İaşe'de Kırkbeş Gün

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
12 gösterim
Birinci Dünya Savaşı’nda, başkent İstanbul’un temel tüketim maddelerinin ihtiyacının karşılanmasında büyük zorluklar ortaya çıkmış ve neticede İaşe Nezareti kurulmuştur. Mütareke Devri’nde müdürlük seviyesine indirilen İaşe, yüklendiği vazife itibariyle hakkında en çok yolsuzluk iddiaları ortaya atılan bir kurum haline gelmiştir. İşte bu süreçte büyük beklenti ve umutlarla İaşe Umum Müdürlüğü’ne isteyen Nüzhet Sabit de kırkbeş gün gibi çok kısa süren görevi esnasında işlerin düzelmesi ve usulsüzlüklerin önlenmesi için çok çaba sarf etmiş ancak sonunda kendisini yolsuzluk şayialarından kurtaramamış ve görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır. İaşe’de Kırkbeş Gün savaştan yeni çıkmış bir başkentin iaşe sorunu çözmek isteyen genç ve idealist bir aydının müdafaaname hüviyetindeki hatıratıdır.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9786055296438
  • Yayınevi:
    Doğu Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Demlendirici Krem 
04 Ara 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Kitap birinci dünya savaşı sonrası İstanbul halkının iaşe temini noktasında sıkıntılı olan günlerine ışık tutmakta.

Koca bir şehrin halkının ekmek ve benzeri temel gıda maddelerinin temini noktasında nasıl sıkıntı çekildiğini, kısa yoldan zenginleşmek isteyen tüccar takımının dalaveresini, bürokrasinin işleri nasıl tıkadığını, memur kesiminin nasıl işi başından savıp sorumluluk almadan hareket ettiğini göstermekte.

Yazar kitabı bir savunma biçiminde ele almış. Ve hep yapamadıysa neden yapamadığını belirtmiş. Belirtmiş ama yıllar boyunca kafada dolaşan teorik bilgilerin hayat bulma imkanı bulunca nasıl ve ne tür zorluklar ile karşılaşılacağını/dığını bize göstermiş oldu.

Nüzhet beyin kendisi makama ısrarlı bir şekilde talip oluşu ve bu hususta yıllar boyunca bu türden mevzuları tetkik ettim diye iddia edip bu mevzulara girişi zannımca o devrin bütün ittihatçı kadrolarında mevcut gibi. Kırkbeş gün kaldığı bu makamdan sonrasında, çıkan iftiralar ve benzeri durumlar neticesinde onu bu makama getiren hükümet yetkilileri tarafında indirilişine ve hükümetlerin prestij namına nelerden nasıl vazgeçebileceğine de kitapta şahit oluyorsunuz.

Kitap içerisinde çok fazla teknik mevzu bulunmakta. Bunun sebebi de bir tür savunma olduğu ve içinde finansal konular dönüyor oluşundan dolayı bu teknik konular mecburi olarak bbulunmakta fakat mesai sonrası gelen rüşvetçi tüccar tayfanın, gıdaya müdahalenin (o vakitler bu müdahale alanı çok çok kısıtlıydı; ekmek) devlet tarafından nasıl sert bir şekilde kontrol edilmesi gerektiğinin göstergelerini barındırıyor. Bugün ise gıda maddeleri için herhalde bu kadar sert tedbir sööz konusu değil gibi.

Ben kitabı okurken biraz da neden böyle bir iaşe sorunu çıktığının temellerine dair şeylerin paylaşılmasını arzu ederdim. Çünkü savaştan ççıkılmış evet ama devletin esas olarak buğday getirdiği memleketler nerelerdi, şimdi nereler, bu buğdayın kalitesi istenilen kalitede mi, amerikan buğdayını buralar kim getiriyor... ilh. gibi sorulara da bir değinseydi daha bir hoş olabilirdir. En azında zihinde daha güzel bir hatira çıkmasına yardımcı olurdu.