Huzur Sokağı (Cep Boy)

·
Okunma
·
Beğeni
·
53,2bin
Gösterim
Adı:
Huzur Sokağı
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
608
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051145037
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı bir klasik... Satış rekorları kırmış, her yaştan ve her kesimden on binlerce insanımız tarafından aynı ilgi ve heyecanla okunan bir eser olarak haklı şöhret kazanmıştır. Birleşen yollar adıyla da sinemaya uyarlanmış ve halkımızın büyük yine büyük ilgi ve teveccühünü kazanmıştır. Huzur Sokağı özlenen huzur için.
Bu kitapla ilgili yapılan incelemeleri hayretle okudum. Kitap çoğu kişinin tabir ettiği gibi "saf aşk" "gerçek aşk" durumundan çok farklı bir yerde. Yıllar önce Türkiye'de yaşayan özellikle kapalı kadınları ve dinini yaşamak isteyen insanların yaşadığı durumları (!) anlatmış yazar. Bunu anlatırken Huzur Sokağı diye bir yer kullanmış. Oradaki herkes dört dörtlük Müslüman ama onun dışındaki her yerde büyük ahlaksızlıklar var.
Kitap o kadar hayal dünyasında yazılmış ki gerçeklikten kopmuş. Sokağın karşısına yapılan apartmandaki kızların işi gücü yok huzur sokağında mükemmel Müslüman Bilal'i görüp "yakışıklı, eğitimli birisi nasıl böyle dindar olur?" diyerek onu elde etmeyi tartışıyorlar. Kitabın başlarında o apartmanda oturan, yazarın anlatımıyla "iğrenç, mini etekli mahluk" Feyza, sonlara doğru iyi bir Müslüman (!) olunca huzur sokağına dönüyor ve önceden gelse yüzüne bakmayacak insanlar onu mazbut kıyafetlerin içinde görünce yardım etmeye karar veriyorlar çünkü Feyza artık iyi bir Müslüman.
Ve geçmek istemediğim bir nokta da şu: kitapta Bilal ve arkadaşları dini peygamberlerden hızlı yayıyor. Yazar öyle bir anlatmış ki bugün dinsiz olan insan Bilal'in sinirli ve dini konuşmasıyla ertesi gün Müslüman oluyor her şeyden elini ayağını çekiyor.
Kadınların bir "mal" gibi anlatılması en sinirlendiğim noktalardan biri. Açık olan herkesi teşhir edilmiş mal olarak anlatıyor yazar ve o kişileri Hristiyan olarak görüyor. (Evet ona göre iyi bir Müslüman olmayan herkes Hristiyan çünkü onların içinde de dinsiz birisinin olamayacağını, bunun başka bir dinle alakası olmadığını bilmiyor.)
Son olarak kitapta sokağın kendi başına bir devlet olması gibi hep bir ayrım olduğunu belirtmek istiyorum. Açık kadınları sevmez, köylü kadınları sevmez çünkü onların başörtüsünü bağlama şekli yazarı rahatsız ediyor çağdaş olmadığı için (bu yüzden kendisi başörtü bağlama şekli çıkarmış), kadınlar ve çocukları hep özenen varlık olarak görürken erkekler gayet nefislerine hakim olan mükemmel yaratıklar ona göre. İnsan ayrımından tutun kendi belirledikleri Müslümanlık derecesine göre bile ayrım yapma peşindeler. Bir zamanlar haksızlığa uğramış insanları bu şekilde her şeyi ayırarak, kendiniz dışındaki herkese düşman olarak savunamazsınız.
Yukarıda daha çok beni sinirlendiren noktalardan bahsettim. Kitabın basit bir aşk romanı olmadığını anlamanızı istiyorum. İslam kendinden olmayana düşman, hoşgörüsüz, saygısız olacak kötü bir din değil.
Kısaca, dini anlatayım derken asla örnek olmayan bir topluluk yaratmış kendince.

Umarım bu kitabı ciddiye alıp kendisine yol göstermesini bekleyen kişiler yoktur. Dini bu kitaplarla, yazarın yaratmaya çalıştığı evrendeki gibi dindar olmayan herkese saldırgan bir tutum içinde anlayamazsınız.
552 syf.
·1/10 puan
Distopik bir roman örneği olarak; Huzur Sokağı.
552 sayfa boyunca ötekileştirici, ayrımcı, edebi nitelikten yoksun bir şekilde kaleme alınmış Şule Yüksel Şenler’in döneminde satış rekorları kırmış kitabı. Yazar “imanlı” bakış açısının dışında kalan herkesi ucuz kötü karakterler olarak betimlemiş. Çoğu sayfada “avrupalı fahişeler, maneviyattan yoksun yosmalar, pantolonlu, makyaj yapmış yani kızlık faziletini kaybetmiş insî şeytanlar” gibi hakaretlerle belli bir kesimi nefretle aşağılıyor. Hangi dönemde yazılmış olursa olsun kabul edilemez. Özellikle gençlerden uzak tutulmalı.
552 syf.
·9 günde·1/10 puan
Kitabın konusu,kurgusu anlatılan duygusal aşk hikayesi gayet başarılı. Ayrıca kitap tam da Türkiye'nin zengin fakir,okumuş okumamış,dindar dine uzak,solcu sağcı gibi zıtlık,zengin kültür ve sorunlarınada değinerek bir dönem kitabı olma niteliğinde. Böyle bir temel üzerine malesef kaba hatta küfürlü üslubu ve ayrıştıcı dili sayesinde kötü bir kitap olmuş!
Dikkat bundan sonrası spoiler içerir!
En çok sinirime dokunan ise; bu ülkenin kadına batı toplumları da dahil ilk önce Atatürk sayesinde bir çok hak verildiği halde bundan memnun olmayıp rahatsız olan kadınlar! Kitapda da yazar bundan rahatsızlığını bir çok yerde dile getirmiş.
*Atatürk Türkiye'sinde böylesine gerilik olamaz!(374)
Eğitimde bir devrim olan enstütilere bir günah yuvası gözü ile bakma,
*genç kızları eğitme" ismi altında oraya bir Kız Enstitüsü kurulur... (55)
Yine üniv.gibi köklü eğitim ortamlarını kızlı erkekli fuhuş merkezi olarak nitelendirmekte!
* Bu kızlara üniv.talebesi demeye insanın dili varmazdı... Barlarda vazifeleri gönül eğlendirmekten ibaret olan konsomatris kızlardan ayırt edilemiyecek kadar aşağı bir zavallılık içindeydiler... (19)
Yazarın kendi içinde çelişen görüşleride o kadar fazla ki. Moda ve ince zevkler avrupai insanlarda bir fahişelik kötülük hristiyanlık alametiyken; tesettürlü dindar kişilerde makul karşılanıyor. Bir taraftan bunu eleştirirken ne tuhaf tesettür modasından da bahsetmekte! (Yazar da Feyza karakteride terzi ve zevkli bir moda anlayışına sahip)
* Seval'in kıyafetleri kapalı olmakla beraber, en az bir Avrupalı manken kadar şık ve moderndi.(129)
Gelişen dünya düzenine kadının ayak uydurması ve gözünü kapatmasını öğütlemekte (sayfa 58)
Din diyanetten bahsetmeye çalışırkende aynı ayrıstırıcı üsluba devam ediyor; cahil anadolu insanı,aileden gelen örtünme namaz alışkanlığı vs...
*Diğerleri niçin örtündüklerini dahi bilmeyen, görenek diye örtünmüş cahil kadınlarmış...(337)
Yazar güya mübarek çok dindar hatta melek masumiyetin de karakterler oluşturmuşken, bu karakterlere ağız dolusu küfür ettirmekte bir sakınca görmemiş!
*Nihayet korktuğum başıma geldi? Demek seni avlamak için kuyruk sallayıp peşinden koşuşan, etrafında fır dönen o yılışık kepazelerden biri nihayet seni elde etmeyi baştan çıkarmaya muvaffak oldu ha? ...Tabi başı açık ve mini etekli zillilerdendir muhakkak... Şu payyaço kılığındakı meymenetsiz nesnelerden öyle mi? (47-48)
552 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Huzur Sokağı dizi olarakta ekranlarda yerini alan fakat dizi ile roman arasında alaka dahi yok diyebileceğim bir eser . Aşkın en güzel en temiz hali sonunda kavuşmak olmasada romandaki gönüllere işleyen içten muhabbeti zevkle okuyacak ve o hayatın içinde olduğumuzu göreceğiz. Yapılacak yorumlar bile az geliyor okuyun derim....
552 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10 puan
Romanın başı ayrı, ortası ayrı, sonu ise apayrı bir heyecanla okunacak, bulunmaz hint kumaşı misali bir roman okudum..

O zamanların sıkıntılarını, insanların yaşadıkları durumları, bizlere roman içinde çok güzel aktarmış sayın Şule Hanım.

Defalarca yasaklanmış, piyasadan toplatılmış bir roman olarak, Cumhuriyet döneminde, Müslümanlara yapılan zulümleri bir bir anlatmış sayın yazar..

Bu romanı yazdığı için ve böyle güzel, böyle anlatılması çok zor, yaşanması gereken bir roman ile beni benden aldı Huzur Sokağı...

Huzur Sokağı, şuan da aranan/istenilen bir İslâm sokağı.. Herkesin hayalini kurduğu ve yaşamayı istediği bir sokak.. Kim bilir şuan da bir Huzur Sokağı var mıdır?

Ya Bilal ve Feyza’nın Aşk’ı...
Ya Hilal ve Nusret’in Aşk’ı...

Şimdiden okuyacaklar için söylüyorum: Kadere imanınız bir kat daha artacak ve Allah’ın ne kadar güzel bir kader yazdığını gözlerinizle göreceksiniz..

Velhasıl ; “Kadere iman eden, kederden emin olur.. Kaderi tenkit eden başını örse vurur.”
552 syf.
·32 günde·Beğendi·10/10 puan
Öncelikle biraz anlatımından bahsetmek istiyorum kitabın. Spoiler vereceğim için olaylarla ilgili kısmı sonraya bıraktım. Çok ağır değildi. Tabiki bazen anlamadığım kelimeler oldu ve sözlükten bakma gereği duydum fakat onları öğrenmenin tadı da bambaşkaydı. Kitaba başladığım zamandan beri yazı yazarken ve konuşurken kullandığım kelimelerde ve üslubumda meydana gelen gelişmeyi fark edince son derece şaşırdım ama bundan daha da fazla mutlu oldum. Hep isteğimdi zaten gençler arasında olan bu yozlaşmış ve tekdüzeleşmiş kelime sepetinin dışına çıkarak daha mânâlı cümleler kurmak. Birkaç kere sözlük okumaya başlayarak bu düşüncemi gerçekleştirmeye çalıştım fakat sadece kelimeleri ve anlamlarını öğrenmek bunları günlük hayatımda kullanmaya yetmedi. Nasıl ve cümlenin neresinde kullanmam gerektiğini bir türlü bilemedim. Ve bu soruna çözüm de bulamamıştım. Ama okumaya başladığım süre zarfında kendimdeki değişimi fark edince amacıma ulaşmak için en doğru yolu bulduğumu anladım. "Muvaffakiyet, vazife, isnad, netice, tenkid, müessir, ihtar, sükûn, seciyye, tevkif, esef, aksetmek, tahakkuk, mevkufiyet, müfteri, gaye, tetkik, nitekim, neşretmek, mütebessim, âlicenap, beis, itham, tecelli, saadet, temenni" gibi ya hiç kullanmadığım yada anlamını bilip nasıl kullanacağımı bilemediğim için kullanamadığım kelimeleri yerinde görerek ister istemez zihnime kullanılış şeklini kazıdığımı fark ettim. Bundan sonra böyle kitaplar okumaya gayret ederek emelimi gerçekleştirmeye çalışacağım.

(spoiler içerir)

Ah... Huzur sokağı... Okumaya başlarken böyle tesir edici bir anlatım ve böyle bir olaylar zinciri beklememiştim. Okurken Feyza ile aynı hisleri paylaşmak ve Bilal'in düşüncelerinde kendimi bulmak bana çok büyük bir haz verdi. Bilal'den bahsedildiği zamanlar Feyza'yı, Feyza'dan bahsedildiği zamanlar Bilal'i merak ettim hep. Allah herkese Feyza'yı nasip olan imanı tattırsın inşAllah. Hep ters köşe yaptı beni yazar. Başlarda Bilal Feyza'ya tesir edecek ve onu kendisi gibi mazbut bir yaşama çekecek sanmıştım ama Feyza'nın sözlerinden sonra ise tam tersine yöneldim. Bilal Feyza ile evlenecek ve bu onun imtihanı olacak zannettim. Ama düşüncelerimin tam tersi biçimde gelişti olaylar. Buna rağmen hem duygusal hemde heyecanlı bir şekilde hızla geçti sayfalar önümden. Hatta kendimi sürekli olayların akışına kaptırıp alıntılamak istediğim yerleri kaybettiğim bile oldu. Sonunu böyle beklemediğim için ani bir şaşkınlık sonrası tabiki göz yaşlarıma hakim olamadım ama sonu böyle üzücü olan bir kitabın kapağını bu derece haz almış ve doyuma ulaşmış olarak kapattığım çok nadirdir. Kısaca okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Başlarda sıkılabilirsiniz bende sıkılmıştım ama bırakmayıp devam ederseniz olayların heyecanlandığını göreceksiniz. Tabiki Huzur Sokağı distopik bir roman ve bu yüzden içerisindeki her şeyi ciddiye almamanızı tavsiye ederim. Çok kafaya takmadan ilerlerseniz keyifli olacaktır. Yoksa abartılı söylemler ve yazarın kafasına göre eleştirdiği o kadar çok yer var ve bunlar o kadar yanlış ki... Görmezden gelerek okumakta yarar var. Keyifli okumalar...
552 syf.
niye okudum hiçbir fikrim yok. zamanımı önemli şeylere harcamıyorum sanırım. ayrıca bu kitabın bu denli yüksek oy ortalamasına sahip olması cidden beni aylarca ağlatabilir. bu kitaptakilerin aksini düşünüyorsanız ne mutlu size! doğru yoldasınız
552 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Kitaba başlarken kararsızdım, okurken de kararsızdım! Bitti hala kararsızım.. Oturmadı bende yazar! Yazarın üslubundan mı nedir, bir huzurlu okuyamadım. Kitapta tek huzuru kitabın ismini okurken hatırlıyordum. Çünkü bazı yerde gereksiz yere her detay varken bilmek istediğim yeri dizi detayı ile geçmiş. Çok başarılı bir dizi kitabı ona laf yok! Ama bir klasik olabilecek muntazam bir kitap mı? HAYIR.
Tavsiye eder miyim? EDERİM. Şu yüzden ederim, konu, işleniş vs. buna laf yok. Ama benim gibi üslup meraklısı iseniz SAKIN OKUMAYIN! Okurken kitabı en az bi' 10 defa duvara atmak istedim çünkü..
552 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Akıcı ama çok çirkin bir üslupla yazılmış bir kitap. Yazar resmen oturmuş, ben bu toplumu nasıl kutuplaştırabilirim, diye gece gündüz düşünmüş ve ortaya böyle bir şey çıkarmış.
-Spoiler-
Bilal, aşırı dindar ve tutucu bir genç. Huzur Sokağı'nda oturuyor. Elbette bir insan dindar olabilir ama kitapta bu durum çok garip anlatılmış. Bilal ders çalışmak ve ibadet etmek dışında hiçbir şey yapmıyor neredeyse. Sonuçta helal dairede kalmak koşuluyla eğlenmenin, hobilerinin olmasının bir sakıncası yok ki. Her neyse Huzur Sokağı, adından anlaşılacağı gibi oraya taşınanların huzur bulduğu bir yer. Bir gün bu sokağa bir apartman dikiliyor. Bu apartmanda sadece kimliğinde Müslüman ibaresi bulunan, Müslümanlıktan bihaber olan insanlar oturuyor. (Apartmanlarda hiç mi düzgün insan yaşamıyor yani?) Yazarın deyimiyle "hoppa" bir kız olan Feyza da burada oturmakta. Feyza ve Bilal ilk görüşte, daha tanışmadan birbirlerine aşık oluyorlar. (Gerçekçi olmayan, Yeşilçam filmlerindeki gibi bir aşk ama buna hadi olabilir diyelim.) Bilal yaşam tarzına uymadığı için onu unutmaya çalışsa da unutamıyor ve mazbut başka bir kadınla mantık evliliği yapıyor. (Birini severken başkasıyla evlenmek saçmalığı.) Feyza da kendi gibi bir tiple evleniyor bir gün tesadüfen dadısıyla konuşurken kaç yıllık hoppa kızımız pat diye hidayete eriveriyor (yani bir insan bir fikre ısınsa bile eski alışkanlıklarını değiştirmesi zaman alır değil mi?) Feyza başını falan örtüyor, kocası onu bu halde kabul etmiyor ve dövüyor, sonra tek celsede boşanıyorlar. Bu arada bir de Hilal diye bir kızları var. Burada dikkatimi çeken bir saçmalık daha var kocası mahkemede çocuğu da istemem diyor. Filmlerde bile her zaman görüyoruz ki ne kadar kötü babalar da olsa çocuklarından vazgeçmek istemezler, hatta bunun için diretirler ve eski eşlerini rahatsız ederler. Neyse sonra Feyza ve Hilal yeni, İslami bir düzen kuruyorlar o sokaktan taşınıp. Bu arada Bilal'in hanımı doğum yaparken ölüyor. Hilal'i annesi İslam'a uygun yetiştiriyor. Başörtüsünden dolayı okulda zorbalıklara maruz kalıyor Hilal. Aslında bu zorbaalıklar bana abartı gelmişti ama yazar gerçekten yaşandığıyla ilgili bir not düşmüş o yüzden bu çirkinlikleri yapanlara diyecek lafım yok. Bilal bir gün Feyza ile karşılaşıyor onu kapalı görünce hemen evlenmek istiyor ancak Feyza onu hala evli sandığı için konuşmaktan sakınıyor. Bu da saçmaydı insan en azından bir dönüp bakmaz mı? Hem adam evli olsa neden seslensin sana o kadar dindar biri karısını mı aldatır? O an 5 dk bile konuşsalar her şey düzelecekti. Bundan sonraki karşılaşmalar da benzer şekilde kılpayı kaçıyor. Daha doğrusu birbirlerini aramak için hiç çaba sarf etmiyorlar ne biçim bir aşksa. Kurun işte İslami yuvanızı bir engel kalmadı ki. Sonradan Feyza Bilal'in hanımının öldüğünü öğreniyor ama iş işten geçti diyip ve kadınlık gururundan dolayı (!) onu aramıyor. En sonunda Bilal'in oğlu ile Feyza'nın kızı tesadüfen karşılaşıp evleniyorlar Feyza ve Bilal de böylece karşılaşıyor ama Feyza vurulup ölüyor. Sonunda kavuşmamaları hoşuma gitmedi o kadar boşuna mı okuduk yani? Evlenip kurdukları yuvayı anlatsalardı ya yazar. Çok uzun bir inceleme oldu farkındayım ama son olarak diyeceğim şu ki yazar o dönemki dindar insanların yaşadığı zorlukları anlatmak isterken diğer tarafı inanılmaz aşağılamış. Yani böyle mantıklı bir konu çok daha ılımlı şekilde yazılabilirdi sanırım o insanlardan intikam alınmak istenmiş. Onun dışında olay örgüsü klişelere rağmen çok güzeldi.
Hiç konuşmuyorlar, ikisi de hiçbir şey söylemiyorlardı, ama her ikisi de biliyordu ki bu manalı sükut, saatlerce konuşmaya bedeldi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Huzur Sokağı
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
608
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051145037
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı
Huzur Sokağı bir klasik... Satış rekorları kırmış, her yaştan ve her kesimden on binlerce insanımız tarafından aynı ilgi ve heyecanla okunan bir eser olarak haklı şöhret kazanmıştır. Birleşen yollar adıyla da sinemaya uyarlanmış ve halkımızın büyük yine büyük ilgi ve teveccühünü kazanmıştır. Huzur Sokağı özlenen huzur için.

Kitabı okuyanlar 10,4bin okur

  • mühendisbiri
  • Ozluyorum seni prensim❤
  • Gül
  • yığın
  • Reyhan Şentürk
  • Berrin Dilmen Bozdemir
  • Elif Angın
  • Yunus Kuşçu
  • yaren yıldız
  • Emel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.9 (82)
9
%1.4 (29)
8
%1.3 (27)
7
%0.6 (13)
6
%0.6 (12)
5
%0.3 (7)
4
%0.1 (2)
3
%0.1 (3)
2
%0
1
%0.7 (15)

Kitabın sıralamaları