İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.369
Gösterim
Adı:
İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır
Baskı tarihi:
3 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053263470
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayınları
İbrahim bir gün evinden çıkar. Ama çıkamaz. Hiçbir yere gidemez. Bir duvara çarpar gibi kalır olduğu yerde. Bir bekçi, ona çıkışı gösterir. Orası bir eşiktir. İbrahim eşikten geçer. Öğrenir; hayatını kaybetmiştir. Hayatı, Kayıp Hayatlar Bahçesi’ndedir. Aramaya başlar orayı ki bulsun hayatını. Çok uzun sürecektir bu arayış: bir ömür belki. Belki bu romanı okuyan bazı insanlar, İbrahim’in kaybettiği hayatını aradığı bu garip dünyanın fantastik bir dünya olduğunu söyleyecektir.

Güray Süngü’nün altıncı romanı İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır, bir olgunluk dönemi eseri.
344 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
“ Bir müşkülüm var Kaf dağından getirdim
Suyunu verdim, güneşe koydum, büyüttüm
Anladım senden uzakta varılırmış sana
Âdem'in aklını aşka sattığıdır..”

Zaman zaman içinde, ömür ömür içinde, rüya ömür içinde, rüya rüya içinde, bir ömür ki rüya içinde…

Süngü, eserinde gerçeği bir materyal, bir enstrüman olarak kullanıyor, asıl işi büyülü olanla, gerçeküstüyle. Gerçeğin ötesinde büyülü engin bir evren inşa ediyor. Sınırı, ötesi olmayan. Gerçeklikse bizim bu evreni ve bu yolu anlamamız için kullanılmış birer argüman sadece. Yani anlatılamayacak olanı basitleştirme çabası, O’nun o sevdiği söylemle “anlamı kelimeye zorlama” çabası.

Uzun soluklu, iç içe geçmiş bir macera bu. Tıpkı fantastik bir macera filmi izler gibi.. Dağlara, kulelere tırmanıp, denizler aşma, insansız hayatın durduğu, balkonsuz evlerin olduğu sokaklarda kaybolma, duvarın tabana, tabanın tavana döndüğü bir kulübeden ‘Hayat Kapısı’na uzanma, zamanın zamansızlığa evrildiği, zamanın görecelilik kazandığı uzun soluklu hikâyeye hepsi dahil. İnilen bir bodrumun aynı zamanda o evin tavanına çıkması da, sürekli tekraren yaşananın, yaşandıkça anlam kazanması da öyle.

Süngü’nün tarzı değişmiyor, bu romanında aslında O, tarzını pekiştiriyor. Yine labirentin içinde çıkışı bulmaya çalışan, kurguda sıkışıp kalmış, çaresiz bir başkarakter, bir yığın laf kalabalığı, kendi deyimiyle ‘zevzeklik’ yine çok katmanlı sarmal bir kurgu yapısı, döngüsellik, zaman kavramının değişkenliğini görüyoruz. Ama ek olarak burada rüya içinde rüyaların da kullanılmasıyla, anlatım yapısı, daha girift bir nitelik kazanıyor. Yani Süngü, kendini tekrar etmekten öte, özgün üslubunu belirginleştirerek daha da müşahhas bir hâle getiriyor. Bu yüzden daha evvel kurgusal giriftlik, üslup ve hikâye derinliği açısından Süngü’nün zirvesi olarak Düş Kesiği’ni görürken, kendi fikrimce bu romandan sonra artık zirvenin İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır olarak değiştiğini söyleyebilirim.

Gelelim hikâyeye… Bu da benim İbrahim’le hâlleştiğimdir. (Buradan sonrası hikayeyle alakalı detay içerdiği için bazı okurları merak kaçırma hususunda rahatsız edebilir)

Bir sabah İbrahim her gün ezbere yaptığını yapmaya çalıştı. İşe gitmek için evden çıktı ama etrafı görünmez duvarlarla çevriliydi adeta, ilerleyemedi. Ne yapsa çabası boş, bir yere sıkıştı hayatı adeta. Sonrasında yolunu öğrendi bir şekilde ve çok uzaklara gitti. Ne olduğunu anlamaya çalışırken orada ona bir haber verdiler; “İbrahim, sen hayatını kaybettin” Özensizce yaşadığın için kaybettin onu, ezbere yaşadığın için. İbrahim şaşkın ama yolu da yok başladı aramaya hayatını, o uzun yolculuğa. Yolculuk ki ne zaman, ne zemin ne de boyut bildiğimiz kavramlar dahilinde. Çünkü İbrahim’e çok büyük bir evren gerek, çünkü İbrahim’in bu büyük evrende kaybolurcasına araması gerek.

İbrahim, roman boyu sordular sana; “Sahi İbrahim, senin adın neden İbrahim?” diye.

Belki de unutursan hatırla diyeydi bu mükerrer soru, yolu daha çabuk bul diye. Önce Kayıp Hayatlar Bahçesi’nden başlatman istendi asıl yolculuğu. Öyle ya, oraya varmak bile meseleydi. Bir de içine düştüğün ilk kuyunu verdiler sana; Ebru Deniz. Bu da hatırla diyeydi aslında, yolu sev diye. O, asıl mesele değildi yoksa, sadece suretlerden bir suretti.

“ Düştükse dalımızdan göğe bakarken düştük
Yine çıkarız topraktan dalımıza
Nasıl girsin cennete bir kalbe giremeyen
Allah'ın tutsun diye insana uzattığıdır “

Kapılardan geçmen gerekecek İbrahim. Ömrü bereketlendiren, yaşama anlam ve değer katan kapılardan… Hayat Kapısı’ndan, Bilgi Kapısı’ndan, Hikmet, Akıl ve Kalp Kapısı’ndan. Görüleni daha iyi görmek için, görünmeyene dair olanı duyumsamak için kapıları zorlaman gerekecek. Çünkü, insan olmak varoluşsal bir durumken, insaniyetin bilgisine ve hikmetine sahip olmak kapılar aşmayı gerektiren edimsel bir durum oluyor.

“Sahi İbrahim, senin adın neden İbrahim?” artık sen de bilmeye başlıyorsun.

O uzun yolculuk bittiğinde, her şeyin nasıl olduğunu ve nasıl olacağını artık sen de biliyordun. Belki de artık soru sormayı iyi bir biçimde öğrendiğin için yazar, cevabını bildiğin soruyu sana sordurup cevabı ise kendi verdi. Çünkü insan, onaylanmak ister. Hele de bu onaylanma Yaradan’ı tarafındansa…

Sahi İbrahim, senin adın neden İbrahim?
Galiba anladım…

‘Dedi,
“bilgeler derler ki, şu kadar yol yürürsen Kaf dağına varırsın.”
Ama yürüye yürüye bilge olan bilir ki,
o kadar yürüyünce Kaf dağı sen olursun.’

Not: Aralarda bölüm bölüm kullandığım şiir, kitaptan bağımsız, Sait Yavuz’a ait Bir Müşkülüm Var şiirinden olup, kitabın okurken aklıma düşürdüğüdür.

Not2: Kitabı bitirdiğinizde İsmet Özel'in Şivekar'ın Yolculuğudur şiirini okumanızı tavsiye ederim. Bu, etki olarak alternatif bir inceleme tadında olacaktır.

https://www.youtube.com/watch?v=yd1SLQ2CN9Q
344 syf.
Güray Süngü'nün okuduğum ilk kitabıydı. Alisilagelmis kurgularda gerçeküstü motifler kullanır yazarlar söylemek istediklerini aktarmak için. Karakterler bazen rüya görür mesela ya da bir ihtiyarla karşılaşırlar ve bilgece bir şeyler dinlerler. Ancak bu kitabın tamamı ötelerde bir yerlerde geçiyor. Kitabın içindeki gerçeklerse sadece bazı anıların yansıması desem yeridir.

(Devaminda kitabin iceriginden bahsediyorum okumak isteyenler sürprizi kaçmasın diyenler devam etmeyebilir :))

İbrahim hayatını kaybediyor bu kitapta ve onun peşine düşüyor. İnsan nasıl kaybeder hayatını?

Davasızlık.. Ben bunu bu şekilde ifade ettim. Davası yoktu İbrahim'in. Bir anlamı yoktu geçen günlerinin. Bunu ilk farkettigim yer şurasıydı ilk sayfalarda:

"İbrahim Buse'nin bacaklarına bakmıyordu. Çok ahlaklı olduğu için değil, gunahtan korktuğu için değil, uzun bacakları sevmediği için değil. Sadece bakmıyordu."

ve sonlara doğru:

"İbrahim, neden şu koca dünyanın ağırlığını içinde duymadın? Bunca sene ne diye şu koca dünyada ağırlıksız yaşadın?"

Aslında bir nevi 21. Yuzyil insani profili ciziyor bize Güray Süngü. Öyle ki gerçeklikte sıkışsa dahi işine gitmeye çalışıyor.
Tek kişilik trenler, çıkılan kuyulan, düşülen kuleler, merdivenden inerek ulaştığınız teraslar, yukarı çıkarak girdiğiniz bodrumlar, on yil önce ayrıldığınız köyler, bitmek bilmeyen rüyalar, tanıdık isimler, tanimadik yüzler..
Ve kapılar tabii.

İbrahim'in kaybettiği hayatını bulma yolculuğu rüya tadında bir filmdi. Şöyle kallavi bir yönetmenin eline güzel bir finansmanla emanet edilse de izlesek dediğim türden.
Belki içinizden geçmiştir. Su yorgunlugumla yigilsam bir koy evinin kapısına. Alsalar beni içeri. Soru sormasalar, bana tertemiz döşekler serseler. Uyandigimda mis gibi sofraya cagirsalar. Evin uslusu bana güzel şeyler anlatsa. Hatta bu konuda Oğuz Atay'in satırlari gelir aklima:

"Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiç bir şey sormadan açsalar; kapının ortasındaki küçük pencereden bakıp da kim o demeseler. Sonra hemen içeri alsalar beni. Ben anlatmak istesem bile, hemen sustursalar: biz her şeyi biliyoruz. Her şeyi biliyor musunuz gerçekten? Evet. Neden sormuyorsunuz ayrıntıları? İstediğin zaman anlatırsın. Sana dinlenme fırsatı verdiğimizi de sanma. Hiç anlatmasan da olur. İstediğin zaman gidebilirsin. İstediğin zaman geri donebilirsin. Anlayış da göstermiyoruz sana. Özellikle buna çok sevindim. Anlayış göstermenin sende bir gerginlik yaratacağını, ne zaman isteyecekler endişesini doğuracağını biliyoruz. Sen sormasaydın bunları bile anlatamazdık. Hiç bir sözü sonuna getirmeyi düşünmüyoruz. Yaşama şartlarını açıklar mısınız?"

İşte kitapta tüm bu çalkantılı olayların içerisinde ritmi bağlayan böyle bir his var. Nasıl desem, ferahlama hissi..

Sanırım hayat da böyle. Cevapları almak için çırpınmaktan ziyade soruları sorma şeklimize odaklandığımızda çözülecek düğümler.
Okuduğunuz için teşekkürler :)
344 syf.
İbrahim'in Kaybettiğini Bulmasıdır...

Bulmak için aramak gerekir. Kaybetmekte gerekir, ya da kaybettiğinin farkında olmak. Aradığı için mi bulmuştur, evet. Bulmak için aramak gerekir. Belki bir ömür sürer bu ama mutlaka yola düşmen gerekir..

Burası bir inceleme. ister istemez spoiler bulunabilir.

"Kapılar.. İnsanı kendine götüren kapılar. İnsan kendinden çok kaçtıysa, çok uzaklaştıysa, bunca kapı geçip de döner kendine, değil mi? "

Bazı romanlar... Ya da neyse buradan başlamayayım.

Birgün lisede çok sevdiğim edebiyat öğretmenimin yanına gittim, kitap tavsiyesinde bulunmasını istedim. Binlerce kitap vardı ama hangisini seçmeliydim? Gülümseyerek önerilerde bulundu, not aldım ve çıkmadan evvel dedi ki, "kitapları okuya okuya bir gün gerçek okuyucu olacaksın. gerçek bir okuyucu kitap tavsiyesine ihtiyaç duymaz. kitaplar onunla konuşur neyi okuması gerektiğini bilir ve zamanını bekler."

Bu roman da beni bulunca hocamı anlamaya başladım. Papini "Kaçan Ayna" romanı ile huzurumu kaçırmıştı ve ardına bunu okumam gerektiğine karar verince büsbütün huzurum kaçtı. Ben, ben hayatımı kaybetmişim.
Papini sürekli olarak "Sen kimsin?" diye sormuştu. Cevap ararken aslında kendi kimliğimi aradım ve kaybolduğumu anladım. Bu kitap ile de bulmak için yollara düştüm. Hayatını kaybetmek ölmek demek değildir. Ama başka birinin hayatını yaşamaktansa kendi hayatlarımızı aramak bulana kadar aramamız lazım. Arayış..

Yolculuk vakti. Toplayın düşüncelerinizi size mi aitler test edelim. Hergün ki işinizi alın. Emekli olana kadar dişinizi sıktığınız o mesleği alın ve test edelim. Kalbinizi de getirin. Ve ve sizi dibe çekecek her şeyi hayatınız karşılığı vermeniz gerektiğini bilin. Mum söndü..

Kitap elimden tuttu ve beni peşi sıra aşamalardan geçirdi. Bazen ne saçma kitap bu bitsin demeye kalmadan İbrahim'de aynısını söyledi. Sonra, elimde tuttuğum kitabın bu zamana değin okuduğum en güzel kitaplardan biri olduğuna karar kıldım. Gerçeküstü bir dünyayı anlama çabaları. Kitap çok derin ve anlamlı.

Birçok kitaba da gönderme de bulunmuş. Körlük romanı meselâ, ya da Âmâk-ı hayal. Bunların dışındakileri henüz bulamasam da. Hoş bir mana katmış bu vesileyle.

İbrahim kendini bulurken ben de kaybettiğimi anladım. Kaybettiğini bilmek yollara düşmekle eşdeğer.

Sahi Sena senin adın neden Sena?
341 syf.
·450 günde·Beğendi·8/10
Kitabı 450 günde okudum. Başlarken bitmez dedim. Biterken bitmesin... Çok kez bıraktım, çok kez merak ettim. Anlamadım, kavradım. Göremedim, izledim. Fakat sonunda öğrendim ki iyi ki okumuşum. Sizlere de tavsiye ediyorum. Bir yerlerde rast gelirseniz alın elinize ve başlayın. Sizin de kaybettiğiniz bir şeyler vardır hayatta. Bulacağınıza inanıyorum.
344 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
İnsan ölmeden önce kendine varacak, kendine gelecek, kendinde olacak hayır içinde olacak, kendi içinde olacak buda değil kendini bilecek, içini bilecek. Dıştan görecek ama içten bilecek. Bunu ben demiyorum, bunu içimde benden daha akıllı birisi diyor ya da dedirtiyor. Neyse biz kendimize dönelim.
İnsan ölmeden önce ölmeli şu dünyada, zira ölmeden önce ölmeyen insan ölünce ölmüş gibi olamaz.
Her şeyin, her yerin kendi kapısı vardır ama yol hep aynı yoldur, zaten mühim olan yolda olmaktır. Zira bütün yollar hep O'na, hep insanın kendi içine gider ve bu yolda açılan her kapı insanın kendi içine açılmış kapıdır. İnsan kendi kapısını bulamayınca hep yalnış kapılar açar fakat eğer kendi kendi kapısını bulursa bütün kapıları açmış olur.
İnsanın kalbi birdir (tektir) ama aklı bindir. Ve gene inanın kendine giden kapısı birdir (tektir) ama yanlış kapısı bindir.
Ve gene insan yani kendini insan bilen insan o zati şahane kalbi ile güzeldir.
İşte öyle bir kitap sayın okuyucular.

Okuyun, Öğrenin, Paylaşın.
344 syf.
·14 günde·7/10
Metaforlar üzerine kurulu bir roman, kahramanın farklı bir diyarda hayatını aramasından bahsediyor, hayatını kaybediyor İbrahim. Bunun farkında olması, bu yolculuğun bileti. Katettiği mesafe, aşamalar onu pişiriyor. Kendisini, kainatta "oku" ması gereken her şeyi görmesi, bakması değil görmesi ve ölmesi, ölmeden önce ölmesi.. fenafillah
344 syf.
·7 günde·Beğendi·6/10
Konusu itibariyle fena değil diyebileceğim bir kitap fakat keşke daha kısa tutulsaymış.

Bakalım sayın İbrahim beye bugün kendini buldurabilecek miyiz düşüncesi ve bir fincan çay eşliğinde gayet keyfim yerinde oturdum her gün kitabın başına ama bazı sayfalarda okurken bir hayli tahammülsüzleştim. Anlamın derinliğini hissettirebilmek için midir nedendir bilmiyorum ama cümleler kurulurken o kadar tekrara düşülmüş ki bir cümle nerdeyse üç dört kere değişik devrik halleriyle ve eş anlamlı kelimeleriyle tekrar edilmiş. İbrahim artık kendini bul sen de rahatla ben de diye içten vaveylalarla okudum kitabın bazı sayfalarını.

İlk Güray Süngü okumamdı, son olur mu, hayır olmaz tabi ki ama beklentimin altında kaldı okuyacağım diğer kitaplarına sanırım önyargılı yaklaşacağım, üzülerek.
344 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
güray süngü'yle el sıkıştığımdır.

ibrahimin kaybettiğini bulmasıdır'da benim en sevdiğim yer kütüphane sahnesiydi. sahne diyorum, çünkü film izler gibiydi bütün kitap. okuyan çoğu kişi aslında izler gibi hissetmiştir. kütüphanede godot'yu beklerken'den 1984'e, körlük'ten tutunamayanlar'a, hatta saatleri ayarlama enstitüsü'ne..
her yere dokunuyorsunuz!
aynı zamanda, benim anlamlar yığını altında ezile büzüle okuduğum ve o'nunla birlikte kendimize baş ucu kitabı edeceğimdir. ibrahim ben'imdir, sen'sindir, o'dur.. ibrahim içimizdir, kırmızı çizgimizdir. elleri lekelidir, lekemizdir. kendi içinde yıkanandır, lekesizdir. farkında olmayandır, varacağı yer; farkında olmadığının farkına varmak olandır. ibrahim hem göğsümüzde uyutmak isteyeceğimiz, hem göğsünde uyumak isteyeceğimizdir.
ibrahim kıymetlimiz olmuştur, başımız gözümüz üzerinedir.
344 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Türkiye'de pandemi sebebiyle okulların tatil edilmesiyle beraber başlamıştım kitaba. Başka bir alemdeymiş gibi hissetmek iyi gelmişti. Kitap başka bir dünya barındırıyor, İbrahim'in kaybettiği hayatını bulmaya çalıştığı bir dünya. Bazen masal okur hissi vererek bazen sorgulatarak bu alemi, bitmesini istemeye istemeye sonuna vardırıyor.
344 syf.
·Beğendi·10/10
Harika bi kitaptı herkese tavsiye ederim. Kişinin her anlamda kendisine ders çıkarabileceği, eksiğini,yaptığı davranışı, fark edebilmesini sağlayacak bir kitap
yorgunum. yorgunluk öyle güzelmiş ki... iş yapan yorulurmuş. bir taşı bir taşın üstüne koyan. üstünü başını, kalbini gönlünü yıkayıp yuyan yorulurmuş. iyi insanlar kendilerini hep yorgun hissederlermiş.
Yorgunum. Yorgunluk öyle güzelmiş ki... İş yapan yorulurmuş. Bir taşı bir taşın üstüne koyan. Üstünü başını, kalbini gönlünü yıkayıp yuyan yorulurmuş. İyi insanlar kendilerini hep yorgun hissedermiş.
Adam seslendi:
Kör müsün?
İbrahim cevap verdi:
Değilim.
Adam seslendi:
Sadece gözünün gördüğüne mi inanırsın?
İbrahim cevap verdi:
İnsanım, insan inandımı gözü görmez.
Su kendisi dökülmez yavrucuğum, hep bir döken vardır. Nehirler kendisi mi akar, ona bir ak diyen vardır. İnsan ne yaşasa oldum der, nereden dönse geldim der, oysa her şeyi ol diyerek olduran, olanı ve olmayanı kendine döndüren vardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır
Baskı tarihi:
3 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053263470
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayınları
İbrahim bir gün evinden çıkar. Ama çıkamaz. Hiçbir yere gidemez. Bir duvara çarpar gibi kalır olduğu yerde. Bir bekçi, ona çıkışı gösterir. Orası bir eşiktir. İbrahim eşikten geçer. Öğrenir; hayatını kaybetmiştir. Hayatı, Kayıp Hayatlar Bahçesi’ndedir. Aramaya başlar orayı ki bulsun hayatını. Çok uzun sürecektir bu arayış: bir ömür belki. Belki bu romanı okuyan bazı insanlar, İbrahim’in kaybettiği hayatını aradığı bu garip dünyanın fantastik bir dünya olduğunu söyleyecektir.

Güray Süngü’nün altıncı romanı İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır, bir olgunluk dönemi eseri.

Kitabı okuyanlar 150 okur

  • Muhammed Erçetin
  • Hatice Kübra
  • Gülsüm Ercan
  • Schrödingerin kedisi
  • Ecrin Demirbaş
  • Şeyma
  • nzrokur
  • Görkem Yanaz
  • D. Ş.
  • Betül

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (28)
9
%27.1 (19)
8
%12.9 (9)
7
%8.6 (6)
6
%1.4 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%1.4 (1)
1
%8.6 (6)