İki Şehrin Hikayesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
201,3bin
Gösterim
Adı:
İki Şehrin Hikayesi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059133142
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Tale Of Two Cities
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Çatı Yayınları
O günler en iyisiydi, ya da en kötüsüydü, akıl çağıydı ve aptallık çağıydı, inançlar zamanıydı ve inançsızlıklar zamanıydı. Işık mevsimiydi ve karanlık mevsimiydi, umut baharıydı ve umutsuzluk kışıydı; yaşayabilmek için her şey vardı önümüzde ve yaşayabilmek için hiçbir şey yoktu önümüzde; hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan cehenneme gidiyorduk. Kısacası o günler, tıpkı şimdiki gibi o kadar uzaktaydı ki, kimileri iyi ve kötü şeylerin üstünlük derecelerini karşılaştırdığında, o günlerin gelmiş geçmiş en iyi günler olduğunda ısrar ediyorlardı.

Ingiltere tahtında bir kraloturuyordu, büyük ağızlı ve çirkin suratlı. Fransa tahtında bir kral vardı geniş ağızlı ve bir de kraliçe, güzel yüzlü. Bu iki ülkede de kristalden bile daha parlak olan; devletin özel çıkarları uğruna korunan balık ve ekmeklerine bakan soylular, var olan her şeyin değişmeden var olmaya devam edeceğini düşünüyorlardı. Bizim kralımız ın yıllarıydı, bin yedi yüz-bin yedi yüz yetmiş beş. Günümüzde olduğu gibi bu güzel yıllarda da ruhsal keşifler Ingiltere`ye bırakılmıştı. Bayan Southcott bu yakınlarda yirmi beş kez kutsanmış doğum gününe katılmıştı. Hayat koruyucularına özel kahinlik yeteneğine sahip bir asker Londra ve Westminster`ın yutulması için hazırlıklar yapıldığını önceden bildirerek, bu kutsal varlığın gelişini haber vermişti...      
464 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Roman dönemi anlatan çok güzel bir paragraf ile başlıyor:

Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem de hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik yada tam öteki yana...

Devamında ise şu cümleler geçiyor.

- sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece" daha" sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.

Hikaye 1770'lerde geçerken roman 1859'da kaleme alınıyor ve "şimdikine öylesine yakın bir dönemdi" tabirini kullanıyor yazar. Peki devrimden yıllar sonra bile bu ayniyetlerin kaynağı ne? Yazar işte bu kaynağa götürüyor bizi ve onun bütün yüzlerini gösteriyor bize: insanın.

Fransız İhtilali'ni içeren o dönemi bir belgesel tadında ancak bir grup insan üzerinden yaşatarak işleyen etkileyici bir dönem romanı İki Şehrin Hikayesi. Yazar 18.yüzyıl Fransa'sını; halkın acılarını, açlığı, emekçilerin iktidarın bir ayaktakımından ibaret olduğunu bize resmediyor adeta.

Kitapta ana karakterlerin dışında güçlü olan çok fazla karaktere yer verilmiş. Kişilerin birbirleri ile olan bağı ise sayfalar ilerledikçe daha da ilgi çekiyor ve kitabın sonuna dek devam ediyor. İyi niyetli, kötü kalpli, öfkeli, sevecen, intikamcı, affedici, vicdanlı yani çevremizde olduğu gibi hayatta olduğu gibi karakterlerle örülmüş kitap ve hepsinin ana olay etrafında kendi hikayeleri var aslında.

İnsandan başka hiçbir canlının bu denli acımasız olamayacağını, ezilenlerin bile fırsatını bulduğunda başka insanları benzer acılara maruz bırakabileceğini, yani insan denilen varlığın akıl sır ermez kötülük potansiyelini görüyoruz. Sizin de okuduklarınız gözünüzde canlanıyorsa, kendinizi öfkeli bir kalabalığın ortasında kanlar içinde bulabilirsiniz. Kendi küçük yaşantılarımızda bile benzer örnekler var aslında. Öyle ki çektikleri eziyetler karşısında gelinlerine de aynı muameleleri yapan, bunu hak sayan çok sayıda örnek barındırıyoruz toplumumuzda. Diktatörlüğün yeri ve zamanı olmadığını gösteren küçük bir örneklem yalnızca.

Kitapta sevmenin, sevilmenin güzelliği de vurgulanmış. "Ya benimsin ya kara toprağın!" nidalarına alışık olan bünyelerimizde sevilen uğruna yapılan fedakarlıklar etkileyici ve dramatik.

Yine feda edilen insanlar var kitapta, her devrim kanlı mı olmak zorunda? Vicdanına yenik düşmemeye çalışanlar, bir duvar kadar katı olanlar...
Yaşamadan bilemez miyiz bazı duyguları? Ya da yaşadığımızda hak verir miydik ne kadar zalimce olursa olsun yaşananlara?

Umarım okuma şansınız olur sizin de.
Sevgi, kitap ve sağlıkla kalın...
358 syf.
·9/10 puan
İki şehrin Hikayesi..Çoğu kişiye ağır gelebilir ama bence muhteşemdi...Kitabı sonuna kadar normal seyirde okudum.O kadar çok etkilenmedim yani.. Ama o final varya o final.... Kitap hakkındaki bütüüünn negatif düşüncelerimi sildi, kitabı bitirdikten sonra vayy be dedim...Ve hala bu kitabı o finaliyle hatırlarım .. Acayip etkilenmişimki uzun zaman önce okumama rağmen hala ah çekerim.Finalde yalnız ama zeki avukatın sırf sevdiği kadın mutlu olsun diye yaptığı kahramanlık (ki nasil bir kahramanlıktır o ) ön plana çıkıyor. Bu karakter aslında sevilmeyen, yalnız ama son derece zeki...Ama ben onu sevdim hemde çok..
  • Beyaz Diş
    8.6/10 (9,9bin Oy)9,6bin beğeni40,1bin okunma17,6bin alıntı297,4bin gösterim
  • Yüzyıllık Yalnızlık
    8.3/10 (6,4bin Oy)6,5bin beğeni22,5bin okunma16,8bin alıntı157,7bin gösterim
  • Denemeler
    8.7/10 (7,5bin Oy)8bin beğeni31,1bin okunma99,5bin alıntı143,8bin gösterim
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi
    8.8/10 (15bin Oy)14,7bin beğeni51,3bin okunma50,2bin alıntı314,2bin gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (6,2bin Oy)5,6bin beğeni23,8bin okunma24,8bin alıntı221,3bin gösterim
  • Dava
    7.7/10 (7,6bin Oy)7,1bin beğeni32,7bin okunma19,2bin alıntı176,3bin gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.2/10 (9,3bin Oy)8,5bin beğeni34,6bin okunma50,6bin alıntı202bin gösterim
  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü
    8.6/10 (7bin Oy)7,5bin beğeni24bin okunma61,7bin alıntı170,6bin gösterim
  • Sefiller
    9.2/10 (13,2bin Oy)15,4bin beğeni53,1bin okunma80,7bin alıntı354,9bin gösterim
  • Sofie'nin Dünyası
    8.6/10 (6,1bin Oy)6,7bin beğeni23bin okunma32,8bin alıntı167,4bin gösterim
464 syf.
·19 günde·Beğendi·8/10 puan
Bu ilk yazdığım kitap incelemesi, genelde cümleleri bir araya getirip duygularımı ifade etmekte zorlanırım. Yazmak benim için en zor şeylerden biridir. Ama bu kitaba karşı yopun duygularımı bir yere kaydetmezsem aklımdan silinip gideceği korkusu beni bu incelemeyi yazmaya itti.kitapta ihtilalin her yönüyle algılanmasını sağlayacak bi anlatım vardı.Kahramanların psikolojik analizleri ise beni kitaba bağladı.Dili gayet akıcıydı. Kitabın sonunda çok duygulandım ama merakınızı öldürecek hiçbir bilgi vermek istemiyorum genel olarak iyi ki okumuşum diyorum
463 syf.
·10/10 puan
Of ne muhteşem bir kitaptı yaa.Bir kitapta en sevdiğim şey olayın içine seni de almasıdır.Beni öyle bir aldı ki artık kitabı elimden hiç düşürmek istemedim acaba ne olucak şimdi ne olucak diye diye.Sonu muhteşem biten bir kitap gerçi sasirmadim tahmin edilebilir bir şeydi okuyanlar da bence anlamıştır.

Doktor Manette 18 yıl mahkum olur ve delirir.Bir kızı vardır Lucie ama kızının babasından babasının kızından haberi yoktur.Bir gün Bay Lorry Lucie'ye babasının yaşadığını söyler ve ona götürür.Babasını iyileştirir kendine getirir.Bir de sürgündeki Fransız aristokrat Charles Darnay vardır ve onun Ingiliz avukatı Sydney Carton bu iki adam Lucie'ye aşık olur.Biri şanslı olup bu kızla evlenecektir ve sonu mutlu olacaktır bir diğeri de aslında kendini feda edip başkalarının mutlu olmasını sağlayacaktır.

Keyifli okumalar.
464 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Zamanların en iyisi,zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem Umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hemşerim hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennette gidecektik ya da tam öteki yana...
494 syf.
·9 günde·7/10 puan
Roman, 18. yüzyılın son çeyreğindeki Londra ve Paris şehirlerine ışık tutuyor. Bu iki şehrin o dönemde hangi durumlarda olduğunu tarihin ışığında kurgusal bir roman ile anlatmış yazar. Bu iki şehir baz alınarak Fransız Devrimi'ne giden süreç anlatılıyor. Yazar, ülkeyi yönetenlerin yozlaşmışlığını, yönetici sınıfın, halkın yoksulluktan kırılmasına rağmen parayı har vurup harman savurmasını eleştirirken aynı zamanda Fransa'da devrimden sonra oluşan terör dönemindeki yapılan isyanları, insanların vahşi varlıklara dönüşmesini, idamları da eleştiriyor. Fransız Devrimi'nin Londra'daki insanları bile nasıl etkilediğini görüyoruz. Yazarın, kitabın ilk cümlesinde dediği gibi insanlık hem bilim ve felsefeyle bir aydınlık çağa giriyordu, hem de açlık ve yoksulluğun getirdiği, baş kaldırma ve isyan dönemlerine giriyordu.
İyi bir roman ama bana fazla okuma zevki verdiğini söyleyemem. Kitabı okurken dikkatim farklı yerlere fazlasıyla dağıldı. Konunun, anlatılış şeklini fazla beğenmedim. Yine de Dünya Klasikleri arasında olan bir kitabı bitirdiğim ve tarihi bilgilerimi arttırdığı ve pekiştirdiği için mutluluk duyuyorum.
272 syf.
Kitap Fransız Devrimi döneminde geçiyor. Monarşi döneminde büyük bir haksızlık yaşamış kişinin kurtarılıp İngiltere'ye götürülmesiyle başlıyor, cumhuriyet döneminde büyük bir haksızlık yaşamış başka birinin kurtarılıp İngiltere'ye götürülmesiyle son buluyor. Aslında sorunun rejimlerde değil insanların gücü nasıl kullandıklarıyla ilgili olduğunu düşündürüyor. Ayrıca günümüzde de kendi ideolojisinde insan iktidar sahibi olunca yaptığı her şeyi doğru bulan tam tersi durumda ise her şeyi yanlış bulan insanları hatırlatıyor, onlara sinirlenmenize sebep olabilir. Kitabın üçte ikisinde olaylar yavaş ilerliyor fakat son kısımda elinizden bırakamıyorsunuz, olaylar hiç durmuyor.
272 syf.
·Puan vermedi
Birbirine çok benzeyen iki genç biri suçsuz yere idam edilmek üzere biri ise avukat. İdam edilecek olan adamın karısına aşık . Ve idam edilecek adamın yerine ölmeye hazır...
400 syf.
·9/10 puan
Kitapa yeni başlanıldığında biraz karışık olabilir ama okuduktan sonra konu birden meraklı bir hal alıyor ve finaliyle adeta mükemmel bir bir kitap oluyor çok begendim
464 syf.
·12 günde·Puan vermedi
“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana- sözün kısası” diye başlıyor kitap.
Zamanın ihtiraslarını, zıtlıklarını ve çelişkilerini daha en başta gözler önüne seren bu giriş cümlesi, en çok beğenilen beş kitap giriş cümlesinden biri olarak seçilmişti takip ettiğim bir sayfada .
Fakat bu kitabı asıl seçkin yapan unsur ise 18. yüzyılı tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermesidir.
Charles Dickens bu romanında Fransız Devrimi’nin arka planında olan gerçekleri okuyucularına aktarmaya çalışıyor. Her devrimin olduğu gibi bu devrim de acı ve ümitsizlikten doğduğunu ama doğuşun sancılarının insanlarda bıraktığı etkiyi bir aşk hikayesi ile bizlere sunuyor.
Olaylar Londra ve Paris şehirleri arasında ceryan ediyor. Yazar çok küçük ip uçları versede verdiği ip uçlarıyla tahmin yürütmek nerede ise imkansız halde.
İlk başlarda sürükleyici olmayan kitabın sonlarına doğru kendinizi şaşırmış bir halde bulabilirsiniz.
Tarihi roman sevenlere mutlaka tavsiye ederim.
Keyifli okumalar...
478 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap çok güzel içindeki konu ,karakterlerin yaşamı ve birbirine bağlılıkları çok iyi anlatılıyor
Zamanında halkın baskaldirmasiyla ele geçen yönetim ve o yönetimin bı sürü insanı giyotinden geçirmesi .o sırada kahramanın ülkesini terkettiği ve evlendikten sonra tek başına gelerek yonetimin onun üzerine el koyması sonrasında idama mahkum etmeleri ama sonra eşinin babası yardımıyla kurtarılan . Tabi kızın babasının da efsane bı hikayesi var .kısaca okunmaya değer bı kitap.
472 syf.
·36 günde·Beğendi·9/10 puan
Okunması gereken klasikler üzerine düzenlenmiş listelerin bir tanesinde birinci sırada görüp merak edip aldığım bir kitaptı. Sonlarına doğru ne demek istediklerini iyice anladığım bir kitap oldu...
Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü oldukça sakin, ikinci bölümü karışık geçerken üçüncü bölümünde neler olduğunu anlamanın çözmenin ve yaşamanın içinde kaldım.
İki şehrin birbirine bağlanan zor hikayesi.. Olayın içine girmek konusunda ortalama bir okur sabrı gösterdikten sonra kendini size zorla okutan kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.
"Benim gibi kül olmuş bir adamı ateşe çevirdiniz, ama öyle bir ateş ki hiçbir şeyi yakamıyor, yalnızca kendi yanıyor.."
Öldüğümde çok sevdiğim şu kitabın sayfalarını artık çeviremez olacağım, bu yüzden de ölmeden önce hepsini okumuş olmaya dair nafile bir umut besliyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İki Şehrin Hikayesi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059133142
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Tale Of Two Cities
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Çatı Yayınları
O günler en iyisiydi, ya da en kötüsüydü, akıl çağıydı ve aptallık çağıydı, inançlar zamanıydı ve inançsızlıklar zamanıydı. Işık mevsimiydi ve karanlık mevsimiydi, umut baharıydı ve umutsuzluk kışıydı; yaşayabilmek için her şey vardı önümüzde ve yaşayabilmek için hiçbir şey yoktu önümüzde; hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan cehenneme gidiyorduk. Kısacası o günler, tıpkı şimdiki gibi o kadar uzaktaydı ki, kimileri iyi ve kötü şeylerin üstünlük derecelerini karşılaştırdığında, o günlerin gelmiş geçmiş en iyi günler olduğunda ısrar ediyorlardı.

Ingiltere tahtında bir kraloturuyordu, büyük ağızlı ve çirkin suratlı. Fransa tahtında bir kral vardı geniş ağızlı ve bir de kraliçe, güzel yüzlü. Bu iki ülkede de kristalden bile daha parlak olan; devletin özel çıkarları uğruna korunan balık ve ekmeklerine bakan soylular, var olan her şeyin değişmeden var olmaya devam edeceğini düşünüyorlardı. Bizim kralımız ın yıllarıydı, bin yedi yüz-bin yedi yüz yetmiş beş. Günümüzde olduğu gibi bu güzel yıllarda da ruhsal keşifler Ingiltere`ye bırakılmıştı. Bayan Southcott bu yakınlarda yirmi beş kez kutsanmış doğum gününe katılmıştı. Hayat koruyucularına özel kahinlik yeteneğine sahip bir asker Londra ve Westminster`ın yutulması için hazırlıklar yapıldığını önceden bildirerek, bu kutsal varlığın gelişini haber vermişti...      

Kitabı okuyanlar 27,7bin okur

  • Mesut Özcan
  • Ali aksu
  • Ahmet Sedat Oktay
  • Yunus Yalçın
  • Şule Uslu
  • Elif
  • irem ersoy
  • Ünal Yumer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0 (1)
8
%0
7
%0 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları