İkinci El Zaman (Kızıl İnsanın Sonu)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.703
Gösterim
Adı:
İkinci El Zaman
Alt başlık:
Kızıl İnsanın Sonu
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820382
Kitabın türü:
Çeviri:
Sabri Gürses
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka
İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor.

Sovyetler Birliği’nin dağılışı ve yeni bir Rusya’nın ortaya çıkışı üzerine senfonik bir sözlü tarih çalışması olan İkinci El Zaman’da Aleksiyeviç, komünizmin çöküşünün kroniğini çıkartıyor. Rusya’nın sıradan insanları geçirdikleri son otuz yılı anlatarak bizlere Sovyetler Birliği’nin çöküş döneminde ve çöküşün ardından ortaya çıkan yeni Rusya’da yaşamanın nasıl bir tecrübe olduğunu gösteriyorlar. 1991-2012 dönemini kapsayan söyleşiler aracılığıyla, Aleksiyeviç bizleri propagandanın ve uydurma medya anlatımlarının ötesine taşıyor. Bunu yaparak da hem Rusya’nın hem de baskıya, teröre, açlığa, katliamlara dair, fakat aynı zamanda ülkelerinden duydukları gurura, gelecek umutlarına ve herkesin bir ütopya yaratmak için omuz omuza çalışıp mücadele verdiği inancına dair anılarını hâlâ taşıyan Rusların panoramik bir portresini çiziyor. Sonuç olarak da, bir zamanlar dünyanın üçte birini egemenliği altına alacak kadar güçlü bir fikrin ardından o topraklarda yaşamanın ayrıntılı bir dökümü çıkıyor karşımıza.
528 syf.
·1 günde·10/10
İkinci El Zaman, Stalin Rusyası (komünizm) ile Yeni Rusya'yı (kapitalizm) anlatıyor okuyucularına. Stalin'in kendi halkına yaptıklarını, Rus halkının o dönemde nasıl devlete rağmen hayatla mücadele ettiklerini anlatıyor. Yeni Rusya'da ise insanlar artık birbirleriyle ve yeni zamanın getirdiği parasal konularla ilgili bir mücadeleye geçiş yaptığı anlatılıyor. Komünizmde yoksunluğu çekilen özgürlük kapitalizmde insanlara verilmişti. Ama gerçekten özgür müydüler? İnsanlar herhangi bir zaman diliminde, herhangi bir rejimde gerçekten özgür olabilirler mi?
528 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap, ölüm ve özgürlük temasına odaklanmış. İnsanlar özgür olabilmek için ölmeyi göze almışlar. Ne kadar zor şartlarda, yokluk içinde yaşarlarsa yaşasınlar bir gün hayallerindeki özgürlük fikrinin gerçek olacağına inanmışlar.

Yazar bir gazeteci ve kitap, yazarın kaleme aldığı röportajlardan oluşuyor. Kurgu olsaydı eminim bu kadar etkileyici olmayacak insan hikayelerine odaklanıyor. Farklı fikirleri savunan, tüm yaşananlara rağmen geçmişi özlemle yad eden farklı karakterler görüyorsunuz.

Kahramanlık ve savaşın yüceltildiği zamanlarda; kahraman olmak istemeyen ‘’Kahraman olmak için ölmeye ya da öldürmeye ihtiyaç var. Ben ne ölmek ne de öldürmek istiyorum.’’ diyen insanlar tanıyorsunuz.

Kitap yakın dönem okuması yapmak için de ilgi çekici bölümlere sahip. Okunduktan sonra farklı meraklar uyandırıp, farklı okumalar yapmak için de teşvik edici olacaktır.

Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
528 syf.
·10/10
Sovyetler Birliği'nin çöküş dönemleri ve sonrası. Yeni Rusya...

Sizlere kitaptan kısımlar

" Elinde üç cep telefonu var, otuz saniyede bir içlerinden biri çalıyor. Günde on üç-on beş saat çalışıyor. İzin ve tatil yok. Mutluluk? Mutluluk da ne? Dünya değişti artık..." Yeryüzü cennetine demir yumruklarla adım adım. " İnsan hayatı satın alınıyor. Tanrı değilse bile tanrıcık oluyorsun!! SSCB'de doğdu hepsi ve hepsi hâlâ oralı."

" Puşkin Meydanı’nda ilk McDonald’s açıldı...  Televizyonda ilk reklam bir Türk çayının reklamı. Eskiden her şey griydi, şimdi parlak renkler, çekici tabelalar. Her şeyi istiyor insan!"



Peki nasıldı? Evet önceleri... Korkunç açlık zamanları. Barış ile savaşın arasında gümrük olmayan zamanlar. Mutfaklarda fantastik projelerin üretildiği zamanlar... Silah almaya dünden hazır olan insanlar. Şarkıların,  şiirlerin ve kitapların yasak olduğu zamanlar ve buna rağmen gizlice dinleyip okuyanlar. Ne değişti yasak gene yasak ama değişti işte, birbirleriyle alay edip, beraber yaşayan insanlar azaldı...

Önceden, özgürlük öğretilmemiş sadece özgürlük için ölüm. Şimdi de pek farklı sayılmaz ki, özgürlük öğretildi fakat ölüme devam!

 Medyanın ötesidir Svetlana. Çünkü tarihin en kanlı, hatırlamak değil de unutmak istenilen terkedilmiş hikâyelerini Lethe'den çıkaran güçlü bir kadın. Sovyetler Birliği'nin tarihi kesinlikle Aleksiyeviç'den de okunmalı. Umutla ve saygıyla!
528 syf.
·66 günde·Beğendi·9/10
İlk defa bir kitabı okumam bu kadar uzun sürdü, sebebi kitabın sıkıcı olması da değil. Çok ağır bir kitap bu, sindirerek okumak gerekiyor; kötü anılar var bu kitapta. Zannediyorum Sovyetler Birliği’nin tarihi, hiç böyle anlatılmamıştı.

Hayatlarına Sovyet olarak devam ederken bir gecede Ermeni, Azeri, Kırgız, Tacik, Rus, Beyaz Rus olanların, nasıl birbirlerine düşman olduğunu anlatıyor kitap her şeyden önce. Evinde ağırladığı komşuları tarafından evleri yağmalanan, etnik milliyetçilik nedeniyle sevdiklerini kaybedenleri anlatıyor. Gorbaçov denilen soytarının “glasnost” ve “perestroyka” yalanlarıyla koskoca devleti nasıl adım adım yok ettiğini anlatıyor. (louis vuitton reklamında oynayan komünist parti genel sekreteri mi olur ya?) Stalin dönemindeki korkunç istibdat dönemini anlatıyor, komşularının ihbarıyla hayatı sibirya gulag’larında darmadağın olan bireyleri, parçalanan aileleri anlatıyor. 1978 Sovyet-Afgan savaşından dönen, psikolojisi bozuk askerleri anlatıyor, liberal ekonomiye geçince bir ömür boyu biriktirdiği parayla kendine tabut bile alamayacak hale gelen sovyet insanını anlatıyor.

Anlatılacak pek çok şey daha var ama tek bir alıntıyla bitirmek istiyorum: “Yeryüzünde cennetin krallığını kurmak istedik. Güzel ama olmayacak bir hayaldi.”

20.Yüzyılın en büyük savaşında, “Büyük Anayurt Savaşı” nda, işgalci ve Faşist nazilere geçit vermeyenlere de selam olsun.

Arka fonda çalıyor: https://youtu.be/nQVt377u8MI
528 syf.
·Beğendi·10/10
Rusya'nın iki dönemi bir arada yaşanıyor; komünizm ve kapitalizm.Kitap nehir söyleşi halinde yazılmış, okunması da nehir gibi akıyor gidiyor.Söyleşiye katılan kişilerin hikayeleri yürek acısı. Devrimi gerçekleştirme sürecinde yaşananlar,devrim için yapılan çabalar,emekler, anılar,acılar ve sonunda gelinen nokta tükeniş ve hüsran.Kapitalizme teslim oluş. Biz nerede yanlış yaptık sorusu geliyor akıllara.Eski günlerin nostaljisi , gelinen beklenmedik son, kabullenemeyiş ölümlere götürüyor,intihar olayları başlıyor.
Diğer yandan kapitalizmin Jean ile, jambon ile, kaçakçılık ile acımasızca, yüzsüzce gelişi anlatılmış. Satılmışlar seviniyor ; daha çok kazanma hırsı yanında daha çok kirlenmeyi ve umursamazlığı getiriyor..Bu değişim Türkiye'ye de bol Nataşa kazandırıyor,kimse dönüp bakıp neden bu kişiler buraya geliyor demiyor, orada komşudan neler oluyor demiyor. Hiç farkımız yok birbirimizden, hepimiz dünyalıyız.
Bugün ülkemizin kapitalizme parsel parsel teslimi geliyor akıllara.
Satıyoruz, satacağız ,sattık. Şeker fabrikalarını da satalım; daha çok satalım, bakalım satılmadık ne kalacak geriye?
Sonuç; ibretlik bir nehir roman.
528 syf.
·10/10
sovyetlerin çöküşünü tanıklarla söyleşiler ve hikayeler üzerinden anlatan 524 sayfalık kitap. parti ve komünizm çöküşü ile yıkılan hayata tutunma sebebi kalmayan insanlar da var kitapta, parti kimliğini dakikasına yakıp rusların tabiriyle businıs yapan yeni nesil sömürücüler de.
ilginç olan şu ki özgürlük adına yıktıkları sovyetlerin altında ezilip kapitalizmle tanışmalarının hiç hayal ettikleri gibi olmaması.
onlar bizim gibi değil sonuçta biz sosyalizmi tatmadık, kapitalizm olağan şekilde yükseldi ve büyüdü onlar ise insan gibi yaşadıktan sonra kapitalizmle sert bi duvar gibi karşılaştılar.

dipnot: elinizde mutlaka bir kalem olsun çünkü altı çizilecek çok satır var.
528 syf.
·128 günde·Beğendi·9/10
Hemen okuyup bitireyim kafasıyla yaklaşırsanız anlamı olmaz . Oturup sakin kafayla okunması gereken bir kitap Çünkü bunu anlamak icin bir adet beyin ve biraz zamana ihtiyacimiz var...

SSCB nin çöküşünü ve komünizmin gerçek yüzünü gösteren ...
Dünya savaşını kaybettiği için kötü görünen ( ki gerçekten çok kötü ) bir hitlerin , dünya savaşını kazandığı için iyi görünen ( ki gerçekten çok kötü ) bir stalinin birbirinden farklı olmadığını gösteren ...
Baskıcı hiç bir rejimin sonsuza kadar süremeyeceğini gösteren ...
Direnmenin ne kadar güzel olduğunu gösteren ...
Hiçbir kazanım özgürlüklerden kıymetli olmadigini gösteren...
bu kızıl bayraklı kitabın içindeki her hikayenin insana birşeyler öğrettiği ve özeleştiri yapmanıza yardımcı olacak bir eser

2015 yılında nobel ödülünü almasına yardımcı olan bu başyapıt gerçekten ödül komitesinin dediği gibi ''zamanın acılarına ve yürekliliğine adanmış bir anıt olduğunu'' tam da vurgulamıştır ve özgün bir edebi eser ...

Hiçbir sınıfsal kazanımın bedeli temel hak ve özgürlükler olmamalı...

beğendiğim alıntılar
#25275313

#25275307


iyi okumalar =))
528 syf.
·26 günde·Beğendi·10/10
Rusya'da yaşayanların gözünden Komünizm ve Kapitalizm zamanlarını harika bir dille anlatıyor. Zaten 2015 Nobel Edebiyat Ödülü almış. Mutlaka okumalısınız.
Komünizmin ve Kapitalizmin acıları..
İnsanların bir hiç uğruna yok oluşu..
"Yok mu bunun orta yolu, Tanrım?"
Var...
528 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Buraya yazacak çok şey geldi aklıma, eve dönerken. Şuan vazgeçtim. Sadece kitabı okuyun. Bir kere yazar Nobel ödülü almış bir yazar.
Sadece şunu söyleyeceğim; bir haftada okudum kitabı, bir haftadır kendimi SSCB'de yaşıyor gibi hissediyorum. Sabah Kızıl Ordu marşları açtım. Bilmiyorum belki kitap çok içine çekiyor, belki ben çok merak ediyordum o zamanları. Okuduğum her satıra, yaşamımdan harcadığım her saniye değdi. Hatta belki borcum vardır.
Ufak bir tavsiye geçeceğim buraya: eğer daha önce Rus tarihiyle ilgili herhangi bir şey okumadıysanız, kitabı google açık okuyorsunuz -tabi cidden merak ediyorsanız- o yüzden ufak çaplı bir yakın tarih araştırması yapmanızı tavsiye ederim.
528 syf.
·29 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sovyetler kanlı yirminci yüzyılın neredeyse bütün yükünü omuzladı. Yıkılan bir imparatorluğun yerine inşa edilen bir birlik, geri kalmış köylü toplumu, kanlı iç savaş ve kıtlık yılları, sanayileşme hamleleri, ‘36 yargılamaları, 30 milyona yakın Sovyet yurttaşının ölümüyle sonlanan bir dünya savaşı, dünya devriminin Mekke’si haline geliş, soğuk savaş ve uluslararası gerilimler; Sovyet uygarlığı, bir ülkenin kaldırabileceğinden çok daha fazlasını 70 yıla sığdırdı.
Enternasyonalist kardeşlik ve sınıfsız bir dünya ideali de orada, iç istihbarat ağlarının yıldırıcı istibdadı da. Ne “yeni insan” var orada ne de bütünüyle “eski insan”.
Gorbaçov’un Perestroyka ve Glasnostuyla yeşeren umutlar, dağılma ve bozgunla, kapitalizmin ve paranın mutlak hükümranlığıyla bitti. Artık her şey parayla ölçülür oldu. Hayal kırıklığı.
Aleksiyeviç kederle aktarıyor hikâyelerini, ama sesinde hiç öfke yok, intikam isteği de yok. Ona yakın ya da uzak olmalarını umursamıyor, insanlarını seviyor.
Özgür kalır kalmaz hemen önünde boyun eğeceği birini aramaktan, talihsiz bir varlık olarak içine doğduğu o özgürlük nimetini kendi elleriyle götürüp teslim edeceği birisini aramaktan daha acil ve daha eziyetli bir görev yoktur insan için..
Yakın bir zamanda oldu, ama başka bir çağda... Başka bir ülkede... Orada kaldı bizim naifliğimiz,romantizmimiz,Güvenimiz.
Çinlilerin bir deyişi var – Tanrı değişim zamanında yaşatmasın insanı. Çok azımız elindekileri korudu. Terbiyeli insanlar bir yerlere kayboldu. Her taraf bir itiş kakış...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İkinci El Zaman
Alt başlık:
Kızıl İnsanın Sonu
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820382
Kitabın türü:
Çeviri:
Sabri Gürses
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka
İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor.

Sovyetler Birliği’nin dağılışı ve yeni bir Rusya’nın ortaya çıkışı üzerine senfonik bir sözlü tarih çalışması olan İkinci El Zaman’da Aleksiyeviç, komünizmin çöküşünün kroniğini çıkartıyor. Rusya’nın sıradan insanları geçirdikleri son otuz yılı anlatarak bizlere Sovyetler Birliği’nin çöküş döneminde ve çöküşün ardından ortaya çıkan yeni Rusya’da yaşamanın nasıl bir tecrübe olduğunu gösteriyorlar. 1991-2012 dönemini kapsayan söyleşiler aracılığıyla, Aleksiyeviç bizleri propagandanın ve uydurma medya anlatımlarının ötesine taşıyor. Bunu yaparak da hem Rusya’nın hem de baskıya, teröre, açlığa, katliamlara dair, fakat aynı zamanda ülkelerinden duydukları gurura, gelecek umutlarına ve herkesin bir ütopya yaratmak için omuz omuza çalışıp mücadele verdiği inancına dair anılarını hâlâ taşıyan Rusların panoramik bir portresini çiziyor. Sonuç olarak da, bir zamanlar dünyanın üçte birini egemenliği altına alacak kadar güçlü bir fikrin ardından o topraklarda yaşamanın ayrıntılı bir dökümü çıkıyor karşımıza.

Kitabı okuyanlar 58 okur

  • Sule
  • Öykü Yılmaz
  • Ayşegül Dinçer
  • Öznur Düzgün
  • Kitap Takip
  • Ilona
  • Ali Can
  • Özlem DOĞAN ALAYLI
  • Buğra Çelik
  • Hakan Açıl

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%26.7
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%6.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.2
Erkek
%53.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.9 (7)
9
%30.8 (8)
8
%23.1 (6)
7
%0
6
%11.5 (3)
5
%3.8 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%3.8 (1)