·
Okunma
·
Beğeni
·
53
Gösterim
Adı:
İlerici Gericilik
Baskı tarihi:
Temmuz 1990
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Abdullah Kutlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kıyam Yayıncılık
Bu eser, Abdulkerim Suruş'un İlim ve Sanat Üniversitesi'nde verdiği ve daha sonra sadece birkaç dipnot ekleyerek olduğu gibi yayınladığı İlerici Gericilik adlı konferansının tam metnidir. Kutlu, umut vaadeden bir mütercim; piyasamızın pek çok müterciminden daha iyi. Benim tercüme üzerinde yaptığım düzeltmeler sadece yayın politikamızın bir gereği ve titizliğimizin doğal bir sonucu. Yoksa Kutlu'nun tercümesini o haliyle yayınlayabilecek yayınevlerinin sayısı az değil! Ama eminim bir gün kökleri kuruyacak. Çünkü: "Köpük yok olup gider; insanlara yararlı olan ise yeryüzünde kalır." (Sabah Kara)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Fetva veriyorlar, tahmin ediyorlar, yargıda bulunuyorlar, eski ve yeni sistemlere gerici ve ilerici etiketi yapıştırıyorlar. Ama, üretim aracının gelişim sürecinin filan aşamasından sonra, ileriki döneme uygun gelişim hangisidir, diye sorsak; filan şekilde gelişirse gericidir, falan şekilde gelişirse ilericidir, denilmesini sağlayacak bir ölçü olmadığını göreceğiz. O halde oturup nasıl gelişeceğine bakmamız gerekir. Yani o temel ve önemli aşamada bir tür cebre [:determinizme] teslim olup üzgün bir şekilde "ne gelirse hoş gelir" dememiz icap eder ki, ilericilik ve gericilik kavramları ve onları doğuran ekol de kendi içinde "ne gelirse hoş gelir" düşüncesinden beslenmektedir. Niçin? Çünkü kendi özünün derinliklerinde, karşısında eli bağlı oturup yargıda bulunmaması gereken bir varlığın eteğine yapışmıştır da ondan. İlericilik ve gericiliğin ekseni ve ölçüsü olan bir şeyin kendisine gericidir veya ilericidir diyemezsiniz. Bunlar bir malı bize devredip, bunu kabul edin, satın alın, ona tapın ama iyi midir kötü müdür sormayın; başka ne tür sorunuz varsa, büyük bir istekle cevaplamaya hazırız, demektedirler. iyi ama, ben fuzulinin biriysem ve illa da işin burasını merak edip didiklemek istiyorsam yapılması gereken nedir? Beyim, sizin üstü kapalı sattığınız bu şeyin muhtevası ve anlamı nedir; gücü ve zaafı nasıl anlaşılabilir, gerçekliği ve sağlamlılığı nasıl bilinebilir, diye sorsam ne olacak?
Bakıyorum, belirsizlik Kaf'ının zirvesine oturmuş, o dağlık yerin mağaralarında oturanlardan başka kimsenin kendisinden haberdar olmadığı bir Anka kuşu var.
Daha da şaşırtıcısı bu mağaradakiler de hal diliyle:
"Habersizlikte senden yüzlerce derece öndeyim ben
Sen başkasınadan habersizsin, bense kendimden!" demektedirler. Hele şu tek şeyi aydınlatın ki geri kalanı da aydınlansın, diyorum ama hiç bir cevap alamıyorum. Ne zaman, hakkı bâtıldan ayırmak için bir dış ölçü kullansanız, çıkmaza girersiniz, demem ve bunda ısrar etmem bundandır. Evet, sonunda dükkanınızı karanlığa kuracaksınız; tek alıcınız ışıktan kaçan yarasalar olacak.
Bir kimse, geleceği veya yeni şeyleri gözlüyorsa, onun ilerici olması doğaldır. Örneğin Sosyalizmi isteyen kimseler, Sosyalizmin tarihin gelecekteki vaadlerinden olduğu; ortaya çıktığı günden beri böylesi bir iddiaya sahip olduğu ve bunu teklif ettiği için, ilerici düşünceye sahiptirler. Buna göre, bu, ilerici bir düşünce biçimidir. İslam da Arap cahiliyetine oranla ileri bir adımdı ve bu yüzden kendi zamanında ilerici sayılıyordu. Peygamber ilerici, kâfirler gerici idi. Bir ülkeyi "şura" sistemiyle yönetmek de, padişahlık ve benzeri yöntemlerle yönetme tarzına göre ilerici bir düşünce sayılmaktadır. Eğer Montesquieu'nün görüşünü mutlakiyetçi saltanat görüşüyle karşılaştırırsanız, onun görüşü diğerine göre ilerici sayılır. Eskiler, birini saltanat tahtına oturtup bütün güçleri kendisine teslim ediyor, sonra da ondan aynı zamanda adil olmasını isteyerek, kendisine öğütler veriyorlardı Montesquieu burada bir yanlışın gizli olduğunu söyledi: Bu yanlış, bütün imkân ve güçler tek bir kimsenin eline bırakıldığında o kişiden başka bir gücün alındığı hususuydu. Alınan bu güç, adil olabilme gücüdür. O kimse her türlü seçme özgürlüğüne sahiptir, ama tek bir ihtiyar onun elinde değildir. Bu, o kimsenin artık adil olmamasıdır.
Montesquieu'nün önerisi, gücü bir tek kişide toplayamayacağımız, toplamamamız, bu gücü parçalara ayırmamız gerektiği şeklindeydi. Çünkü bir kimse ne kadar iyi, iyi niyetli, merhametli ve adil de olsa, gene de insandır. Bütün seçme özgürlüklerini kendisine verdiğinizde, onu zulüm karşısında seçeneksiz bırakmış olursunuz. O halde bu seçme gücünün ayrılması, çeşitli birey ve kurumlara verilmesi gerekir. Montesquieu'nün saltanatçı düşünceye karşı olan bu görüşü ilerici bir düşünceydi ve saltanatçı sistem düşüncesi Montesquieu'den sonra gerici bir düşünce sayıldı. (
Laboratuvarda araştırma yapan o eczacı ile uçaklar üzerinde çalışmalar yapan teknisyenin her ikisi, belirli bir olgunun ardında koşmakta ve belirli bir amaç gözetmektedirler. Gözettikleri bu amaç, hız'ı olabildiğince arttırmaktan ibarettir. Onlara, Erich From'un dediği gibi, "Siz bu denli hızlı gitmekle nereye varmak ve zamanınızın arta kalanını neye harcamak istiyorsunuz?" diye soracak kimse de yok ortada. Acaba geleceğe yönelik bir program mı vardır, yoksa yalnızca korkuya düşürmenin, aceleciliğin, hızlı gitmenin ve delice koşuşturmanın kendisi mi amaçlanmaktadır? Evet, sanki hızın kendisi istenmektedir; çünkü bu aceleciliklerinin çoğunun ardında akla uygun hiçbir hedef görülüp bulunamaz. Maksada geç ulaşmanın verdiği kaygı ve kurtulma arzusunun kendisi; yalnızca hız delisi olmak, bir takım kimseleri çılgınca sıçrayıp koşmaya sürüklemiştir. Bunlar, koşmak için daha çok zamanları olsun diye koşarlar. Daha çok acele etmeye fırsat bulamazlar korkusuyla acele ederler. Yani, ölüm korkusu yüzünden intihar ederler.
Tahammülsüz olmak, sabırsızlık ve acelecilik, zamanımız insanının özelliklerini ortaya koyan niteliklerdir. Bu sabırsızlığın örneklerinden biri de, hakkı batıldan ayırt etmek için ortaya hemen bir ölçü koymaya çalışmaktaki aceleciliktir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İlerici Gericilik
Baskı tarihi:
Temmuz 1990
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Abdullah Kutlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kıyam Yayıncılık
Bu eser, Abdulkerim Suruş'un İlim ve Sanat Üniversitesi'nde verdiği ve daha sonra sadece birkaç dipnot ekleyerek olduğu gibi yayınladığı İlerici Gericilik adlı konferansının tam metnidir. Kutlu, umut vaadeden bir mütercim; piyasamızın pek çok müterciminden daha iyi. Benim tercüme üzerinde yaptığım düzeltmeler sadece yayın politikamızın bir gereği ve titizliğimizin doğal bir sonucu. Yoksa Kutlu'nun tercümesini o haliyle yayınlayabilecek yayınevlerinin sayısı az değil! Ama eminim bir gün kökleri kuruyacak. Çünkü: "Köpük yok olup gider; insanlara yararlı olan ise yeryüzünde kalır." (Sabah Kara)

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Mir'ât-ı Cünûn
  • Sercem Namaras
  • Onur Değer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0