İbn Batuta Seyahatnâmesi'nden Seçmeler

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.117
Gösterim
Adı:
İbn Batuta Seyahatnâmesi'nden Seçmeler
Baskı tarihi:
1971
Sayfa sayısı:
133
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Baskılar:
İbn Battuta Seyahatnamesi
İbn Batuta Seyahatnâmesi
792 syf.
·9/10
İbn Battuta'nın yıllar süren seyahatlerinin kendi dilinden okuyucuyla buluştuğu muhteşem bir eser. Seyahatnamenin en güzel yanı, tarihsel olayların, günün koşullarının, sosyal yaşamın, bizzat olaylara şahit olan birinci ağızdan aktarılması. Bu da dönemin tarihini gayet anlaşılabilir ve keyifle öğrenmenize sebep oluyor. İbn Battuda'nın seyahatleri sırasında çektiği sıkıntılar, dönemin idarecileri ve krallarıyla yaşadığı dialoglar, piramitlerden Çin diyarına esrarengiz bilgilerle kuşatılmış bir dünyayı gösteriyor bize. Eserde bol miktarda tasavvufi ve mistik öğelere de rastlıyoruz. İbn Battuda gibi büyük bir bilginin düşünce ve duygu dünyasını, yaşadıklarını öğrenmek ise paha biçilemez. Tarihle ilgisi olsun olmasın herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
792 syf.
·44 günde·Beğendi·10/10
14. yüzyıl gezginlerinden İbn Battûta.
Çok güzel bir seyahatname...
Seyahat ve tarih severlere tavsiye ederim. :)
İBN BATTÛTA'NIN GEZİ GUZERGÂHI
(1325-1354 MS.)
1.Yolculuk: Tanca' dan çıkış: Kuzey Afrika, İskenderiye, Mısır, Filistin, Şam, Mekke, Necef üzerinden Irak, İran daha sonra Mekke' ye dönüş.
2. Yolculuk: Cidde'den çıkış: deniz yoluyla Doğu Afrika , Güney Arabistan , Mekke ve Mısır üzerinden Lazkıye'ye doğru.
3.Yolculuk: Lazkıye'den çıkış: Anadolu, Deşt-i Kıpçak, İstanbul, Orta Asya üzerinden Delhi'ye seyahat.
4.Yolculuk: Delhi'den Maldivlere ve Seylan'a doğru.
5.Yolculuk: Maldivlerden Çin'e
6.Yolculuk: Çin'den Fas'a
7.Yolculuk: Endülüs'e çıkış , Batı Afrika turundan sonra Fas'a dönüş.
14. yy'da İslâm Dünyası
792 syf.
·10/10
Ortaçağın,belki de en büyük seyyahı İbn Battuta'nın gezilerini okumak çok keyifliydi.İçerisinde çok ilginç bilgilerde barındıran bu kitap örneğin İbn Teymiyye verdiği bir hutbenin anlatıldığı bölüm.Kesinlikle okunmalı.
792 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
700 yıllık İbn Battûta Seyahatnamesi’ni bu güne okumamış olmayı hep bir eksiklik olarak gördüm.
İbn Battuta’nın yaşadığı dönemle ilgili pek çok kitap okusam da İbn Battûta Seyahatnamesinin yerini hiçbir kaynağın doldurmayacağını düşünüyordum. Eseri okuyunca bu kanaatimde ne kadar haklı olduğumu fark ettim.
Seyyah İbn Battuta kadar, eseri çeviren A. Sait Aykut’da teşekkürü hak ediyor galiba. Zira onun 51 safa ve 525 maddeden oluşan dip notları olmasa, eser bu kadar anlaşılır olmazdı.
İbn Battûta’nın da gittiği her yerde, bitki ve canlı türlerinden, gelenek göreneklere, coğrafyadan, su kaynaklarına kadar gördüğü her şeyi, en ince ayrıntısına kadar abartmadan yazması, seyyahın en takdir edilecek yönü olsa gerek.
İbn Battûta’nın sabrı, azmi ve tabi eserinin her türlü takdirin üzerinde olduğunu tartışmaya bile gerek görmüyorum.
Fakat İbn Battuta eserinde kendinden de çokça bahsettiği için, bu kitabı okuyanların ister istemez Battûta’dan da bahsetmelerinin bir hak olduğunu düşünüyorum.
Seyahatin günümüzden yüzlerce kat daha zor, hatta imkânsız olduğu bir dönemde Battûta 28 yıl süren bu seyahatleri nasıl başardı?
Eseri okuduğumuzda görüyoruz ki, Battûta kadın, para, pul, yiyecek içeceğe karşı son derece doyumsuz. Hatta bunlar konusunda yüz kızartıcı davranışlarda bulunabildiği gibi, ahlak anlayışı da en azından benim kabul edebileceğim türden değil.
Zira Battûta gittiği her yerin hakanına-sultanına uğruyor ve onlardan başta kadın olmak üzere para, pul, at, deve, kumaş gibi, gördüğü her şeyden kendisine, pek çok verilmesini umuyor. Verilmezse de ısrarla istiyor, hatta vermeyenleri “gittiğim yerlerde seni kötü anlatırım” diye tehdit ediyor.
Verecek hiçbir şeyi olmayan dervişlerden, şeyhlerden ise sırtındaki feraceyi ve başındaki takkeyi alıp onları yamalı elbiseyle bırakabiliyor.
Fakat bütün bunlar bir dereceye kadar kabul edilebilir olsa bile, onun her gittiği yerde sayısız kadınla birlikte olması, onlardan çocuklar edinip, sonra da “kader onları ne yaptı bilmiyorum” diyecek kadar umursamaması, benim kabul edebileceğim ve anlayabileceğim bir durum hiç değil.
İstanbul’a gelip kiliselerde gördüğü ve kendini dine adamış rahibelerin bakirelikleri ile ilgilenmesi, kendine hediye edilen cariyelerde her birliktelikten sonra yeniden bakire olmalarını beklemesi, nikahlı eşi yanındayken, 70 gün kalacağı belli olduğu bir yerde kendisine hediye edilen iki cariye ile birlikte olması, kendisine verileni değil, “hayır ben şu cariyeyi isterim” diyecek kadar yüzsüzleşmesi, ona hediye edilen evli bir cariyeyi kocasının vermek istememesine rağmen onunla yatması, sonra da, “na mahrem kadınlarla konuşuyor-namaz kılmıyor” diye insanları günahkâr kabul etmesi, ne yazık ki, bana günümüz “dindar"larını hatırlattı ve üzdü.
Ayrıca kitabı okuyunca görüyoruz ki, günümüzde olduğu gibi, 700 yıl önce de İslam Coğrafyasında cehaletin, zulmün, zalimliğin, hukuksuzluğun, adaletsizliğin, vahşetin bir sınırı yok.
Kitabın hiç mi eleştirilecek yanı yok?
Olmaz olur mu?
Elbette var:
Dipnotların, sayfa altlarına değil de, kitabın sonuna koyulmuş olması, eseri okumayı işkenceye dönüştürüyor maalesef ama buna rağmen kitap o kadar sürükleyiciydi ki, 792 sayfa nasıl bitti anlayamadım.
İyi okumalar.
792 syf.
·Beğendi·10/10
Büyük seyyah müthiş anlatımı ile Osmanlı öncesi beylikleri ahi teşkilatını hatta fetih öncesi İstanbulu bir Müslüman gözünden anlatan ve daha nice yerler gezen gören büyük adam bu eseri tarihe ilgisi olan herkes mutlaka okumalı
792 syf.
·Puan vermedi
14. yüzyıl şartlarında bir gezgin olarak doğuya seyahatler yapan Ibn Batuta'nın bu kitabıyla dönemin tarih, sanat, ve diğer kültür yapısını görebiliriz . Çok keyif verici bir eser.
Arkadaşıma sordum:

"Bu kadın kim?" Cevap verdi:

"Hanımım!"

"Yanındaki herif kim oluyor?" diye sorduğumda;

"Onun arkadaşıdır!" cevabını verdi. Hemen çıkıştım:

"Sen bizim ülkemizde oturdun; dinî konuları bildiğin hâlde bu işe nasıl razı oluyorsun?"

Karşılık verdi:

"Bizde kadınların namahrem erkeklerle edebini koruyarak sohbet etmesine ses çıkarılmaz, şüpheyle bakılmaz. Onlar sizin ülkenizin karıları gibi değil!"

Herifin ahmaklığına hayret ettim, çıkıp gittim ve bir daha uğramadım ona! Defalarca beni çağırdıysa da kabul etmedim.
Bu hatun, en iyi kadınlardandı. Öylesine güzel huylu ve anlayışlıydı ki üzerine evlendiğimde bile güle eğlene beni hazırlar, her yanıma güzel kokular sürer; giysimi öd ve amberle tütsülerdi. Suratını ekşitmez, hiçbir şeye bozulmaz
Halk inanıyor ki cûkîler özel haplar üretiyor; bir tanesiyle günlerce hattâ aylarca idare ediyor, bunun sayesinde hiç susuzluk ve açlık hissetmiyorlar. Cûkîler bilinmeyenden [=gaybdan] haber veriyorlar. Hükümdar onlara saygı göstererek meclisine çağırıyor. Bu sihirbazların bir kısmı sadece sebze yemektedir. Pek çoğu ete elini bile sürmez. Yüzlerinden, duruşlarından, yürüyüşlerinden bellidir; kendilerini ruhî amaçlı bir perhize verdikleri. Ne dünyaya ne de süslere ihtiyaçları var. Hiçbirini istemiyorlar. Öyle cûkî var ki yoldan geçen adama şöyle bir göz dikse hemen öldürüverir. Halkın dilinde dolaşan söylentilere göre adam sihirbaz cûkîlerden birinin o feci bakışıyla can verdiği vakit göğsü yarılsa kalbi bulunamazmış! Çünkü adamın kalbi yenmiştir! Ve bu tür işleri çoğu kez kadınlar yapar.
“…Hükümdarın meclisinde bir adam gördüm; dal budama bıçağına benzer bir bıçak vardı elinde.
Keskin âleti boynuna koydu, hiç anlamadığım bir dilde uzun uzun mırıldandı. Sonra bıçağı boynuna çaldı.
Bıçak öyle keskindi ve adam öyle sıkı yapışmıştı ki kelle ansızın yere düştü!
…Adamın bu hareketinden ötürü yakınları yüceltildi, iltifat gördü.
…O adamın babasının hükümdarın babası, dedesinin ise, hükümdarın dedesi uğrunda aynı şekilde can verdiğini aktardılar bana…”
1340’lı yıllarda Bangladeş’te bir İneğin parası ile
600 kg pirinç.
192 tavuk.
96 litre zeytinyağı
48 kg şeker.
48 kg tereyağı.
12 koyun.
22.5 m pamuklu kumaştan herhangi birini alınabiliyordu.
Halk, İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe Hazretleri’nin mezhebindendir. Hak Teâlâ ondan razı olsun. Hepsi Ehl-i Sünnet’tir. Aralarında ne Kaderî ne Râfıdî [=Râfizî] ne Mu’tezilî ne Hâricî ne de başka bir sapkın bulunmaktadır. Yüce Allah onları bu faziletleriyle diğer insanlardan üstün kılmıştır. Ama haşîş [=esrar] yemekten çekinmiyorlar!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İbn Batuta Seyahatnâmesi'nden Seçmeler
Baskı tarihi:
1971
Sayfa sayısı:
133
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Baskılar:
İbn Battuta Seyahatnamesi
İbn Batuta Seyahatnâmesi

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0