·
Okunma
·
Beğeni
·
47,2bin
Gösterim
Adı:
Hüzünlü Fahişələrim
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780831161034
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoria de Mis Putas Tristes
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Benim Hüzünlü Orospularım
Benim Hüzünlü Orospularım
Hüzünlü Fahişələrim
Bu əsər insanı ömrün sonunda haqla­yan, onun dünyaya,həyata,insanlara, özü­nə olan, az qala yüzillik münasibətini bircə anda dəyiş­məyə qadir olan gözəl bir sevgi hekayətidir.
96 syf.
·1 günde·8/10 puan
Kolombiyalı yazar Marquez'in son romanı olmakla birlikte içinde müthiş tahlilleri olan harika bir eseridir. Okurken kendi yaşlılığı geliyor insanın aklına. Birazda insan olmanın çaresizliği. Bir oturuşta bitirilecek kitaplar listemde olup, yeni başlayanlara tavsiye edeceğim beş kitaptan biridir.

Doksan yaşında olmasına rağmen doğum gününde bakire bir kızla beraber olmak isteyen bir adam. O yaştan sonra aşkla tanışması ve tabiri caizse yeniden doğması. Kitabı elime aldım ve son sayfayı da bitirdikten sonra dedim ki "bu kitap on tane Kürk Mantolu Madonna eder." Evet yanlış duymadınız. Süslü kelimelerde örgüyü bozmadan hisleri bu kadar doğal aktaran kitaplar nadir bulunur.

Ayrıca eserin isminden dolayı çoğu insanın okumaktan vazgeçtiğini ya da kitaplığında tutmak istemediğini de düşünüyorum. Yoksa bu kadar samimi bir eserin sitedeki en çok okunan yirmi eserden biri olması gerekirdi.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
96 syf.
·10/10 puan
Kitabın pek okunmadığı dolayısıyla satılmadığı bir şehirden selamlar. Gerekli incelemeler zaten yapılmış ben bu kitapla ilgili anımı anlatacağım. 3 4 sene öncesi çok az sayıdaki kitapçılardan birine girdim. Kitapçı çoktur ama kırtasiye ve sınav hazırlık kitabı satarlar. Kitap raflarınız ne tarafta diye sorulunca, hep TEOG YGS KPSS türevi kitapların olduğu raflara yönlendirirler. Ben kitap alışverişlerimi internetten yaparım ama ucuz satılan bu kitap için, kitaptan fazla kargo ödemeyeyim diyerek elden alayım dedim.


Neyse nerede kalmıştık evet kitapçıya girdim. Benim Hüzünlü O.... Kitabı var mı diye sordum. (O... diye kısaltmamın nedeni bazı üyelerin yanlış anlayıp şikayet etmeleri). Kitapçı amca hiddetlendi. Burada öyle kitaplar olmaz çık dışarı dedi. Ama roman bu amcacığım yanlış anladın dedim. Zaten torunu işletiyor kitapçıyı amca ne bilsin. Çık çık hadi dedi. Ahhh çıkayım bari dedim adam beni ne sandıysa. Başıma gelecekleri tahmin etmiştim ama bu kadarını beklemiyordum.


Çıkarken çaktırmadan rafa göz atarken aha işte burada var satıyorsun dedim. Amca hemen doğrulup yanıma geldi bir hışımla kitabı elimden aldı sayfaları çevirmeye başladı. Çıplak kadın resimleri arıyordu sanırım. Bulsaydı kitabı bir güzel parçalardı eminim ama bulamadı. Al git senin olsun. Para mara istemez dedi. Sana bide poşet vereyim kimse görmesin. Böyle şeyleri okuma ayıp demeyi de ihmal etmedi. Sağ ol amca okumam bir daha! dedim. Zaten bir kere okuyacağım bir daha okumam. Poşetin dışından ismi gözükme ihtimaline karşı ayrıca bir kaç kat ambalaj kağıdına sardığı beleş kitabımla kitapçıdan çıktım. Ey Gabriel başka isim bulamadın mı beni ne hallere düşürdün.
  • Kör Baykuş
    8.1/10 (4.202 Oy)3.645 beğeni13,9bin okunma28,6bin alıntı90,2bin gösterim
  • Anayurt Oteli
    7.3/10 (4.187 Oy)3.057 beğeni16,3bin okunma8,3bin alıntı67,7bin gösterim
  • Siddhartha
    8.3/10 (6,3bin Oy)5,6bin beğeni19,7bin okunma24,7bin alıntı102bin gösterim
  • Koku
    8.3/10 (3.575 Oy)3.086 beğeni11,5bin okunma6,4bin alıntı63,6bin gösterim
  • Böyle Söyledi Zerdüşt
    8.4/10 (4.617 Oy)5,7bin beğeni19,2bin okunma85,5bin alıntı202,8bin gösterim
  • Yaşlı Adam ve Deniz
    8.1/10 (4.449 Oy)3.724 beğeni16,2bin okunma8,3bin alıntı75,2bin gösterim
  • Ana
    8.6/10 (4.188 Oy)4.412 beğeni16,8bin okunma26,6bin alıntı90,5bin gösterim
  • Açlık
    8.2/10 (4.255 Oy)3.612 beğeni14,3bin okunma12,9bin alıntı95,6bin gösterim
  • Veronika Ölmek İstiyor
    8.4/10 (8,9bin Oy)8,4bin beğeni29,5bin okunma49,4bin alıntı132,2bin gösterim
  • Yüzyıllık Yalnızlık
    8.3/10 (6,1bin Oy)6,3bin beğeni21,5bin okunma15,5bin alıntı149,6bin gösterim
96 syf.
Gabriel Garcia Marquez’den okuduğum ikinci kitap “BENİM HÜZÜNLÜ OROSPULARIM”.

Kitap hakkında yoruma geçmeden önce sırf ismine bakarak kitabı yargılayan ve bu kitabı okuyanları utanmaz adlandıran “ahlak bekçileri”mize değinmek istiyorum. Keşke utanma duygunuzu bu kitabın ismine gösterdiğiniz gibi gerçek hayatta da gösterebilseniz.
Daha bir kadınla konuşmasını bilmeyen gelmiş hayatta belki de en çok duyduğu ve kullandığı kelime kitapta olduğu için medeniyet, utanma taslıyor. Bir sözün anlamının kötü olması o sözün kullanılmayacağı anlamına mı geliyor?

Gerçek yaşantıda ağızda kullanılınca utanma gerekmiyor da kitapta olunca mı utanma gerekiyor? Bu kitabı okuduğum için “okur “ sayılamazmışım. Neden? Çünkü utanma duygum yokmuş(!)
Allah bizleri böyle “ahlak bekçileri”nden korusun!

Gelelim kitaba. Marquezin kalemini çok severim. Özellikle de mekanı, insanları canlandırmasını. Herşeyi en ince ayrıntısına kadar canlandırmayı gerçekten çok güzel yapabiliyor.

Konusuna gelecek olursak 90 yaşına kadar hayatında hiç aşık olmamış, gününü kadınlarla geçirmiş bir adamın aşkı tatmasından bahsediliyor (“Elli yaşıma kadar en azından bir kez birlikte olduğum beş yüz on dört kadını bulmuştu liste”.). Kitapta beni rahatsız eden konu kızın yaşı oldu. 14 yaşında bir çocuğun “kadın” olarak algılanmasını sevmedim. Ve kızın sürekli uyuması. Adam her defasında geldiğinde uyumuş oluyor. Ama sonda sorulunca kız sırılsıklam aşık olmuş. Uyuyordun sen. Ne ara aşık oldun?:D

-"Dünyada tek başına ölmekten daha büyük bir felâket olamaz."
Hayatında hiç gerçek aşkı tatmamış ölen kaç milyon insan vardır kim bilir... Kitabın en sevdiğim yanı yaşın kaç olursa olsun aşkı bulabileceğini insana göstermesi. Aşık olmadan ölmememiz dileği ile:)
96 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Mutluluğun tedavi edemediği hastalığı ilaç iyileştiremez " diyerek Gabriel 17 nisanda hayata gözlerini yumdu. Ne hikmetse ölümünün ardından kitapları yok sattı.
Malesef ölmeden kıymet bilmiyoruz. Ama yine de ıyi ki bu dünyadan geçtin ıyi ki bizlere bu guzel sözleri biraktin...

"Birlikte gülüyorsanız mutluluktur, birlikte ağlıyorsanız dostluktur; ama birlikte susuyorsanız bu aşktır."
96 syf.
·2 günde
Kitabı alırken önyargılıydım ama kitabı okuduktan sonra hiç bir kitaba önyargılı davranmamam gerektiğini bana farkettirdi. Kitabın konusu doksanıncı yaş gününe giren doksanli delikanlının genelev pantroniçesinden bakir bir kadın istemesiyle hikaye başlıyor. Ganriel markuezin yaşlı adam diye önümüze attığı karakter burjuvazi bir aileden geliyor en iyi okullarda okumuş ve hayatinı gazetecilik yaparak devam ettiriyor. Otuzlu yaşlarına geldimi anne babasını kaybediyor ve mükemmel evde tek başına yaşmaya başlıyor. Elli yaşına kadar tam 594 kadın ile birlikte oluyor. Genelevin surekli müşterilerinden ve iki kere en saygın müşteri ödüllerini alıyor tabi yaş ilerledikçe artık daha az gitmeye baslıyor. Gazeteden de emekli olup sakin bir hayat yaşamak istiyor. Ama doksanınci yaş gününde bir çılgınlik yaparak bakir bir kız ile birlikte olmak istiyor. Hemen eski dostunu arıyor ve ona uygun bakir bir kız bulunmasıni istiyor. Gece bir teledon geliyor kızın bulundugunu söylüyorlar. Kızın adi daniela ondört yaşında daha körpecik bir bakire kadın. Doksanlik delikanlı kız ile dört kere uyuyor ama kiza dokunmuyor. Danielaya kitaplar okuyor , mucevherler alıyor vs.... tahlileri okadar başarılı yapiyor ki danielanın vucudu sanki canlı karşınızda. Daha sonra ise danile yaşlı adamin rüyalarına girmeye başliyor ve aşik olduğunu farkediyor...
Kitap kolambiyanin iç çekişmelerindende dem vuruyor.zenginin parasi ile suçsuz oldugu, yoksul sınıfı , cinayetler vs...
Gabriel markuez romanda sadece bir aşkdan bahis etmiyor aynı zamanda yanlızlık, ölüm, yaşlılık gibi kavramlarıda sanki size yaşatiyor.
Doksan yaşına kadar yanlız yaşmamış doksan yaşından sonra aşık olmup tekrar yaşama dönenlerin hikayesi....
96 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
VE TANRI ERKEĞİ YARATTI

BU ERKEK:
YAŞLI, ÇİRKİN, 90 YAŞINDA, YALNIZ BİR ERKEK

Ne kadar ömrün kaldı ey okuyucu?
Kaç yaşındasın?
Hayattaki amacın ne?
Aradığın aşkı buldun mu?
Söyle buldun mu? :)
Yapayalnız ölmek mi daha korkutucu?
Hiç âşık olmadan ölmek mi?

Arıyoruz....
Ömrümüz aramakla geçiyor...
Aşkı....
Huzuru...
Mutluluğu...
Ruh ikizimizi ( öküzümüzü buluyoruz o mevzu ayrı )

20 yaşında “Aşkımdan çıldırıyorum .”yazılı bir pankartla bir öğrenci gösterisinde en önde yürürseniz sizi herkes alkışlar.
23 yaşında sevdiğiniz için bir bahçeden çiçek çalarsanız kimse sizi ayıplamaz.
30 yaşında sevdiğiniz kadının güzelliğini saatlerce seyretmekten divane olsanız görenler tebessüm eder.

Peki ya bunları 90 yaşında bir adam yaparsa?
Peki ya bunları yaptığı kişi daha 14 yaşında bir çocuksa?

90 yaşında her an ölümü bekleyen bu adam ölüme bu kadar yakınken 90. yaş gününde kendine bir hediye sipariş verir geneleve:Bir bakire ile tek gece.
Genelevde bulduğu 14 yaşındaki bu bakireye bir gecede ( sadece seyrederek) deli gibi aşık olur....

Aşk bu , şişede durduğu gibi durmuyor elbet. :)
Yaşlı ama romantik şövalyemiz aşk acısından şikayet etmek yerine aşkı tanıyarak ölmenin mutluluğunu yaşar coşkuyla.

Kitapta eleştirebileceğim tek şey aşık olduğu kişinin 14 yaşında bir çocuk olarak kurgulanması.

Gerisi Marquez’in sihirli sözcükleriyle çizdiği rengarenk dünya ; gezdim, duydum, sevdim, büyülendim ....

https://youtu.be/aeZ8iOG8sdY
96 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Merhaba Dostlar!
Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez 'in son eseri olan Benim Hüzünlü Orospularım, isminden dolayı merak edip okumak istediğim bir kitaptı. Pandeminin başladığı zamanlar İnternetten almıştım, ama okumak için sıra şimdi geldi. Aslında kitapçıdan almayı çok isterdim. Çünkü gelecek tepkiyi merak ediyorum. (Bu merakımı gidermek için özellikle bir gün kitapçıya soracağım)

Ne garip değil mi, bir kitabın ismini bile telaffuz edememek. Sanırım bu sadece bizim toplumumuza has bir özellik. Kitapçıya gidip isminden dolayı istemeye utanan insanlar var aramızda. Hatta 'Ne kadar ayıp, bu kitap okunur mu?' diye düşünenler bile vardır. Yok demeyin, olduğunu biliyorum. Çünkü bizde ahlak bekçiliği çok meşhurdur.

İsminden dolayı bir kitabı istemeye, hatta okumaya utanırsın ama, sokak ortasından bir kadını döven hatta öldüren kişiye sesini çıkaramazsın. Neden çünkü onun karısı ve her şeye hakkı vardır. Beni yanlış anlamayın, konuyu şiddete getirmeyeceğin. Ama bir kitaba isminden dolayı ön yargılı olmak çok saçma. Yazara karşı ön yargılı olmayı anlarım, ama sırf isminden dolayı okuyanları yargılamak bana çok göre çok yanlış.

Gabriel Garcia Marquez 'in okuduğum dördüncü kitabı. Onunla tanışma kitabım ise, Yüzyıllık Yalnızlık. Çok kişiden kitabı yarım bıraktığını duydum. Oysa ben çok sevdim. Yüzyıllık Yalnızlık'ı bitirdikten sonra, kitapçıda gördüğüm bir kitabını hemen düşünmeden almıştım ( Kırmızı Pazartesi ) Onu da sevdim. Kolera Günlerinde Aşk ise muhteşemdi, tıpkı Yüzyıllık Yalnızlık gibi.

Kitabımızın baş kahramanı, 90'lık bir delikanlı, aynı zamanda gazeteci. 90 yaşında delikanlı mı olur dediğinizi duyar gibiyim. Ben de biliyorum, biz de yaş yetmiş iş bitmiş dendiğini, ama okursanız 90 yaşında bile hala delikanlı olacağınıza inanabilirsiniz. Bu sadece erkekler için geçerli değil tabii, kadınlar için de geçerli. Yeterki İçimizdeki yaşama sevincini yitirmeyelim.

"İnsan gerçekte olduğu değil, hissettiği yaştadır." (s. 54)

Bizim 90'lık delikanlı hayatında çok kadınla birlikte olmuş, ama hiç âşık olmamış. Aşık olmadan ölüp gideceğini düşünürken 90. yaş gününde tanıştığı bir kız sayesinde aşkı bulmuş. Bana göre çok yanlış bir aşk ama, gönül ferman dinlemiyor ne yazık ki. Okurken keşke kızın yaşı bu kadar küçük olmasaydı dedim. Her kitapta bizi rahatsız eden olaylar mutlaka vardır. Bu kitapta da aradaki yaş farkından çok, kızın yaşının küçük olması beni rahatsız etti.

Elli yaşına kadar beş yüz on dört kadına dokunan ama hiç aşkı tatmayan bizim 90'lık delikanlı, ismini dahi bilmediği küçük kızda aşkın büyüsünü keşfetti. Hem de dokunmadan. Garip olan ise sokakta yüzünü görse tanıyamayacak. Tıpkı gözleri görmeyen birinin aşkı gibi. Görmeden, dokunmadan aşk da olabilirmiş. Yeter ki duygularımız ölmesin.

"Sonunda gerçek yaşam buydu işte, kalbim kurtulmuş, yüz yaşından sonra herhangi bir gün mutlu bir can çekişmesi içinde aşktan ölmeye mahkûm olmuştu." (s. 94)

Anlayacağınız bizim 90'lık delikanlı artık çok mutlu. Çünkü hayatının son demlerinde hiç tatmadığı aşkı buldu. Darısı aşktan ümidini kesenlerin başına. Okursanız hala bir ümidiniz olduğunu anlarsınız. Şimdiden keyifli okumalar.
96 syf.
·4 günde·Beğendi·1/10 puan
Her şey iyi güzel de kardeşim. Yaş 14... Olmaz. Nobeli alsan da olmaz. Türk Ceza Kanunu madde 103..
https://okunmuskutuphane.blogspot.com/search/label/romanlar

Bir süredir orada burada gördüğüm ama okuma fırsatı bulamadığım bir kitap Gabriel Garcia Marquez'in Benim Hüzünlü Orospularım kitabı. Dikkat ettiyseniz kitabın adını biplemeden direkt yazdım. Ama içerik kafamda bipli. Bilinsin...
Kitabın konusuna gelince... 90 yaşında bir ayağı çukurda olup halen anlam veremediğim şekilde cinsel dürtüleri olan dedemiz hayatında hiç evlenmemiş ve hayatını sürekli orada burada bulunan ka(e)rhanelerde geçirmiş, varını yoğunu, parasını pulunu bu davaya harcamaktan çekinmemiş bir şahsiyet. Buradan karaktere mesajım: Ya dede iki ayağında çukurda bırakıver bu işleri...
İşte bu dedemiz bir gün doğum gününü kutlamak ister. Uzun zamandır takıldığı bir hacıanayı arar ve kendine bir kıyak geçmek ister. Doğum gününde temiz, tertemiz, bakire bir kız ister hacıanasından. Türkiye'nin Madam Manukyanı ile aynı sektörde faaliyet gösteren hacıana tamam der, sana bir ayarlama yapacağım. Yapar da. Ancak ortada bir sorun vardır ve bulduğu kız sadece 14 yaşındadır. İşte burada benim açımdan film kopuyor dostlarım. Kitabın dili ne kadar güzel de olsa sizi içine çekiyor da olsa ortada bir film dönüyor ve ben bu filmi sevmedim. Sorun şu ki kızın yaşı 14 ve dede bu kızı kabul ediyor. Sonrasında aşık maşık oluyorlar. Bir sürü terane.. Buradan "devletten fazla devletçi" olan okurlara sanki nobeli kendisi almış gibi yazarları ölümüne savunan(bir Lev Nikolayeviç Tolstoy atışması aklıma geliverdi burada) tayfaya sözüm şudur; el insaf kardeşim.
Daha düne kadar hangi kitapta olduğunu hatırlamadığım bir bölümde çocuklarla ilgili cinsel ögeler mevcuttu ve bununla ilgili toplumda bir tartışma yaşanmıştı. Fakat bu kitabın tamamı çocuk cinselliğiyle ilgili ama buna rağmen bu kitap yerlere göklere sığdırılamıyor. Anlamıyorum. Benim seviyem mi yetersiz? Allaha şükür yetersiz kalmışım. Bu iki yüzlülük beni üzüyor. Neden kardeşim? Neden? Her şeyi bir yere kadar anlıyorum. Dede olabilirsin, 90 yaşında kendine bir kıyak isteyebilirsin. Gidip yaşını başını almış bir kız bulabilirsin ve gidip buna aşık olabilirsin. Ka(e)rhane personellerinin gayr-i resmi anılarında geçen "seni bu hayattan kurtaracağım, sana yardım edeceğim" gibi sözler nerede? Nerede dedecim? Neden o kızı alıp torunun yerine tutup el uzatmadın? Neden Gabril Garcia Marquez bu hikayeyi bir dede-torun ilişkisine sokup güzel cümlelerinle ve mutlu sonra bitirmedin? Bunların hepsi ne kadar sorunsuz da görünse özünde sorunlu şeyler. Ama hadi geçtim hepsini. Yaşı geçemem dostlarım. Hele hele 14 yaşını. Geçemem dostlarım! Çocuk istismarına karşı durup da nobeli alınca veya güzel yazınca her şeyin mübah ve mümkün olmasını geçemem. Burada üstad Mehmet Akif Ersoy'un şu satırları bir anda aklıma geliverdi. Ne demiş üstad bir şiirinde;
" Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem"
Velhasıl son sözüm bir şiir olsun diyor ve takdiri size bırakıyorum.
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?
96 syf.
·3 günde·Beğendi
Kitabın isminden dolayı salakça triplere girip saçma sapan fikirler üretenler mümkünse incelemeyi okumadan es geçsin. Kendi ahlaksızlığına bakmadan ahlak bekçiliği yapacaklarla işim olmaz.
Kolombiyalı yazarın okuduğum hiç bir kitabından pişman olmadım. Buda diğerleri kadar güzel. Yazarın kalemi bence çok kuvvetli. Okurken hiç bir zaman sıkmıyor. Aksine kitap bitene kadar elimden bırakmadan okumak istiyorum.
Kitabın ismine bakınca sanırım çoğu kişi aşk romanı çıkacağını düşünmüyor. Fakat çok büyük bir aşk romanı bence. Genelde kitabın isminin nerden geldiğini araştırırım. Neden bilmiyorum ama çok ilgimi çekiyor kitap isimleri. Ama bu sefer yazmak istemiyorum. Çünkü kitabı okurken göreceksiniz ki yazar zaten bunun cevabını kendisi açıkça vermiş. Kitabın baş kahramanı zaten anı şeklinde sonrasından bu olayı kaleme alıp anlatıyor. Bu sebeple kitabın adının nasıl doğduğunu kendisi anlatıyor.
Ünlü bir gazete köşe yazarı 90. Yaş gününde müdavimi olduğu fakat uzun süredir gitmediği genelevi arayıp bakir bir kızla beraber olmak istediğini söylüyor. Bu isteği geri çevrilmeyen dedemize 14 yaşında bir kız gönderiliyor. Öykü bundan sonra başlıyor. Burada hesaba katılmayan şey 30 yaşından beri hovarda bir hayat sürüp, hatta yattığı kadınların listesini tutabilen, hiç aşkı yaşamamış dedemizin bu kıza aşık olmasıdır. Ama bu aşkı öyle bir güzel duygularla anlatmış ki okuyunca aşk şişede durduğu gibi durmuyor dedim.
Kısa ve anlamlı bir kitap herkesin okumasını öneririm.
96 syf.
·Beğendi·8/10 puan
"Kız doğmuş gibi kısa bir sessizlik olduktan sonra pastayı keseyim diye..." Marquez'in sanırım 3. kitabıdır bu tabiri görüyorum: Kız doğmuş gibi bir kısa sessizlik. İlginç, düşündürücü, biraz da iç yakıcı bir tabir...
Kitapta ise Marquez'in kaleminin klasik tadını alabiliyorsunuz. Güzel bir kitap. Öneririm.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Gabriel Garcia Marcuezle tanışma eserim olarak bu kitabı seçtim. Konu olarak hem sıradan, hem de merak uyandırıcı gelmişti. 90 yaşında hem kendini, hem de aşkı bulan şanslı bir karakter anlatılıyor. Şanslı diyorum çünkü; bu dünyada ne kendini tam anlamıyla tanıyabilen, ne de aşkı tatma şansına erişemeden ölüp giden o kadar çok insan var ki.. O yüzden bu iki şey her şeyden üstündür benim gözümde. Karakterimiz 90 yaşına dek genelevlerden çıkmayan, seksi para karşılığı yaşayan, hayatında duygusal hiçbir şeye yer vermeyen biridir. Ve bir sabah uyandığında 90. Yaşı için kendine bir bakire ile çılgın bir gece armağan etmek ister. Bu bakire kıza Delgadina ismini verir ve onun sayesinde yaşamını, aşkı, mutluluğu, kıskançlığı tadar. Bunun yanı sıra yazar, genelevlerinin müşterilerinin yaşantılarına, nasıl insanlar olduklarına ve hayatını bedenini satarak geçindiren genç kadınlara değinir. Son derece akıcı ve basit bi anlatım tarzıyla yazılmış ayrıca ve bir çırpıda bitti. Sonunda aa bitti mi şimdi? Diye kaldım. Sanki biraz yarım kalmıştı, ya da benim farklı beklentilerim vardı tam bilemiyorum. Yine de Gabriel Marcuez'le tanışmama vesile olduğu için sevindiğimi söylemeliyim :)
"Dikkat çekici bir Mozart yorumcusu, pek çok dil bilen, Garibaldi hayranı, şehirde o güne kadar görülmedik güzellikte ve yetenekte bir kızmış annem."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hüzünlü Fahişələrim
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780831161034
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoria de Mis Putas Tristes
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Benim Hüzünlü Orospularım
Benim Hüzünlü Orospularım
Hüzünlü Fahişələrim
Bu əsər insanı ömrün sonunda haqla­yan, onun dünyaya,həyata,insanlara, özü­nə olan, az qala yüzillik münasibətini bircə anda dəyiş­məyə qadir olan gözəl bir sevgi hekayətidir.

Kitabı okuyanlar 12,4bin okur

  • Farhad MustaFazada
  • Farhad MustaFazada
  • verdiyeva gultekin
  • Fatih Ertaş
  • Handan  ✔خندان
  • Farid Zahidov

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0 (1)
7
%0 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları