İmam eş-Şafi‘î (Âdabu’ş-Şaf‘î ve Menakıbuh)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4
Gösterim
Adı:
İmam eş-Şafi‘î (Âdabu’ş-Şaf‘î ve Menakıbuh)
Baskı tarihi:
Mart 2021
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055634667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rıhle Kitap
Ehl-i Sünnet imamlarımızın her biri bizim için birer deniz feneri mesabesindedir. Onlar, itikattan fıkha, ahlaktan âdâba kadar bütün bir hayatın rızâ-yı Bâri istikametinde nasıl yaşanacağı sorusunun en müşahhas cevaplarıdır.
İmam el-Kevserî’nin o hayatî tespitiyle “müçtehid imamlar bir aile gibidir”. Hoca-talebe ilişkisi içinde birbirlerinden ilim almış, birbirlerine ilim aktarmışlardır. İmam Ebû Hanîfe, her hac seyahatinde İmam Mâlik’le bir araya gelir, müzakerelerde bulunurdu. Talebesi İmam Muhammed, aynı zamanda İmam Mâlik’e de talebe olmuş, üç seneden daha fazla ikamet ettiği Medine-i Münevvere’de İmam Mâlik’ten “el-Muvatta”ı dinlemiş ve kendi “el-Muvatta” nüshasını oluşturarak Medine'nin fıkıh ve hadis birikimini Irak coğrafyasına taşımıştır.

İmam eş-Şâfi‘î de bu iki büyük imama talebe olmuş, Hicaz ekolünün birikimini Müslim b. Hâlid ez-Zencî ve İmam Mâlik’ten, Irak ekolünün müktesebatını da İmam Muhammed eş-Şeybânî’den tahsil etmek sûretiyle kendi dönemine kadar “Ehl-i re’y” – “Ehl-i hadis” diye keskin hatlarla ayrılmış çizgileri harmanlamış ve kısa sayılabilecek hayatına iki mezhep sığdırmış bir kutup yıldızıdır.
Elinizdeki eser H. 240 yılında doğan büyük hadis âlimi İbn Ebî Hâtim er-Râzî’nin kaleme aldığı “Âdâbu’ş-Şâfi‘î ve Menâkıbuh” isimli kitabın tercümesidir. İmam eş-Şâfi‘î (rh.a)’e dâir kaleme alınan biyografi/menâkıb çalışmalarının ilklerinden olan bu kıymetli eserde İmam eş-Şâfi‘î’nin dünyasına yolculuk yapacaksınız...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İmam-ı Şâfiî’nin çeşitli bilgilerin yararı hakkında şöyle dediği nakledilir: “Kur’ân öğrenenin saygınlığı artar, fıkıhta meşgul olanın değeri yükselir, hadis yazanın delileri kuvvetlenir, dil üzerine yoğunlaşmanın tabiatı incelir, matematiğe yoğunlaşanın muhakemesi güçlenir, kendini korumayana ise ilmi fayda etmez.”
Selâhaddîn-i Eyyûbî, İmam eş-Şafi’î’nin mezarının yakınında bir medrese inşa ettirmiş (1176-1178), bu arada onun mezarı için ahşap bir sanduka yaptırmıştı (574/1178-79).
İmam eş-Şafi’î’ye: “İlme karşı iştiyakın nasıldır?” diye sorulunca şöyle dedi: “Daha önce işitmediğim bir kelimeyi işitince, diğer azalarım, kulaklarımın işitip de aldığı lezzeti tatmak İçin kendilerinin de kulakları olmasını isterler. İşte böyle.” Kendisine, “İlme karşı hırsın nasıldır?” diye sorulunca dedi: Çok mal biriktiren cimrinin, bir malı elde ettiği zaman aldığı lezzet kadardır.” Kendisine, “İlme karşı istediğin nasıldır?” diye sorulunca şöyle dedi: “Bir tek çocuğu olan kadının, yavrusunu kaybettiğinde, onu bulmaya olan istediği kadardır.”
“Memleketten uzaklaş yüce gayeler için
Uzağa git, beş faydası vardır seferin:
Gamın kederin gider, kalmaz derd-i maişet,
İlim, âdâb-ı muâşeret ve iyi insanlarla sohbet.
Denilse; yolculuktadır zillet ve belâ,
Geniş çölleri geçmek ve dayanmak zorluklara,
Derim; hayırlıdır ölümü delikanlının,
Kalmasın zillet evinde,
Kıskançlar ve laf taşıyanlar arasında...”
“Ben annemin yanında büyüyen bir yetim idim. Annemin, eğitimim için hocaya verecek parası yoktu. Hoca, benden ders ücreti almak yerine, dersi bitirip kalktığında yerine bakmama razı olmuştu.
* İmam eş-Şâfi’î hazretlerinin keskin zekâsı, o daha küçükken herkesin dikkatini çekmişti. Yaşıtları henüz Kur’ân okumayı öğrenirken, o Kur’ân’ı ezberlemiş ve kendi yaşıtlarına ders verecek düzeye gelmişti. Onun yetişmesinde muhtereme annesinin emeği çok büyüktür. Annesi, İmam eş-Şafi’î hazretlerini okutabilmek için devlet dairelerinin etrafında dolanırız oradan atılan eski ve yıpranmış kâğıt ve derileri toplardı. Topladığı bu malzemeleri eve getirir, güzelce yıkadıktan sonra derslerimi yazabilmesi için oğlu İmam eş-Şafi’î’ye verirdi. İmam eş-Şafi’î hazretleri, annesinin bu fedâkârlıklarına kayıtsız kalmamış, ömrünün sonlarına doğru telif ettiği eserine “el-Ümm” yani “Anne” ismini vermiştir. Şâfiî mezhebinin temel görüşleri bu kitapta olduğu İçin bu ismin verildiği söylenir. Nitekim “el-Ümm” bir şeyin anası yani temelidir.
Kur’ân’ı hatmettikten sonra mescide girdim. Orada âlimlerin ders halkalarına katılıyordum. Bu sırada hadis ve bazı meseleler ezberliyordum. Mekke’deki evimiz Hayf mahallesinde idi. Ben (yazı yazmak İçin) müsait kemik parçaları arar, hadisleri ve ilmî meseleleri onlara yazardım. Evimizde eski bir testimiz vardı. Kemiğin üzeri (yazıyla) dolduğunda onu testinin içine atıyordum.”
“Bir gece Nebî (sallallahualeyhivesellem) zevcesi Safiyye ile birlikte mescidin önünde iken yanlarından bir adam geçti. Nebi (sallallahualeyhivesellem) ona seslenip ‘Gel!’ Bu yanımdaki eşim Safiyye’dir’ dedi. Adam ‘SübhanAllah! Ya Resûlullah! (Senin yanında namahrem bir kadın olduğunu düşünür müyüz hiç?)’ deyince Nebi (sallallahualeyhivesellem) “Şeytan, Âdemoğlunun damarında kanın dolaştığı gibi dolaşıyor” buyurdu.

* İbn Uyeyne eş-Şafi’î’ye, “Ey Ebû Abdillah! Bu hadisin manası nedir?” diye sordu. Eş-Şafi’î şöyle dedi: ‘Şayet kavim, Nebî’yi (sallallahualeyhivesellem) itham etseydi kafir olurlardı. Ancak Nebi (sallallahualeyhivesellem) kendisinden sonra gelenlere edep öğretiyor ve şöyle demek istiyordu: ‘Siz de böyle bir durumla karşılaşırsanız, benim yaptığım gibi yapın ki hakkınızda su-i zan beslenmesin.’ Eş-Şâfi’î şöyle devam etti: ‘Yoksa Nebi (sallallahualeyhivesellem) itham edilmemişti. Zaten O (sallallahualeyhivesellem) Allah’ın yeryüzündeki emini iken bu nasıl olabilir ki? Eş-Şafi’î’nin bu sözlerini duyan İbn Uyeyne şöyle dedi: ‘Allah sana hayırlı mükafatlar versin Ey Ebû Abdillah! Senden bize hep hoşumuza giden cevaplar gelmiştir.”
Temel eğitimini güçlü hâfızası sayesinde bir tür belletmenlik yaprak ücret ödemeden sürdürdü. Yazı malzemesi ihtiyacını etraftan topladığı kemiklerden ve bir devlet dairesinin atık kâğıtlarından karşılıyordu. Annesinin de Teşvikiye daha küçük yaşlardayken ilim meclislerinde bulunmuştur. Yedi vefa dokuz yaşlarında Kur’ân’ı ezberledi; on üç yaşında iken Mescid-i Harâm’da Kur’ân okutmaya başladı.
“Çabayla elde edilir yüksek yerler
Kim yükselmek isterse, uykusuz geceler.
Çalışıp, çabalamadan yükselmek isterse kim,
Boş yere ömür geçirir bir şey elde etmeksizin.
Önce izzete eriş, sonra uyursun gece,
Çünkü denize dalar, her kim inci isterse...”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmam eş-Şafi‘î (Âdabu’ş-Şaf‘î ve Menakıbuh)
Baskı tarihi:
Mart 2021
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055634667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rıhle Kitap
Ehl-i Sünnet imamlarımızın her biri bizim için birer deniz feneri mesabesindedir. Onlar, itikattan fıkha, ahlaktan âdâba kadar bütün bir hayatın rızâ-yı Bâri istikametinde nasıl yaşanacağı sorusunun en müşahhas cevaplarıdır.
İmam el-Kevserî’nin o hayatî tespitiyle “müçtehid imamlar bir aile gibidir”. Hoca-talebe ilişkisi içinde birbirlerinden ilim almış, birbirlerine ilim aktarmışlardır. İmam Ebû Hanîfe, her hac seyahatinde İmam Mâlik’le bir araya gelir, müzakerelerde bulunurdu. Talebesi İmam Muhammed, aynı zamanda İmam Mâlik’e de talebe olmuş, üç seneden daha fazla ikamet ettiği Medine-i Münevvere’de İmam Mâlik’ten “el-Muvatta”ı dinlemiş ve kendi “el-Muvatta” nüshasını oluşturarak Medine'nin fıkıh ve hadis birikimini Irak coğrafyasına taşımıştır.

İmam eş-Şâfi‘î de bu iki büyük imama talebe olmuş, Hicaz ekolünün birikimini Müslim b. Hâlid ez-Zencî ve İmam Mâlik’ten, Irak ekolünün müktesebatını da İmam Muhammed eş-Şeybânî’den tahsil etmek sûretiyle kendi dönemine kadar “Ehl-i re’y” – “Ehl-i hadis” diye keskin hatlarla ayrılmış çizgileri harmanlamış ve kısa sayılabilecek hayatına iki mezhep sığdırmış bir kutup yıldızıdır.
Elinizdeki eser H. 240 yılında doğan büyük hadis âlimi İbn Ebî Hâtim er-Râzî’nin kaleme aldığı “Âdâbu’ş-Şâfi‘î ve Menâkıbuh” isimli kitabın tercümesidir. İmam eş-Şâfi‘î (rh.a)’e dâir kaleme alınan biyografi/menâkıb çalışmalarının ilklerinden olan bu kıymetli eserde İmam eş-Şâfi‘î’nin dünyasına yolculuk yapacaksınız...

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Müteşekkir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0