İdamın Günlüğü

·
Okunma
·
Beğeni
·
413
Gösterim
Adı:
İdamın Günlüğü
Baskı tarihi:
1986
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Onur Yayınları
İdam’ın, yakınları idamla yargılanan, idam alan, idam edilen insanlar için, üzerinde en çok düşünülen konu olması kaçınılmazdı. Düşünüldü, tartışıldı ve idamlara karşı çıkıldı; ip’le düşmanca bir ilişki içine girildi. Kimi zaman cellat çok yakındaydı. Ama hiçbir zaman umut kesilmedi. Nasıl kesilebilirdi ki?
102 syf.
·1 günde
Osman Balcıgil' in 1986 yılında yayımlanan bu kitabı, bir dönem ülkemiz gerçeklerinden biri olun "İdam" olgusunun (ki günümüzde, yeniden sıkça duyulmaktadır) idam cezasına çarptırılan bireylerin ve ailelerin hissettiklerini, yaşadıklarını buz gibi ortaya koymaktadır. Anlatım dili pek başarılı olmasa da bu kadar güçlü bir olgunun gücü kitapla olan bağlantınızı koparmayacaktır.
Basımı tükenen bu kitabın tekrar basılabileceğine pek ihtimal vermesem de okumak isteyenlerin sahafları karıştırmalarını tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar.
102 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kenan Evren darbesi ile ilgili birkaç şey söyleyerek başlamak istiyorum
Cumhuriyetin tasfiyesi Kenan Evren darbesi ile olmuştur AKP bu gericiliğin çocuğudur. Bugün ülkenin bu durumu Kenan Evren bıraktığı iğrenç mirastır.
Onu Demokrasi Kahramanı ilan eden Celal Şengör gibi dangalaklar var tabi.

Açıkçası okurken zorlandığım kitaplardan biri oldu. Üzülerek okudum hatta dayanamayıp bıraktığım anlar oldu.
12 Eylül 1980 darbesi ile faşizmin esir aldığı onlarca gencin daha dosyaları tamamlanmadan, suçu kesinleşmeden, asılmasını, yargı süreci içerisinde ailelerin oğullarını ipten almak için çektikleri cefa'yı, yavrularının idamını gören ailelerin dilinden anlatıyor
Şu kısımda gözyaşlarımı tutmakta zorlandım mesela ;
"Eğer ipe gidecek olan yavrunsa, umudunu kesemiyorsun" diyor Fevziye Hanım. Ve şöyle sürdürüyor sözlerini:
"Mesela, idamla yargılanıyor çocuğun, diyorsun ki, 'şu olur bu olur da idam vermezler'. Sonra idam veriyorlar. Bu sefer 'Yargıtay bozar' demeye başlıyorsun, yargıtay da onaylıyor. Bu sefer de ' işte diyorsun 'öteki dosyalar da Meclis'te. Onları onayladılar mı ? Onaylamadılar. O halde seninkini de onaylamazlar! Umut hiç kesilmiyor yani."
İdama giden gençlerin kararlılığı ve dik duruşlarını okuyorum, kendi iplerini boyunlarına geçirişlerini ve masayı kendi ayakları ile itmelerini bir yanım cesaretlerine duyduğum gururla dolsa dahi bir yanım paramparça oluyor.
Erdal Eren'e rast geldim 17'sinde asılan, işlenen büyük insanlık suçu, suçu işleyen Erdal Eren değil ama asılan Erdal Eren
Bu süreçte dayanamayıp sağlığından olan, intihar eden anne babaları okuyorum. Bir yandan aklıma şu soru geliyor benim yavrum idamla yargılansa, karar onansa ben naparım?
Şu sözlerle bitireceğim
"İnsanın yanılmazlığını görebildiğim güne kadar, idam cezasının kaldırılmasını isteyeceğim.
Ya ölüsünü ya dirisini istiyorum diyen annelerinin ahı eninde sonunda yetecektir faşizmi ve dikta rejimleri yıkmaya
Bebekler dünyaya gözleri, elleri yumuk ve ağlayarak gelirler. Bunun nedeni dünyada kavga edeceklerini bilmeleridir. Ama insanlar ölürken elleri açık giderler. Bu insanın yapamadığı şeylere duydukları üzüntünün ifadesidir.
Bir çocuk, anneye ya da babaya, dört kat kirli camın arkasından nasıl iyi görünebilirdi ki? Üstelik, işin sonunda bir de idam edilme ihtimali varsa!
Osman Balcıgil
Sayfa 23 - Onur yayınevi
Göremezsem sen anlat oğluma
Güneşi görmeden gömülenleri
Grizu patlamalarını anlat
anlat sıcacık yataklarından
Alınıp bir seher vakti
Sorgusuz ve yargısız
Kurşuna dizilenleri
Anlat...
Ölümü anlar
Çırılçıplak ölümü
Anlat ki
Korkmasın gördüğünde
Sallanırken babasının
Darağacında cesedini
Kır çiçeklerini anlat ona
Yaz yağmurlarının serinliğini
Anlasın kırlangıçlar kadar özgür olan
Bir hayatın önemini
Soğukluğunu anlat ona pranganın
Kelepçenin pasını
Zincire vurulmuş umutları anlat
Tutsak edilemeyen beyinleri
Anlat kan gölleri içinde
Bir gençliğin gidişini....
Hep öyle değil mi bacım. 'Bu memleketi bu duruma asıl CHP, AP, MHP, MSP getirdi' dediler. Sonra bir baktık ki, Doğru Yol çıkmış bangır bangır 'Biz Demirelciyiz' diyor. DSP çıkmış 'Biz Ecevitciyiz' diyor. Bir parti çıkmış 'Biz dinden yanayız' diyor. Şimdi de onlar, bir Hareketçiyiz diyorlar.
Sanki bu memleketi o günkü duruma bizim çocuklar getirmiş gibi.
'Bebekler dünyaya gözleri, elleri yumuk ve ağlayarak gelirler. Bunun nedeni dünyada kavga edeceklerini bilmeleridir. Ama insanlar olürken elleri açık giderler. Bu insanların yapamadıkları şeylere duydukları üzüntünün ifadesidir.
Yaşasın Türkiye Halkının Kurtuluş Mücadelesi! Kahrolsun Oligarşik Diktalar! Türkiye Cumhuriyeti Anayasası hiçbir zaman emekçilerin ve halkın hizmetinde olmamıştır.' diye çınladı.
Çocuklarını görebildikleri zamanlar da durumları pek iyi sayılmazdı ya! O zamanlar da hiçbiri iyi görmezdi çocuğunu. Zaten, bir çocuk, bir anneye ya da bir babaya, dört kat kirli camın arkasından nasıl iyi görünebilir ki ?
Üstelik işin sonunda bir de idam edilme ihtimali varsa!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İdamın Günlüğü
Baskı tarihi:
1986
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Onur Yayınları
İdam’ın, yakınları idamla yargılanan, idam alan, idam edilen insanlar için, üzerinde en çok düşünülen konu olması kaçınılmazdı. Düşünüldü, tartışıldı ve idamlara karşı çıkıldı; ip’le düşmanca bir ilişki içine girildi. Kimi zaman cellat çok yakındaydı. Ama hiçbir zaman umut kesilmedi. Nasıl kesilebilirdi ki?

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Sofyan
  • merve güney
  • Eylem U.K.
  • ysmtrn
  • Meralhlc
  • thebeast

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%50 (1)