1000Kitap Logosu
İki Şehrin Hikayesi
İki Şehrin Hikayesi
İki Şehrin Hikayesi

İki Şehrin Hikayesi

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.5
8,3bin Kişi
30,7bin
Okunma
8,4bin
Beğeni
231bin
Gösterim
399 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 11 sa. 18 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Armoni Yayınları · 31 Aralık 2004 · Karton kapak · 9789758523384
Diğer baskılar
Charles Dickens romanını şu sözlerle anlatıyor: Bu hikayeyi kendi benliğimde bir tek varlık haline getirmek için büyük bir istek duydum. Kendimi hayalimde, üstün bir dikkati, ilgisi olan, gözlemi güçlü bir seyircinin ruhu içinde canlandırdım. Romanı gözden geçirince gördüm ki, bu sayfalarda yaşanan, duyulan ne varsa hepsini kendimde yaşamış ve duymuşumdur. İngiltere'de bir kral ve kraliçe, Fransa'da bir kral ve kraliçe, çevresinde ise her şeyin yolunda olduğundan ve sonsuza kadar da böyle kalacağından emin olan soylular ordusu.....
5 mağazanın 210 ürününün ortalama fiyatı: ₺16,63
8.5
10 üzerinden
8,3bin Puan · 1312 İnceleme
Ege
İki Şehrin Hikâyesi'ni inceledi.
464 syf.
·
17 günde
·
Puan vermedi
Büyük Bir Çarpışmanın Arasında Bir Hikaye
Eser, tarihi bir roman niteliğini taşıdığı ve konusunu Fransız Devrimi’ nden aldığı için öncelikle Fransız Devrimini özetlemek eserde anlatılan konuyu anlamak için daha faydalı olacaktır. Not: İncelememde elimden geldiğince eser de geçen hikayenin gerçek olaylar ile bağlantısında açıklayacağım. Fransız Devrimi 1700 yılların sonlarına gelindiğinde, Fransa pek de iyi bir konumda değildi. Dış borçlanma ve kaybettikleri koloniler sebebi ile ekonomik bir kriz içindeydi. Bu durumun etkisi ile vergiler bir hayli arttırılmış, köylüler şehirlere akın etmeye başlamıştır. Halk arasında yaşayan bir takım aydın kesim, özgürlük ve eşitlik arayışı filizlenmişti. Kral 16. Louis otoritesinin Tanrıdan geldiğini (Teokrasi) savunan bir yöneticiydi. Kral her ne kadar otoritesinin Tanrıdan geldiğini söylese de iyi bir yönetici olduğunu söylemek pek mümkün değildi. Çevresinde sadece Aristokrat kesime yer veriyor ve her gün onlarla sarayda eğlenceler düzenliyordu. Fransa’da halk açlıktan tükenirken ancak bu eğlencelerden kalan artıklara ulaşabiliyorlardı. Fransa’da yaşayan Burjuva sınıfı ile köylü sınıfının hiçbir şekilde yönetimde söz hakları bulunmuyordu. Bu duruma rağmen vergi veren kesim sadece burjuvalar ve köylülerdi. Bunun sonucunda yoğun baskılar sebebi ile kral, içinde halkın temsilcilerinin olduğu bir meclis toplantısı yapmak zorunda kaldı. Bu toplantıda kralın sol yanına devrimden yana olan Jakobenler sağ tarafına ise eski düzenden yana olan din adamları ve soylular oturmuştur. Ek bilgi! Bugün bilinen sağcılık ve solculuk terimleri bu oturuş düzeninden doğmuştur. Fakat devrimin asıl sahipleri Burjuva kesimi olmuştur ve halkı yönlendirip onları bir milis gücü olarak kullanmışlardır. Burjuva biraz daha halk tabakasına göre okumuş bir kesim olduğu için, kral bu toplantıda halkın sadece çok küçük bir kesimini kayırınca artık umutlar tükenmiş ve iş çığırından çıkmış ve kral halkın tepkisinden korktuğu için meclisin kapılarını sonuna dek kapatmıştır. Halk ile kral arasındaki son iletişim yolu da bununla birlikte ortadan tamamen kalkmıştır. Meclise katılmış olan temsilciler meclis kapısının kapalı olduğunu görünce, her gün başka bir yerde toplanmaya karar verirler ve bir İnsan Hakları Bildirgesi yayınlarlar. Bunun üzerine kral halkın yanında olan bazı görevlileri görevden alır. Bunun üzerine halk ayaklanarak baskının ve işkencenin zulmü olan Bastil Hapishanesini ele geçirir. Bu durum ile halk hareketi başlamıştır. Her yerde başlamış olan hareketlenmelerin ardından insanlar birbirlerine yurttaş demeye başlamıştır. İsyanlar sonucu kurucu meclis toplandı ve İnsan Hakları Bildirgesi resmi olarak yayınlandı. Bunun ardından ulusal egemenliğe dayanan bir anayasa hazırlanarak monarşinin yetkileri sınırlandırıldı. Bunlar sonucunda feodalite yıkıldı. Kısaca Fransız Devrimi bu şekilde olmuştur. Fransız Devrimini etkileyen düşünürler. Voltaire, Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau Bu üç Fransız düşünürün ortak noktası, Birçok Fransız’ı Fransız rejiminin çürüdüğüne ve yerine daha iyi bir sistemin kurulacağına ikna etmeleri olmuştur. -Voltaire: Fikir olarak sosyal ve iktisadi reformlar görüşü. -Montesquieu: Kuvvetler ayrımı ilkesi. -Jean-Jacques Rousseau: Kişisel haklar için, Toplum Sözleşmesi anlayışı. Fransız Devrimine etki olarak bu üç düşünürün ayrı ayrı görüşleri devrim için bir hayli etkili olmuştur. Sizi çok sıkmak istemiyorum fakat eserimiz Fransız Devrimi temel alarak oluşturulmuş bir hikaye olduğu için ve Fransız Devriminin sonucunun dünya tarihini kökünden değiştirecek etkisi olduğu için Fransız Devriminin sonuçlarından da kısaca bahsedip eserimizi incelemeye geçeceğiz. - Yıkılmaz diye düşünülen gücünü ve kudretini Tanrı’dan aldığını iddia edilen krallıkların yıkılabileceği gerçeği ortaya çıkmıştır. - Demokrasi ve halk egemenliği kavramı oluşmaya başladı. - Milliyetçilik ilkesi dünyada yaşayan birçok halkın zihninde oluştu ve başta Osmanlı Devleti olmak üzere birçok ulus devletin yıkılmasına sebebiyet verdi. - İnsan Hakları Bildirisi, Fransızlar tarafından dünyada kabul gören bir bildiriye dönüştü. Şimdi eserimizde yaşanan olaylar ile Fransız devriminde yaşanan gerçeklerin analizinden bahsedeceğim. 1-Giyotin: Devrim döneminde hikayede de geçtiği gibi gerçekten de kullanılmıştır. (20 Mart 1792'de giyotin resmi olarak Fransa'nın idam aleti haline geldi.) 2-Bastille Hapishanesine baskın: Devrimin başlangıç döneminde hikâyede de geçtiği gibi baskın yapılmış ve devrimin başlangıç niteliğini taşımıştır. 3-Charles Darnay’in vatan hainliği davası: Fransa, Britanya’ya karşı olarak Amerikan Devrimine finansal destek sağlamıştır. Bu durumda Fransa ve Britanya arasındaki gerginliği ve düşmanlığı daha çok artmıştır. Hikayede geçen davayı hatırlayan okurlar durumu daha iyi anlayacaklardır. Bu gerginlik döneminde casusluk olayları da hikayede de geçtiği gibi yaşanmıştır. Konunun detayı için (7 yıl savaşlarını araştırmanızı öneririm.) 4-Hikayede geçen kral ve saray: Bahsedilen dönemde, hikayede geçtiği gibi saray savurgan ve keyfine düşkün bir haldeydi. Amerikan Devrimine yapılan finansal destek ile Fransa ekonomisi iyice kötüye gitmiş ve köylüler ve burjuvalardan daha yüksek vergiler alınmıştır. 5-İdamlar: Hikayede bahsedildiği gibi gerçekte de haklı veya haksız detaylı araştırılmadan birçok insan idam ettirilmiştir. 6-Devrim: Hikayede geçtiği gibi Fransız Devrimi bir süre sonra kontrolden çıkmış, yerini kan ve dehşete bırakmıştır. Bu sebeple birçok yerde Kızıl Devrim diye nitelendirilmiştir. Ayrıca tarihte de gelmiş geçmiş en kanlı devrim olarak bilinir. 7- Devrimin planlanama yerleri: Eserde de geçtiği gibi Fransız Devriminin örgütlenme aşamaları, bar ve kafe gibi alanlarda başlamıştır. Son olarak da eserimizden bahsedelim Öncelikle Charles Dickens okumadan önce Stefan Zweig’ın Üç Büyük Usta eserini okumanızı tavsiye ederim. Eserimiz, üst kısımda da bahsettiğim gibi Fransız Devriminde yaşanan iki şehirde gelişen bir hikayeyi anlatıyor. Şehirlerimizden birisi Londra diğeri ise Paris’tir. Yazarımız hikayenin ilk girişinde Fransız Devrimini şu şekilde özetliyor bizlere, ‘’Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü hem akıl çağıydı hem aptallık hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana ‘’ Eserin bu giriş sözünü de açıklamakta fayda olduğunu düşünüyorum. -Zamanların en iyisiydi (O dönemdeki Aristokratlar için söylenmiştir) -Zamanların en kötüsüydü (O dönemde yaşayan ezilmiş halk ve burjuva kesimi için söylenmiştir) Not: Devrim öncesi bu şekildeydi, devrimden sonra tam tersi durum yaşanmıştır. -Hem akıl çağıydı hem aptallık hem inanç devriydi hem de kuşku. (Akıl çağı diye bahsedilme sebebi o dönemde Voltaire, Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau gibi filozofların yetişmesiydi.) (Hem aptallık, Fransız Devriminde yapılan ve öncesindeki haksızlıklara vurgu yapılmıştır.) (Hem inanç devriydi hem de kuşku, O dönemde ruhban sınıfının emirlerine körü körüne inan bir kesimin olması ve üst kısımda da bahsettiğim filozofların bu körü körüne inanç dönemin de yetişip dinin emirlerini sorgulamasından bahsedilmektedir.) -Aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi. (Devrimin başlaması aydınlık bir gelecek içindi, fakat devrim daha sonra kontrolden çıkıp insanlar sorgulanmadan araştırılamadan vahşice katledilmeleri ve sokakların kan gölünden geçilmemesi ve son olarak devrimi yapan kesimin artık amaçlarından sapıp kişisel kinlerinin sonucu olarak yarattıkları vahşeti işaret etmektedir.) -Hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı. (Devrimin başlaması umudu müjdelenmişti fakat devrim sonrasında yaşanan ve hesapta olmayan tarihi dönemlere işaret edilmektedir. Devrim sonrasını daha iyi kavramak için kısa bir tarihi araştırma yapmanızı öneririm) -Hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu. (Halkın devrimin gücünü elinde tutup kullanması ve bu güç zehirlenmesi ile uyuması ve sadece devrimin ateşine odaklanmış bir halkın geriye kalan her şeyden yoksun kalmasından bahsedilir.) -Hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana. (Devrimin yapılmasının, daha doğrusu yapılış şeklinin doğru mu olduğunu yoksa yanlış mı olduğu sorgulanmaktadır. Bir diğer açıdan da bakacak olursak yapılan devrim ezilmiş halk için bir kaos mu olacaktı veya bir kurtuluş mu? Fakat kendi görüşüme göre, iki durumda yaşanmıştır. Çünkü iyi ve kötü ayırt edilmeden sadece devrim ateşinin zehri ile halktan birçok kesimin yaşamlarını vahşice yitirmeleri, halk için hem cenneti hem de cehennemi yaşatmıştır.) Kısacası yazarın yazdığı bu söz devrimi eleştirel niteliktedir. Burada bizlere Fransız Devriminin işleyiş ve sonuçlarını vermektedir. Eserin ismi İki Şehrin Hikayesidir. Kendi görüşüme göre de konusu iki görüşün çarpışmasıdır. Fransız İhtilali'nde, ortalığı kan gölüne çeviren monarşi kurallarını ve kin dolu halkın nefretinin çarpışmasını anlatmıştır. Yazar, bu çarpışmanın tam arasına da güzel bir hikaye sığdırmıştır. Bu eseri okuduğunuzda bir hikayeden ziyade, Fransız Devriminin iç dinamiklerini de görmüş olacaksınız. Kitabın içerisinden tarih, aşk, tükenmişlik, kaos, vb. birçok olayın bizzat tanığı olacaksınız. Özellikle tarihe meraklı olup fakat akademik eserleri okumayı sevmeyenlere , bir yandan da tarih bilgisini arttırmak ve bunu yaparken de sıkılmamak istiyorsanız, işte size bu konuda güzel bir eser sunuyor Charles Dickens. Okuyacak okurlara şimdiden keyifli okumalar dilerim. Sizlerde eser ile ilgili görüşlerinizi yorum olarak belirtebilirsiniz…
İki Şehrin Hikâyesi
8.5/10
· 30,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
254
Salim
İki Şehrin Hikâyesi'ni inceledi.
464 syf.
·
12 günde
·
9/10 puan
Her Şeyin Kitabı!!! (No Spoiler)
Öncelikle incelemeye geçmeden önce bir şeyler söylemek istiyorum. Kitabı 1000kitap.com/avsar_kizi38 ile ortak düzenlediğimiz "Charles Dickens okuma etkinliği" dahilinde okudum. Biz etkinliği düzenleme kararı alırken güzel olacağına en başından inanmıştık,ancak katılımın bu kadar fazla olacağını ben tahmin etmiyordum açıkçası.Yaklaşık yüz-yüz beş okurun katılımı ile gerçekleşen güzel bir etkinlik oldu. Katılım sayısının bu denli fazla olması da etkinliği daha güzel kılan bir detay oldu bence. Ricalarımızı kırmayan, davetimize icabet eden ve bu etkinliği daha güzel kılan herkese çok teşekkür ediyorum ben. Evet, teşekkür faslı bitti.Sıktıysam özür dilerim. Uzun bir inceleme olacak. Kitabı her yönüyle, sizin okuma hevesinizi kıracak cümleler(Spoiler) kullanmamaya özen göstererek incelemeye çalışacağım. Başlayalım. İncelememe "Her şeyin kitabı" başlığını attım;çünkü kitabımız aşk, heyecan, dram, sefalet, açlık, gizem, korku ve savaş sahneleri ile dolu. Fransız İhtilali ve öncesini konu alan kitapta kurgu sadece savaşa neden olan soylular sınıfı üzerine değil, toplumun her kesiminden insanlar üzerine yapılıyor. Savaşa yine her zamanki gibi zenginler neden oluyor. Kitapta açlıktan ot ve çimen yiyen sefilleri, dini değerlerden nefret ettiği gibi başkalarının da dini yaşamasına engel olmaya çalışan abileri, kendisi ve ailesine dua etmesinden dolayı kocasından dayak diyen ablaları, dedikodu meraklılarını, kana susamış savaşçıları ve kafa koparan tonton teyzeleri göreceğiz. Bozulmuş adalet yapısı; haksızlığa uğramış, nedenini bile bilmeden yıllarca hapis yatmış insanlar ve haksız yargılar ile idam edilen veya idamın eşiğine sürüklenen masumlar... Dickens, kitapta dönemin bu ve bunun gibi tüm olumsuzluklarına değiniyor. Gördüğümüz gibi kitabın içerik bakımından maşallahı var. Her şeyi içeriyor. Tabiki bu yazdıklarım sadece birkaç küçük örnek. Bunların çok daha fazlası var kitapta. Dickens, kitabı 1859 yılında gazetelerde tefrika etmek amacı ile yazmış ve birçok tarihsel iz taşıyan kitabımız 200 milyonun üzerinde satışı yapılarak "Tüm zamanların en fazla satılan, en meşhur kitabı" ünvanını kazanmış. Kitabımızın ismini belirleyen "iki şehir" de Paris ve Londra şehirleri bu arada. Fransız bir aristokrat ve İngiliz bir avukatın yolları bir aşk dolayısı ile kesişiyor ve ana ve yan karakterlerimiz bu şehirler arasında geçiş yapmış kişilerden oluşuyor. Kimisi Londra'dan Paris'e, kimisi de Paris'ten Londra'ya geçiyor... "Zamanların en iyisiydi, hem de en kötüsü. Akıl çağıydı, hem de budalalık çağı. İnanç çağıydı, hem de inkar çağı. Bir taraftan aydınlık, diğer taraftan karanlık bir çağ yaşanıyordu. Umudun baharıydı, yeisin kışı. Her şeyimiz vardı ama hiçbir şeyimiz yoktu. Hepimiz cennete gidiyorduk, hem de cehenneme" gibi tezatlar içeren cümlelerden oluşturulmuş bir paragraf ile başlıyor kitabımız. Aslında bu tezatlar savaşa neden olan kesimin hangi kesim olduğunu az çok belli ediyor. Zenginlerin halkı sefalete sürüklemesi Fransız Devrimi'nin patlak vermesine neden oluyor. Halk artık açlığa, sefalete ve ezilmeye daha fazla tahammül edemeyip önüne geleni asıp kesiyor. Halk, kendi göbeğini kendisi kesiyor kısacası. İhtilal sonuçları irdelendiğinde dünya çapında birçok farklılığın ortaya çıktığı görülüyor. Yeni Çağ'ı kapatıp, Yakın Çağ'ı başlatan bu ihtilal köleliği ve sınıflı toplum yapısını yok ediyor. Tüm insanların hukuksal eşitliğini sağlıyor. Milliyetçilik akımının ortaya çıkmasına neden olan devrim ayrıca insan haklarına verilen değerin artmasına ve bazı gelişmelerin yaşanmasına neden oluyor. Çok kan akıyor, ancak ihtilal Fransa'da ve tüm dünyada birçok gelişmeyi ve değişmeyi beraberinde getiriyor. Kitabın içeriğinden devam edelim... Bunca açlık, sefalet ve savaş sahnelerinin yanında, insanın içini ısıtan aşk sahneleri kitabı daha da güzel kılıyor. Bütün aşk mevzuları aslında bir kişinin etrafında gelişiyor. Doktor Manette'nin güzel kızı Lucie... Neredeyse ülkenin tüm avukatları bu kıza aşık :) "Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır" sözü bu kız için söylenmiş sanki. Lucie, kocasına gönül rahatlığı ile"Beni ne doktorlar, ne avukatlar istedi de ben sana vardım."diyebilir yani. Savaşın işlendiği sayfalara gelecek olursak... Savaş sahneleri o kadar gerçekçi ki ihtilalin ateşi ile yanan insanları çok iyi hissediyoruz.İntikam arayışı içinde olan, kan isteyen insanlar bize savaşı yaşatıyor. Kırmalı, dökmeli, kesmeli, parçalamalı; kan dolu sahneler... Kadınlı, erkekli;gözlerini kan bürümüş insanlar sefaletlerine dur demek için adeta kan emici yaratıklara dönüşüyorlar. Ne açlık, ne de susuzluk durdurabiliyor onları... Bir ara kitaptan yüzüme kan fışkırdı. Halk, sefaletlerine neden olan kişilerin vücutlarını "milli ustura" diye adlandırdıkları giyotin ile parçalıyor ve kellelerini mızrakların ucuna asıyor.Cumhuriyet destekçisi olmayanlar mahkemelerde hızlı bir şekilde, yeterli kanıta bile sahip olunmadan idama mahkum ediliyor ve parçalara ayrılıyor. Kısacası savaşlar ve ölümler çok gerçekçiydi. Kişilere gelelim... Kitapta iyiler çok iyi, kötüler de çok kötüydü. Herkes uçlarda yaşıyordu adeta. Benim en çok etkilendiğim karakter Sydney Carton oldu. Bu adam gerçek bir aşık, gerçek bir vefalı dost ve gerçek bir karizmaydı. Unutamayacağım roman karakterlerinden biri oldu. Bu adamı seveceğinize eminim. Carton kitaba muhteşem bir son hazırlıyor gerçekten. Kitabın son sayfaları çok etkileyiciydi. Etkinlik başladığı günden itibaren kitapla ilgili bazı gözlemlerim oldu. Kitabı okumaya başlayan birçok kişinin yarım bıraktığını ve incelemesini yapan bazı kişilerin bu kitabı bitirmenin çok zor olduğunu yazdıklarına şahit oldum. Kitabın ilk sayfalarının biraz sıkıcı olduğu ve kitabın tamamı değerlendirildiğinde de yer yer sıkıcılaştığı doğrudur. Bence kitabın bazı bölümlerde sıkıcılaşmasının nedeni içeriğinin çok geniş olması. Yazar sizi aniden farklı farklı olaylara götürebiliyor. Bu da okuyucularda odaklanma sorunu yaratıyor olabilir, ki ben de yer yer odaklanma sorunu yaşadım. Kitabın, "Dünyanın en meşhur kitabı, en çok satılan kitabı" ünvanını ne kadar hak ettiği tartışılır."Acaba neden bu kadar fazla satılmış?" diye ben de sorguladım açıkçası. Ben kitabın büyük bir edebi deha ile yazılmış, çok iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bence yarım bırakanlar ayıp etmişler. Bu kitap yarım bırakılacak kitap değil. Konu, kişiler, tarihi olayların yansıtılması... Tüm bu detaylar çok iyi düşünülmüş ve yazılmış. Her kitapta olduğu gibi ara sıra sıkıcı bölümler vardı ama olacak o kadar. Dediğim gibi, kitap çok iyi. En iyi olmadığı için 1 puan kırıyorum ve 9 puan veriyorum bu kitaba. Klasikleri okumayı seven herkesin okuması gereken;benim severek okuduğum ve bitirdiğimde "İyi ki okumuşum." diye düşündüğüm bir kitap oldu. Öneriyorum bu kitabı. İncelememi okuyan herkese çok teşekkür ediyorum. :)
İki Şehrin Hikâyesi
8.5/10
· 30,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
24
429
Halil Vural
İki Şehrin Hikâyesi'ni inceledi.
464 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Her şeyin hikâyesi
Bu kitap, bizlere devrimden önce ve devrimden sonra olanları anlatan bir hikaye. Tabii bu, bir grup insanın hayatına odaklanılarak anlatılıyor. Aslında bu incelemeyi devrimden önce ve sonra diye bölümlere ayırabilirdim ama baktım ki öncesi de sonrası da Fransa'da hep aynıydı. Zulüm var, baskı var, eziyet var, kölelik var, yoksulluk var ve ölüm var... Devrimden sonra da olanlar hep aynı, yine ölüm yine ölüm ve yine ölüm.  "Devrim o kadar fazla kelle uçurmuştu ki, hem kendi hem de kirlettiği toprak kıpkırmızı olmuştu artık." Peki o zaman neden bu Fransız Devrimi? Sadece bazı güçlüler, bazı güçlüleri devirdi ve olan yine güçsüz insanlara oldu. Ve ilk insanlıktan bugüne dek yine günah keçisi onlar seçildi, "çünkü onlar güçsüz çünkü onlar savunmasız." -------------- Kitapta geçen Fransız Devrimi şarkısının linki; youtu.be/u-tqxx2VrpI -------------- Tabii ki sadece Fransız Devrimini anlatan bir kitap dersek haksızlık yapmış sayılırız. Aslında bu kitap her şeyin hikâyesi. Uğruna ölünecek kadar aşk var, dibine kadar yoksulluk var, sevgi var, intikam var, fedakârlık var, dostluk var. İnsana dair her şeyi arıyorsanız, doğru bir kitap bu. Kitabın başından sonuna kadar 'Çakal' olarak yaşayıp, kitabın sonunda 'Aslan' kesilen Sydney Carton'a selamlar.
İki Şehrin Hikâyesi
8.5/10
· 30,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
65
Elif Kimya S.
İki Şehrin Hikâyesi'ni inceledi.
464 syf.
İki Şehrin Hikayesi, dünyada tüm zamanların en çok satan kitabı (200 milyonun üzerinde) Lisedeyken okumuş olmama, sonunu bilmeme rağmen tekrar heyecanla okudum. Kitap 1700 lü yılları, Fransız İhtilali' ' ni ve öncesini anlatıyor. İhtilal öncesi ezilmiş, sömürülmüş, sefalete sürüklenmiş halk, sefa içinde yaşayan asilzadelere, adaletsizliğe başkaldırmış ve devrimle birlikte yeni bir dönem başlatmıştır. Fakat yıllarca ezilip, sömürülen halk, bundan kaynaklı bir kin ve öfke biriktirmiştir. Bu öfke onları aslında asilzadelerden daha acımasız yapmış ve suçlu, suçsuz pek de ayırt etmeksizin yüzlerce insanı giyotinle idam ettirmiştir. Haksız yere hapsedilmiş ve 18 yıl hapishanede kalmış, bundan dolayı da çıldırmış Dr. Manette, Dr Manette'nin kızı Lucie ve Lucie'nin eşi asilzadelerinden olan Charles Darnay, Dr. Manette' nin eski uşağı Defarge ve karısı, Dr. Manette' nin sadık dostu banka müdürü Lorry ' in Paris ve Londra arasında yaşanan hikayesi. Ama benim için bu kitabın en önemli karakteri Lucie ' ye platonik şekilde aşık olan Avukat Sydney Carton ' dur. Gerçekten kitabın seyrini değiştiren ve muhteşem bir finale sebep olan Carton, bu romanın olmazsa olmazı bana göre. Bunca vahşete ve zulme tanık olmuş insanların ruhsal değişimlerini ele almış yazar. Aynı zamanda kitaptaki tarihi bilgilerden de faydalanabilirsiniz. Ama kitapta İngiltere ve İngilizler bir tık üstün tutulmuş gibi. Bu da sanırım yazarın İngiliz ve biraz da milliyetçi olmasından kaynaklı. Kısacası dünyada en çok satan kitap ünvanını sonuna kadar hakkeden bir roman ve tavsiye ederim.
İki Şehrin Hikâyesi
8.5/10
· 30,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
10
335