İbn Fadlan Seyahatnamesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1336
Gösterim
Adı:
İbn Fadlan Seyahatnamesi
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
6054052226
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayınevi
Bu seyahatnâme X. yüzyıldaki Türklerin tarihi hakkında en canlı, en sağlam vesikalardandır. İbn Fadlan gibi kültürlü, mütecessis bir kişinin gözlemlerine dayanmaktadır. Veciz ve akıcı bir üslupla kaleme alınmıştır. Yazıldığı tarihten itibaren doğuda, daha sonra batıda çeşitli kişiler tarafından kaynak olarak kullanılmış, çok sayıda çalışmaya konu olmuş, çeşitli dillere çevrilmiş, filmlere konu olmuştur. İbn Fadlan elçilik için gittiği sırada uğradığı Türk kabilelerinin idaresi, dinleri, adetleri, hukukları hakkında çok değerli bilgiler vermiş, o kavimlerden olan kişilere sorular yöneltmiş, onların mantalitesini anlamaya çalışmıştır. Devrindeki Oğuzlar, Bulgarlar, Ruslar hakkında son derece önemli bilgiler vermiştir.
180 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İbn Fadlan Seyahatname

Etil (Volga) Bulgarları, Bağdat'ta oturan Abbasi Halifesinden, İslamî öğrenmek için destek isteyince, halife de İbn Fadlan'ın da içinde bulunduğu bir grubu 921 yılında Bulgarlara gönderiyor.

Daha önce görmediği bir toplumu anlatan İbn Fadlan, ilginç gelen noktaları yazmış. Kitabı alanında otorite ve Arapça bilgisi muazzam olarak kabul Prof. Dr. Ramazan Şeşen çevirmesi oldukça önemli. 180 sayfa civarı görünen kitap aslında 78 sayfa. Kalan kısımlar Arapça metinlerden oluşuyor.

Seyahat esnasında Oğuzlar(Bulgarlar), Hazarlar ve Ruslarla karşılaşıyor. Anlatımları bin yıl öncesine göre önemli bilgiler. Keza bizler İslam Öncesi Türk Tarihinin sosyal yaşantısını pek bilmiyoruz. Ramazan Şeşen, seyahatnameyi çevirirken, dönemin diğer kaynaklarına da bakmış olduğu dipnotlarda yapmış olduğu uyarı ve açıklamalardan anlaşılıyor.




Absürt gelecek, şaşırtacak içeriklere sahip olsa da dönemin birebir tanığı olan birinin yazdığı kitap netice itibarıyla önemlidir ve okumaya değer. Keza anlatılanlar, günümüzden bakınca anormal geliyor da o dönemin şartlarında hayatın olağan akışına uygun görünüyor. Neticede bin yıl önce insanlar temizliğin ne demek olduğunu bakalım biliyor muydu?
102 syf.
İbn Fadlan, X. yüzyılda Abbasi halifesi Muktedir hizmetindeki bir kâtip. İtil Bulgarlari halifeden hem İslami kendilerine anlatacak hem de Hazarlara karşı kendilerini savunmak için kale yapımı için yardım (para) talep ediyorlar. Bunun üzerine Halife içinde İbn Fadlan'in da olduğu bir heyeti İtil Bulgarlarina yolluyor. İbn Fadlan meşhur eseri Rıhle'yi de gidiş yolculuğunda yazıyor. Dönüş yolculuğuna ilişkin anılarını yazmamiş. Bu gidiş yolculuğunda pek çok Türk topluluğuna rastlamis. Bu sebeple X. yüzyıl Türkleri hakkında bilgi veren önemli bir eser olarak görülüyor. Kpss'ye çalışanların aşina olduğu bir kişi İbn Fadlan zira.

Bu heyete İtil Bulgari hakaninin verdiği cevap çok önemli. Kısaca, kale yapımı için para gelmeyince (bu parayı halife yolladı da heyet mi yok etti yoksa halife mi yollamadi, orasını anlayamadim) Hakan, "Ben halifeyi görmeden ona büyük hürmet duyuyor, bir yanlışım olursa da tereddüt yaşıyorum ancak sizler halifeyi gördüğünüz halde görevinizi layigiyla yapmıyorsunuz. Bize sözü davranisiyla uyuşan kişiler gelmedikçe herhangi bir inanca girmeyiz" diyerek resmen fircaliyor. İbn Fadlan da Hakan'ın bu haklı sözlerine cevap veremedik diyor.

İbn Fadlan'in anılarından şunu anlıyoruz ki: Türklerde kadın saygın bir konumda. Hakan'ın yanında oturur, Hakana hilat giydirilecekse Hatuna da hilat giydirilmesi gerekiyor. Kadınlar erkekler gibi sosyal hayatta herhangi bir çekince olmadan rahatça yaşıyorlar. Bu İbn Fadlan'i oldukça şaşırtmis.

İbn Fadlan, Oğuzlari (henüz Müslüman olmamış, eski Samanist inançlarını devam ettirenleri) oldukça pis olarak niteliyor; asla yikanmazlar, bunu ayıp sayarlar gibi. Dipnotta da kitabı derleyen eski Şamanizm inancinda bu durumun olduğunu hatta Cengiz Han'ın yasalarinda da bu durumun olduğunu yazmış.

İbn Fadlan'in şu cümleleri insanı sinir ediyor: "Yolunu şaşırmış eşekler gibi bir dine inanmıyor ve başvurmuyorlardı, akıllarına göre hareket ediyorlar.." Fadlan bu tabiri Vikingler için de kullanıyor.

İbn Fadlan, Türklerin islerini danışarak yaptıklarını belirtiyor. Kitabın son kısımlarında diğer birkaç kişinin anılarında da Türkler özgürlüklerine çok düşkün, kimsenin boyunduruguna girmeyen, başlarında kendilerinden olmayan idareci kabul etmeyen bir ulus olarak anlatılıyor.

İbn Fadlan'in şu sözleri hala bu özelliğin hiç değişmeden bizde yer aldığını ortaya koyuyor: "Türkün yurdundan bilmediği bir insan geçse, ona “Ben senin müsafirinim. Develerinden, hayvanlarından, malından şu kadar ihtiyacım var” dese Türk ona istediğini verir."

İbn Fadlan, özellikle Vikinglere çok şaşırmış,onları görebileceğiniz en pis ve en Barbar kavim gibi nitelemelerde bulunmuş. Birbirlerinin yanında ciftlesiyorlar, yikanmiyorlar, cezaları çok gaddarca anlatılıyor. En garip olan adetlerinden birisi, bir Viking lideri öldüğü zaman cariyelerinden birisi de gönüllü olarak öldürülüp, Liderle beraber küçük tekneye konup yakiliyor. Bu kadar basit olsa iyi yine çünkü: Cariye tüm evleri dolaşıp evdeki erkeklerle çiftleşiyor, sonra ayrıca teknede de alti kişi ile çiftleşiyor. Sonunda kolları ve bacaklarindan tutulup büyücü kadın tarafından kaburgalarina bıçak sokularak en sonunda öldürülüyor. Bu yapılırken tam tam calinarak gürültü yapılıyor ki bir dahaki sefere çıkan çığlıktan korkup aday cariye cikmamasini önlüyorlarmis. En sonunda tekne yakiliyor.

Kitabı okurken Türklerin ne kadar temiz ve saf olduklarını anlayabiliyoruz. Fadlan'a ve heyetteki Müslümanlara din hakkındaki sorularından, sohbetlerinden bu his oluşuyor insanda.

Seyahatnameler, tarihe ilişkin anılar her zaman ilgimi çeker. Eski dönemlerde insanlar nasıl yaşar, nasıl düşünürler gibi konular bana çok ilgi çekici geliyor. Sizin de İlginizi çekiyorsa bu açıdan çok güzel bir eser. Bu arada yer yer Fadlan'in abartılı anlatımları mevcut ki derleyen kişi de dipnotunda sıkça bunu belirtmis.

Keyifli okumalar
180 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Seyahatname okumayı severim, belki bu nedenle biraz taraflı puan vermiş olabilirim.
İbn Fadlan Arap Devletinin elçisi olarak Türk İllerine gidiyor. Hedefinde İdil Bulgarlarının başkenti var. (Kendisinin Arap olup olmadığı hakkında kesin bilgi yok)
Gördüklerini biraz mübalağa ederek anlatıyor. Burada önemli olan detay, Gezdiği Türk illerinde bize aktardığı toplumsal yaşayış kültür ile ilgili bilgiler.
Ben birkaç gün içinde keyifle sıkılmadan okudum. Size de tavsiye ederim. Bu arada İbn Fadlan'ın aşırı cinsel mübalağalarını kendi yaşadığı Arap toplumundaki baskıcı yapıdan kaynaklandığını düşünüyorum.
180 syf.
·Puan vermedi
Kitap X.yüzyıl seyyahlarından, halifenin elçisi İbn Fadlan'ın, Müslümanlık hakkında bilgi sahibi olmak isteyen İtil Bulgarları'na yaptığı seyahatten bahsediyor. Bulgar Devleti'ne giderken güzergah üzerinde diğer Türk kavimleri olan Oğuzlar, Hazarlar ve Başgırdlar'a da uğrayıp, bunların içtimai, dini ve ekonomik yapısı hakkında önemli bilgiler veriyor. Türk kavimlerinin yanı sıra Ruslar hakkında da ilginç bilgiler aktarıyor. Bazı yerlerde oldukça abartılı ifadeler, mantığa aykırı olaylar anlatılsa da dönem hakkında bilgi veren, birinci elden bir kaynak olması sebebiyle önemi büyük.
Tarih bölümü okuyanlar ya da tarihe ilgisi olanlar için keyifli bir okuma olacaktır düşüncesindeyim.
180 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İbn Fadlan gene mübalağa ediyor :)) dediği kadar var Türklerin yaşam tarzları inançları konusunda epeyce abartılı bi anlatımı var ibn Fadlan'ın.Bu seyahatname X. yüzyıldaki Türklerin tarihi hakkında en canlı, en sağlam vesikalardandır. Diyor aynı zamanda doğru da söylüyor ne kadar abartı çok olsa da ibn Fadnal'ın notları şimdi geçmişle alakalı bir çok araştırmada kaynak olarak kullanılıyor. Eline aldığında bi solukta bitirilebilir bi kitap hele ki tarihe merakınız varsa severek okuyabileceğiniz bir kitap.
180 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap gerçekten çok güzel.Vikingler,Hazarlar,Slavlar ve İslamiyet öncesi Türkler hakkında değişik bilgiler içeriyor.İtil Bulgar Devleti ve onların müslüman olmalarını anlatıyor.Özellikle Viking adetleri ile ilgili çarpıcı ayrıntılara yer veriyor.Hatta şu an oldukça çok izlenen Vikings dizisi yapımcıları ve senaristi de İbn Fadlan'ın bu değerli eserinden yararlanmışlar.Zaten kitabı okuyan bunu hemen farkediyor.Okuduktan sonra keşke kitap daha uzun olsaydı,keşke daha önce okusaymışım diyor insan.Tavsiye edilir.İyi okumalar.
180 syf.
·7/10
Kitap hakkında bilgi verilmiş zaten. Türkler için, nehirde kadın ve erkek birlikte yıkandığı, asla zina etmedikleri zina eden olursa dört kazık çakıp kolları ve bacaklarını kazıklara bağladıkları ve sonra da balta ile ikiye böldüklerini yazmış. Hırsız da aynı ceza ile cezalandırılırmış.

Kitap sadece Türkler hakkında bilgi vermiyor yalnız. Türkler ve bu kavimler ile arasında olduğunu iddia ettiği akrabalığa da değinmiş. Ta 922 yılında bu kadar meşhur bir iddia.
Misal Yecüc ile Mecüc hakkında da yazmış. Bir dev boyutunda olan adamın varlığını belirtmiş. Devin kendisinin mezarını ve iskeletini, kafasını gördüğünü yazmış. Adamın tarifini vermiş.
''Bu adam Yecüc ile Mecüc kavmindendir. Bizimle onlar arasında 3 aylık mesafe vardır. Onlar çıplak olup aramızda deniz bulunur. Onlar denizin karşı kıyısındadır. Hayvanlar gibi birbiriyle çiftleşirler. Her gün Allah onlara denizden bir balık çıkarır....
Eskiden dışarı çıktıkları kapının önünde sed vardır.
O yerin hükümdarı, adama bakan çocuğun öldüğü, hamile kadının çocuğunu düşürdüğü, Bir adamı sıkarak öldürdüğünü yazmış.
Mahfuz Sahaf
Mahfuz Sahaf İbn Fadlan Seyahatnamesi'ni inceledi.
@kuzuumut·01 Nis 2017·Kitabı okumadı
Arkadaşların dediği gibi mübalağa çok fazla.. Türkler için abartı yakıştirmalarin sebebi Bence donemin sosyolojisi ve iki ülke arasındaki siyasi olumsuzlardan olsa gerek.. Türkler iç çamaşırları içerisinden cikarttiklari beyleri ısırarak yiyorlardı deniliyor :)
1980 li yıllar da Tahran ya da tebriz de kütüphane de el yazmaları arasından çıkmış Almanca dan Türkçeye çevrilmiştir
180 syf.
·6/10
10.yy da Dönemin abbasi halifesinin hizmetkarı olarak Türklerin yaşadıkları bölgeleri dolaşıp gezi notları çıkaran Araplaşmış İbn Fadlan'ın Türkler hakkında verdiği bilgileri içeren bir eserdir.Bulgarlar,Vikingler ve Oğuzlar hakkında da bilgiler mevcuttur.Sosyal,kültürel,askeri ve göçebe yaşam tarzları hakkında ilginç bilgiler vermekle birlikte yer yer mübalağa yaptığı yerlerde mevcuttur.
Şamani inançlar ve adetlerden, Moğolların ve Türklerin suya verdikleri önemden,Türklerin daha o dönemden gelen misafirperver ve hoşgörü tarzları,erkeğin kadına verdiği önemden ve kadın-erkek ilişkilerinden,zina ve homoseksüelliğin kötü gözle bakıldığında ayrıntılarıyla bahsediyor.Ayrıca Rus Vikinglerinin ölüleri yakma adetleri ve cariyelerle ilgili kısımlar benim çok ilgimi çekti.
Bu sayede de Arapların daha o dönemden beri gelen zayıf ve yobaz kültürlerini de ; bu gördüğü göçebe kavimleri eleştirilerinden de gayet iyi anlıyorsunuz.
Seyahatnameleri okumak lazım,sadece siyasi açıdan değil toplumlara farklı bakış açılarını da görmemizi sağlıyor.
180 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Bu seyehatnâme'yi Yedirepe'den değil Bedir yayınlarından okudum çeviri yine Ramazan Şeşen ancak hacmi daha genişti. Burada 50 sayfa kadar az. 921 yılında Abbasi Halifesi el-Muktedir'in civar komşu ülkelere İslâmı tebliğ etmesi için yolladığı elçisi İbn Fadlan'nın seyahatidir. Fadlan Rus ve Türk coğrafyasını gezmiş ve hakikaten Türkler hakkında muazzam bilgiler vermiştir. İslamiyeti kabul eden ilk Türk devleti onların vasıtasıyla İdil Bulgarlar'ı olmuştur. Bunlardan başka Başkırtlar, Peçenekler, Kumanlar, Oğuzlar hakkında enteresan bilgiler vermiştir.
180 syf.
·7/10
9. ve 10.yy da Türkler ve Slav kabilelerini gezerek bilgiler vermiştir. Mübalağa yaptığı yerler çokca olsada o dönemlerden kalan yazılı bir kaynak olarak değerli bir eser olduğunu düşünüyorum. Seyahatname tarzı eserleri beğeniyorsanız okuyun derim
180 syf.
·4 günde·6/10
Halife Muktedir'in Etil Bulgarlarına gönderdiği elçilik heyetine Halifenin muktuplarını okumak için Fadlan'ın da dahil olmasıyla başlıyor seyehatname. Türkler, Bulgarlar ve Vikingler'in yaşayış ve inanışlar hakkında verdiği bilgiler, akıcı üslubu ve Fadlan'ın dönemin mütecessis bir kişisi olarak görülmesi gibi sebeplerle eser, tarih boyunca hep ciddiye alınan bir kaynak olarak kullanılmış ve kullanılmaya da devam ediyor.

Bu kadar girizgahtan sonra sözün aslına gelecek olursak; 900'lü yılların sosyal medyasızlığını da fırsat bilen Fadlan nasılsa kimse gidip göremez, millet ne dersem inanır deyip arada gelişine baya iyi sallamış. Öyle ki bazı yerlerde şöyle dip notlar okuyorsunuz 'Fadlan gene abartıyor, gene mübala yapıyor...' (Çevirmen yazılanların sahihliğini araştırırken ne kadar canından bezdiyse  artık.) Açıkçası Fadlan'a da çok yüklenmemek gerek diye düşünüyorum sonuçta internet çağında bile bol keseden sallayabilen Erasmuscuları ya da Almancı bir akarabanızı dinlerseniz Fadlan'ın vaziyeti baya normalleşiyor.
Hazar Hakanının 25 kadın edinmesi gelenektir. Bu kadınların her biri etraftaki hükümdarlardan birinin kızıdır. İsteyerek veya cebren alır. Ayrıca odalık için 60 cariye bulunur. Bu hür kadınların, cariyelerin her biri ayrı bir sarayda oturur. Sarayların sac ağaçlarından kubbeleri etraflarında çadır kuracak avluları vardır. Her birinin bir muhafızı bulunur. Hakan kadınlardan biriyle çiftleşmek isterse muhafızına adam gönderir. O da göz açıp kapayıncaya kadar kadını getirip yatağa bırakır. Kapının önünde bekler. Hakan işini bitirince kadının elinden tutar sarayına götürür. Hakanların hükümdarlık müddeti 40 senedir. Bu müddeti bir gün dahi geçse öldürürler. "Bunadı, aklı azaldı"derler. Bir yere bir birlik gönderirse asla yüz çevirip düşmandan kaçmaz. Yenilip kaçanlar öldürülür.
Ticaret yapmak için Etil Nehri kıyısındaki çarşıya gelen Rusları gördüm. Onlardan daha boylu postlu kişiler görmedim. Hurma ağacı gibi sarışın, kızıl insanlar. Gömlek ve kaftan giymezler. Erkekleri vücutlarının bir kısmını tamamıyla örten kollarından birini dışarıda bırakan tek parça elbise giyerler. Her birinin bedeni ayak tırnaklarından boynuna kadar ağaç yeşili dövme ve resimlerle kaplıdır. Kadınlardan her birinin memesi üzerinde kocasının zenginliğine göre ya demirden ya gümüşten ya bakırdan ya da altından hukka(sütyen) bulunur. Her hukkada bir halka vardır. Bu halkaya bağlı meme üzerinde bir bıçak bulunur. Kadınların boyunlarında ise gümüş ve altın halka gerdanlık takılıdır. Onlardan bir adam 10 bin dirhem paraya sahip olursa karısına bir gerdanlık yaptırır. 20 bin dirhem paraya sahip olursa iki halka gerdanlık yaptırır. Her 10 bin dirhemde bir halka gerdanlık ilave eder.
Büyük Hakan (Hazar Hakanı) ölünce onun için 20 odalı büyük bir mezar yapılır. Her odasında bir mezar kazılır. Toz haline gelinceye kadar taş kırılır. Bu toz, mezara döşenir. Tozun üzerine kireç dökülür. Defin işlevleri tamamlanınca mezarın odalardan hangisinde olduğu bilinmesin diye onu gömenlerin başlarını vururlar. Onun mezarına cennet derler. Gömülünce cennete girdi denir. Defin hazırlıkları yapılırken mezar odaları altın yaldızlı dika ile döşenir
Ruslar, Allahın en pis mahluklarıdır. Büyük ve küçük tuvaletten, cünüplükten sonra yıkanmazlar. Yemek yedikten sonra ellerini yıkamazlar. Yanlarında ticaret için getirdikleri cariyeleri vardır. Onlardan biri arkadaşlarının gözü önümde cariyeleriyle çiftleşir. Bazen birbirlerinin hizasında bir grup bu şekilde çiftleşir. Çoğu defa bir tacir bir cariye satın almak için yanlarına girer. Adamı cariyeyle çiftleşirken bulur. Adam işini bitirmeden çariyenin üzerinden kalkmaz. Her gün yüzlerini, başlarını en pis en murdar şekilde mutlaka yıkarlar. Her sabah bir cariye büyük bir kapta su getirir. Efendisinin önüne koyar. Efendisi bu su ile ellerini, yüzünü saçlarını yıkar. Sonra sümkürür. Tükürür. Bu kaba yapmadığı pislik kalmaz. O işini bitirince cariye kabı onun yanındaki adamın önüne götürür. O da bir öncekinin yaptığı şeyleri yapar. Cariye bu şekilde kabı evde bulunanların hepsinin önünde dolaştırır. Her biri bu su ile yüzünü başını yıkar içine sümkürür ve tükürür.
Ölünün arkasından kadınlar ağlamaz, erkekler ağlar. Ölünün kubbeli çadırının kapısına mutlaka bir bayrak dikerler. Silahlarını getirip kabrinin etrafına korlar. İki sene matem yaparlar. İki sene sona erince çadırının kapısındaki bayrağı indirirler. Saçlarını keserler. Ölünün akrabaları bir davet verir. Böylece matemden çıktıkları anlaşılır. Dul karısı varsa evlenir. Bu merasimler büyükler için yapılır, halk ise ölülerine bunların bir kısmını yapmakla yetinir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İbn Fadlan Seyahatnamesi
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
6054052226
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayınevi
Bu seyahatnâme X. yüzyıldaki Türklerin tarihi hakkında en canlı, en sağlam vesikalardandır. İbn Fadlan gibi kültürlü, mütecessis bir kişinin gözlemlerine dayanmaktadır. Veciz ve akıcı bir üslupla kaleme alınmıştır. Yazıldığı tarihten itibaren doğuda, daha sonra batıda çeşitli kişiler tarafından kaynak olarak kullanılmış, çok sayıda çalışmaya konu olmuş, çeşitli dillere çevrilmiş, filmlere konu olmuştur. İbn Fadlan elçilik için gittiği sırada uğradığı Türk kabilelerinin idaresi, dinleri, adetleri, hukukları hakkında çok değerli bilgiler vermiş, o kavimlerden olan kişilere sorular yöneltmiş, onların mantalitesini anlamaya çalışmıştır. Devrindeki Oğuzlar, Bulgarlar, Ruslar hakkında son derece önemli bilgiler vermiştir.

Kitabı okuyanlar 166 okur

  • Lokman Akpınar
  • Sg
  • Arya
  • Çağdaş Kutal
  • Anakronizm
  • Melike
  • Metin Gümüş
  • Alperen polat
  • Aysun Öztürk
  • Aleyna Emre

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.4 (17)
9
%19.4 (13)
8
%22.4 (15)
7
%20.9 (14)
6
%9 (6)
5
%1.5 (1)
4
%0
3
%1.5 (1)
2
%0
1
%0