1000Kitap Logosu
İhanet

İhanet

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
10.0
2 Kişi
1
Okunma
2
Beğeni
76
Gösterim
160 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 4 sa. 32 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · İkinci Adam Yayınları · Eylül 2021 · 9786257498067
Her gönlün bir hikâyesi vardır. Bazıları tamamlanmıştır, bazıları yarım kalmıştır. Büyük aşkların çoğu yarım kalan hikâyeler sonucu ortaya çıkar, insanı mecnun yapar. Yarım kalan hikâyelerin bazıları rafların arasında unutulup tozlanırken, bazıları ise yeni bir el tarafından tamamlanır. Eşinin ölümünden sonra kendisini iki yıl sürecek olan bir buhranın içinde bulan Sertaç, kızı Ayşe ile hayatını sürdürmektedir. Ölmüş olsa bile eşine ihanet etmekten çekinen Sertaç, kadınlarla gönül ilişkisi kurmaktan kaçınır. Ancak bu kaçış Cemre ile tanışması ile son bulur. Hayat, Sertaç'ın yarım kalan hikâyesinin tamamlanması; Cemre'nin de tozlu raflarda unutulan hikâyesinin bir aşk adamının gönlünde tozlarından kurtulması için onları bir araya getirmiştir. Sertaç evlendikten bir süre sonra eşinin kendisini aldattığını öğrenir ve çıktığı karanlığa tekrar dönmek üzeredir. Gönlüme düşen cemreydin, bahar getirdin ömrüme Mürekkep oldu hasretin, doldu kalemime Anlatmaya yetmedi seni hiçbir kelime Bir varsın, bir yoksun, masal gibisin
Musa Buğdaycı
bir alıntı ekledi.
Kapının anahtarı olmasına rağmen kapıyı kendisi açmıyordu Sertaç. Evlendiğinden beri eve geldiğinde zili çalar ve içeriden gelen ayak seslerinin kendisini karşılamaya gelen eşi olduğunu düşünerek mutlu oluyordu. Eve girdiğinde yalnız olmayacağını bildiren mutluluğun sesiydi bu ayak sesleri. Cemre kapıyı açtı ve Sertaç’ın boynuna sarıldı. Her sarılma adeta yeniden kavuşmak gibiydi ikisi için de. Özlemlerini gideriyorlardı adeta. Ama bu sarılmanın yine uzun sürmeyeceği belliydi. Ayşe Sertaç’ı gördü. Az önce Cemre ona yemeğini yediriyordu. Yüzünde, elbisesinde mama lekeleri vardı. Ayşe güçlükle ayağa kalktı ve minik adımlarıyla babasına doğru yürümeye başladı. Sertaç onun gülünç hâline bakıyordu. Cemre ile gülüyorlardı ona. Hele Ayşe’nin öndeki dişlerini dudaklarının arasından ortaya çıkarıp paytak paytak yürümesi yok mu işte o anda bu kavuşmanın bir an önce olması için Sertaç da ona yürüdü ve kucağına aldı. Sarıldı, kokladı. Umursamadı az önce yarısını üzerine döktüğü mamadan gömleğinin de nasiplenmesini. Kendi canından bir bedene dokunmak, evladına sarılmak Tanrı’nın nasip ettiği en güzel nimetti onun için.
Musa Buğdaycı
Sayfa 87 - ikinci adam yayınları
2
Her gönlün bir hikâyesi vardır. Bazıları tamamlanmıştır, bazıları yarım kalmıştır. Büyük aşkların çoğu yarım kalan hikâyeler sonucu ortaya çıkar, insanı mecnun yapar. Yarım kalan hikâyelerin bazıları rafların arasında unutulup tozlanırken, bazıları ise yeni bir el tarafından tamamlanır. Eşinin ölümünden sonra kendisini iki yıl sürecek olan bir buhranın içinde bulan Sertaç, kızı Ayşe ile hayatını sürdürmektedir. Ölmüş olsa bile eşine ihanet etmekten çekinen Sertaç, kadınlarla gönül ilişkisi kurmaktan kaçınır. Ancak bu kaçış Cemre ile tanışması ile son bulur. Hayat, Sertaç'ın yarım kalan hikâyesinin tamamlanması; Cemre'nin de tozlu raflarda unutulan hikâyesinin bir aşk adamının gönlünde tozlarından kurtulması için onları bir araya getirmiştir. Sertaç evlendikten bir süre sonra eşinin kendisini aldattığını öğrenir ve çıktığı karanlığa tekrar dönmek üzeredir. Gönlüme düşen cemreydin, bahar getirdin ömrüme Mürekkep oldu hasretin, doldu kalemime Anlatmaya yetmedi seni hiçbir kelime Bir varsın, bir yoksun, masal gibisin
Musa Buğdaycı
İkinci Adam Yayınları
4
Musa Buğdaycı
bir alıntı ekledi.
- Sen ne güzel insansın. Bu dünya, öz annesi senin gibi davranmayan garip çocuklarla dolu. Hayat seni aslında bana değil Ayşe’ye armağan olarak sunmuş. Cehennemimizi cennet eyledin. Hayatımıza hoş geldin. - Hayatı güzel yaşamak, mutlu olmak o kadar kolay ki. Yeter ki insan olduğumuzu unutmayalım. Doğrudur, çok duyuyoruz yavrusuna eziyet eden insan görünümlü şeytanları. Allah onları ıslah etsin. Islah olmazlarsa sonları beter olsun.
Musa Buğdaycı
Sayfa 80 - ikinci adam yayınları
2
Musa Buğdaycı
bir alıntı ekledi.
Büyüdüm artık Söylemiyorum dertlerimi Atıyorum içime ne bulursam Söylesem de değişen bir şey yok Bağırsam duyulmuyor, görülmüyor ağlasam Yalnızlığımı süsledim duvarlara bir bir Ne bulduysam attım çöpe eşe dosta dair Bir ben varım şimdi bir de yalnızlığım Bir bardak rakım, biraz zeytin, biraz peynir Kim geldiyse kovaladım teselliye Defolun, gidin! Kahrolsun yaşamak mı bu Hani kim kaldı yanımda samimi Sahi var mıydı maskesiz âdemi Kimi yüreğinde taşır dertlerini Kimi başkalarına yükler Bir kefen gibi sarar bedeni Kimi için aşktır kimi için hayat Değişir hep nedeni
Musa Buğdaycı
Sayfa 142 - ikinci adam yayınları
3
Musa Buğdaycı
bir alıntı ekledi.
- Biliyorum kızacaksın bana. Sen gittiğinden beri hiçbir gönülde sevgi aramadım. Arayamadım. Koyamadım senin aşkının üzerine bir aşk daha. Söküp atamadım seni kalbimden. Her gelenin yüzüne kapandı gönlümün kapısı. İzin vermedi ki aşkın biri gelsin, otursun gönül evime. Ama sen bırakıp gittin beni, hiç düşünmedin giderken hâlimi. Söyle ne yapayım ben şimdi? Cemre kırıp attı kalbimin kapısını. Sanırım girdi de içeri. Ben nasıl çıkaracağım seni oradan? Çıkarmalı mıyım söyle? Bu bir ihanet mi? Sana ihanet etmekten korktum her zaman, hep kaçındım. Ben kaçtıkça üzerime geldi bu defa aşk. Daha fazla kaçamıyorum bu aşktan ve seni de daha fazla yaşatamıyorum anılarınla. Seni canlı tutmaya çalışmaktan dolayı aklımı yitirmek üzereyim. Kalbim yasını çoktan bitirdi, zihnim hala yasta. Ruhum acı çekiyor, dayanmıyor bedenime ettiğim zulme. Bunu sana söylemem gerekiyor artık. Kalbim Cemre’nin aşkının işgalinde zihnim de senin düşüncenin. Bu düşünceler duygularımla savaş içinde, hangisi kazanacak bilmiyorum ama sanırım ben duygularımın tarafındayım.
Musa Buğdaycı
Sayfa 43 - ikinci adam yayınları
2