İmam Muhammed Bakır

·
Okunma
·
Beğeni
·
9
Gösterim
Adı:
İmam Muhammed Bakır
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
724
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İcmal Yayıncılık
İmam Muhammed Bakır (a.s.) nasp edilmiş imamların beşinci sidir. Her imamın üstün bir vasfını ifade eden, öne çıkan bir yönü vardır ki, bu vasfı ile anılır. imam Ali (a.s.), Aliyyü’l Murtezâ’dır; İmam Hasan(a.s), İmam Hüseyin(a.s) şehittir; İmam Zeynelâbidin(a.s.), Seccad’dır; İmam Cefer(a.s.), Sadık’tır ve İmam Muhammed b. Ali de, Bakır’dır (a.s.). Bakır, kitabın içinde izahını geniş şekilde bulacağınız gibi, ceddi Hz. Peygamber(s.a.v) tarafından kendisine konulmuş bir lakaptır. “ilmi yaran” demektir.
İmamların vasıfları sıralanırken, bir imamın ilmi, diğer imamdan aldığına değinilir. Her imam aslında aynı ilme sahiptir Ancak İmam Muhammed Bakır (a.s.) dönemine kadar gizli olarak ve sınırlı kişilerle paylaşılan bu ilim, onun döneminde büyük Ehl-i Beyt mektepleri ile binlerce insana ulaştırılmıştır. “İlmi yarmak” bu manadadır. Sünni ve Ehl-i Beyt kaynakları hemfikirdir ki, Ehl-i Beyt imamlarının hiç birisi bir öğretmenden ilim görerek sahip olduğu ilme vakıf olmamışlardır. Hurman, Ebu Cafer’den(a.s.) (Muhammed Bakır) şöyle rivayet etmiştir:

“İmam’a halkın arasında, Ümmü Seleme’ye mühürlü bir mektubun verildiğine ilişkin bir takım söylentilerin dolaşımı ve bunların doğru olup olmadığını sordum.
Buyurdu ki: ‘Resûlullah (s.a.v.) vefat edince ilmi, silahı ve orada bulunan eşyaları Ali’ye (a.s.) miras kaldı. Bunlar daha sonra Hasan’a (a.s.)geçtiler. Onun ardından da Hüseyin’e(a.s.) geçtiler. Ele geçirileceğimizden korktuğumuz zaman, bu emanetleri Ümmü Seleme’ye emanet bıraktık. Bundan sonra bunları Ali b. Hüseyin (a.s.) (Zeynelabidin) geri aldı.’

Dedim ki: ‘Evet, daha sonra babana, sonra da sana mı geçti?’
İmam, ‘Evet’diye buyurdu.”
Yani, on iki imamın tamamı Resûlullah’tan (s.a.v.) İmam Ali’ye
(a.s.) miras kalan emanetlerin ilmine sahiptir.

Hz. Peygamber (s.a.v.), sağlığında, Kedisinden hadis yazım işini sadece İmam Ali’ye (a.s.) has kılmıştır. O’nun rıhletinden sonra imam A.i (a.s.), “Hz. Ali’nin Kur’anı” olarak ifade edilen, Peygamber zamanındaki haliyle Kur’an sayfaların, tekrar yazmıştır. Yine, imam Ali’nin (a.s.) yazdığı “Câmiâ”, “Cifir” ve “Hz Fâtıma’nın Mushafı” –ki bu Mushaf, Allah’ın Hz. Fatıma’ya bir melek tarafından gelecek ile ilgi haberleri aktarması sonucu oluşmuştu- Ehl-i Beyt’in ilim kaynaklarına göre bunu aktarmaları sınırlı bir şekilde olmuştur.

Emevi zulmünün ve dindeki sapmaların had safhaya ulastığı, İslam dışı akımların ortaya çıktığı İmam Muhammed döneminde,
salih bir cemaatin oluşturulması, Kur’an’ın ve islamî ölçülerin muhafazası işte bu Ehl-i Beyt kaynakları ile sağlanmıştır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmam Muhammed Bakır
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
724
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İcmal Yayıncılık
İmam Muhammed Bakır (a.s.) nasp edilmiş imamların beşinci sidir. Her imamın üstün bir vasfını ifade eden, öne çıkan bir yönü vardır ki, bu vasfı ile anılır. imam Ali (a.s.), Aliyyü’l Murtezâ’dır; İmam Hasan(a.s), İmam Hüseyin(a.s) şehittir; İmam Zeynelâbidin(a.s.), Seccad’dır; İmam Cefer(a.s.), Sadık’tır ve İmam Muhammed b. Ali de, Bakır’dır (a.s.). Bakır, kitabın içinde izahını geniş şekilde bulacağınız gibi, ceddi Hz. Peygamber(s.a.v) tarafından kendisine konulmuş bir lakaptır. “ilmi yaran” demektir.
İmamların vasıfları sıralanırken, bir imamın ilmi, diğer imamdan aldığına değinilir. Her imam aslında aynı ilme sahiptir Ancak İmam Muhammed Bakır (a.s.) dönemine kadar gizli olarak ve sınırlı kişilerle paylaşılan bu ilim, onun döneminde büyük Ehl-i Beyt mektepleri ile binlerce insana ulaştırılmıştır. “İlmi yarmak” bu manadadır. Sünni ve Ehl-i Beyt kaynakları hemfikirdir ki, Ehl-i Beyt imamlarının hiç birisi bir öğretmenden ilim görerek sahip olduğu ilme vakıf olmamışlardır. Hurman, Ebu Cafer’den(a.s.) (Muhammed Bakır) şöyle rivayet etmiştir:

“İmam’a halkın arasında, Ümmü Seleme’ye mühürlü bir mektubun verildiğine ilişkin bir takım söylentilerin dolaşımı ve bunların doğru olup olmadığını sordum.
Buyurdu ki: ‘Resûlullah (s.a.v.) vefat edince ilmi, silahı ve orada bulunan eşyaları Ali’ye (a.s.) miras kaldı. Bunlar daha sonra Hasan’a (a.s.)geçtiler. Onun ardından da Hüseyin’e(a.s.) geçtiler. Ele geçirileceğimizden korktuğumuz zaman, bu emanetleri Ümmü Seleme’ye emanet bıraktık. Bundan sonra bunları Ali b. Hüseyin (a.s.) (Zeynelabidin) geri aldı.’

Dedim ki: ‘Evet, daha sonra babana, sonra da sana mı geçti?’
İmam, ‘Evet’diye buyurdu.”
Yani, on iki imamın tamamı Resûlullah’tan (s.a.v.) İmam Ali’ye
(a.s.) miras kalan emanetlerin ilmine sahiptir.

Hz. Peygamber (s.a.v.), sağlığında, Kedisinden hadis yazım işini sadece İmam Ali’ye (a.s.) has kılmıştır. O’nun rıhletinden sonra imam A.i (a.s.), “Hz. Ali’nin Kur’anı” olarak ifade edilen, Peygamber zamanındaki haliyle Kur’an sayfaların, tekrar yazmıştır. Yine, imam Ali’nin (a.s.) yazdığı “Câmiâ”, “Cifir” ve “Hz Fâtıma’nın Mushafı” –ki bu Mushaf, Allah’ın Hz. Fatıma’ya bir melek tarafından gelecek ile ilgi haberleri aktarması sonucu oluşmuştu- Ehl-i Beyt’in ilim kaynaklarına göre bunu aktarmaları sınırlı bir şekilde olmuştur.

Emevi zulmünün ve dindeki sapmaların had safhaya ulastığı, İslam dışı akımların ortaya çıktığı İmam Muhammed döneminde,
salih bir cemaatin oluşturulması, Kur’an’ın ve islamî ölçülerin muhafazası işte bu Ehl-i Beyt kaynakları ile sağlanmıştır.

Kitap istatistikleri

  • 8 defa gösterildi.