İkiye Bölünen Vikont

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.772
Gösterim
Adı:
İkiye Bölünen Vikont
Baskı tarihi:
6 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
99
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755103136
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
İkiye Bölünen Vikont
İkiye Bölünen Vikont
İkiyə Bölünmüş Vikont
99 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Osmanlı topları vikont Medardo'ya çevrildiğinde oradaydım. Yeni rütbe almış genç bir teğmendi. Bir bütün olarak atının üzerinde duruyor, uzaktan bakıldığında içindeki iki farklı insan ayırt edilemiyordu. Doğduğu günden bu ana değin hiç tutarsızlık göstermemiş, özgüveni yüksek genç bir adama benziyordu. Topu ateşleyen yeniçeri, selam söyle dedi, içindeki diğer yarıya. Artık sizi ayırıyorum. Bundan böyle misafir olarak göreceksin diğer yarını. Geçirdiğiniz güzel günler anı olarak dursun, bu güllenin fitili gibi ateşlesin ruhunuzu.

Belki de Pietrochiodo usta'nın yaptığı bir pergel etrafında düello etmek gerekecek rahibeler çayırında. Sizden başka kimsenin göremeyeceği kıyasıya bir düello. İncelemenin başında verilen selam iki yakayı bir araya getirememişse kılıçlar konuşsun artık. Bu kavga sona ersin. İyilikle veya kötülükle.

"İnsan, iki elinde de bir kılıç, kendi kendisiyle çatışıyordu." (s.147)
Düelo yapılırken oradaydım. "İkisi de âdeta, bir şey olmayan tarafa, yani kendisinin bulunması gereken tarafa saldırmada inat ediyordu."(s.148) İki düşman nasıl hırsla saldırırsa diğerine, öyle saldırıyordu kılıçlar. Hatta korkarım düşmanlıktan biraz daha fazla hınç vardı. Bu neyin nefreti, hangi yarım kalan duygunun bilemem. Yarım mı daha iyi, tam mı, onu da bilemem. Savaşta düşmana kurşun atmayı kendine yediremediği için havaya ateş edenler olduğunu duymuştum. İnsanın kendiyle savaşından çok önce, İkinci dünya savaşında. Bu savaş başka. Burada tam bir nefret içinde saldırıyordu hasımlar. Düşmanın tam kalbine yapıyordu hücumunu. Sağda olan biraz daha şanslıydı. Kalbi olmayanın kazanma şansı daha büyüktü bu savaşta!

Calvino neden yapıyorsun bunu? Kafamı karıştırıyorsun. Düello içinde hissediyorum kendimi. Sadece biraz büyülü gerçeklikle geçiştirilebilecek bir konuyu derinlere çekmek neden? İkiye bölünmüş bir askerin ülkesine döndüğünde yaşamaya devam etmesi büyülü gerçeklik için yeterliyken, bir vikontun iki yanına yapılan vurgu hikayenin merkezine oturduğunda şunu görmüş oluyoruz. Büyülü gerçeklik, masalsı anlatım, hepsi söylenecek bir söze hizmet için aracı sadece. Calvino, bütünlük ve yarımlığı eserin ana sorunsalı olarak ortaya koyarken, şöyle söyletir kahramanına: "Bütünken, her şey doğal, bulanık, hava gibi saçmaydı benim için; her şeyi gördüğümü sanıyordum, oysa gördüğüm kabuktu sadece. Sen de bir gün kendinin yarısı olursan, ki olmanı dilerim evladım, tam beyinlerin sıradan akıllarının ötesinde neler bulunduğunu anlarsın. Kendinin, dünyanın yarısını yitirmiş olacaksın, ama kalan yarı, bin kez daha derin, daha değerli olacak. (s. 75)

Değerli olabilmesi için farkında olmak gerekecek mutlaka. Bunu anlayana kadar, anne, baba, eş, çocuk, patron veya çalışan olarak çok farklı rollerde görecekler seni. Evde çok iyi bir aile babası, dışarda eşkiya. Bazen de ev dışında kuzu, içerde aslan kesilen, çevresinde çok sevilen, işyerinde nefret edilen. Askerde başka, sivilde başka. Bir konuda inanılmaz bir hassasiyet göstererek herkesi şaşkına çevirirken başka bir konuda şaşırtacak kadar vurdum duymaz, sağır. Bazen aynı yerde, iki farklı zamanda iki farklı insan. Hiçbiri diğerine benzemez, türlü türlü insan halleri. Sanki Osmanlı topçusu yarısını uçurmuş da kalan yarısı ülkesine dönmüş gibi.

Kısa süre önce Calvino'un öykülerini okumuştum. (Öyküler) Calvino öykülerinde benim dikkatimi çeken; final kaygısı ve aforizma olmadan olay örgüsü ve akıcıılığın ön planda olmasıydı. Genellikle Gogol'un paltosunda olduğu gibi, sıradan insanların yaşamını anlatan, son derece keyifle okunan öykülerdi. Kurgu yanı ön planda ve okurken çok kolay yazılmış gibi kolay okunuyordu. Öykülerin çoğunda iki farklı sembolü metinde bir araraya getirerek, çok iddialı sözler söylemeden belirli mesajlar vermeye çalışıyor. Savaş ve siyaset içerikli olanları çok sevmemiştim ama günlük hayata dair kurmaca öykülerini keyifle okumuştum. Bütün öyküler okunup bittiğinde akılda çok çarpıcı cümleler kalmıyor. Fakat konu ve olay örgüsü olarak hikayelerin iz bıraktığı görünüyor. Bu anlamda Calvino'nun öykücülükte belirgin bir üslubunun dikkat çekici olduğunu söyleyebiliriz.

Calvino öyküleri okurken çevremizde olan her şeyi anlatabiliriz, ben de rahatlıkla yazabilirim diye bir güven geliyor insana. Sonra kalemi alınca bu güven azalıyor :) Ustalık böyle bir şey çünkü. İşin ehli yaptığında yapılan şey çok kolay gibi görünür. Bir acemi seyredildiğinde tam bir eziyettir görünen. Yazan için de, okuyan için de…

"İkiye Bölünen Vikont", yazarın "Atalarımız," adını verdiği üçlemenin ilk kitabı. Diğer iki kitap ise, Ağaca Tüneyen Baron ve Varolmayan Şövalye. Bu kitapları da okunacaklar hanesine ekliyorum.

Son olarak söylemek istediğim, bu inceleme yazılırken oradaydım. Nasıl heyecanla ve bir çırpıda yazıldığını gördüm:) Okurken de yazarken de büyük keyif alınan bir eser olduğunun altını çizmek isterim. Hatta kendime şöyle söyleyebilirim, Calvino okumaya devam. İyilikle veya kötülükle. Masada veya çayırda. Tam kalbinin olduğu yere…
102 syf.
·1 günde·Beğendi
Italo Calvino, Atalarımız 3lemesinin ilk kitabı "İkiye Bölünen Vikont" için yazar 1952 de 1oyun olsun diye yazmaya başlayıp
"~İkiye Bölünen Vikont" u yazmaya başladığımda, öncelikle eğlenceli 1hikâye yazmak istiyordum, hem kendim eğleneyim diye hem de mümkünse başkaları eğlensin diye: Aklımda ortadan 2ye biçilmiş 1adam imgesi vardı; bu 2ye biçilmiş adam konusunun, insanın bölünmüşlüğünün anlamlı 1konu olacağını, çağdaş 1anlamı olacağını düşündüm: Hepimiz 1biçimde kendimizi tamamlanmamış hissediyoruz, hepimiz 1yanımızla kendimizi gerçekleştiriyoruz, öteki yanımızla değil.~"
der ve yine beni yazdıklarıyla mest eder Calvino ki ben sadece ağır okumalar arasında nefes almak için başlamıştım okumaya ama yine anlattıklarıyla beni büyüledi, gençlik dizisi olmasına rağmen...

Savaştan dönen ve savaş sırasında bedeni İkiye bölünen Vikont Medardo'nun ilginç hikâyesi yeğeninin ağzından anlatılır. Vikontun bedeninin 1yarısında "iyi", diğer yarısında "kötü" kişiliğin uç noktaları yaşamaktadır, bunların tekrar 1araya gelmesi olanaksız görünmektedir ve olaylar başlar her yaptığımızın 2arada kalmışlığıyla ve sorgulamalarımızla...

Her daim içimizde çeliştiğimiz durumun en güzel anlatıcısı bu kitap olsa gerek, 2elimizde 1kilic, kendimizle savaşırken halbuki 1likte iyilik yapmak, birbirimizi sevmenin tek yolu iken...

Kitapta sevdiği kız "Pamela"dır ki hemen aklıma "Samuel Richardson" gelir, serinin 2. kitabında direk Clarissa kitabından bahsedip çok sevdiğini belli eder, bu kitap da acaba yazarın diğer kitabı olan Pamela ya gönderme mi var diye düşündüm fakat bilemiyoruz bunu zira yazarın hic1kitabi çevrilmemiş dilimize ve ben her defasında bu 2kitap dilimize cevrilmemis diye isyanlardayim, okumadan aşık olduğum yazarlar arasindadir Richardson...

Atalarımız serisinin ilk kitabı olup ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasindadir, kesinlikle herkese tavsiyemdir yine çok çok severek okudum...
102 syf.
Merhaba
Yazarın denk gelip okuduğum ilk kitabı bu. Aslında biraz yavan geldi bana.
Konusu şu: Bohemya da Türklere karşı yapılan bir savaşa gönüllü katılan vikont bir top mermisi ile ikiye ayrılıyor. Evine gelen taraf kötü. Herşeyi yarım bırakan bir cani . Bazen bir kuşu , kelebeği bazen de bir armutu. Tam bir kötü. Yıllar sonra parçalanan diğer yarısı ortaya çıkıyor. O ise tam bir iyilik abidesi. Bir aziz. İster istemez iyiyle kötü karşılaşıyor. Ve bu yaralanmayla sonuçlanıyor. Aynı yerden yaralanan iki yarım sonra tekrar aynı kişi oluyor. Bir bütün. Aslında bu biraz da yingyang. Herkesin içinde hem kötü hem iyi var.
Iyi okumalar.
102 syf.
·2 günde·8/10 puan
Calvino'nun yazdığı bir çocuk kitabı esasen İkiye Bölünen Vikont. İtalya'da, Osmanlılarla savaş esnasında iyi tarafını savaşta kaybeden bir vikontun etrafında şekilleniyor hikaye. Daha sonra hayatta kalan kötü tarafıyla topraklarına dönüşü ve hükmedişi esnasında yaşananlar kitabın konusu.
Calvino'nun masalcılığı güzel çizimlerle desteklenmiş bu kitapta. Çocuklara yönelik olsa da yetişkinler için de okunabilir.
102 syf.
·6 günde·8/10 puan
O yazıçı oxucunun yaddaşına həkk olunur, təsirləndirir ki: “Həqiqətin ağırlığını dilin xəfifliyilə həll etmək” (Kapozzi, 2004) məqsədinə nail olur.

Fantastik hekayə və novellaları ilə dünyada sevilən yazıçılardan olan İtalo Kalvino da belələrindəndir.

Hələ yeniyetmə çağlarımda İrland yazıçısı Mayn Ridin “Başsız atlı” romanı əsasında çəklimiş eyniadlı sovet filmini izləyəndə qorxu qarışıq macəralı, qəribə hislər yaşamışdım. Heç unutmuram, film kədərləndirsə də, sonda haqq-ədalətin öz yerini tutmasına hədsiz sevinmişdim.

Ədəbiyyatda “bədənin hissələrə ayrılması” motivi qədim dövr əfsanə və miflərindən gəlir. Vladimir Yakovleviç Prop bu haqda yazır: “İnsan bədəninin parçalara ayrılması bir çox dinlərdə, miflərdə, eləcə də, nağıllarda böyük rol oynayıb” (“Sehrli nağılların tarixi kökləri”, səh. 95). Həmin kitabın “Hissələrə bölünmüşlər və canlanmışlar. Müvəqqəti ölüm” hissəsindəsə Prop bir neçə antik və nağıl paralellərindən nümunə gətirir, onların içində ən məşhurusa Orfeydir. Yakut nağıllarından birində qızın başını kəsirlər, “baş ölmür, amma ağlayır” (“Sehrli nağılların tarixi kökləri”, səh. 97).

İtalo Kalvinin “İkiyə bölünmüş vikont” povestini oxuyanda da eynilə uşaqlıqda izlədiyim “Başsız atlı” filmindəki təsir yenidən oyandı. Niyə təsirlənirik? Çünki təxminən bir-birinə bənzəyən eyni nağıl və ya əfsanə motivləri müxtəlif yazıçılar tərəfindən yenidən işlənərək tamamilə fərqli janrlara daxil edilir, yazıçının təxəyyülü sayəsində də əsərə özünəməxsus fantastik elementlər hörülür.

Kalvino ona şöhrət gətirən üçlüyünün ilk əsəri, bəhs etdiyimiz “İkiyə bölünmüş vikont” povestini 1951-ci ildə yazıb. “I nostri antenati (atalarımız)” kitabına salınan digər iki əsər “Ağaca qonan baron” və “Mövcud olmayan cəngavər”dir. Yazıçının ən çox bəyəndiyim cəhəti yazılarında oxucuyla səmimi “ünsiyyət” qura bilməsidir. Əsəri oxuyarkən, hələ yarılamadan hiss olunur ki, mükəmməl nəticə əldə etmək üçün demək olar, hər yolu sınayıb. Povest haqqında müəllif özü də yazır: “Bir yazı formasıyla başqasından üstün olmaq və əxlaqi alleqoriya yaratmaq kimi niyyətim yoxdu, dar mənada siyasət də məqsədim deyildi. Şübhəsiz, o qədər də şüurunda olmamaqla bərabər o illərin atmosferindən təsirlənmişdim. Soyuq müharibənin ortasındaydıq, mühit gərgindi, səssiz parçalanma vardı. Bütün bunlar görünüşə çevriləməsələr də, ruhumuza hakim idilər. Bu nöqtədə bütünlüklə xəyal gücümdən qaynaqlanan hekayə yazaraq, fərqində olmadan o məlum anın əzablarını dilə gətirməklə kifayətlənmir, ondan sıyrılıb uzaqlaşmağa kömək edən sıçrayışı da izah etməyə çalışmışam” (İ. Kalvino 1996).

Povest avstriyalılarla osmanlılar arasında müharibəyə qatılan terralbalı vikont Medardonun Osmanlı mərmisiylə ikiyə bölünməsinin nəqliylə başlayır. Vikont ölkəsinə yarım insan olaraq qayıdır. Bu maraqlı əhvalat sonradan oyun kimi böyüyən gözəl nağıla dönür. Nağıl boyunca yarımvikontun ətrafında onun özündən pis parçalanmış olan insanlar hərəkət edirlər. Məşhur bir xalq nağılının motivləri əsasında qələmə aldığı bu gözəl romanla İtalo Kalvino oxucuya hansı mesajı vermək istəyib? Sadəcə xəyal dünyasını yazı şəklində bizlərə təqdim edibmi, yoxsa getdikcə dəyişən, şikəst qalan, düzəlməsi mümkünsüz görünən müasir insana işarəmi vurub? Bəlkə özünün əsər haqqında dediyi kimi, “sıyrılıb uzaqlaşmağa kömək edən sıçrayışı” Vikontun pis və yaxşı, qaranlıq və aydınlıq tərəfləriylə həyatın xaosdan ibarət olduğunu çatdırmağa çalışıb? O xaos ki, yenə də insanın daxili dünyasında aydınlığın qaranlıqla görüşməsinə gətirir və ya bu görüşün baş tutması üçün addımlar atılır. “Niyə ikiyə bölünmək yaxşıdır?” “Niyə ikiyə bölünmək həyatımızı daha yaxşı dərk etməyə kömək edir?”Bu sualı elə Vikontun yaxşı tərəfinin özü Pamela ilə söhbətində cavablayır: “Pamela, ikiyə bölünmüş olmanın yaxşı tərəfi budur ki, yer üzündəki hər kişinin, hər qadının, hər şeyin özündəki əksikliyi ilə bağlı hiss etdiyi ağrını yaxşı başa düşürsən” (səh.70).

Kalvino “I nostri antenati (atalarımız)” üçlüyündəki digər əsərlərində olduğu kimi, “İkiyə bölünmüş vikont”da da mövcudluq problemi və həqiqətin sorğulanması məsələsini ön plana çəkib. Müharibədə ikiyə bölünmüş vikontun fərqli yollardan keçərək fərqli zamanlarda evə qayıdan iki yarısı həm dünya ilə, həm də digər yarıyla sürəkli mübarizə içindədir. Vikontun bədəni ikiyə ayrılanda yarısı yaxşılığı, o biri yarısıysa bədnamlığı alıb. Bədnam yarımbədən qarşısına çıxan hər canlını ikiyə bölür, vəfalı süd anasını cüzamlı xəstələrin kəndinə sürgün edir, tarlalarda rastladığı insanlara zəhərli göbələk yedirir, kiçicik günah işləyən kəndliləri asmaqla edam etdirir, hətta bədnamlığını aşaraq asılmış kəndlilərin arasına boş yer qalmasın deyə pişiklər də asdırır; o biri yarıbədənsə onun keçdiyi yollarda etdiyi dağınıqlıqları təmir etməyə çalışır. Sanki müharibədən sonrakı dövrdə yayımlanan “İkiyə bölünmüş vikont”da hər keçən gün parçalanan, şikəst qalan və mövcudluğuna yadlaşan insanın özünə qarşı apardığı amansız müharibəyə işarələr göndərilib.

Və bu işarələr bəsit şəkildə deyil, usta yazıçı şeirdə olduğu kimi dilin mümkün bütün qaynaqlarını səfərbər edərək çatdırıb sanki, söz və ifadə seçiminə o qədər canlılıq qatıb ki, əsərin ədəbi gücü təsirsiz keçmir. Kalvino özünün yazıçılıq barədə dediyi “Yazıçı formaya forma verən aktyordur” fikrinin öhdəsindən məharətlə gəlib.

Odur ki, “İkiyə bölünmüş vikont”la biz də hadisələrə Kalvinonun qurğusuyla baxış bucağımızı dəyişdirməyi, dünyaya tamam fərqli yerdən, başqa məntiqlə, başqa cür bilmək, təqdisləmək yönündən baxaq. Kim bilir, bəlkə ikiyə bölünmək doğrudan da yaxşıdır, insanı böyüdür, kamilləşdirir.

Ceylan MUMOĞLU
"Ustad" dergisi
https://www.ceylanmumoglu.com/...kiye-bolunmus-vikont
102 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Savaşta ikiye bölünen Vikont üvey yeğeni tarafından anlatılıyor. ikiye bölünen Vikont un sadece bedeni değil duyguları da ikiye bölünüyor ;bir tarafı sınırsız iyilik yapmak isterken diğeri acımasızlık da sınır tanımıyor. İki yarım Vikont aynı kıza sevdalaninca aralarında da mücadele başlıyor ve asıl mesaj bu Savaşla gözler önüne seriliyor. 100 sayfalik ince bir kitap.olaylar çok hızlı geçilmiş olmasına rağmen hem kisaligi hem verdiği mesaj bakımından orta okul öğrencilerine okutulabilir.
99 syf.
·2 günde·8/10 puan
İkiye Bölünen Vikont farklı ve fantastik bir hikaye. Savaştan dönen ve savaş sırasında vücudu ikiye bölünen Vikon' u anlatır. Türklerle yapılan savaşta Vikont’un vücudu ikiye ayrılır. Bu iki parçadan biri iyi, diğeri kötüdür. Kötü olan taraf bölgesini kötülükle yönetirken iyi olan taraf çıkagelir ve durum biraz karışır. Kitapta iyi insan ile kötü insanın ayrımı vardır ancak tam bir insan olmak için iki yönün de mutlak gerekliliği anlatılır. Ne büsbütün iyilik ne de sürekli kötülük. Olaylar nihayete erince iyi taraf ile kötü taraf birleşiyor. Kitabı bitirdiğimde şu söz geldi aklıma: " Her iyinin içinde bir kötü, her kötünün içinde bir iyi vardır." Güzel bir kitaptı.
99 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yine yeni bir yazar, yeni bir kalem; İnsan sadece iyi veya sadece kötü olabilir mi? Ya da hepimiz içimizdeki kötü veya yanlış düşüncelerle mücadele edince mi güçleniriz? Yin-yang gibi... İtalio Calvino ile tanışmak için iyi bir seçim yaptığımı düşünüyorum. Absürd bir kitap ama severek, okuduğum bir kitap oldu. Diğer kitapları da böylelikle okuma listeme dahil edildi. Kitaba gelince...

Haçlı seferine katılan bir soylunun bombalama esnasında vücudu tam ortadan ikiye ayrılır ve bir yarısı sadece kötü olurken diğer yarısı da sadece iyi olarak yaşamını sürdürür. Ta ki ikisi de bir kıza aşık oluncaya dek... Ondan sonra acaba neler olacak, İyi ve kötüden hangisi kazanacak?

Kitapla kalın efenim :)
102 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Ne zaman başladım bitirdim anlamadım masal tarzında değişik bir kitap türklerle girilen savaşta top gelmesi üzerine ikiye bölünen vikonti anlatıyor bir yarısi iyi bir insanken diğer yarısı vahşi bir yaratık kitabın sonunda ise o iki yari tekrar birleşiyor yani ne okudum az önce diye sorguladım değişik bir tarz sırf okumak için okunacak bir kitap :)
102 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bizi hakikate ulaştıracak olan hangisi? Parça mı Bütün mü?Bütünü tamamıyla ve tek seferde kavramak için gerekli zihin berraklığına sahip miyiz. Ya da arınmış bir kalbe. Akleden kalbe. Öyleyse bütünü parçalayarak ve parçaları kavrayarak hakikate temas etmeye mecburuz. İkiye bölünen Vikont öyküsünü okurken peşi sıra bu sorular aktı zihnimde. Her şey zıddıyla mümkün, bir diğerini anlamak için olabildiğince varlığı ikiye bölmek, iki kutup arasındaki gerilime dahil olmak gerekiyor. Calvino bu durumu öykü kahramanlarından merdadoya açıklatıyor: ''sen de bir gün kendinin yarısı olursan, ki olmanı dilerim evladım, tam beyinlerin sıradan akıllarının ötesinde neler bulunduğunu anlarsın. kendinin, dünyanın yarısını yitirmiş olacaksın, ama kalan yarı, bin kez daha derin, daha değerli olacak. o zaman sen de, her şeyin kendin gibi bölünmesini, parçalanmasını isteyeceksin, çünkü güzellik de, bilgi de, adalet de ancak parçalara bölünmüş olanda vardır.”
102 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
İkiye Bölünen Vikont İnceleme
Dikkat, sürpriz bozan (Spoiler) içerir.
İtalo CALVINO’ nun 3’ lü seri olarak yazdığı, bu serinin 1. Kitabı. Resimli büyük ebattaki büyük puntolarla yazılmış 100 sayfalık bir kitap, gayet hızlı ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Türkler ile yapılan bir savaşta (Haçlı Seferleri) bir top güllesi ile yarısı parçalanan ve yarısı ile hayata tutunan bir Vikont’ u anlatıyor. Savaş sonrası cepheden sakat olarak gelmenin buhranı ve ittiği sonuçlar ile daha sonra tam zıttı bir şekilde iyi karaktere dönüşen Vikont’ un yaptıkları anlatılıyor. Bu Vikont yiğeni tarafından, yiğeninin ağzı ile anlatılıyor. İyi ve kötüye bakış açısı olarak farklı bir anlam katıyor. Sonunda iyi ve kötü aynı vücutta savaşıyor ve sonunu yazmayım tabiki.
Tabiki CALVINO büyük ve kendini ispatlamış bir yazardır fakat ben tam anlamı ile bir bütünlük göremedim, yani baştan vücut tek kişi idi, sonra bir ara farklı iki vücut ortaya çıktı, sonra yine son sahnede savaşırken birleştiler felan, bende tam oturmadı. Ayrıca kitapta yanlış saymadıysam 21 yerde Türk kelimesi geçiyor ve hiç birinde sıcak bir ifade ile bağlantılanmıyor, Görünmez Kentler’ ini okuduğumda da İstanbuldan, Konstantinapolis diye bahsediyor diye hatırlıyorum, yani yazarda Türklüğe ve Müslümanlığa (Vikont’ ta Haçlı seferlerinde yaralanıyordu) böyle bir mesafeli yaklaşım sezdim gibi tabi, bu benim kişisel görüşümdür, kitap alınmalı okunmalı bence.
102 syf.
Uç noktaların etkilerini gözlerinizde hayal meyal canlandıracak bir hikâye. Bu kitap daha çok çocuklar için hazırlanmış versiyon elbette lâkin yine de aşırılıkların sosyal ortamda yarattığı etkinin ne olacağını göz ucuyla gösteriyor bizlere. İnsan yalnız kalmayı başarabilirse bu tür sorunlarla karşılaşacağımızı sanmıyorum lâkin toplum içindeysek eğer, uymamız gereken kurallar ve girmemiz gereken kalıplar var.
Bu kitapta da sade iyiliğin de sade kötülüğün de bir anlamı olmadığını da görüyoruz. Biri olmazsa diğerinin kıymeti bilinmeyecek; daha doğrusu kötüler olmasa iyilerin kıymeti bilinmeyecek. Hepimizin içinde kötünün de olması gerek, yeter ki kontrol edebilelim.
Düşman sahibi olmak, sonra da bunların kafalarında tasarladıkları gibi olup olmadıklarını görmek kadar keyifli bir şey yoktu insanlar için.
Italo Calvino
Sayfa 15 - Yapı Kredi Yayınları
Bense, bu bütünlük coşkusu içinde kendimi hep daha hüzünlü, daha kusurlu hissediyordum. Bazen insan kendini eksik sanır,
oysa sadece gençtir...
"2ye bölünmüş olmanın iyi tarafı şu ki Pamela, yeryüzündeki her erkeğin, her kadinin, her şeyin kendi eksikliği konusunda duyduğu acıyı anlıyorsun...
“Kuşun mu, yoksa insanın mı daha önce öldüğü, hangisinin karnını doyurmak için ötekinin üstüne atladığı bilinmiyor," dedi Curzio.
Sen de 1gün kendinin yarısı olursan, ki olmanı dilerim evladim, tam beyinlerin sıradan akıllarının ötesinde neler bulunduğunu anlarsın. Kendinin, dünyanın yarısını yitirmiş olacaksın, ama kalan yarı, bin kez daha derin, daha değerli olacak. O zaman sen de, her şeyin kendin gibi bölünmesini, parçalanmasını isteyeceksin, çünkü güzellik de, bilgi de, adalet de ancak parçalara bölünmüş olanda vardır...
Duygularımız renksizleşiyor, köreliyordu, çünkü kendimizi kötülükle erdem arasında yitip gitmiş hissediyorduk, ikisi de insan doğasına aykırıydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İkiye Bölünen Vikont
Baskı tarihi:
6 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
99
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755103136
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
İkiye Bölünen Vikont
İkiye Bölünen Vikont
İkiyə Bölünmüş Vikont

Kitabı okuyanlar 246 okur

  • Resul Bulama
  • Noviembre
  • Ozan
  • Begüm Özlem Yaman
  • Özlem Çelikel
  • ferat Ⓐ
  • İsmail
  • Umut Sünnetci
  • Burak Çap
  • rosse

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.2 (1)
9
%6.2 (5)
8
%8.6 (7)
7
%7.4 (6)
6
%0
5
%1.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0