İkircikli Biricik

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.438
Gösterim
Adı:
İkircikli Biricik
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
169
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517853
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
"Yeni bir hayat kurmak... Nasıl oluyordu? Önce fikir mi geliyordu?Yoksa bir tesadüf sizi fikrin önüne mi getiriyordu? Yeni bir hayat içinmutlaka, kuvvetli bir rüzgâr mı gerekiyordu? Önceki hayatınız artık'eski' mi oluyordu? Eski olanın hükmü kalmıyor muydu? O vaktekadar boşuna mı yaşamış oluyordunuz?"Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Albayım Beni Nezahat ile Evlendirve Kalfa ile Kıralıça adlı romanlarıyla edebiyatımızda kendine has biryer edinen İlhami Algör, yine bir romanla karşımızda: İkircikli Biricik.İkircikli Biricik, yalnızlığın, arayışın, bulma ümidinin, şehirlerin,caddelerin, şarkının ve şiirin romanı… Titizlikle örülmüş bir kurgu; ustalıkla harmanlanmış, sarsıcı bir dil…
(Tanıtım Bülteninden)
169 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
İlhami Algör'ün kitapları tatlı ekşi mayhoş bir tat bırakıyor üzerimde. Elinde tuttuğu zıt kavramları bir arada başarıyla kullanıyor oluşundan olsa gerek, ilk sayfalarından itibaren kurduğu cümlelerle insanı yakasından tutup kitabın içine atmayı başarıyor.

Onun kitabının içinde olduğunu anlamak hiçte zor değil. Kendini bariz bir şekilde belli eden anahtar sayılabilecek ipuçları mevcut mesela. Sayfaların içi dalgalarla ıslanmışsa, kulağınızda vapurun tok kalkış sesine karışmış martı sesleri yankılanıyorsa, rıhtıma bakarken hayali karakterlerle birlikte bir yolculuğa çıkartıyorsa sizi veya İstanbul'u dolaşıyorsanız karış karış hem amaçsızca hem de kafasının üzerinde binlerce soru işareti bulunan kimliksiz bir karakterle beraber; akşam vakti gelip çattığında iyot kokan sayfalara balık ve anason kokusu ekleniyorsa, iç sesiyle girdiği keyifli diyaloglarla cümlelerin başını unutturuyorsa ve bir “neyse” çekiyorsa tüm söylediklerine, bilin ki İlhami Algör'le birliktesiniz.

Çoğunluğun aksine ben, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'dan daha çok sevdim bu kitabını. Belki ikinci kitabında diline alıştığım, belki de hayatımda kısa süre içinde yer bulmuş devamını bilmediğim bir hikayenin, bağımlılık yaratabilecek etkide bir muhabbetin devamı niteliğinde olduğunu hissettiğim içindir. Bu kısım tamamen kişisel. Aynı zamanda mizahında kullandığı argodan rahatsız olmadığım nadir insanlardan biri olduğunu fark ettim İlhami Algör'ün. Tabi bu açıdan da kişisel.

Peki kitap bitince ne mi kalıyor elde?
Cevaplanamayan soruları içinde barındıran bir soru çanağı ve onlara verdiği gülümseten cevapları. Ardında bıraktığı dalga izlerini seyre dalan cızırtılı nostaljik bir pikap eşliğinde...*

*https://youtu.be/Q6WlhJtiz78
169 syf.
·20 günde·Beğendi·8/10
Ilhami Algor kitaplarini seviyorum.
Cunku romanlarinda; marti sesli gunbatimlari gecer. Sarayburnu cayhaneleri, yuvarlak ekmek satan firinlar, cumbali ahsap evler ve banliyo trenleri suzulerek gecer. Sehir hatlari vapurlari, sahici kelimeler,Turgut Uyar, Can Yucel, imrenilen yalnizliklar,sevgiliyle teknede raki balik hayali gecer. Hikayenin kendisi gelip gecer de,bir tek soru gecmez.Soru kalir...
169 syf.
·1 günde·7/10
İronide eli hafif, dili sade yazar İlhami Algör bu kitabında orta yaşlı yalnız bir adamın aylak günlerini anlatıyor. O kendi tabiri ile ''Beyhude İşlerin Pir'i''...

Monologlar, gerçekleşen ve ihtimal dahilindeki diyaloglar ile kendine has bilinç hali.

İnsanlığı temsilen uzaylılara gönderilecekler listesi, köprücük kemikleri belirgin kadın, saçı rüzgarlı, yüzü ışıklı, yaşlı erkeklerde hayat enerjisi üretme halleri gibi ilginçlikler barındıran zihin... Yine kendi deyimiyle Allah, Hızır ve Odin akıl fikir versin...

Bütün insanlar aynı şimdilerde var olur mu? Doğrudan bir derdin dolaylı tesellisi olur mu? Geçmiş geri geldikçe beni mutsuz ediyorsa geçmemiş midir? Az peynir, az ciğer bir de 20'lik bu cevapları bulmaya yardım eder mi? Olur mu olur...

''Tirad severim. Ota boka, kurda kuşa konuşurum. Abartmam. Bir fayda beklemem. Kendi kendine meyhanede doğum gününü kutlamış, gecenin bir vakti evine koltuğunun altında mezar taşı ile dönmüş, hafif zurna bir adamın halleri diyelim.''
( S. 33 )
169 syf.
·Beğendi·8/10
Bayadır İlhami Algör okuma hevesim vardı. Asıl niyetim Fakat müzeyyen bu derin bir tutku kitabını okumaktı ama bu kitabına nasip oldu onunla tanışmam. İyi ki de oldu, merakım boşuna değişmiş. Kitabı okurken hüzünleniyor, kahkaha atıyor, düşünüyorsunuz. usta bir kalem olduğunu ispatlamış yazar bu romanın da. Diğer romanlarını da en kısa süre de okuyacağım.
169 syf.
·Puan vermedi
Kitap okumak gibi değil hayır...Ogle üzeri iki tek atmak gibi mesela. Bazen eski bir pikapta yeni yetmelerin bilemeyeceği cızırtılı bir şarkı adeta... Koşmadan sakin sakin bir yere varmaya çalışmadan. Anlamaktan ziyade sormamak üzerine. Her şey eğreti ve gereksizmis gibi... Dost meclisinde bir sohbet ki şahane... Ya da en azından bunlar gibi bişeydi işte...
169 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
İlhami Algör, sevgili abicim. Seni bugüne kadar keşfedememiş haliyle okuyamamış olduğum için öylesine pişmanım ki şimdi buraya ne yazsam yetersiz kalır. Bir yerden başlamak gerek ama. Başlayalım bakalım.
Kullandığı dil o kadar özgün ki romandaki isim seçimleri de bu özgünlükten nasibini alıyor. Titizlikle seçtiği kelimeler, vurucu cümleler, çarpıcı ifadeler... Öylesine değerli bir havuz ki, bu havuza giren çıkmak istemez. İç sesiyle girdiği keyifli diyaloglar, kullandığı sıfatlarla oluşturduğu betimlemeleri, hele obsesyondan obsesyona atlaması yok mu -ki bu hareketi yapmak çok ayrı bir meziyet gerektirir- bütün bunlar tek kelimeyle, muazzam. Kitaptan aldığım edebi zevki nasıl tarif etsem bilemiyorum. Ayrıca gündemdeki siyasi, sosyal ve toplumsal mevzulara yapmış olduğu göndermeler için ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Nefis. Kahramanımızın -kendine verdiği isimle "beyhude işlerin pir'i"- aylaklığını, Atılgan'ın C.'sinin aylaklığına nazaran kendime daha yakın buldum. Ne var ki konumuz bu değil. "İkircikli Biricik" iyi ki dokundun hayatıma.
169 syf.
·Beğendi·10/10
Yazarın kendine has olan şizofrenik üslub ve anlatım biçimi mükemmel...
Fakat Müzeyen ile çıtayı biraz daha hatta çok fazla yükseltip okuyucuyu büyülüyor...
Çok duyarlı bir yazar olması hasabi ile de kendisine teşekkür ediyorum. gündemde ki bir çok siyasi mevzuya müthiş göndermeler yaparak bende büyük etki yarattı

bir yazar gündeme ait fikri yok ise neden yazar niye yazar !

Teşekkürler
Uyandığımda kalbimin yerinde kuru, kavruk bir boşluk vardı. Tedirgin oldum. Kalktım, yatağın kenarına oturdum. Çıplak ayaklarımı gördüm. Yabancıydılar. Yadırgadım. O an, kendim bildiğim kişiyi başka biri sandım. Sanmak ne kelime, inandım.
Hep sana doğru geliyormuş gibi, gelip varacakmış gibi, varıp diyecekmiş gibi yapar. Fakat gelmez. Gelip varmaz, varıp demez. Sadece "gibi" yapar.
İnsan ruhu bazı durumlarda incinir. İncinen yerde dert oluşur. Dert, kendi zekası olan bir virüstür. Yerleştiği yerden sürekli bir şeyler fısıldar. Bazen fısıltı yoğunlaşır. Yoğunlaştıkça ruhu yakar. Ruhun sahibi, biraz derdinin karakterine biraz da kendi huyuna suyuna göre bir çare bulur.
Salıncağı severim. Bazılarına göre kafa karışıklığıdır. Bence değil. Kendine bir ruh arama hali diyelim. Bir ruhun olmadığı için değil. Belki bir ruh yetmediği için.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İkircikli Biricik
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
169
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517853
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
"Yeni bir hayat kurmak... Nasıl oluyordu? Önce fikir mi geliyordu?Yoksa bir tesadüf sizi fikrin önüne mi getiriyordu? Yeni bir hayat içinmutlaka, kuvvetli bir rüzgâr mı gerekiyordu? Önceki hayatınız artık'eski' mi oluyordu? Eski olanın hükmü kalmıyor muydu? O vaktekadar boşuna mı yaşamış oluyordunuz?"Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Albayım Beni Nezahat ile Evlendirve Kalfa ile Kıralıça adlı romanlarıyla edebiyatımızda kendine has biryer edinen İlhami Algör, yine bir romanla karşımızda: İkircikli Biricik.İkircikli Biricik, yalnızlığın, arayışın, bulma ümidinin, şehirlerin,caddelerin, şarkının ve şiirin romanı… Titizlikle örülmüş bir kurgu; ustalıkla harmanlanmış, sarsıcı bir dil…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 200 okur

  • Unal sahin
  • Elf
  • gece
  • Özgür Göksu
  • Duygu Özerdem
  • Yaren Türker
  • Levend
  • Tubas
  • Deniz Celik
  • İbrahim Akar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%22.5
25-34 Yaş
%50
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68
Erkek
%32

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.2 (15)
9
%12.9 (8)
8
%33.9 (21)
7
%12.9 (8)
6
%8.1 (5)
5
%3.2 (2)
4
%1.6 (1)
3
%1.6 (1)
2
%1.6 (1)
1
%0