon sır alıyon
Merak etme beni gayrı
Ar veriyon yar alıyon
Bu nasıl bir alış-veriş
Anlamıyon anlamıyon..."

Sonra çimenler içinde parıldayan göz yaşları bıraktın, alın yazısı değil hikâye bıraktın, kararmış kalplere dua bıraktın, çocukluğumuzdan sahneler bıraktın, hem hüzün hem umut bıraktın, bunca şey anlattın ve bizi bize bıraktın.
Bir günde severek okuduğum bir kitap oldu. Mustafa Kutlu'nun özlediğimiz sade kasaba hayatını, insanlarını betimlediği bir kitap Hüzün ve tesadüf. Kısa hikayelerden oluşan kitap bize özümüzü, sadeliği, anadoluyu kisacasi biz olmayi hatırlatıyor. Severek okuyacağınıza eminim tavsiye ederim. :)
Sıcacık öyküleriyle bir dost muhabbetini hissettiren Mustafa KUTLU birbirinden güzel betimlemeleriyle mest ediyor öyle ki, havadaki gül kokusunu ciğerlerinizde hissediyor, koşarak günışığında parıldayan Coşkun derelerle yarışıyorsunuz, bir uğurböceği konuyor serçe parmağınıza, uçmadan ne dilesem diyorsunuz.
Mustafa Kutlu'nun on yedi hikayeden oluşan kısa ama etkileyici öykü kitabıdır. Her öyküsü bizleri farklı yerlere taşıyan bir özelliğe sahiptir. Bazı öyküleri daha çok beğeneceğiniz, bazılarında kendinizden iz bulacağınız bir kitap. Okuyucuyu sıkmayan betimlemelere yer veren Mustafa Kutlu konuşma tarzında hatta yer yer deneme okuyormuş hissi veren üslubuyla keyifle okuyacağımız bir kitap sunmuştur bizlere.
MASAL VE RÜYA

Şiir söylenir, masal dinlenir diyorsunuz ama bunlar eski günlerin lafları. Hatta şarkı için de "okumak" tabir edilirdi ya, bu diskuru muhafaza ederek bir nevi "hava" estirmek isteyenler hâlâ kullanıyor.
"Okumak"ın "davet" manası da var; Anadolu'da düğüne davet için "okuntu" gönderilir bilirsiniz.
Çocukluğumuzda bizi masallarla uyuttular. Sonra, gün geldi bizatihi masalın saçma-sapan bir şey olduğu, başta çocuklar olmak üzere kimselerin "masallarla uyutulmaması" gerektiği üzerine vurgu yapılmaya başlandı. Bir şarkıcı böyle bir şarkı okudu, epeyce meşhur oldu.
Masallara düşman oldular, folklor ölmüştü, şifalı bitkiler "kocakarı ilacı" diye alay konusu edildi.
Sözün özü eski dünya, eski günler pılını pırtısını toplayıp hayatımızdan çekip gitti. Geriye dönüp bakmak, günahtı sanki, sanki biri gayriihtiyarî geriye dönüp baksa taş kesilecek donacaktı. Bu da oldu, İsmet'in dediği gibi "kayıtlara geçti". Neredeyse geriye dönüp bakanlara "gerici", sürekli ileriye bakanlara "ilerici" diyeceğim ya, çok safdil bir niteleme olacak bu. Siyâsî söyleme yuvarlanan bu ifâdeleri burada bırakalım.
Masallara dönelim, kocakarı ilaçlarına, leyleklere, kırlangıç fırtınasına, nazar boncuğuna, tavşan ayağına, mart dokuzuna, su değirmenine, yediveren gülüne, yahut şu Çin atasözüne:
"Ay büyümez ise küçülür..."
Masallara dönelim ki çiçekler koksun, su şırıldasın, bülbül ötsün. Yahu sadece şu "bülbül" için göze alalım bunu, lütfen... Bu parmak kadar kuşun asırları doldurup gelen bir sesi vardı, binlerce sayfaya yayılmış maceraları vardı. Gül ile olan sergüzeşti kaç kalbin kanamasını dile getirmişti.
Şu yaşadığımız günlerde hiç bülbül göreniniz var mı? Bülbülün sesini duyanınız var mı? Dudaklar müstehzî kıvrılarak gülümsüyor, görüyorum, "Bırak ulan şimdi şu bülbül tantanasını, şurda sayısal loto dolduruyoruz" diyorlar. Sayısal loto ile hızlı trenin, Kissinger ile Uzay Yolu'nun, petrol fırtınası ile internetin ne farkı var...
Asıl fark şurda: Eski dünya dediğimiz şey bir çam kozalağıdır, yeni sağılmış süt kokusudur, çimen yeşili ve yün kuşaktır. Bu nedir? Bu hayattır. Masal ile, rüya ile, duâ ile irtibatı olan şeydir.
Keloğlan padişahın kızını alır. Şaşılacak bir şey yoktur bunda, sevimli bir taraf vardır. Henüz ozon delinmemiştir, borsada yükselen kâğıtların ne mânaya geldiği bilinemez.
Masal çocuğun kulağına hayatın hikmetini fısıldar. Bunun bilimsel bilgi ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu bülbül sesi, su şırıltısı, bulut gülümsemesi, kuzu melemesi gibi bir şeydir. Uğur böceğinin parmak uçlarında gezinip gezinip aniden uçmasıdır. Hayat dediğimiz şey ise zaten kuzukulağı, patlangaç mısır ve reçel kavanozundan oluşmuştur; tadılır, anlaşılır.
Masal hayatı uykuya taşır. Çocukların gözleri pembe-beyaz anne(ya da baba) yüzlerine baka baka kapanır. Hayatın uykudaki boyutunda rüyâlar başlar. Uykudan önce, uykudan sonra diye birşey kalmaz. Zaman yekpare bir çayırlık gibi uzanıp gider. Çayırda genç taylar, tazılar, ceylanlar, ibibikler, derecikler ve çocuklar bi koşu tutturur. Böyle rüyalar gören çocuk uyandığında pencereye gider. Dışarda rengarenk bir yağmur, bulutlar ağaçlarla sarmaş-dolaş...
Masallara boşverdiğimiz günden bu yana rüyâ göremez olduk. İp koptu, zaman uçtu, hayat köşe-bucak biryerlere saklandı. Uykularımız kâbuslarla donatıldı. Aydınlık bir yüz gördüğümüzde ilk aklımıza gelen cümle "Sırıtma lan" oluyor.
Kitap yazarlığı için adım atmak istiyordum. Nasıl başlamam gerektiğini düşünürken bu kitabı okuduktan sonra fikir bombardımanına tutuldum. Çevremde herşey hikaye, yeter ki sen yazmayı betimlemeyi anlatmayı bil :) :)...
Kitapta yer alan hikayelerden özellikle şu beşini çok beğendim; 1. Mahzun mücahit, 2. Hüzün ve tesadüf, 3. Kambur hafız ve minare, 4. Uç selahattin uç, 5. Mevzu derin.

Diğer hikayelerde genel olarak fena değildi.
Hüzün ve Tesadüf Mustafa Kutlu'nun deneme tarzında yazılmış olan kısa anlatılarının bir bütünüdür.Yazar bu kitabında yine doğal, içinden geldiği gibi adeta okurla sohbet eder tarzında anlatılarını oluşturur.Okuru şahıslarla, yakın geçmiş zamanın gelenekleriyle, akıp giden zamanla birlikte değişen teknoloji karşısında; bireyin geçmişe duyduğu özlemle yüzleştirir.
Ey Mustafa Kutlu eserlerine bayılan kitap sever. Bu kitabı okuyup da yazara olan sempatini kaybetme. En iyisi mi bu kitabı eline bile alma.
İyi de neden üç yıldız verdin diyenlere...
Yazarın isminin o kadar da hatrı olsun....
Birbirinden güzel ve etkileyici 17 hikayeden oluşuyor. Özellikle "su sesi, bir şey yap, masal ve rüya, hele 'yürüyen hüküm' ve karakoncolos" en çok bende tesir uyaranlardandı. Hayal dünyamız, kimi zaman enfes betimlemelerle coşarken bazende bu dünyayı neden bu hale getirdik hissiyle hüzne boğuluyor.Hasılı, aman bitmesin diye okuduğum enfes bir kitaptı.
Hüzün ve tesadüf... Yaz ortasında gribal enfeksiyon ile uğraşırken bu süreçte beni yormayacak, kafamın alacağı bir eser okumalıydım ve Mustafa Kutlu ‘nun bu eserini okumaya başladım.
Tercihimi iyi yaptığımı düşünüyorum çünkü Kutlu’nun dili çok sade ve yumuşak. Hikayeleri bana şiir gibi geliyor. Kullandığı samimi dil ile sanki onunla bir mekanda sohbet halindeymişsiniz gibi geliyor. İnşaAllah kendisiyle gerçekten sohbet etme imkanı da yakalarım. İyi okumalar..
" Anne burda işler iyi
Ser veriyon sır alıyon
Merak etme beni gayrı
Ar veriyon yar alıyon
Bu nasıl alışveriş
Anlamıyon anlamıyon... "
-Bir şey yap barış olsun. İnsanlar kin ve nefretten uzaklaşsın. Bombalar patlamasın, çocuklar ölmesin.
-Ohooo, bana neredeyse dünyayı düzelt diyorsun...
-Öyle.. Hadi bir şey yap..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hüzün ve Tesadüf
Baskı tarihi:
Ekim 2007
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757032533
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Şiirsel, kısa hikayeler. yer yer şaşırtıcı, insanı gülümseten, hüzünlendiren, yaşamın ayrıntıları. Az sözle çok şey anlatan öyküler. Lirizm. Klasik paragraf analyışı yok, serbest şiir dizilişinde cümleler…

Yazarın bu eserinde çok kısa metinlerden oluşan bir bölüm ile uzun metinleri kapsayan ikinci bir bölüm vardır.

Eserde şu hikâyeler yer alıyor: Seyfettin'i Severdik, Mahzun Mücahit, Bir Şey Yap, Su Sesi, Uysallığın Lüzumu Yok İsyanın Sırası Değil, Masal ve Rüya, Tâciser'in Şiiri,Hikâye, Bahar Dalı, Yürüyen Hüküm, Hikâye, Aheste Beste, Kambur Hafız ve Minare, Hüzün ve Tesadüf , Karakoncolos, Dürbünlü Çiçek, Mevzu Derin, Uç Selahattin Uç.

Kitabı okuyanlar 333 okur

  • Esma Ateş
  • Ayşe Köker
  • Fevi Akargöl
  • Zehra
  • Emirhan Fatih Şen
  • ayşe topal
  • Dilara
  • Melike Özkaynak
  • Bulut
  • Kübra Demirtaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%11.7
18-24 Yaş
%31.3
25-34 Yaş
%33.6
35-44 Yaş
%12.5
45-54 Yaş
%3.9
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.9
Erkek
%27.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.6 (18)
9
%20.7 (19)
8
%21.7 (20)
7
%15.2 (14)
6
%7.6 (7)
5
%6.5 (6)
4
%4.3 (4)
3
%2.2 (2)
2
%2.2 (2)
1
%0