İkinci Yarısı

8,4/10  (11 Oy) · 
50 okunma  · 
9 beğeni  · 
852 gösterim
Ece Temelkuran ömrünün ikinci yarısından yazdı!... Bu kitabı okurken, içiniz burkulacak sonra kalbinize su serpilecek sonra hayatı sorgulayacaksınız!...

"Ben artık ikinci yarıya girdim. Ve her fani gibi ben de birinci yarıdan ders aldığımı zannediyorum. Daha da fenası, bu derslerin işe yarayacağına dair bir ümidim var. Hayat denen şeyin her insanla yeniden sıfırdan başlaması ne büyük bir saçmalık!"

Ece Temelkuran bu kez ömrün "İkinci Yarısı"ndan bildiriyor. İlk yarıdan, kesip sakladığımız, belki kaybettiğimiz 'an'ları bir araya topluyor bu kitapta.

O bir 'an'a varmak için belki de. Çocukken ki bir 'an'a, bir türlü anlatamadığımız, ama hep özlediğimiz...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2011
  • Sayfa Sayısı:
    270
  • ISBN:
    9789752898769
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Buğra Acar 
 03 Eyl 21:19 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

https://www.instagram.com/p/BYlpAtxAeMr/ ( Instagramdaki kitap hesabım ) Ece Temelkuran'dan okuduğum 5.kitabi.... Vay anasını ve bayağı da okumuşum. 2 tanesi romandı. Genelde deneme türünde yazdığı kitapları okumuştum. Sahafta gördüm. Kaçırmamalıyım dedim. Almalıyım dedim ve deli gibi de merak ettim. Bakalım nasıl bir durum çıkacak ortaya. Alırken çalışan okuduğumda çok sevmiştim dipnotu da düşmüştü...

Cemre Kara 
27 Şub 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ne diyeyim önyargılarımı deldi geçti bana müthiş bir deneme deneyimi yaşattı.Bütün kadınlara ve kadınları Anlamak isteyen erkeklere öneriyorum.Kadınları anlama hatta insanları anlama kılavuzu. Gerçekten bugüne kadar okumadığım için kendime kızdım diğer eserlerini bilmem ama bu kitabı kalbimin üzerine oturdu.

mehmet sakızcıoğlu 
27 May 12:55 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Açlık ve yoksulluk sınırının üstünde ama yoksunluk sınırının altında kalanlar çoğunluğu oluşturuyorsa eğer,raydan çıkarılacak birçok tren vardır.
.
.
Hayat insanın kendi hayat olsa bu kadar yorar mı sahibini hakikaten? Kimse kendi hayatını yaşamıyor muhtemelen... değil, en iyi ihtimalle bizim kendimize yakıştırdığımız hayat yakışıklı duruyor üstümüze muhakkak..
.
.
Eğer bir kere yalnız başına olduğunu karnının dibine kadar anlarsan ,Bir daha hiç kendin kadar güvenebilir misin birine? Hiç güvenebilir misin ? .

Ece Ablam yine çok güzel denemeleriyle beni benden aldı. çoğu zaman yaşadığımız ve farkında olmadığımız ayrıntılarla kendimize gelmemizi sağlıyor.
ruhumu dinlendirdi valla. ellerine ve yüreğine sağlık olsun. daha çok yaz ve ben daha çok okuyayım seni.

Serhat Erdoğan 
03 Nis 17:11 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Dante gibi 35 yaşı yolun yarısı kabul eden Ece Temelkuran'ın 35 yaşında yayınladığı kitap denemelerden oluşuyor. Tamamı aynı kalitede olmasa da kimi denemelerini tekrar tekrar okuyacağınız kesin

Damla YILDIRIM 
 21 Ara 2016 · Kitabı okudu · 28 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bu kitabı okurken en çok hissettiğim şey, Ece Temelkuran ile sanki karşılıklı sohbet ediyormuşuz hissiydi. Tamamıyla içten ve samimi. Dil her zamanki gibi akıcı zaten. Bu kitabı kesinlikle bir de 35 yaşımdan sonra okuyacağım. :)

sibel murat 
26 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Her yazıda kendinizden bir parça bulacağınız buram buram samimiyet kokan bir kitap. Ömrün ikinci yarısına yaklaşan ben, bazı yazılarda kendi hayatımı sorgulama fırsatını yakaladım. Okuyun derim :)

Kitaptan 43 Alıntı

Sabah erkenden çıkalım. Daha seslerimiz geceden çıkmamış olsun; kırık, kekre. ''Yoldan simit alırız,'' diyelim, yanımızda çay dolu küçük bir termos olsun. Tatile çıkıyoruz ya, gerekçesiz gülelim filan olur olmaz. Şehrin son evleri geride kalıncaya kadar konuşmayalım hiçbir şeyden. Mutlaka bir şey unutmuş olalım evde. ''Aman boş ver, gittiğimiz yerden alırız,'' diyelim. Aldırmayalım. Aldırmayışımızla tatile çıkmış olalım. Yetişmeyelim bir yere, ''Geze geze gidelim,'' diyelim. Şurada çay içelim sonra. Yavaş yavaş. Hava sıcak olunca arabanın bagajından terliklerimizi çıkarıp giyelim. Sonra yavaş yavaş bütün yıldan bahsedelim. Hiç bahsetmediğimiz seslerimizle birbirimizden, kendimizden, olup bitenlerden, tanıdığımız insanlardan. Gülelim. Dedikodulara geçelim, birbirimize ufak tefek sırlar verelim. Yine gülelim sonra, tatildeyiz ya, ondan.
Yolda duralım yerli yersiz. Çiçek toplayalım. Arabanın dikiz aynasına takalım çiçekleri. Vardığımız yere kadar süzülüp solacaklarını bile bile. Meyveler alalım, şehvetli meyveler. Şeftalileri satan adamla konuşalım uzun uzun şeftaliler üzerine. Eski şeftaliler, yenileri ve dünyanın değişen halleri üzerine konuşalım. Herkesi sever ya insan tatildeyken, öyle. Dağ çeşmelerinde duralım. Yüzümüzü yıkayalım buz gibi, kollarımızı, kulaklarımızın arkasını. Saçlarımız ıslansın biraz, biraz su damlasın yüzümüzden. Acıkalım artık, öğlen oldu. Neşeli köfteler yapan bir yerde duralım. İşe bak, en iyi köftelerini yapıyor olsun kadın tesadüfen. Bir kere kendini bırakınca ve baştan gülmeye başlayınca her şey iyi gider ya kendiliğinden, öyle olsun. Salatalar gelsin masaya, zeytinyağı parlasın güneşte. Ekmeğin kıtır yerlerini salatanın suyuna batıralım. Lavaboda, açık havada ellerimizi yıkayalım uzun uzun; şehir bizden akıp gitsin. Kahve de yapsın kadın bize, ''İkramımız,'' diye gelsin. Bacaklarımızı uzatıp kahveleri de içelim bir güzel. Sonra yeniden koyulalım yola.
Derken eflatun saati gelsin, ağaçlar, kuşlar eflatun olsun. Yolumuza bir kaplumbağa çıksın, bir tavşan ve bir yılan. Şaşıralım her şeye. Radyoda aniden bir kanal çıksın kendi kendine. En sevdiğim o şarkı var ya, aniden yakalasın radyoyu, bırakmasın. Yorulalım neşeden. Tam yorulduğumuz yerde varalım varacağımız yere. Bavullarımızı alsın biri, biri bizi sabun kokulu bir odaya taşısın. Yıkanıp paklanıp bizim için hazırlanmış bir şehre inelim. ''Ben size şimdi güzel bir şeyler getireyim,'' diyen sürprizli garsonlardan birine rast gelelim. Getirdiği her şeyi sevelim. Her tabağa şaşalım. Kekikli ahtapot da getirsin adam mutlaka, kabakçiçeği dolması da getirsin. Biz orada duralım öylece, bildiğimiz en güzel şeylerden bahsedelim. Balıkçılar balığa çıkana kadar bitmesin konuşacaklarımız, güleceklerimiz. Sallana sallana gidelim odamıza. Ama o sırada balıkçılara kahve yapan bir adam görelim. Yüzü ışıklı olsun adamın. Derme çatma bir kahve yapsın bize. Küçük, komik bir hikaye anlatsın. Uyuyacakken tam odamıza çıkalım. Öyle bir uyku uyuyalım ki öyle bir uyku uyunmamış olsun. Bembeyaz bir uyku olsun bu, rüya bile görmeyelim. Uyandığımızda pamuk gibi olsun yüzümüz, gözlerimizde yüz mumluk ampuller yanıyor olsun. Sonra soralım, ''Ne yapalım bugün?'' Düşünürken uyuyalım tekrar, ''yaa, birazcık daha!..''

İkinci Yarısı, Ece Temelkuranİkinci Yarısı, Ece Temelkuran

"Tuhaf değil mi? Hepimizin kalbini kırıyorlar. Ne kıymetli kalplerimiz var oysa. Tek beslendiği bu cefakâr şeyin, incelikler, onları esirgiyorlar. Bütün bedenle yıllardır hiç durmadan başa çıkabilen, binlerce meseleyle başa çıkarken hep devam eden o gayretli kasımıza, inceliksiz sözleriyle dokunuyorlar. Durmuyor o kalp o zaman, çıt edip soluyor. Bir kalbin solmasından daha kötü ne olabilir ki? "

İkinci Yarısı, Ece Temelkuranİkinci Yarısı, Ece Temelkuran
Damla YILDIRIM 
08 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Bugün kimse sana dokunmasa mesela. Öyle dursan. Kimse "Neyin var?" diye sormasa. Çünkü insanın hiçbir şeyinin olmadığı günlerde olur. Hiçbir Şey Günleri.

İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 23 - Everest Yayınları)İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 23 - Everest Yayınları)

onra zaten o minnacık haliyle çalışıp duran şeye kıyıyorlar. Tuhaf değil mi? Hepimizin kalbini kırıyorlar. Ne kıymetli kalplerimiz var oysa. Tek beslendiği bu cefakar şeyin, incelikler. Onları esirgiyorlar. Bütün bedenle yıllardır, hiç durmadan başa çıkabilen, binlerce meseleyle başa çıkarken hep devam eden, hep o devam eden gayretli kasımıza, inceliksiz sözleriyle dokunuyorlar. Durmuyor kalp o zaman. Çıt edip soluyor. Bir kalbin solmasından daha kötü ne olabilir ki?

İkinci Yarısı, Ece Temelkuranİkinci Yarısı, Ece Temelkuran

Rakı içilmeyecekse kavunla peynir niye var? Sigara içilmeyecekse yağmurla çay? Madem âşık olunmayacak, kadınlar ve adamlar niye? Madem buyük yanlışlar ve acayip maceralar olmayacak niye hayat?

İkinci Yarısı, Ece Temelkuranİkinci Yarısı, Ece Temelkuran
Nemesis 
 15 Mar 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Erken yaşta gitmemek, bu yeryüzünden doğmuş olmanın intikamını yeterince alabilmek için yaşamalısın oysa.
Can Yücel gibi sunturlu bir küfür savurabilmek için lameli egolara ve ben'lere, bu dünyada yeterince uzun süre kalmalısın."

İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 67 - Everest Yayınları)İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 67 - Everest Yayınları)
Nemesis 
 08 Mar 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bir dostum, sevgilisi, "Şişmanlıyorum, " deyince demiş ki sevgilisine:
"Ne güzel! Seveceğim alan artıyor! Dokunacagim yerler çoğalıyor! "

İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 30 - Everest Yayınları)İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 30 - Everest Yayınları)
Nemesis 
 08 Mar 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Sasirmadigi zaman insan ihtiyarlamaz mi aslında? "

İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 58 - Everest Yayınları)İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 58 - Everest Yayınları)

Bir eski güzel güne gider aklın, senin o zaman ki yüzüne, ne de saf ve toy olduğuna, artık öyle olmadığına, bir daha öyle olmazsan sönüp gideceğine, kendine ve hayata hiç sasirmazsa insan artık, o kadar da yaşıyor sayılmayacağına...

İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 87)İkinci Yarısı, Ece Temelkuran (Sayfa 87)
ŞİRİN TOYLAK 
18 Haz 09:27 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Aynı tekrarara düşmemek için aslında, yeni bir hayata başlamak için yeni bir "ben" icat etmek gerek. Yoksa bilirsiniz , insan bir ömür içinden , durmadan, yine, yeniden aynı hayatı çıkarır. "

İkinci Yarısı, Ece Temelkuranİkinci Yarısı, Ece Temelkuran
5 /