İblis - Erken Hıristiyan Geleneği (Kötülüğün Tarihi 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
339
Gösterim
Adı:
İblis - Erken Hıristiyan Geleneği
Alt başlık:
Kötülüğün Tarihi 2
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752444898
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Baskılar:
İblis
İblis - Erken Hıristiyan Geleneği
Kötülük, reddedilemez bir biçimde bu dünyada vardır; her birimiz, kendi yaşantılarımızda veya çevremizde meydana gelen olaylarda kötülüğü doğrudan deneyimleriz. Peki, onun ezeli varlığını, etkilerini ve sonuçlarını nasıl açıklarız? Istırabın bizi sınadığı ve eğittiği görüşünden, günahlarımızın bir sonucu olduğu görüşüne kadar pek çok farklı açıklama ileri sürülmüştür. Kötülük, yalnızca özgür iradeden kaynaklanan eylemlerin sonucu mudur? Istırabın derecesi ve miktarı neden bu kadar büyüktür? Ayrıca kasırga ve kanser gibi doğal kötülükler nasıl özgür iradeden kaynaklanan bir günahın sonucu olabilir? Bu şekilde kurulan ilahi bir denge, sinir gazlarının, işkencelerin ve cinayetlerin olduğu bir dünyada, en aydınlanmış kişinin bile kavrayışını aşmaktadır.

“Kötülüğün Tarihi” serisinin ikinci kitabı olan İblis, Hristiyanlığın yayılmaya başladığı dönemde Kilise babalarının ve teologların kötülük sorununa yaklaşımlarını ele alıyor. Jeffrey Burton Russell, bu ciltte Şeytan kavramına yönelik hem aydınlatıcı bir inceleme yürütüyor hem de kavramın gelişiminde etkili olan imgesel ve güçlü bakış açılarını sunuyor.
304 syf.
·8 günde·8/10
J.B.Russell’ın Kötülüğün Tarihi serisinde ikinci kitapla devam ediyoruz. Şeytanın tezahürlerinden birisi olan Lucifer’ın geç #Yahudi ve erken Hıristiyan geleneğindeki yansımalarını öğreniyoruz. Ancak bir hususu ifade etmek zorundayım burada. Zira bu #kitap birincisi (Şeytan) gibi her okuyucuya hitap etmeyebilir. Özelde alanında akademik çalışmalar yapmak isteyen, genelde de konuya ilgi duyanlar için okunası bir #kitap. Ancak konuya ilgi duyanların dahi birinci kitabı okuyup -öyle okuyup da geçerek değil- özümsedikten sonra bu kitaba başlaması yerinde bir adım olacaktır. İlk kitapda kötülüğün #insan hayatındaki kişileştirmelerini ve #dinler tarihindeki yerini görmüştük. Bu seferse sorgulayıcı bir üslupla ilerliyoruz. Sorgulayalım sorgulamasına da önce anlamak lazım gelir değil mi? “Neden?” sorusuyla başlayalım.
Tanrı, -islami olarak Allah- neden iyi ve kötü ikilisine izin vermiştir? Neden kötülüğü uzaklaştırmak ve silmek yerine var olmasına izin veriyor? Her şeyi bozup yok eden karanlık prensi neden meydana getirdi? Birçok yanıt verilebilir buna ve biz de birçok yanıt verelim. Kötülük mantıksal bir sorundur. Yani iyi, kötü olmadan, kötü de iyi olmadan anlaşılamaz. İyiyi ancak kötüden ayırdığımız zaman anlayabiliriz. Belki de Tanrı, kötülüğün var olmasını istemiştir. Çünkü kötülüğün de bir seçenek olduğunu anlamazsak, erdemi kavrayamayız. Tanrı, kötülüksüz bir dünya yaratmış olsaydı, karşıt kötülük bizi ayartmasaydı erdeme de ulaşamazdık. Kötülüğün büyük ve korkunç gücü zihinlerimize kazınmasaydı, Tanrı’nın büyük ve dehşetli iyiliğini kavrayamazdık. Sevaplarımız ya da günahlarımız var. İnanıyoruz ya da inanmıyoruz. Belki de Allah’ın varlığının bilinemeyeceğine inanıyorsunuz. Yaşamın başlangıcına dair çok çeşitli iddialar var. Ne olursa olsun bildiğim bir şey var ki, herhangi bir yaratıcının varlığına inanmadığınız zaman hayatınızın da pek bir anlamı kalmıyor. Düşünsenize varsınız yarın yok olacaksınız. Ne anlamı kaldı o zaman yaşamanın. Allah’ın koyduğu kurallarla yaşamak zorunda değilsiniz. Dur, hemen zındık deme dinle bi. Şeytana bile kendisine isyan edecek özgür iradeyi vermiş Allah; sana da bana da bize de istediğimiz gibi özgür yaşama iradesi vermiş. Ama demiş ki geldiğinde görüşürüz ey Ademoğlu. Bunları söylüyorum da ben farklı bişey mi yapıyorum. Hayır, ben de kendi istediğim gibi yaşama özgür iradesini kullanıyorum. Günahlarımın bir bedeli elbette olacak. Ama sanırım doğruya doğru yavaş çok yavaş da olsa ilerliyorum. Karanlıklar prensiyle bir savaş halindeyiz. İster ontolojik olarak Allah’ın yarattığı, ister ilkesel olarak insanların zihinlerinde var ettiği bir olgu olarak düşünün fark etmez. Çünkü insan yaşamında kötülük var ve biz iyi insanlar ya da iyi olmaya çalışan insanlar kötülükle savaş halindeyiz. Ruhlarımızın aydınlığa ulaşmasını engellemeye çalışan bir kötülük bu. Kafamızın içinde 100 milyar sinir hücresi vardır. Bunların sadece yüzde 15’i etkin durumdadır. Kafamızdaki o ormanın içinde yer alan her bir ağacın altında binlerce uzantı var. Toplamda 100 trilyon civarında birbiriyle bağlantı kurmaya hazır dallar var şu anda burada. Devasa bir bilgi ağına sahibiz ama neredeyse hiç erişimimiz yoktur. Geliştirilmeye açık bir beynimiz var. İyilikle kötülük arasındaki ilişki de buna benzer. Birbiriyle bağlantı halinde olarak gelişecek ve nihayetinde üst erdeme ulaşacağız. Sadece iyiliğin ordusundaki safımızı terk etmeyelim ve …… Sanırım iyi olmaya çalışalım. Üçüncü seride görüşmek üzere…
Kötülük sorunu, tek tanrıcı olan Yahudi, Hıristiyan ve İslam geleneğinde bilhassa belirgindir; bu geleneğin Tanrı'nın insana ulaşma yollarını haklı gösterme çabalarına teodise adı verilir.
Teodise, mutlak iyi olan Tanrı'nı, kötülüğün ortaya çıkmasına nasıl olup da izin verdiğini açıklayan felsefe.
Jeffrey Burton Russell
Sayfa 17 - Panama Yayınları
Tanrı hem tümüyle iyi hem de her şeye gücü yetendir.
Yahudi-Hıristiyan-İslam geleneğinde genel olarak benimsenen bu seçenek, Tanrı'nın varlığı ile kötülüğün varlığı arasında uyum gerektiren, güç bir seçenektir. Kusursuz bir çözüm hala uzağımızdadır; zira genellikle ya gücü pahasına Tanrı'nın iyiliğini koruma ya da iyiliği pahasına gücü koruma sonucuna varırız.
Jeffrey Burton Russell
Sayfa 17 - Panama Yayınları
Hahamların Talmud'daki öğretilerinde kötülük, Rabb'in kozmik bir düşmanının entrikalarından değil, yaratılan dünyanın kusurlu durumundan veya insanın özgür iradeyi kötüye kullanmasından kaynaklanır. Hahamlar genellikle kötülüğün güçlerine öncülük eden kişileşmiş bir varlık fikrini reddetmiş, insanlığın içindeki kötülük eğiliminin bir simgesi olarak Şeytan'dan söz etmeyi yeğlemiştir. Rabbani öğretiye göre her bireyde iki karşıt ruh barınır. Biri iyiye(yetser ha-tob) eğilimi diğeriyse kötüye(yetser ha-ra) eğilimi ifade eder. Hahamlar her iki eğilimi de Rabb'in yarattığını ancak Musa yasalarını izleyerek kötü olan yetser'in üstesinden gelebilmemiz için insanlığa Tevrat'ı verdiğini ileri sürmüştür.
Jeffrey Burton Russell
Sayfa 32 - Panama Yayınları
Birinci cilt, Şeytan:Antikiteden İlkel Hıristiyanlığa Kötülük Algıları, kötülük düşüncesinin kültürlerarası bir araştırmasını sunmuş ve Yahudi ve ilkel Hıristiyan düşüncesindeki Şeytan kavramının gelişimini Hıristiyan çağın 1.yüzyılına kadar izlemişti. Bu cilt ise kavramın Hıristiyan düşüncesindeki gelişimini, geleneğin ana çizgilerinin saptandığı beşinci yüzyıla kadar incelemeye devam eder.
Jeffrey Burton Russell
Sayfa 9 - Panama Yayınları
Gnostisizm, gnosis aracılığıyla benliğin tinsel seviyesini yükseltmeyi amaçlayan tinsel, benmerkezli bir psikolojik derinlik ve sofistikasyon diniydi. Gnostik, vahiyle, sıradan kişilerin bilmediği sırlara vakıf olacağına ve bu sırların, sadece seçilmiş birkaç kişiye ve bu kişiler tarafından aktarılabileceğine inanırdı.
Yahudi efsaneleri İblis veya Sammael hakkında bilgi verir: On iki vardır, gözlerle kaplıdır, keçiye benzer, istediği zaman şeklini değiştirebilir. Havada uçup hastalığa ve ölüme neden olan asi bir melektir. İnsanlık ancak Tevrat'ın yolunda giderse onu yenebilir.
Jeffrey Burton Russell
Sayfa 33 - Panama Yayınları
Filon, Yunanların demonlarını Yahudilerin melekleriyle özdeşleştirerek, tanrılarla demonlar birbirinden ayrıldı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İblis - Erken Hıristiyan Geleneği
Alt başlık:
Kötülüğün Tarihi 2
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752444898
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Baskılar:
İblis
İblis - Erken Hıristiyan Geleneği
Kötülük, reddedilemez bir biçimde bu dünyada vardır; her birimiz, kendi yaşantılarımızda veya çevremizde meydana gelen olaylarda kötülüğü doğrudan deneyimleriz. Peki, onun ezeli varlığını, etkilerini ve sonuçlarını nasıl açıklarız? Istırabın bizi sınadığı ve eğittiği görüşünden, günahlarımızın bir sonucu olduğu görüşüne kadar pek çok farklı açıklama ileri sürülmüştür. Kötülük, yalnızca özgür iradeden kaynaklanan eylemlerin sonucu mudur? Istırabın derecesi ve miktarı neden bu kadar büyüktür? Ayrıca kasırga ve kanser gibi doğal kötülükler nasıl özgür iradeden kaynaklanan bir günahın sonucu olabilir? Bu şekilde kurulan ilahi bir denge, sinir gazlarının, işkencelerin ve cinayetlerin olduğu bir dünyada, en aydınlanmış kişinin bile kavrayışını aşmaktadır.

“Kötülüğün Tarihi” serisinin ikinci kitabı olan İblis, Hristiyanlığın yayılmaya başladığı dönemde Kilise babalarının ve teologların kötülük sorununa yaklaşımlarını ele alıyor. Jeffrey Burton Russell, bu ciltte Şeytan kavramına yönelik hem aydınlatıcı bir inceleme yürütüyor hem de kavramın gelişiminde etkili olan imgesel ve güçlü bakış açılarını sunuyor.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • dmrtcmka

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%20 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0