İmamın Manken Kızı

·
Okunma
·
Beğeni
·
12.373
Gösterim
Adı:
İmamın Manken Kızı
Baskı tarihi:
Mart 1997
Sayfa sayısı:
223
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756717288
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mektup Yayınları
Bahane arayan Gül'de de bulur
Duyamaz hüznünü bülbüde bulur
Şelale suyunda girdaplar bulur
Bahane arayan bulur a canım.

Dalgın dalgın tekrar baktı aynı kapıya. Bu akşam namaz mı uzamıştı? Yoksa ona mı öyle gelmişti? Pencerenin camı kırık olduğundan babası oraya bir bez parçası çakmış, küçük pencerenin sadece bir kanadından dışarısı görünüyordu.

Fatma çalışırken hızını yavaşlattı. Bütün derdi zoru babasına çilesini göstermekti. Oyalanıyordu, bazı görevliler gibi iş yapıyor görünürde hiç durmuyordu.
(Kitabın İçinden)
Yine bir zamanlar 17 18 yaş döneminde kuran kursunda okuyan bir arkadaşım tarafından cebren ve hile ile okumuş olduğum kitaptır. Ha evet Atatürkçü olmamdan dolayı çevremde biraz dinden uzakmış algılanırım. Bu kitapta beni dine yöneltecekmis. Klasik Yeşilçam hikayesi. Artı bir değer katmadı. Kızımız kötü yolun en iyisine düşüyor. Mankenlik yapıyor ancak hiç açık saçık giyinmiyormus. Kızım sen zaten lüks yaşam, pahalı ve açık kıyafetler giyebilmek için evden kaçmışsın. Fırsatını bulmuşsun giy işte. Yok o bir imam kızı hayatta giymez ve durup dururken ailesi özler ve her şeyi bırakıp baba evine döner. Halbuki ben normal bir lisede okuduğum dönemde İmam Hatip Kız Lisesi'nin tuvaleti tıkanmıştı nedeni kız öğrencinin biri 4 aylık çocuğunu zorla düşürmüştü. Sonrada ben dinden uzak onlar dine yakın oluyordu.
Hayırlı günler arkadaşlar…

İbretlik ve derslerle dolu ve ısrarla tavsiye edebileceğim, akıcı çok güzel ve sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap diyebilirim. Ben çok yorum yapmayı düşünmüyorum size kitabı özetleyecek birkaç alıntı yapmak istiyorum. Buyurun;

1.) Öncelikle insanlar ne der korkusundan kurtulup Allah ne der korkusuna yönelmemiz gerektiği gerçeğini en canlı yansıtan bir eser buyurun.

— Kızım gitti elden Ahmet, gitti. Bir kara el görünmeden aldı yavrumu. Ben de anne ceylan gibi uzaktan bakıyorum avcılara. Gece gündüz uyumaz oldum. Ne yapacağımı şaşırdım. Benim sunduğum hayat tarzının cazibesi o dünyada, onların sunduğu hayat tarzının cazibesi de bu dünyada. Peşinen gördükleri hayat gençleri cezbediyor. Bu dinsiz akım bizi yıkıyor Ahmet, yıkıyor. Aileler içten içe bitiyor ama toplum bunun farkında değil.
— Kızınla yüzgöz olmadın mı hocam? Hala daha çenesini dağıtmadın mı?
Caminin önündeki sandalyeye oturarak bir müddet boşluğa baktı.
— Ne yararı olur ki kızımı içten fethedemedikten sonra? yanlış yaptım Ahmet kardeşim, yanlış. Ben kızıma çiçek sundum, ama kapkara bir paketle sundum. Onlar ise zehiri, çok güzel bir paketle sundular. O güzel, şirin ve kaliteyi temsil eden görünümün altından zehir çıkabileceğine ihtimal vermedi evlatlarımız.
Ahmet, imamın bu açıklamasına çok sinirlenmişti.
— İnan bana hocam sana kızıyorum. Bu kadar da kendini suçlama. Ben senin ne kadar güzel bir baba olduğunu gözlerimle gördüm. Dinsizlik senin kızının ruhundan geliyor, hocam. Vazgeç artık kendine zulmetmekten.
— İşler senin bildiğin gibi değil Ahmet.
— Peki hocam neydi senin suçun günahın, neydi söyle bakalım?
— Suçlarımızın hepsini bilemiyorum. Bildiğim kadarıyla Allah'ın izin verdiklerine ben izin vermedim. Allah ve Rasu-lunun önüne geçmek bu olsa gerek. Hiç unutmam, Fatma daha dokuz-on yaşındaydı. Lunaparktan geçiyorduk. Yalvardı "baba ben de bineyim" dedi. İzin vermedim. Ağladı, ağladı, dakikalarca ağladı. Yavrumun gözleri, burnu bile şişti ağlamaktan, ama izin vermedim. Neden vermedim Ahmet kardeşim, neden?
— Peki sence neden vermedin?
— Kışın kartopu yapmıştım da, elimde birileri görmesin diye onu cebime koymuştum. Onu cebime koyduran unsur neydiyse, kızımı orada sallandırmaya bıraktırmayan unsurlada aynı şeydi.

2.) Peki insanlar ne der korkusu, islamdan uzaklaşmak için bir mazaret sayılabilir miydi? Toplumun hatası islama neden fatura edilmeliydi? Yoksa bir bahanemiydi

— O kursta Allah ve Rasulu yoktu sanki. O kursta Allah'tan başka herkesten korkuyorduk. Kime ne zaman zuhurat görünecek, hangi konuda ne zaman yeni hüküm çıkacak, korkuyla onu bekliyorduk. Şimdi de kursa verdim diye övünüyorsunuz. Hazır okuma aşkımı da öldürdüler... Beni de...
Yakup İmam, mahcup mahcup sordu:
— Peki, ilk kurs öyleydi. Sonraki kursta ne vardı da çıktın? O kurs güzel değil miydi?
Fatma duraklamıştı.
— Hangi kursmuş o hatırlayamadım.
— Hani Zehra'yla beraber gitmiştiniz ya. Orası çok güzel değil miydi?
— Oradan ben çıkmadım. Onlar beni kovdu...
— Neden kovdular? İyi talebeyi niye kovsunlar ki?
— Çok soru soruyormuşum. Mutlaka birisi beni casus olarak göndermişmiş...
— Sonra da sana güzel kurslar bulmuştum kızım ama sen gitmedini
— Tabi gitmedim. Bende ben kalmamıştı ki artık. Bir düşünürün dediği gibi, "madem ki düşünüyorum, o halde varım." Madem ki varım, o halde düşünmeliydim. Düşünen beyin sorar. Soru sorandan korkmamalıydılar. Ben o kursu çok sevmiştim. Kendimden gitmeme sebep oldular.
— Şimdi kendine geldin mi kızım?
Fatma bir an ne diyeceğini şaşırmıştı. Gül Hanım kızının durumuna dayanamamıştı.
— Dinden çıkmak isteyen Fravun, "Hakk'tan gelen kitabın sayfalarını beğenmedim" diye bahane edermiş. Şansına kötü kurs rastladıysa, dine mi küsmen gerekir? Senin canın bir güzel dayak istiyor kızım. Seni başka bir şey paklamaz. Biz de okuduk, hem de ne zahmetlerle. Jandarmalar gelecek korkusu yetmiyormuş gibi, bir de muhtardan ve korucudan korkardık, ihbar eder diye. Buz gibi evlerde okurduk ama babamız vardı başımızda. Ondan cesaret alamazdık ki. Senin başında adı baba var ama babadan eser yok. Tabi böyle yaparsın.
— Anne!
— Annesi mannesi yok. Beni sinirlendirme, ben baban Değilim ha!.. Alırsam seni elime Allah'tan başkası kurtaramaz.
Fatma iyice inatlaşıyordu:
— Yok ya. Senin karşında eski Fatma yok.
Yakup İmam titrek sesle sordu:
— Eski Fatma nereye gitti kızım?
Fatma cevap vermiyor, bir noktaya bakıyordu. Gül Hanım kızını dövmek için fırladığında, Yakup İmam onu güçlükle durdurmuştu.
— Sakın ha! Kızıma vurma! Bırak içindekileri döksün. Bize derdini anlatmayacak da kime anlatacak?
— Bu kız derdini anlatmıyor bey! Aklını başına al! Bu kız bize isyan bayrağını çekiyor. Kurslar kötüymüş de o yüzden çıkmış. Peki kibar annenin kursundan neden ayrıldı? O kursta her şey mükemmel değil miydi? Dersler hiç aksamaz, talebe istediğini sorar, fikri tartışmalar yapılır. Haftada bir dergi, kitap okumaya izin verilir, hurafesiz İslâm öğretilirdi. Hocalar da çok bilinçliydi. Ben bile okumak isterdim orada ama bu kız ordan da ayrıldı.
Fatma hemen müdahale etmişti:
— Doğru o kursu seviyordum ama dersleri güzel veremeyince ayrıldım.
— Ayrılmasaydın. İlk zamanlar tabi ki güzel ders verilemezdi. Sabretseydin. Ama sen sabredemezdin. Kurstan gelirdin, duvarlara manken resimleri yapıştırırdın. Gözün hep onlardaydı.

3.) Mankenlerin namus anlayışı ve edebiyatı:

Fatma, ertesi sabah Hilton Otelinin defile salonuna doğru inmeye başladı. Birkaç merdiven indikten sonra onlarca genç kızın acaip giysiler içinde podyumda gezindiklerini gördü. Kendisi de girmişti aralarına.
Güngör Bey, hemen Fatma'nın eline bir kıyafet vermiş, izah ediyordu:
— Bu elbiseyi al, iç çamaşırı giymeden bu elbiseyi giy. Defile çok seksi görünmeli. Fatma ilk defa böyle bir teklifle karşılaşmış, çok da utanmıştı...
Hırsından titriyordu:
— Hayır! Ben bu kıyafeti söylediğiniz şartlarda ölsem de giymem. Müşteri bizi mi beğenecek, elbiseleri mi?
Bu defa Güngör Bey adamakıllı sinirlenmişti. Gözleri dönmüştü sinirden:
— Bize nutuk atmayı bırak da defol git burdan. Seni bir daha gözüm görmesin. Bu defa Fatma bağırarak cevap veriyordu.
— Siz istemeseniz de gideceğim zaten. Sizin satışınız fazla olsun diye kendimi pazarlayacak değilim.
Güngör Bey biraz sakinleşmiş gibi alaylı alaylı cevap veriyordu.
— Sen mini etek giyerek ne yaptığını sanıyorsun, kuş beyinli kız. Çağdaş ol, çağdaş…
----------------
— Bak Turan, senin için bu kızı uygun gördüm. Necmi'ye de Banu iyi gider. Bu gece eğleniriz.
Fatma'nın birdenbire beyni sarsılmıştı sanki. Kızlar da hep beraber Fatma'ya dönmüşler, onun çok bozulduğunu anlamışlardı. Fatma hışımla ayağa kalkıp bağırmaya başladı:
— Bu ne demek oluyor böyle? Bizler şey miyiz be? İyice azıttınız artık. Defolun hemen bu evden, defolun!... Terbiyesiz, şerefsizler! Her kadını kendinize eğlence aracı mı sanıyorsunuz? Herkesin kendine göre namusu, şerefi vardır. Siz hâlâ bunu bilmiyor musunuz?
Fikri bozuntuya vermeden gülüyor, etrafına bakarak sorular soruyordu:
— Ne diyor bu be? Siz anladınız mı? Akşama kadar herkese bacak gösterir, yüzlerce erkeği tahrik eder. Şimdi de namustan bahseder. Kim yutar ulan senin namusunu? Mankenlerden namuslu mu çıkarmış?
Bu soruya Nejla da çok bozulmuştu:
— Bu ne anlama geliyor Fikri? Biz namussuz muyuz?
Fikri bu soruya daha çok şaşırmıştı:
— Sen de mi, sen de mi Necla! Kız sen de mi namuslusun?
— Tabi namusluyum. Hiç değilse para için bir erkekle olmadım.
— Yani sen parasızlardansın! Alıştınız kızım, yılda on erkek değiştiriyorsunuz, hâlâ hayat kadını olmadığınızı söylüyorsunuz. Tabi yılda on erkek olursa, namuslusunuz ama hayat kadını namussuz... Namusun ne demek olduğunu mu bil-miyorsunuz,yoksa namusun ne olduğunu unuttunuz mu?

4.) İyi niyet başka bir şey, Düşünememek, Ahmaklık çok başka bir şey ve son:

— Necla'yı anladık. Sen hani tevbe etmiştin?
— Ben vücudumu satmadım ki:
Fatma günlerin verdiği stresin de etkisiyle bağırarak tepkisini dile getirdi:
— Bıktım bu sözden, bıktım! Hayat kadını illa kendisini satanlar mı olur? Parasız olarak aynı işi yapan ve hala tevbe etmeyen hayat kadını değil midir? Ama bende suç.
Allah'a inancı bile olmayan insanın tevbesine inanıp onunla arkadaş oldum…
----------------------
Sevgi gittikten sonra Fatma ile Özlem başbaşa kalmışlardı? Özlem'e Nedim Beyin konuşmasından söz açmak istiyor, ona soruyordu:
— Seninle özel konuşacağım, dedi. Sence bu ne anlama geliyor? .
— Yemeğe davettir. Zaten patronların çoğu yanında çalışan kızları, özellikle mankenleri ellerinin altında modern hayat kadını gibi görüyorlar. Canım biz çağa uyum sağladık diye onların sermayesi olmadık ya. Bu konu onuruma dokunuyor. İmkanım olsa, patronların eğlencesi (!) olan tüm mankenlere, oyuna gelen tüm sekreterlere, bütün kadınlara, "sermaye olmayın" derdim. Onların eğlence aracı olmayın. Zengin erkekler, istedikleri her kadını elde edebileceklerine ait güvenlerinden vazgeçmeliler. Ama, "bu onurlu davranışı, onurlu kadınlar yaparlar" derdim.
Fatma, Özlem'e akıl sır erdiremiyordu. Mayo ile gazetelere çıktığı halde, bu giyimin bile erkeklerin zevklerine ve ceplerine yaradığını acaba hesaba katmıyor muydu? Onun görüşlerini öğrenmek istiyordu. Kafasındaki soruyu sorarsa, verdiği cevaptan anlardı Öz-lem'i:
— Özlem, sana birşey sormak istiyorum. Sence bikiniyi, iç mayoyu kadınlar giydiği halde neden defilelere erkekler geliyorlar? Neden erkeklerin arzularına göre hazırlanıyor her şey? Kadınlar plajlarda bile erkeklerin zevklerine göre mayo giymeye itiliyorlar. Sence bunun sebebi nedir?
— Hiç düşünmedim ama doğru söylüyorsun. Moda mafyası, erkeklerin zevklerini kullanarak ve kadınların aptallığından yararlanarak köşeyi dönüyorlar ama ne yapalım. Bu alem böyle gelmiş, böyle gider.
-----------------
Birkaç gün sonra yine gazetede resmi çıkmıştı Özlem'in. Resminin çıkacağını biliyordu, ama neler yazılacağını bilmiyordu. Gazeteyi alıp Fatma'nın yanına gitmiş isyan halinde derdini döküyordu:
— Şunu okur musunuz lütfen.
Fatma dikkatlice okumuştu yazıyı:
— Okudum ne var?
— Ne var olur mu? Erkeklerin yüreklerini hoplatmışım. Bunlar nasıl söz böyle?
Fatma şaşırıyordu:
— Zaten arabanın üzerine mayolu manken oturtmalarının sebebi de erkeklerin yüreklerini hoplatmak değil mi? Yoksa neden kadın çıkarsınlar ki arabaya? Üstelik mayo ile. Araba ile ne alakası var mayonun?
— Anlayamadım, bizim mayo giymemizin sebebi, erkeklere şirin görünmek midir?
— Aaa! Özlem sen bunu bilmiyor musun?
— İnan ki ben hiç bu şekilde düşünmemiştim. Doğrusunu istersen ben çok fazla üzüldüm. Boy boy resimlerim çıktı ama ben konuya cinsel yönden hiç bakmadım. Ben ne böyle bir şöhret, ne de böyle bir para isterim. Ben bu işi sanat diye düşünüyordum.
— Ya da öyle düşündürüldün. Sen değil, feminist mankenlerin bile çoğu erkeklerin arzularına hizmet ettiklerinin farkında değiller…

:))) İyi okumalar...
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.406 Oy)11.077 beğeni27.409 okunma1.487 alıntı144.186 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.627 Oy)18.173 beğeni41.187 okunma2.647 alıntı173.288 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.321 Oy)12.885 beğeni32.957 okunma3.109 alıntı138.516 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.122 Oy)4.947 beğeni18.122 okunma727 alıntı74.436 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.812 Oy)5.500 beğeni17.931 okunma860 alıntı92.442 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.229 Oy)8.662 beğeni24.111 okunma1.272 alıntı118.585 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.526 Oy)8.477 beğeni25.012 okunma2.263 alıntı107.958 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.187 Oy)4.945 beğeni16.452 okunma3.173 alıntı105.577 gösterim
  • Huzur Sokağı
    8.2/10 (700 Oy)637 beğeni3.295 okunma213 alıntı19.777 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.243 Oy)7.583 beğeni20.492 okunma3.666 alıntı122.490 gösterim
Zamanında okuduğum, merak ettiğim, lakin artık taraflı yazdığına kanaat getirdiğim bir yazardır Emine Şenlikoğlu. Kimseye tavsiye etmeyi düşünmüyorum.
Daha önce bu tarz kitaplara sıkça okuduğum için , benim açımdan , pek merak duyduğum bir kitap oldu.Dinden imandan ayrılmanın ardından gelen yıkım anlatılmış.İmama acıyarak okudum.Gerçekte görmüş duymuş olsam da aynı şeyi söyler miydim bilmiyorum ama imamın kızını fazla şımarttığını ve duygusal yapısını gereğinden fazla ortaya koyduğunu düşünüyorum.Tabi ki hepimiz insanız , duygularımızla varız lakin imamınki aşırı belliydi.Buraya kadar yazdıklarımı gözden geçirince gerçek hayattan söz eder gibi yazdığımı fark ettim ki bu da yazarın başarısıdır.Bu konuda realist olabilmek çok hassas bir nokta.
Kitabı okuduysanız ve beğendiyseniz Halit Ertuğrul ' u da bir deneyin derim.
çok güzel bir kitap fatma burda azla yetinmediği için başına farklı belalar alıyor.Babasının mesleğini küçümsüyor.Ama en sonunda pişman oluyor.bu kitaptan aldığım ders hiç bir şeyi küçümsememk ve olanla yetinmek.
İmamin bi kizi var kizdaolmayan yok babasi imam kizi manken bayagi bi kiniyorlar ama kizizn umrunda bile degil babasi yazik adam kederinden olicek ama zaten genelde boyle oluyor cocugunu imanla buyutuyor sonra arkadas cevresi bozuyor
Asıl senin böyle dışarda gezmen günahtır bacım, ordakılar hepsi hanımefendi..
Dediğin söz doğru kaynaktansa, merak etme, o söz gider sahibini bulur !
Kitabın ismi yanlış olmuş. Ben de bir imam kızıyım ve isminden dolayı kitaba nefret duyuyordum. Içeriğini de hic merak etmedim bu yaşıma kadar. Ancak birgün kitap cafe de önyargımı kırarak okumaya başladım ve ertesi günü getirmek üzere kitabı ödünç alarak okudum. Yanlıs duruma düşmüş bir genç kızın ibretlik hikayesine, babasının meslegi karıştırılarak isim verilmesi hoş değil. (Benim gibi isminden dolayi okumayanlar olabilir) Yine de tercih edecegim kitaplardan biridir. Allah yolundan ayırmasın
Kitap konusunda arada kaldım. Ama sonuç olarak sevdim. Sevmediğim kısım hikayenin yaratıcı olmaması ve çok çok basit bir anlatım tarzının olması. Sevdim çünkü bana dini anlamda bilmediğim birşey öğretemese de, çocuk psikolojisi hakkında nedense hiç düşünemediğim bir şey öğretti. Kısaca anlatmak biraz zor deneyeceğim :) Çocuğunuzu kızarak mı yolundan döndürürsünüz yoksa ne yaparsa yapsın kızmayacağınızı bilmesini sağlayarak ve bir şekilde yolundan döneceğine güvenerek sadece zaman mı verirsiniz? Peki hatasından dönme cesaretini hangisi verir? Döndüğünde sizin onu ne olursa olsun kabul edeceğinizi bilmesi mi yoksa çok kızacağınızı bilmesi mi? Peki hata yaparken izlemek kolay mı :) Daha önce hiç bu kadar düşünmemiştim bu konuyu :) Daha detaylı yorumum blogda mevcut;

http://hayalimdekikutuphane.blogspot.com.tr/...mine-senlikoglu.html
Önceden kitap okumayı çok sevmezdim 2016 yılından beri kitap okumaya başladım ve ilk kitabımda İmamın Manken Kızı oldu ve bu kitaptan sonra kitap okumayı çok sevdim ve hiç bırakmadım.
Fatma , evin genç kızıydı. Zeki ,sürekli kitaplar okuyan bir gençti. Fatma’nın babası imamdı.Fatma , babasının imam olmasına tahammül edemiyordu.Çünkü , Fatma küçükken bazı insanlardan bir şeyler duymuştu İmamlık mesleği ile alakalı. O yüzden Fatma babasının bu mesleğini hiç sevememişti.

Fatmaların evi yağmur yağdığında sürekli su alıyordu.Her şey ıslanıyordu. Bu yüzden Fatma hep isyanlardaydı.Fatma can sıkıntısını üzerinden atmak için Betüş adında ki komşularına gidiyordu .Orda tv izleyip vakit gecırıyordu.Betüş’ün pek de iyi bir geçmişi yoktu.Betüş kadın ticareti yapıyordu.Fatma Betüş’e giderken yol üzerinde evleri olan tekerlekli sandalye ye mahkum genç delikanlı ıle de uğrasıyordu. Delikanlı Fatma’ ya aşıkdı ama Fatma yüz vermiyordu.Sürekli O’nun kalbini kırıyor incitici davranışlarda bulunuyordu.Yakup İmam , kızı Fatma ‘nın bu durumu için çareler arıyordu.Çünkü Fatma hep isyan ediyordu, hiçbir şeyden memnun olmuyordu.Kafasına göre davranıp hareket ediyordu. Fatma, bir gece Betüş’lerde kalacağını söyleyip evden gitmişti. Yakup imam akşam eve geldiğnde Fatma ‘nın Betüş’lerde kalacağını öğrenmişti ve bu duruma çok sinirlenmişti.Öfkeyle evden çıkan Yakup imam soluğu Betüş ‘lerin evinde almıştı.Fatma ‘yı alıp eve götürmüştü.Fatma yine isyan ediyordu yeter deyip bağırıp çağırıyordu babasına .Çalışmak istediğini söylüyordu.’’Okutmadınız madem bırakın da çalışayım’’ diyordu.Yakup imam mecburen çalışma isteğini kabul etti biricik kızının .

Fatma için yeni bir başlangıçtı.Fatma babasının bulduğu işde çalışmaya başladı.Ama Fatma bu işi beğenmiyordu.Çünkü Fatma manken olmak istiyordu.İki hafta çalıştıktan sonra Fatma gizlice buradan ayrılararak mankenlik ajansında yanında işe başlamıştı.Fatma git gide kötü alışkanlıklar kazanıyordu.Sigara içmeye başlamıştı.Eve geç saatlerde geliyordu.Yakup imamın bu durum dikkatini çekmişti .İş yerini arayıp bu durumu öğrenmek istediğinde acı gerçekle karsılaşmıştı.Çünkü biricik kızı, gözünün nuru Fatma işden ayrılalı yedi ay olmuştu.Hergün evden işe diye çıkıp gidiyor geç vakitlerde geliyordu. Yalanları ortaya çıkmıştı Fatma ‘nın.Yakup imam kızının ne yaptığını öğrenmek için onu takip etme kararı aldı.Sabah Fatma evden çıktı babası da hemen arkasından.Fatma taksiye binince ,Yakup imam da hemen bir taksi çevirip takibe başladı
Lise yıllarında okuduğum bir kitap. Neyseki o yıllar okumuşum o zamanlar çok etkileyici bulmuştum kitabı. Şimdiye bırakmamak iyi olmuş alıp yüzüne bile bakmayacağım kitaplar arasına girdi. Çünkü bazı kitaplar belli yaşlarda okunmalı. Tabii bazı kitaplar da vardır ki her yaşa hitap eder bir ömür okusan doymazsın...
"Başkasının hakkını yemek adaletsizliktir de, insanın kendi hakkını yemesi adaletsizlik değil midir?"
"Ufku açar okumak. Bazıları, okuduklarını belki on yıl sonra duyup anlar ama birgün mutlaka anlarlar."
"İyiliğin yola getirmediğini kötülük hiç getirmez. Kötülüğün gücü yoktur. Ne kadar güçlü gibi dursa da gücü yoktur."
Artık dayanamıyorum. Beni dünyaya getirirken kimse bana sormadı.

— Kızım sen iyice şaşırdın. Allah, neden kendi eserini yaratırken sana sorsun? Sen şu çiçekleri bahçeye dikerken, bahçeye tohum ekerken onlara sordun mu? Belki onlarda böylesine kirlenmiş dünyada yaşamak istemiyorlardı? Bu sandalyeyi oradan oraya koyarken sandalyeye soruyor musun? Belki o da orayı istemiyordur? Senin için bahçeye ektiğin çiçek neyse, Allah için sen ona benzer bir şeysin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmamın Manken Kızı
Baskı tarihi:
Mart 1997
Sayfa sayısı:
223
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756717288
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mektup Yayınları
Bahane arayan Gül'de de bulur
Duyamaz hüznünü bülbüde bulur
Şelale suyunda girdaplar bulur
Bahane arayan bulur a canım.

Dalgın dalgın tekrar baktı aynı kapıya. Bu akşam namaz mı uzamıştı? Yoksa ona mı öyle gelmişti? Pencerenin camı kırık olduğundan babası oraya bir bez parçası çakmış, küçük pencerenin sadece bir kanadından dışarısı görünüyordu.

Fatma çalışırken hızını yavaşlattı. Bütün derdi zoru babasına çilesini göstermekti. Oyalanıyordu, bazı görevliler gibi iş yapıyor görünürde hiç durmuyordu.
(Kitabın İçinden)

Kitabı okuyanlar 1.350 okur

  • Fatma Zehra Göktaş
  • Yasemin YILMAZ
  • Şehlâ
  • Gonca
  • Dilara Tosun
  • Mustafa YAVAŞOĞLU
  • Duha
  • Öznur Köseliören
  • GAZEL
  • Kübra Türkyılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.1
14-17 Yaş
%9.9
18-24 Yaş
%36.6
25-34 Yaş
%33
35-44 Yaş
%9.4
45-54 Yaş
%2.8
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.7
Erkek
%18.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.5 (91)
9
%13.8 (40)
8
%11.4 (33)
7
%12.8 (37)
6
%8.7 (25)
5
%7.3 (21)
4
%3.1 (9)
3
%4.2 (12)
2
%1.4 (4)
1
%5.9 (17)

Kitabın sıralamaları