İlim ve İrfan Dergisi Sayı - 29 (2015 Ocak)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4
Gösterim
Adı:
İlim ve İrfan Dergisi Sayı - 29
Alt başlık:
2015 Ocak
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Format:
Karton kapak
ISBN:
9772147319604
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlim ve İrfan Dergisi
İlim ve İrfan dergisi istikrarlı yürüyüşüne devam ediyor. Yılın ilk ayında marifetullahı merkeze alan bir dosyayla okur karşısına çıkan dergi, insanın ve tasavvufun ana konularına geleneğe ve birikime dayalı yeni yaklaşımlar getiriyor. Marifet eğitimi tasavvufun özüdür. Tasavvuf yolcusu, yolun sonunda, yolun, varlığın, kendisinin sahibi olan Zat ile karşılaşmayı, O’nu tanır hale gelmeyi murat eder. İbadetlerden gaye de, ilimden gaye de budur. Bu amaca hizmet etmeyen ibadetler yorgunluk, bu gayeye yardımcı olmayan ilim yüktür. Çünkü marifet, ilim ve irfan yolunun üsaresidir, özüdür.

Marifet eğitimi bir kimsenin yalnız başına gerçekleştiremeyeceği bir eğitimdir. Çünkü marifet, ariflerin buyurdukları gibi, kal ile değil hal ile tadılan, satırlardan değil sadırlardan bellenen bir bilgidir. Bu anlatılamazlığı, kelimelerle aktarılamazlığı sebebiyle, salikin nasıl olduğunu tam olarak idrak edemediği ancak yaşayınca tattığı, idrak ettiği ve kavradığı bir bilgidir. Bunun eğitimi de bu yüzden, marifeti tatmış, yaşamış ve tecrübe etmiş bir rehberin yoldaşlığına ihtiyaç duyar ki, o rehber, acemi yolcuyu yolun tehlikelerinden, tuzaklarından ve kestirmelerinden haberdar ederek salimen hedefe ulaştırsın. Anlam arayışı peşinde koşan inşan şüphesiz marifetullahı aramakta, bu yolda kendine yol gösterecek bir mürşidin rehberliğine ihtiyaç duymaktadır.

İlim ve İrfan dergisi bu hassas meselede tasavvuf düşüncesinin önemli isimleriyle, “Marifet: Kendini Bilen Rabbini Bulur” ilkesiyle hareket ederek dosyanın ana gayesini beyan ediyor.

Dosya kapsamında Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Prof. Dr. Süleyman Derin, İsmail Acarkan ve Mona İslam’ın yazıları yer alıyor. Prof. Dr. Süleyman Uludağ, “Marifetullah ve Marifet-i Nefs” başlıklı yazısında geniş bir çerçevede bilhassa tasavvuf geleneğinde bu kavramların anlam haritasını çiziyor. “Hak Tealayı bilme ve tanıma O’nun sıfatları, isimleri, fiilleri ve bu fiillerin hükümleri hakkında edinilen sahih, kesin, açık ve güvenilir bilgiler sayesinde mümkün olur. Bu nitelikteki bilgilere sadece akılla, fikirle, mantıkla, kıyasla ve nazarla ulaşılamaz.” diyen Prof. Dr. Uludağ, marifetullahı diğer ilimlerden ayıran özü ortaya koyuyor. Prof. Dr. Süleyman Derin ise, kendini bilmeyen Rabbini bulamaz anlayışıyla insanın beden ve ruh olarak yücelmeye ne kadar müsait olduğunu ve hatta bu sebeple meleklerden üstün olduğunu marifet ehlinin görüşleriyle ifade ediyor. İsmail Acarkan şeriat, tarikat, hakikat ve marifet kapılarından son kapı olan marifet kapısından giriyor içeri. Mona İslam ise insanın hep bir anlam arayışı içinde olduğunu vurguladığı yazısında, anlam bulamayan çıldırır, diyor. Derginin orta sayfalarında düzenli olarak sohbetleri yer alan Şeyh Muhammed Muta’ Haznevi’nin bu sayıdaki yazısı marifetullahı anlatıyor. Marifetullah ruhun gıdasıdır, diyen Şeyh Muhammed Muta’ Haznevi, insanın bedenle, maddi varlıkla gerçek mutluluğa eremeyeceğini, asıl mutluluğun ruh huzuruyla yani marifetullahla mümkün olacağını vurguluyor.

Marifet yolunun yıldızları
İbrahim Tenekeci bu sayıda ölümü merkeze alan bir yazısıyla yer alıyor. Neyi seversen sev, ayrılacaksın, diyen İbrahim Tenekeci, ölümün bizi dünyadan değil dünyayı bizden ayırdığını beyan ediyor.

Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe tevazuyu anlattığı yazısında, tevazunun insanı yücelten tarafına işaret ediyor ve Haznevi mürşidlerinin başarısındaki sırrın tevazuda saklı olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, Bursa’nın manevi direklerinden Emir Sultan Hazretlerinin tasavvuf anlayışını ve irşad usûlünü anlatıyor: “Emir Sultan Hazretleri Kur’an ve Sünnet’e bağlılığı düstur olarak kabul eden bir mürşiddir. Buhara’da hem babasından hem diğer alimlerden Kur’an ve Sünnet-i Seniyyeyi tahsil ederek yetişmiştir. 17 yaşına kadar bu tahsilleri almış bir İslam alimidir.”

Sami Bayrakçı imzasını taşıyan yazı ise marifet yolunun yıldızlarından Sühreverdiye tarikatının kurucusu Şehabeddin Sühreverdi’yi anlatıyor. Prof. Dr. Ali Akpınar Kur’an’dan derslere devam ediyor ve İsrailoğullarının düştüğü yanlışları madde madde sıralayarak İslam ümmetinin bu yanlışlara düşmemesi için gerekli ikazlarda bulunuyor.

Yakın dönemin şeriat ve tarikat rehberi Şeyh Fethullah Verkanisi’yi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Baz okura tanıtıyor. Yrd. Doç. Dr. İbrahim Baz, onun şeriat ve tarikat anlayışını şöyle özetliyor: “Ona göre Nakşibendiliğin amacı, her türlü taat ve ibadette ihlası elde etmek ve Sünnet-i seniyyeye tâbi olmaktır. Bunun için en önce bidatlerden uzaklaşmak ve gafletten kurtulmak şarttır.”

M. Nezihi Pesen her ay Kırkambar sayfalarında okuru tasavvuf büyüklerinin meclislerine misafir ediyor, onların kalp huzurundan tattırıyor. Kemal Özer ise, fıtratın çağrısını yineliyor yazılarında, bu sayıda, ölümcül kimyasallarla temizlik olur mu, sorusuna cevap arıyor.

İlim ve İrfan dergisi Ailemiz ekiyle birlikte her ay okurların gönüllerine misafir olmayı sürdürüyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İlim ve İrfan Dergisi Sayı - 29
Alt başlık:
2015 Ocak
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Format:
Karton kapak
ISBN:
9772147319604
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlim ve İrfan Dergisi
İlim ve İrfan dergisi istikrarlı yürüyüşüne devam ediyor. Yılın ilk ayında marifetullahı merkeze alan bir dosyayla okur karşısına çıkan dergi, insanın ve tasavvufun ana konularına geleneğe ve birikime dayalı yeni yaklaşımlar getiriyor. Marifet eğitimi tasavvufun özüdür. Tasavvuf yolcusu, yolun sonunda, yolun, varlığın, kendisinin sahibi olan Zat ile karşılaşmayı, O’nu tanır hale gelmeyi murat eder. İbadetlerden gaye de, ilimden gaye de budur. Bu amaca hizmet etmeyen ibadetler yorgunluk, bu gayeye yardımcı olmayan ilim yüktür. Çünkü marifet, ilim ve irfan yolunun üsaresidir, özüdür.

Marifet eğitimi bir kimsenin yalnız başına gerçekleştiremeyeceği bir eğitimdir. Çünkü marifet, ariflerin buyurdukları gibi, kal ile değil hal ile tadılan, satırlardan değil sadırlardan bellenen bir bilgidir. Bu anlatılamazlığı, kelimelerle aktarılamazlığı sebebiyle, salikin nasıl olduğunu tam olarak idrak edemediği ancak yaşayınca tattığı, idrak ettiği ve kavradığı bir bilgidir. Bunun eğitimi de bu yüzden, marifeti tatmış, yaşamış ve tecrübe etmiş bir rehberin yoldaşlığına ihtiyaç duyar ki, o rehber, acemi yolcuyu yolun tehlikelerinden, tuzaklarından ve kestirmelerinden haberdar ederek salimen hedefe ulaştırsın. Anlam arayışı peşinde koşan inşan şüphesiz marifetullahı aramakta, bu yolda kendine yol gösterecek bir mürşidin rehberliğine ihtiyaç duymaktadır.

İlim ve İrfan dergisi bu hassas meselede tasavvuf düşüncesinin önemli isimleriyle, “Marifet: Kendini Bilen Rabbini Bulur” ilkesiyle hareket ederek dosyanın ana gayesini beyan ediyor.

Dosya kapsamında Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Prof. Dr. Süleyman Derin, İsmail Acarkan ve Mona İslam’ın yazıları yer alıyor. Prof. Dr. Süleyman Uludağ, “Marifetullah ve Marifet-i Nefs” başlıklı yazısında geniş bir çerçevede bilhassa tasavvuf geleneğinde bu kavramların anlam haritasını çiziyor. “Hak Tealayı bilme ve tanıma O’nun sıfatları, isimleri, fiilleri ve bu fiillerin hükümleri hakkında edinilen sahih, kesin, açık ve güvenilir bilgiler sayesinde mümkün olur. Bu nitelikteki bilgilere sadece akılla, fikirle, mantıkla, kıyasla ve nazarla ulaşılamaz.” diyen Prof. Dr. Uludağ, marifetullahı diğer ilimlerden ayıran özü ortaya koyuyor. Prof. Dr. Süleyman Derin ise, kendini bilmeyen Rabbini bulamaz anlayışıyla insanın beden ve ruh olarak yücelmeye ne kadar müsait olduğunu ve hatta bu sebeple meleklerden üstün olduğunu marifet ehlinin görüşleriyle ifade ediyor. İsmail Acarkan şeriat, tarikat, hakikat ve marifet kapılarından son kapı olan marifet kapısından giriyor içeri. Mona İslam ise insanın hep bir anlam arayışı içinde olduğunu vurguladığı yazısında, anlam bulamayan çıldırır, diyor. Derginin orta sayfalarında düzenli olarak sohbetleri yer alan Şeyh Muhammed Muta’ Haznevi’nin bu sayıdaki yazısı marifetullahı anlatıyor. Marifetullah ruhun gıdasıdır, diyen Şeyh Muhammed Muta’ Haznevi, insanın bedenle, maddi varlıkla gerçek mutluluğa eremeyeceğini, asıl mutluluğun ruh huzuruyla yani marifetullahla mümkün olacağını vurguluyor.

Marifet yolunun yıldızları
İbrahim Tenekeci bu sayıda ölümü merkeze alan bir yazısıyla yer alıyor. Neyi seversen sev, ayrılacaksın, diyen İbrahim Tenekeci, ölümün bizi dünyadan değil dünyayı bizden ayırdığını beyan ediyor.

Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe tevazuyu anlattığı yazısında, tevazunun insanı yücelten tarafına işaret ediyor ve Haznevi mürşidlerinin başarısındaki sırrın tevazuda saklı olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, Bursa’nın manevi direklerinden Emir Sultan Hazretlerinin tasavvuf anlayışını ve irşad usûlünü anlatıyor: “Emir Sultan Hazretleri Kur’an ve Sünnet’e bağlılığı düstur olarak kabul eden bir mürşiddir. Buhara’da hem babasından hem diğer alimlerden Kur’an ve Sünnet-i Seniyyeyi tahsil ederek yetişmiştir. 17 yaşına kadar bu tahsilleri almış bir İslam alimidir.”

Sami Bayrakçı imzasını taşıyan yazı ise marifet yolunun yıldızlarından Sühreverdiye tarikatının kurucusu Şehabeddin Sühreverdi’yi anlatıyor. Prof. Dr. Ali Akpınar Kur’an’dan derslere devam ediyor ve İsrailoğullarının düştüğü yanlışları madde madde sıralayarak İslam ümmetinin bu yanlışlara düşmemesi için gerekli ikazlarda bulunuyor.

Yakın dönemin şeriat ve tarikat rehberi Şeyh Fethullah Verkanisi’yi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Baz okura tanıtıyor. Yrd. Doç. Dr. İbrahim Baz, onun şeriat ve tarikat anlayışını şöyle özetliyor: “Ona göre Nakşibendiliğin amacı, her türlü taat ve ibadette ihlası elde etmek ve Sünnet-i seniyyeye tâbi olmaktır. Bunun için en önce bidatlerden uzaklaşmak ve gafletten kurtulmak şarttır.”

M. Nezihi Pesen her ay Kırkambar sayfalarında okuru tasavvuf büyüklerinin meclislerine misafir ediyor, onların kalp huzurundan tattırıyor. Kemal Özer ise, fıtratın çağrısını yineliyor yazılarında, bu sayıda, ölümcül kimyasallarla temizlik olur mu, sorusuna cevap arıyor.

İlim ve İrfan dergisi Ailemiz ekiyle birlikte her ay okurların gönüllerine misafir olmayı sürdürüyor.

Kitap istatistikleri