1000Kitap Logosu
Huzursuzluğun Kitabı

Huzursuzluğun Kitabı

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
8.9
1.923 Kişi
5,6bin
Okunma
3.008
Beğeni
176bin
Gösterim
680 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 19 sa. 16 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Can Yayınları · Ocak 2021 (İlk yayınlanma: 2016) · Karton kapak · 9789750736865
Orijinal adı
Livro do desassossego
Diğer baskılar
Huzursuzluğun Kitabı
Huzursuzluğun Kitabı
Huzursuzluğun Kitabı
Huzursuzluğun Kitabı
Huzursuzluğun Kitabı
Huzursuzluğun Kitabı
Huzursuzluğun Kitabı
Fernando Pessoa 1935’te öldüğü zaman, sandığındaki eserlerinin sayısı tahmin bile edilemezdi. Onun elinden çıkmış şiirlerin, yazıların altında genellikle başka imzalar vardı. Üstelik bu isimler yalnızca birer takma ad değil, öyküsü, geçmişi, yazgısı, dünya görüşü farklı kişiliklerdi. Pessoa’nın ölümünden sonra elyazmaları derlenmeye başlandığı zaman bitmemiş eserler de bulundu içlerinde. Bernardo Soares imzalı Huzursuzluğun Kitabı da bunlardan biriydi. Tarihten, mitolojiden, edebiyattan, ruhbilimden haberdar bir XX. yüzyıl insanının gerçekliği yadsıyışının, kendini hayallere hapsedişinin güncesiydi bu. Gündüzleri bir mağazada çalışan, geceleri yalnızlığını yağmurun sesinde, ayak seslerinde duyumsayan bir Lizbonluydu Bernardo Soares ya da Fernando Pessoa. Bugün sadece Portekiz edebiyatının değil tüm dünyanın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Huzursuzluğun Kitabı’ndaki her metin, kırık bir aynanın, gerçekliğin bir yanını yansıtan ve sonsuzca çoğaltan bir parçası...
8.9
10 üzerinden
1.923 Puan · 460 İnceleme
nalkan
Huzursuzluğun Kitabı'ı inceledi.
680 syf.
·
11 günde
Kalp düşünebilseydi atmaktan vazgeçer miydi?
Şu yeryüzünde düşünen, soran, sorgulayan insanların biricik derdinin ne olduğunu sorsalar “anlamak” derim. Doğrusu her kim olursanız olun düşünüyorsanız yaşamı, doğayı, varoluşu, iyiliği, kötülüğü, sevgiyi, aşkı, yalnızlığı anlamak için sormaya ve sorgulamaya başlıyorsunuz. Sorguladıkça sıkıntılarınız, ıstıraplarınız ve huzursuzluklarınız artıyor. Bu gerçeğe, Portekiz ve dünya edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Fernando Pessoa’nın “Huzursuzluğun Kitabı”nı okurken bir kez daha şahit oldum.   • • • Zira Pessoa da kitabında, “Anlamak için kendimi yok ettim”  diyor. Gerçekten de yazar, kırk yedi yıllık yaşamında kendini “anlamak” için yirmi yedi bin sayfa kaleme alıyor. Kahramanı Bernardo Soares’in ağzından yaşamın anlamını ve varoluşu sorguluyor. Yalnızlığını, umutlarını, umutsuzluklarını, korkularını, acılarını, inançlarını, mutluluğunu ve mutsuzluğunu bir bir ortaya koyuyor. “Bu hiç hayatı olmamış bir adamın biyografisidir” sözünde de ifade ettiği gibi adeta içini dökerek “kendini kendine itiraf” ediyor. Günlükler şeklinde kaleme aldığı yazılarında herhangi bir sansüre tabi tutmadan sizi ruhunun dehlizlerinde, zihninin ve kalbinin arka odalarında dolaştırıyor. • • • Öyle ki “Hayatı bir han olarak tahayyül ediyorum” diyen Pessoa, sizi kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuk esnasında öyle veciz sözler söylüyor ki o sözleri günlerce düşünmeden kendinizi alamıyorsunuz.  Yaşama ve insanlara dair sözlerini okudukça bazen umutlanırken, bazen de umutsuzluğa kapılıyorsunuz. Bu yönüyle kitabı okurken kendinizi tam bir gelgitler ve çelişkiler yumağı içerisinde buluyorsunuz. Zaman zaman kışkırtıcı, zaman zaman da tutarsız ve negatif ifadeleri okurken yorgun düşüyorsunuz. Yazarın bazen depresif, bazen de melankolik düşünce dünyası sizi sarsıyor ve sallamaya başlıyor. Onun huzursuzluğuyla sizin de huzursuzluklarınız artıyor. O nedenle bir yanınız kitabı bırakayım artık derken, diğer yanınız da hayır devam etmeliyim diyor. Velhasılı, ne düşünürseniz düşünün kitabı bir kere elinize aldığınızda bir daha bırakamıyorsunuz. • • • Kitap; aforizmaları, soruları, sorgulamaları ve gelgitleriyle bir yönüyle Nietzche’yi, bir yönüyle Camus’u, Sarter’ı, Kundera’yı, bir yönüyle de Atay’ı ve Atılgan’ı çağrıştırıyor. Tüm bu yönleriyle “Huzursuzluğun Kitabı”nı okumayı düşünen okurlar var ise zamanlamayı çok iyi seçmelerinin gerektiğini düşünüyorum. Özellikle zamanlama iyi seçilemediğinde hem kitaba odaklanma güçlüğü yaşanabilir, hem de yazarın ruh haleti insanın huzursuzluğunu artırarak psikolojisini olumsuz yönde etkileyebilir. Ben bu riskleri de göz önünde bulundurarak kitabı okurken mümkün olduğu kadar dış dünyadan kendimi soyutlamaya çalıştım.  Kitabı bitirdiğimde inancı anlamak için inançsızlığın, umudu anlamak için umutsuzluğun, sevgiyi anlamak için nefretin, iyiliği anlamak için kötülüğün, huzuru anlamak için de huzursuzluğun nedenlerini neden çok iyi bilmemiz gerektiğini daha iyi kavradım. • • • Gerçekten de “Huzursuzluğun Kitabı”nı okumak birkaç günde okuyup sonlandırılamayacak kadar uzun bir yolculuk. Kitabın her bir sayfasında yoğun anlamlar içeren, altını çizdiğim o kadar çok cümle oldu ki aklımda kalanların çoğu hala zihnimde yankılanmaya devam ediyor. O nedenle 675 sayfa gibi büyük bir hacme sahip bu kitabın, zamana yayılarak sindire sindire okunmasının daha yararlı olacağını düşünüyorum. Şiirsel, anlaşılır ve sade bir dile sahip bu kitabı okumayı düşünen okurların, yukarıda ifade ettiğim eleştirileri de dikkate alarak okumaya karar vermelerini öneririm.       Sahi, “Hissetmek ne renktir acaba” hiç düşündünüz mü? Ya da günümüzdeki kötülükleri gördüğünde, “Kalp düşünebilseydi, atmaktan vazgeçer miydi” sorusu hiç aklınıza geldi mi? “Belki de bir gayret gösterip şu biricik, benzersiz işe girişmenin zamanı gelmiştir: hayatımızı gözden geçirmek.” Ne dersiniz? Keyifli okumalar dilerim.
Huzursuzluğun Kitabı
Okuyacaklarıma Ekle
7
232
Ayşe Aktürk
Huzursuzluğun Kitabı'ı inceledi.
680 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Voroluşunun bilincine varmış, var olmaktan yorulmuş,insanlardan uzaklaşıp köşesinde anlaşılmayı beklemiş. O da olmamış, kendini hırpalarcasına yazmış hissettiklerini.Yazdıklarının saçma olduğundan dem vurmuş hep. İnsanlar görmesin diye hepsini sandığının içinde biriktirmiş.En çok delirmekten korkmuş.Hayata değmeden yaşamak istemiş. Kendisiyle ruhu arasındaki mesafeyi ne yaparsa yapsın kapatamamış. Ama ne olacaksa olsun doğudan batıdan saçmalayalım bu hayatı demiş.Kitap tam anlamıyla Huzursuzluğun Kitabı ve bu adam Portekizlilerin (Her ne kadar haberleri olmasa da. :) ) Oğuz Atayı ve bu kitap tutunayamanların kitabı. Tutunamayanlara tavsiyemdir.
Huzursuzluğun Kitabı
Okuyacaklarıma Ekle
270
Que Sais Je
Huzursuzluğun Kitabı'ı inceledi.
680 syf.
İşte Bu Benim Kitabım
Dermanı olmayan dertlerin kitabı bu. İçinde yaşayanların, insanı ve dahi kendini bile anlayamayanlarin kitabı. Okuyanın loş ışıklı odası belki de... Aydınlığı her an bulacakmis gibi hissettiren, karanlığa da asla çekmeyen bir kitap. Bunca şeyi düşünüp, yaşayan bir insan yazabilir böyle bir kitabı. Pessoa bence kendini en iyi anlayabilen yazar, yaşadığı her şeyi ifade edebilme yetisine sahip, kelimeleri art arda dizince ruhundaki karmaşayi gözler önüne seriyor. Aha diyorsun, işte bu, benim de hissettiğim ama ifade edemediğim her şey burda. Bohemden zevk almanın adı bu kitap, umutsuzluktan umut yeşerten. Bir kere yetmez defalarca okunsa her okumada yeni şeyler bulunabilecek bir kitap. Başucu değil başiçi bir eser... Okumayan varsa lütfen kalmasın. Okusun lütfen çünkü. Okuyacak kitap arıyorum diyen iyi okurlar için bu tavsiye elbette, gerçi iyi okurlarin fark etmemiş olması pek muhtemel değil. Ne çok şey yazılabilir bu kitap adına ama hangi söz tam olarak ifade edebilir ki... Aklı düşünmeye, ruhu hissetmeye yatkın okuyucular için, e hadi okuyun. 10 üzerinden 11...
Huzursuzluğun Kitabı
Okuyacaklarıma Ekle
3
171
Oğuz Aktürk
Huzursuzluğun Kitabı'ı inceledi.
680 syf.
·
10/10 puan
HUZURSUZEVİ
YouTube kitap kanalımda Huzursuzluğun Kitabı’nı önerdim: youtu.be/zAd9Y20INZM "Gündüz, bir hiçim; gece, kendim olurum." Fernando Pessoa Kendimi, tamamen kendim olarak hissettiğim sessiz ve tamamlanmış bir zaman diliminden. Zaman, aslında ilk başta bir bütün olarak tasarlanmıştı. Sonradan bıçak denen insanlar ezeli dilim dilim ettiler. Bıçaklar teker teker en huzursuz kalmaya mahkum edildi. Malzemesi anı. Suyu acı. Navigasyonu kader. Habitatı gözyaşları. Geçmişte yaşanacak ve gelecekte anılaşmış olan. Düşünerek hisseden ve hissederek düşünen. Düş ile eylem arasındaki geçirgen zar Bernardo Soares denen bir kimliksiz. Huzurlu bir kimliklilik atmosferinde bilinçsizlik bilinciyle dünyalaşan. Geçirgen zarının etrafına toplanmış beklenti ve vaatlerinin arasında sadece bir oyuncak olmaya yaradığını hisseden. Uzaklaştıran bir penceresi, yakınlaştıran bir günlüğü. İçinde bulunduğu sonsuz ikircikliğinden tamamlanmış sonuçlar beklenen. Kolektif bir varoluş salatasında iki seçeneğin olur. Mutfağı netlik ve bulanıklılığın boks maçı. Ya tabak olursun varoluş kaosunu taşıyan ya da salatanın içerisindeki herhangi tin parçasından sadece biri. Ya da belki her ikisi de? Ya da seçmemeyi seçmek ister misin? Soruya cevabın evetse seçmemeyi seçersin. Soruya cevabın hayırsa yine seçmemeyi seçersin. Salt huzuru istemek ile sorunlu hayallerin huzursuzluğu bir ringdedir. Ringin adı Huzursuzluğun Kitabı. Hakem ruh miyopluğu. En önden bilet alan seyirciler bekleyen öz sorumluluklar. Maç günü karnını ağrıtan varoluşsal sancılar. Arkalarında ise sanki sahip olmanın bir yolu varmış gibi Ay'a göz diktiğim bakışlar. Mola sırasında yüzünü tedavi eden bir ruh fermanı. Maçı kazanan bir yok-varlık. Sabırsızlığımız elimizden emeklemeyi aldı. Huzurun emekleme olduğu yerde ne zaman ki ayağa kalktık işte tam da o zaman düştük. Adım adım maruz kaldığımız çift kişiliğimiz suretindeki Bernardo Bernardo -evet, bu kitaptaki adım adım-, ikilemleriyle inşa ettiği kimlik binasını, olumsuzluk eki dinamitleriyle huzursuzlaştırdı. Tuğlası sanrı, proje çizeri Tanrı. Müteahhiti kalp ve beyin medceziri. Pencerelerin iç yüzü gerçeksizlik, dıştan görünen yüzü tam gerçek. Ona can veren ve özgürleştiren ise bunun içindeki ironi. Gözlem belediyesinden izin çıkmadığı sürece onu yıkan ve süreçlerini parçalara ayıran bir düşünce makinesi. Tapusu vicdan ama sahte. Makinenin çalışmasını ellerindeki tamamlanmış ama sorgulanmamış ruh çekirdeklerini de çitletip izleyen huzurlular. Huzurevleri boşuna mı var? En büyük felaketlerin başlangıcının bir sadaka verilmişlik olabileceği ihtimali ile insan ruhunun nezleye yakalanması ihtimali arasındaki uzaklık, güneşin her günkü gibi doğudan doğması ile bir kıyamet senaryosu olarak batıdan doğması arasındaki ihtimallerin birbiri arasındaki uzaklık kadardır. Aynı insan ruhunun yapışık olduğu hayata olan bir türlü tam olarak gidemediği huzursuz uzaklığı gibi. İç daraltıcı. Evren genişletici. Hissetmenin gökkuşağındaki ulaşılamayan renklerin tanımladığı hissiz yarım kalmışlıklar, çelişki antikahramanları tarafından içinde var-yokluklanan girdaplar, duygu ikliminde yeşermiş meyvesiz ağaçların selülozlarının her elle tutulur kanıtında bir tezatlık tekrarına büründüğü tin uçarılıkları. Leitmotifi insan ruhuzursuzluğu, ateşli bir şekilde üşüyen kaygı edebiyatının esrik adı Fernando Pessoa. Huzurevi değil, huzursuzevi. Harfler arasındaki dansın his renginin renk körü huzurlular arasında çarpıtılmasıyla zuhur edememesi. Kimsenin kazanamayacağı bir zafer edinme mücadelesi olan doğal seçilim savaşında güçlü olan yarımlarımız, zayıf olan tamlarımız. Militarizmi üstün insanlara yakışan yegane tavır, anarşizmi Fernando Pessoa cümleleri.
Huzursuzluğun Kitabı
Okuyacaklarıma Ekle
19
505