·
Okunma
·
Beğeni
·
2.446
Gösterim
Adı:
İhtiyarlara Yer Yok
Baskı tarihi:
20 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758594
Kitabın türü:
Orijinal adı:
No Country For Old Men
Çeviri:
Roza Hakmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
İhtiyarlara Yer Yok
İhtiyarlara Yer Yok
Modern Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan, sıklıkla Herman Melville ve William Faulkner gibi ustalarla kıyaslanan Cormac McCarthy kariyeri boyunca Güney gotiği, Western ve postapokaliptik türlerde verdiği birbirinden başarılı eserlerle Pulitzer, National Book, National Book Critics Circle ve MacArthur Fellowship gibi ödüllerin sahibi oldu. 2007 yılında Coen Kardeşler tarafından sinemaya uyarlanan İhtiyarlara Yer Yok ise “En İyi Film” başta olmak üzere dört dalda Oscar kazandı.
Rio Grande yakınlarında avlanan Llewlyn Moss, bir şeylerin ters gittiği belli olan bir çatışma bölgesine rast gelir. Çatışmadan geriye kalanlar arasında cesetler ve kilolarca eroinin yanı sıra bir çanta dolusu para da vardır. Moss’un kader çizgisi vereceği karar üzerine burada çatallanacak ve deyim yerindeyse bir ölüm meleği peşine takılacaktır.

Kutsal kitaplar kadar kadim, günlük olaylar kadar dehşet verici konulara eğilen İhtiyarlara Yer Yok, kader, adalet, ahlak ve açgözlülük üzerine yazılmış modern bir klasik.

“McCarthy kelimeleri öylesine güzel kullanıyor ki sıradan bir iyi-kötü çatışmasını birinci sınıf bir edebiyat eserine dönüştürüyor.” —AnnIe Proulx

“Amerikan Yüceliğinin pragmatik bir geleneği varsa, Cormac McCarthy’nin kurguları bunun zirvesidir.”
—Harold Bloom
248 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Selam️ Cormac McCarthy “İhtiyarlara Yer Yok”. Pulitzer ödüllü yazarın, modern Amerikan edebiyatına, gotik vestern bir zemin üzerinden; Teksas Meksika hattı, suç trafiğini inşa edişi; eserin türünü “Suç/Gerilim” diye künyesine geçirse de, kendi cephemde ağır bir dram okudum. Şiddet derecesinin yüksekliği, gerçekleşen suç/ların -ansızınlığı- bonkörce nakşedilmiş kanlı sahnelerin çokluğuyla, dikkat çekse de. Bizi, satır aralarında, iki dünya bir de Vietnam savaşı görmüş Amerika’nın, yarım yüzyılda, iyi kötü çatışmasında, nereden nereye evrildiğine de şahit tutuyor. Değişen dünya, değişen insan, sistemli biçimde pragmatik motifleri bize servis eden yazar, eseri iki binli yıllarda kaleme almasıyla, gelecekte yaşadığı ülkenin, Ortadoğu politikalarına da hakim, dolayısıyla yazdığı hikayenin ileriki adımlarının da bir nevi kahini. Hiç ilgisi olmadığı halde, bir çanta para ile uyuşturucu çatışmasının ortasında kalan Moss. Sistemin hem içinde hem dışında, iyi niyetlerini kuşanmış, geçmişle bugün arasında bir yerlerde takılmış, kanun adamı Şerif Bell ve belki de kitabın en ilkeli adamı (zira cinayetleri hususunda, onu para bile engelleyemiyor) seri katil Chigurh. Açgözlülük, hırs, ahlaki ikilemlerin yarattığı yıkım üzerine; ölüm, tanrı, din gibi, belki de insanın insan kalmasına yardımcı olan, ölümden sonraki dünya korkusunu, metaforlarla yükselten yazar, seçtiği coğrafya ile de (kurak topraklar, çöl, sıcak ve ıssızlık) bir minvalde cehennem prototipi oluşturuyor. Konusu, metaforik dili ve puntosuyla, cüssesinin çok üzerinde bir ağırlığa sahip eseri tavsiye listeme aldım. Finali konusunda, bitirdiğim ilk an, acaba son bu mu olmalıydı diye aklımdan geçirdim fakat, oturup üzerinden birkaç saat geçmesini bekledikten sonra, zaten her şeyin o finale giden yol olduğunu kabullendim.
Saygılarımla
(Ödüllü filmi biliyordum ama, türü bana hiç hitap etmediği için, izlemeyi tercih etmemiştim. Kitabı okuyunca, aktarıma olan merakıma yenildim.)
İhtiyarlara Yer Yok ()
Yönetmen Joel Coen, Ethan Coen
Oyuncular: Tommy Lee Jones, Javier Bardem, Josh Brolin
Yapım yılı:2007
Coen kardeşler imzalı, dört Oscarlı film, bilhassa hem bir kitap uyarlaması olarak, hem de oyunculuklarıyla göz dolduruyor. Kitabın genelindeki karanlık, filme de aynen nüfuz etmiş. İlk yarısı, yani hemen hemen bir saatlik süre içinde, film; kitaptan neredeyse kelime bile şaşmadan aktarılmış. ikinci yarıda farkettiğim ufak tefek farklılıklar da, eserin omurgasına etki eden değişiklikler değil (ör; Moss’un aracına aldığı otostopçu kız sahneleri, filmde yok. Onun yerine daha basit bir karşılaşma uygun görülmüş) Filmin hem anlatım dilini, hem de cinai eylemlerdeki sertliğini, kitap kadar katı ve keskin bulmadım. Yönetmenlerinin, eser içindeki metaforik lisanı filme de aktarabilmiş olmaları, iklimin coğrafyanın okuduğumla birebir örtüşmesi ve dahi kast başarısı, her şey yerli yerindeydi. Ama önce kitabını okuduğum pek çok eserde yaşadığım benzer hisleri, bu ödüllü filmde de yaşadım. Kitabı çok çok çok daha etkileyici. Bir sıralama yapmak gerekirse, önce okuyup sonra izlemeniz her daim ilk tavsiyem. İzlediyseniz bile, kitabı okuduğunuzda bana hak vereceksiniz. Filmin reji kısmına değinmiyorum, kamera açıları vs onlar hocamın işi, ben kitapla denklik kısmındaydım.Sevgim üzerinize olsun.
248 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Cormac McCarthy tarafından kaleme alınan ve ilk kez 2005 yılında yayımlanan eser, dilimize 2008 yılında Roza Hakmen tarafından kazandırılmış ve Kanat Kitap etiketiyle basılmıştı. Kitabın 2007 yılında Coen Kardeşler tarafından aynı isimle uyarlanan filmiyse “En İyi Film” başta olmak üzere dört dalda Oscar ödülü alarak kazandığı beğeniyi taçlandırmıştı. Şimdiyse 10 yıllık aradan sonra, yine Roza Hakmen çevirisiyle raflara gelerek bizlere büyük bir eseri kazandırdı.
Rio Grande yakınlarında avlanan Llewlyn Moss Meksikalı kartellerin uyuşturucu savaşından kalan büyük bir miktar para bulur. Çanta dolusu bir para ile ahlaki ikilemini sürdüren Moss'un hayatı, peşine takılan acımasız bir katille kendini yaşam ile ölüm arasında bir kovalamacının içinde bulur. Kitapta para hırsının insanı kendi gerçekliğinden uzaklaştıran bir zaaf olduğu Moss'un durumuyla anlatılmaya çalışır. Kitabın bir yerinde: "Mamon" ile ilgili bir ifade geçiyor. Dipnotta ise "Mamon" şu şekilde açıklanıyor :
Matta 6:24 "Hiçkimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, yada birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz benim Tanrı'ya , hem de Mamon'a kulluk edemezsiniz."mamon Aramicede "zenginlik" anlamına gelmekle birlikte para ya da para kazanma hırsı yerine de kullanılır. Paranın insanı elde eden ve her kapıyı açan bir anahtar olduğu gösterilir. Örneğin kitabın bir yerinde Llewelyn, kanlar içinde Meksika sınırını geçerken gümrük memuruna takılmamak için karşısına çıkan gençlerden birisinin gömleğini ister. Genç ise, Llewelyn”in neredeyse kan kaybından ölmek üzere olduğuna aldırmadan gömleği için kendisine ne kadar ödeyeceğini sorar. Anton Chigurh da araba kazasından sonra kanlar içinde kaldırıma oturduğunda benzer bir yola başvurur, yanına gelen iki çocuktan birisine “Gömleğin için ne kadar istersin?” diye sorar. Çocuğun pazarlık yapacak bir kabiliyeti yoktur belki ama Chigurh”un verdiği parayı arkadaşıyla paylaşmaya da yanaşmaz ve onunla tartışmaya başlar. Tommy Lee kasabanın şerifi olarak adaleti temsil etse de, değişen zaman ile birlikte içinde yaşanılan düzenin güçlüyü ezmeye dönük bir gelecek hazırladığını karamsar bir dille ifade eder. Kitabın bir yerinde:"Eskiden beri sorumluluğun ben de olmasını isterdim bir yanımla.Israrlıydım.İnsanların beni dinlemesini isterdim...Bence hepimiz geleceğe hazırlıksızız, gelecek nasıl olursa olsun.Gelecek her ne olacaksa ki bence bizi destekleyecek gücü olamayacak.Bu konuştuğum ihtiyarlara zamanında bizim bu Teksas'ın sokaklarında yeşil saçlı, burnuna kemik takmış ve anlayamadıkları bir lisan konuşan insanların konuşacağını söyleseler hayatta inanmazlardı."
Değişen çağ ve kapitalist sistemin yarattığı ahlaki çöküş belki de kitabın yan temalarından sadece bir tanesi.
Kitapta anlatılan üç ana karakter olsa da temelde tüm olaylar Şerif Ed Tom Bell hakkındadır. Chigurh ise soğukkanlı bir şekilde insanları öldürmekten kaçınmayan bir piskopat. Yazar ahlaki ikileme düşmeden anlatığı romanında Chigurh gibi bir katili para hırsından uzak olmayı başaran karakter olarak anlatmayı başarır..Onun prensipleri vardır, bu prensiplerin ötesindeki hiçbir şeyin, paranın bile, önemi yoktur. Yazı ve turanın verdiği kararlara bire bir uyar, tavizsidir ve yaptığı anlaşmalara sadık kalır. Moss elinde para çantasıyla kaçarak Chigurh'un zıt karakterine dönüşür.
Filmini beş altı sene önce izlemiştim. Ama kitabı okumak başka bir ayrıcalık. İthakinin böyle bir romanı bizlere tekrar hazırlaması büyük bir şans. Herkese iyi okumalar...
248 syf.
·7/10
Güzel bir kitaptı. Yazar uzatmadan kitaba girmişti. Ama son 50 sayfa beni biraz sıktı. Bence bu kitaba bir şans vermelisiniz. Yazarın anlatış tarzına , yarattığı karaktere bayıldım.
248 syf.
·5 günde·7/10
Son zamanlarda filmlerle pek haşır neşir olamadığım için, İhtiyarlara Yer Yok filmini, kitabını okumakla öğrendim. Gerçi yıllar önce de farkında olmadan bir video kesidi ile izlemişim. Hani şu Josh Brolin'nin kötü adamlardan kaçarken, daha doğrusu nehirde beraberce yüzdüğü bir pitbull köpeğinden kaçarken yaşanan sahneyi kastediyorum. Kitapta geçmiyordu fakat filmine şöyle bir göz gezdirmemle hafızamı tazeledim ve doğruladım. Güzeldi yani, Josh'un -silahları seven Josh'un- nehirden tam sahile çıkarken silahını sudan kurutarak, son anda şarjörü takıp ve o anda köpeğin üstüne çullanması. Genel anlamda da güzeldi. Aynı şey kitap için geçerli değil tabii. Her ne kadar Roza Hakmen güzel bir işi başarmış olsa da. Çeviriden bahsediyorum. Yazarın diğer eseri olan Yolla kıyaslandığında ondan epey üstündü diyebilirim. Hem çeviri olsun hem de anlatılan konu bakımından. Nihayetinde Yol, vermiş olduğu temayla bir yeryüzü bilim-kurgusunu tam anlamıyla başaramadı. Filmi de ayrıca kötüydü. Öte yandan ipleri Roza Hakmen'ın elinde olan İhtiyarlara Yer Yok'ta, çeviri güzel olsa da ve hatta konu da gayet sürükleyici de olsa, nedendir bilinmez roman yazım taslağının tuhaflığı okuyucuda ister istemez bir soğukluk yaratıyor. Bu yazardan mı kaynaklanıyor bilemedim şahsen. Eserde geçen kişi konuşmaları ve seslendirmeler, alışılageldik bir yöntem ile değil de bir paragraf içinde birbirine yapışık bir biçimde yazılmış. Böyle olunca da soru soran veya cevaplayan kişinin hangisi olduğu sıkıntıları doğuyor. Yol isimli eseri zaten başlı başına bir kendi kendine konuşma biçimi gibi bir şeydi. Sonuç olarak bence filmi kitabına 10 basar.

Filmi güzeldi dedim, neden güzel olmasın? Öncelikle başrolde Javier Bardem gibi işini iyi bilen bir katil profilimiz var. Tommy Lee Jones ve Josh Brolin de bence iyi yakışmış. Acele etmeyen fakat yeri geldiğinde de sahnelerin hakkını veren bir film olmuş. Bardem'i özellikle beğendim. Soğukkanlı ve sabırlı bir çehre. Ama filmler ve kitaplar her zaman eşit doğrultuda gidemiyor. Son olarak kitap bir gerilim havasında sürerken bir yandan da Şerif'in kendi hayatını bir günlükten okuyoruz. Ortada dolanan bir para ve birbirlerini kovalayan iki adam. Meksika'nın mafya ve çete havasını solurken ister istemez de Tommy Jones karakterli kasaba şerifinin polisiye dolu macerasını yaşamız oluyoruz. Gel gör ki isminden de anlaşılacağı üzere bir topluma yaşlılar üzerinden bakış açısı diyebiliriz bu romana. Halktan soyutlanan ihtiyarlar ve farkında olmadan bir çöküntü yaşayan genç-yetişkin topluluğu. Açgözlülüğün herkesi bir canavara dönüştürdüğü toplumda kimileri ise vicdanlarını test edecektir. Kazananı olmayan bir yarış... Saygılar...
248 syf.
·6 günde·7/10
Şimdiye dek, İhtiyarlara Yer Yok kadar filmi ile özdeşleşmiş bir kitap okumamıştım. Genellikle daha çok ayrıntıya sahip olmanın verdiği güçle kitaplar filmlerden birkaç adım önde olurlar. Ancak İhtiyarlara Yer Yok kitabında durum farklı. Film ve kitap yapboz parçaları gibi birbirini tam manasıyla tamamlıyor.

İhtiyarlara Yer Yok kendine o kendine özgü eserlerden biri. Aslına bakarsak, sıradan bir polisiye-suç kitabı gibi başlıyor. Kitabın üç ana karakterinden biri olan Moss, Teksas’ın uçsuz bucaksız çöllerinde avlanırken, sonu kötü bitmiş bir uyuşturucu ticaretine denk geliyor ve bu ticarette kullanılan oldukça yüklü miktardaki parayı tereyağından kıl çeker gibi ele geçiyor. Tabii böyle yüksek miktarda kara paranın peşine azılı bir katil olan Chigurh düşüyor. Olayları soruşturan ve kitapta iyi adamı oynayan ana karakter ise eski toprak Şerif Bell.

Hem kitap hem de film çok fazla metafor barındırıyor. Bu metaforlar genel anlamda kötülük problemi ve kötülük probleminin kaynağı olan hırs, açgözlülük ve toplumsal ve bireysel ahlaki yozlaşmanın üzerine. İşte, kitabın aynı zamanda filmin de derinliği ve farklılığı burada ortaya çıkmaya başlıyor. İhtiyarlara Yer Yok, sıradan bir polisiye romandan sıyrılıp felsefesi ve alt metni olan modern bir esere evriliyor. Özellikle kitabın bölüm başlarına konumlandırılan Şerif Bell’in dünyaya hükmeden onca kötülüğe bir anlam veremeyip içini döktüğü mektuplar kitabın özünü ihtiva eden hazinesi niteliğinde. Öyle ki defalarca okunacak cinsten.

Bir sinema şaheseri olan film içinse ayrı bir parantez açmak istiyorum. Zaten film, en iyi film dâhil olmak üzere kazandığı dört Oscar’la kalitesini çok fazla bir şey söylemeden gösteriyor. Oyunculuklar, kamera açıları ve kitaptaki metaforların filme aktarılışı harikulade. Hatta kitaptaki açık uçlu birçok nokta film sayesinde daha bir görünür oluyor. İhtiyarlara Yer Yok, son sayfasını ya da son sahnesi bittikten hemen sonra üzerinden araştırma ve inceleme yapmaya gerek olan hazmı biraz zaman alan eserlerden. Benim fikrim kitap okunduktan sonra filmi de izlemek elzem.
248 syf.
·9/10
Bir avcının bir çatışma bölgesinde eroin ve cesetlerle karşılaşması ile başlayan sürekli gerilimli ve sonu sürprizlerle dolu bir roman. Çarpıcı diyaloglar ve canlı sahnelerle tempo hiç düşmüyor. Bolüm aralarindaki yazarın düşünceleri bir soluklanma ve farklı bir atmosfer sağlıyor. Yazarın büyüleyici anlatımı romanı sıradan bir macera olmaktan kurtarıyor.
248 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Lisedeyken filmini izleyip cok beğenmiştim. Kitabını görür gormez almak istedim. Daha ilk sayfasindan kan, cinayet, vahsetle karşı karşıya kaliyorsunuz. Ithaki yazarin kitaplarini cevirmeye devam edecekmis. Ozellikle pulitzer odullu "Yol" kitabini bekliyorum. "Ihtiyarlara Yer Yok " filmide basta "En iyi film olmak uzere 4 dalda oscar almış.
248 syf.
·11 günde·5/10
Kitabını okudum ama çok sürükleyici bir kitap değil ve kopukluklar çok fazla geldi bana. Filmi kitabından çok daha iyi kesinlikle. Benim için ortalama sayılacak kitaplardan bir tanesi oldu. Karışık bir kitap sonuçta.
248 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Özellikle mektup kısmındaki anlatı mükemmel.

İlk yarısından sonra kitap mükemmel hızlanıyor ve çok zevkli geçiyor tabi hızlanıp tüketmeyin hemen. Yavaş yavaş okuyun göndermeleri, mizahı, edebiyatı anlayın. Özellikle Moss ve Chigurh’un diyalogları çok şey katar insana. Moss’un kızla karşılaştığı bölümde çok iyiydi.
248 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
İlk defa bu yazardan bir kitap okuyorum ve son olmayacağı kesin. Çevirmen Roza Hakmen tek kelimeyle harika çevirmiş konuşurkenki harf eksikliklerine kadar örneğin neredesin değil nerdesin sık sık geçiyordu bunun gibi şeyler yazarın dilini korumuş. Çok başarılı bir çeviriyle okuduğumuzu düşünüyorum.

Karakter yaratımı da çok hoşuma gitti, kimse kusursuz değil belki Chigurh dışında hepsinin kendine göre haklı sebepleri var. Chigurh gibi psikopatlar baya nadir görülür. Kitabın sonu beni çok şaşırttı. Şerif Bell ilk başlarda önemsiz bir karakter gibi görünmüştü ama anlıyorsun ki o karakter olmasa İhtiyarlara Yer Yok deyişinin anlamı olmazdı.
Geçenlerde gazetede okudum ve birkaç öğretmen otuzlu yıllarda ülke çapında birçok okula dağıtılan bir anket bulmuş. Ülkenin değişik yerlerinden gönderilip cevaplandırılmış ve doldurulmuş anket formları. Karşılaştıkları en büyük sorunlar diye sınıfta konuşmak ve koridorlarda koşmak gibi şeyler yazmışlar. Çiklet çiğneme. Ev ödevlerinde kopya. Bu tür şeyler. Doldurulmamış anket formlarından birini çoğaltıp yine aynı okullara göndermişler. Kırk yıl sonra. Cevaplar gelmiş. Tecavüz, kundakçılık, cinayet. Uyuşturucu. İntihar. Bunu çok düşündüm. Çoğu zaman dünyanın gidişatı kötü falan dediğimde insanlar gülümseyip yaşlandığımı söylüyor bana. Yaşlanma göstergesiymiş. Ama bana sorarsan insanların ırzına geçip öldürmekle çiklet çiğnemek arasında fark göremeyen bir insan benden çok daha kötü durumdadır. Kırk yıl o kadar uzun bir süre değil. Belki kırk yıl sonra bazıları uyanır. Çok geç olmamışsa.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İhtiyarlara Yer Yok
Baskı tarihi:
20 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758594
Kitabın türü:
Orijinal adı:
No Country For Old Men
Çeviri:
Roza Hakmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
İhtiyarlara Yer Yok
İhtiyarlara Yer Yok
Modern Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan, sıklıkla Herman Melville ve William Faulkner gibi ustalarla kıyaslanan Cormac McCarthy kariyeri boyunca Güney gotiği, Western ve postapokaliptik türlerde verdiği birbirinden başarılı eserlerle Pulitzer, National Book, National Book Critics Circle ve MacArthur Fellowship gibi ödüllerin sahibi oldu. 2007 yılında Coen Kardeşler tarafından sinemaya uyarlanan İhtiyarlara Yer Yok ise “En İyi Film” başta olmak üzere dört dalda Oscar kazandı.
Rio Grande yakınlarında avlanan Llewlyn Moss, bir şeylerin ters gittiği belli olan bir çatışma bölgesine rast gelir. Çatışmadan geriye kalanlar arasında cesetler ve kilolarca eroinin yanı sıra bir çanta dolusu para da vardır. Moss’un kader çizgisi vereceği karar üzerine burada çatallanacak ve deyim yerindeyse bir ölüm meleği peşine takılacaktır.

Kutsal kitaplar kadar kadim, günlük olaylar kadar dehşet verici konulara eğilen İhtiyarlara Yer Yok, kader, adalet, ahlak ve açgözlülük üzerine yazılmış modern bir klasik.

“McCarthy kelimeleri öylesine güzel kullanıyor ki sıradan bir iyi-kötü çatışmasını birinci sınıf bir edebiyat eserine dönüştürüyor.” —AnnIe Proulx

“Amerikan Yüceliğinin pragmatik bir geleneği varsa, Cormac McCarthy’nin kurguları bunun zirvesidir.”
—Harold Bloom

Kitabı okuyanlar 101 okur

  • Sezen Yıldız
  • Betül Dokmeci
  • Beyza
  • Emirhan Hasanoglu
  • Kitapzede
  • Tugay
  • o z n u r
  • Sümeyra çelik
  • Kürşat Akpınar
  • Ege

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.4 (5)
9
%14.6 (7)
8
%22.9 (11)
7
%14.6 (7)
6
%4.2 (2)
5
%2.1 (1)
4
%2.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%2.1 (1)