İmamın Manken KızıEmine Şenlikoğlu

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.988
Gösterim
Adı:
İmamın Manken Kızı
Baskı tarihi:
Mart 1997
Sayfa sayısı:
223
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756717288
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mektup Yayınları
Bahane arayan Gül'de de bulur
Duyamaz hüznünü bülbüde bulur
Şelale suyunda girdaplar bulur
Bahane arayan bulur a canım.

Dalgın dalgın tekrar baktı aynı kapıya. Bu akşam namaz mı uzamıştı? Yoksa ona mı öyle gelmişti? Pencerenin camı kırık olduğundan babası oraya bir bez parçası çakmış, küçük pencerenin sadece bir kanadından dışarısı görünüyordu.

Fatma çalışırken hızını yavaşlattı. Bütün derdi zoru babasına çilesini göstermekti. Oyalanıyordu, bazı görevliler gibi iş yapıyor görünürde hiç durmuyordu.
(Kitabın İçinden)
Yine bir zamanlar 17 18 yaş döneminde kuran kursunda okuyan bir arkadaşım tarafından cebren ve hile ile okumuş olduğum kitaptır. Ha evet Atatürkçü olmamdan dolayı çevremde biraz dinden uzakmış algılanırım. Bu kitapta beni dine yöneltecekmis. Klasik Yeşilçam hikayesi. Artı bir değer katmadı. Kızımız kötü yolun en iyisine düşüyor. Mankenlik yapıyor ancak hiç açık saçık giyinmiyormus. Kızım sen zaten lüks yaşam, pahalı ve açık kıyafetler giyebilmek için evden kaçmışsın. Fırsatını bulmuşsun giy işte. Yok o bir imam kızı hayatta giymez ve durup dururken ailesi özler ve her şeyi bırakıp baba evine döner. Halbuki ben normal bir lisede okuduğum dönemde İmam Hatip Kız Lisesi'nin tuvaleti tıkanmıştı nedeni kız öğrencinin biri 4 aylık çocuğunu zorla düşürmüştü. Sonrada ben dinden uzak onlar dine yakın oluyordu.
Yine lise zamanlarımda okuduğum ama henüz olgunlaşmamış düşüncelerimle bile vasat olduğuna karar verdiğim ve yarım bıraktığım bir kitaptır kendisi.

Hem kitap hakkında hem de yazarın genel üslubu ile ilgili birkaç kelime etmek istiyorum. Gerçi uzun zamandır aklımdaydı bu yazar hakkında inceleme yazmak. Ama o kadar boş kitapları var ki zamanıma yazık boş ver diyerek her defasında vazgeçmiştim. Zira azıcık mantıkla okuduysanız bu kitapları, ne kadar büyük bir zaman kaybı olduğunu anlamışsınızdır.

Şule Yüksel'in kitabı hakkında inceleme yazdıktan sonra bu tarz kitaplar hakkında büyük bir inceleme boşluğu olduğunu fark ettim. Daha sonrasında kitabın sitedeki sayfasında da herkesin bir arkadaşının ya da öğretmenin tavsiyesiyle kitabı okuduğunu ve gayet yüksek puanlar verdiğini görünce kesinlikle inceleme yazmayalım dedim kendime. Tabi incelemeyi yazmamı teşvik eden Hayriye Gül 'e de ayrıca teşekkürü bir borç bilirim.

Emine Şenlikoğlu! Bana göre kötü bir Şule Yüksel Şenler taklidi. Çakmanın çakması gibi bir şey. Düşünün kötü olmanız yetmiyor bir de kötünün taklidisiniz. O kadar kötü ki, Şule Yüksel kitapları onun yanında zemzemle yıkanmış gibi kalıyor. ( Tabi şunu da belirteyim kastım kesinlikle yazarlıkları ve eserleri için, yoksa kişisel olarak tanımam dolayısıyla da kendileriyle bir derdim yok ) Ki Emine Şenlikoğlu kitapları çok daha tehlikeli. Bırakın fitne ateşine odun taşımayı, çok daha beteri ateşi direk ormana götüren biridir benim için. Abarttığımı düşünenler sonuna kadar okursa tespitimin ne kadar haklı olduğunu göreceklerdir.

Kemalist olup da dindarlığı kötüleyen ona buna sırf kıyafeti için saldıran, yobazlıkla itham eden insan da, Şenlikoğlu gibi dindar olup da kendisi gibi düşünmeyenleri şeytanlaştıranlar da safları ayrı gibi görünse de aslında aynı zihniyetin insanlardır. Aynı ruh halleri içerisindedirler, aynı amaca hizmet ederler, aynı kötülüğü taşırlar dillerinde. Şartlar birini dindar çevreye zorlarken diğerini de Kemalist olmaya zorlamıştır sadece. Kendi tercihleri ile Kemalist ya da dindar olmamışlardır. Ama bunlar özünde aynı insanlardır ne derlerse desinler ne giyerse giysinler. Bunların sadece ve sadece bir amacı vardır.
'' Kutuplaştırmak''


Kitabın içinde geçen bir cümle ile örneklendireyim neyi kast ettiğimi;

" Fatma o günden sonra kendisini daha çok çağdaşlaştırmaya çalışsa da ancak mini eteğe kadar gelebilmiş, ona da bir türlü alışamamıştı..."

Şimdi neresinden tutsanız elinizde kalacak bu ifadeyi biraz açalım. İmamımızın mankenliğe özenmiş, kandırılmış! , dinden çıkma yolunda ilerleyen, kötü yola düşmüş bu zavallı kızı öteki camiaya özeniyor ama yavrum en fazla mini etek giyebiliyor. Çağdaşlaşmak için bundan daha büyük ahlaksızlıklar! da yapmalı ama gelin görün ki yine de içinde söndüremediği vicdanı daha ötesine gitmesine izin vermiyor! ( Mini eteğin bir çağdaşlaşma aracı olarak lanse edilmesi ayrıca bir zavallılık ) Yazar hanımın anlatmak istediği ana fikir tam olarak bu sanırım. Zihniyetteki çarpıklığın ne denli büyük olduğunu anlamak için tek başına bu cümle bile yeter sanırım.

Ne kadar zavallı bir ifade ve düşünce şekli değil mi? Mini eteği bir çağdaşlaşma aracı olarak gördüğü gibi, okuruna da '' görüyorsunuz çağdaşlaşmak sizden değişmenizi, dininize aykırı davranmanızı, günah işlemenizi söylüyor, demek çağdaşlaşmak kötü bir şey '' düşüncesini alttan alta çok güzel empoze ediyor.
Bu işin bir yanı tabi. Bir de öteki daha kötü yanı var.

Yine bu zihniyete göre; ‘’ Mini etek giyen dinsiz! ( giyenlerden çok özür diliyorum, kesinlikle kullanmak istemezdim ama yazarın kastı bu olduğu için yazmak zorunda kaldım :( ) madem böyle büyük bir günah işliyor o zaman kendisinin başına geleceklerden de kendisi sorumludur, zinhar biz namuslu insanlar sorumlu değiliz. Mini etek giyen kadın Metrobüste tekme yemeyi de hak eder, sözlü saldırıyı da hatta (maalesef bir ülke gerçeğimiz olan) tecavüzü de hak eder!!! Ha bakmayın tecavüz ettiğimize biz bunu kesinlikle canavarlığımızdan ya da hayvanca isteklerimizi tatmin için yapmıyoruz. İbreti alem için yapıyoruz, ki bir daha kızlarımız zinhar bu günaha girmeye meyletmesin!!! ‘’


Ne kadar acı… Bir kadın olarak yazması ne kadar zor cümleler benim için…
Peki yazarımıza sormak istiyorum madem bütün olay kadının mini etek giymemesinde ve kadınlar kapalı giyinecek olursa dünya bir ütopyaya dönecek, kendisi şu fotoğrafı nasıl açıklıyor;

https://cdn-st1.ofpof.com/...0x517-k9tux6r2g8.jpg


Ya da bu memlekette maalesef her gün bir yenisini duyduğumuz çocuk istismarını nasıl açıklıyor? Hayvanlara tecavüzü nasıl açıklıyor? Ben şimdiye kadar mini etek giymiş bir keçiye ya da köpeğe ya da herhangi başka bir hayvana denk gelmedim, yazar hanım benim aksime mini etek giydiği için tecavüze uğramış mağdur bir hayvana denk gelmiş mi? Onunla konuşmuş da mı, tecavüzün mini etekten kaynaklandığını anlamış? Yoksa Emine hanım bu gerçeği bilerek mi görmezden geliyor? Kafamda deli sorular…!

İnsanların bir kısmı tercihleri üzere yaşıyor diye onlar gibi olmayanlara müdahale hakkını hatta tecavüzü caiz gören bu zihniyet kendine açık açık bir tanrılık rolü vermiyor mu sizce de?

Mini etek giyiyor o zaman yollu, tecavüz edilebilir!
Kahkaha atıyor bak edepsize, yine tecavüz edilebilir!
Sevgilisi var demek bu yolun yolcusu, o zaman bende yararlanabilirim kendisinden!
Gece vakti dışarı çıkmış, ahlaksızlık yapmaktan başka ne amacı olabilir ki zaten, tecavüz edilebilir!

Hepsi günde en az bir kere bir tecavüz suçlusu tarafından yaptığı canavarlığa bahane olarak söylenen cümleler. Ve maalesef mağduru koruması gereken yerde sözde tecavüz etmeye mecbur bırakılmış!!! bu canavar sanıkları korumayı görev addeden hukukçularımızın dört elle sarıldığı bahaneler bunlar.

Bu yazdıklarımı bu ülkede yaşayan her kadın iliklerine kadar hissetmiştir ama okuyan erkekler için önerim yarın öbür gün babaları olacakları ya da oldukları kızlarının gözünden okumaları ve bu ülkede kadın olmanın ne kadar büyük bir işkence olduğunu görmeleri. İşin berbat tarafı bu düşünceleri topluma empoze etmeye çalışanlardan birinin de bu yazar hanım olması. Ağacımızın kurdu içeriden yani anlayacağınız.

Geçen bir haber okudum. Olay Ankara’da geçiyor. Şöyle diyor bir canavar tecavüzünü meşru göstermek için ;
"Bir kadın gece 11'de otobüse neden tek başına biner?"

Şimdi bile yazarken sinirden elim ayağım titriyor. Haberi ilk okuduğumda ekrana doğru ‘’ Sana ne lan it ’’ diye bağırdım. Sana ne!!! Belki hastaydı doktora gidiyordu, belki çocuğu hastaydı ona ilaç almaya gitti, belki işten dönüyordu, belki işe gidiyordu, belki acıkmıştı arkadaşlarıyla yemek yemeye gitmişti, belki de canı sadece dışarı çıkıp hava almak istedi… Sebep her ne olursa olsun yine de Sana ne!!! O saatte dışarıda olan bir kadının tıpkı mini etek giyen kadın gibi tecavüzü hak ettiğini iddia ediyor resmen.

Biz kadınların ne kadar korkunç ve çaresiz bir durumda bırakıldığımızı biraz olsun anlayabiliyor musunuz?

Benim Ankara’ da okuyan bir kız kardeşim var, ben böyle canavarlar yüzünden sürekli onun için kaygılanmak zorunda mıyım, sürekli Allah korusun ya bir gün bilmeden böyle bir canavarla aynı otobüse binerse diye yüreğim ağzımda yaşamak zorunda mıyım?

Değilim!!! Hiçbir kadın olmamalı. Hiçbirimiz olmamalıyız. Bu da ancak insanlara Emine hanımın iddia ettiği gibi mini eteğin bir ahlaksızlık olmadığını, mini eteğin de başörtüsünün de çarşafın da sadece dini bir tercih olduğunu, gece vakti de olsa her kadının dışarı çıkmasının bir hak olduğunu anlatarak, öğreterek olabilir. Evet örtünmek dini bir emir bunu inkar etmek kimsenin haddine değil. Ama Allah’ın kuluna emri, kulun kula emri değil! Emine Hanımın görmezden geldiğinin aksine kulun kula karşı böyle bir müdahale hakkı yok.

Allah bile emredip yapın dedikten sonra yine de emrini uygulayıp uygulamamayı bizim vicdanımıza ve kulluk tercihimize bırakmışken; bir kulun ne haddine sırf kendi uyguluyor diye uygulamayanlara bu emri dayatmak. Emine hanımın alışık olduğu tabirle ‘’ Sen kimsin ya?! ’’ Sen kimsin de bana karışma hakkını, hakaret etme hakkını kendinde bulabiliyorsun.

Siz hiç, bir kadın mini etek giydi diye gökten bir elin çıkıp o kadına çarşaf giydirdiğini ya da içki içtiniz diye gökten bir elin çıkıp ağzınızdan şişeyi alıp kırdığını, ya da dedikodu yapan birinin ağzının ortasına gökten bir elin çıkıp bir tane çaktığını gördünüz mü. Göremezsiniz. Hiçbirimiz göremeyiz. Çünkü Allah küstah kullarının aksine bizi tercihlerimiz konusunda en azından belli bir süre için de olsa serbest bırakmıştır.

Size bu konuda dini birikimine güvendiğim Alvarlı Efe Hazretlerinin yaşadığı bir meseleyi anlatmak istiyorum. Karşılaştırması size kalmış, sizce Emine Hanım ve ait olduğu zihniyet mi yoksa Efe Hazretlerinin zihniyeti mi dine yakın, ya da hangisinin tavrı topluma huzuru, sükûneti, saygı çerçevesinde yaşamayı vaad ediyor? Aradaki devasa farkı görmeyi size bırakıyorum.

Bir gün Alvarlı Efe Hazretlerinin imamlık yaptığı camiye vaaz esnasında sarhoş halde bir adam gelir. Tabi cami cemaati bu duruma sinirlenir ve adamı tartaklamaya kalkışır. Efe Hazretleri sarhoş adamın önüne atlar ve cemaatine şu efsane konuşmayı yapar.’’ İşlediği günahı belli eden bir işaret taşıyor diye onu dövmeye çalışmayın. Zira her biriniz alametlerini belli etmeyen bir sürü günah işliyor ve buna rağmen camiye gelmeye ve Allah’a yalvarmaya devam ediyorsunuz. Eğer öyle olmasaydı yalan söyleyen, dedikodu yapan, faiz yiyen ve bunun gibi bir sürü günahı işleyen sizler, üzerinde içkinin sarhoşluk vermesi gibi apaçık bir alamet taşısaydı, hanginizin bir diğerinin yüzüne bakmaya takati olurdu!!! ‘’

Evet işlediğimiz her günahın üzerimizde açık bir alameti olsa bu yazıyı okuyan kaç kişi çekinmeden çevresine bakabilirdi. Muhtemelen hiçbirimiz, çünkü onlar kabul etmese de bizler Allah’ın kuluyuz, düşeriz, kalkarız, günah işleriz, tövbe ederiz. Bu hallerin her biri hepimiz için her an yenilenip duruyor. Ve bu hallerimizi yargılamak sadece ve sadece Allah’ın insiyatifinde.

Kitabın sadece bir cümlesi bile Emine Şenlikoğlunun 54 kitabının özeti gibi aslında.
Bunun dışında Atatürk’e durmadan yaptığı hakaretleri, ya da üzerinde yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti’ ni babası Osmanlı’ yı öldüren katil kötü evlat olarak görmesini ve göstermesini hiç saymıyorum bile. Onlar da başka bir yazının konusu olsun artık.

Şimdi kimse bana gelip de bu kadının dine hizmet eden imanlı biri olduğunu yazmasın. Daha önce de dediğim gibi Emine Hanımın aksine ben insanların imanını ölçmeye çalışan biri değilim. Ha dine hizmet kısmına gelirsek de zaten yazdıklarımdan hizmet edip etmediğini anlamışsınızdır. Özellikle son zamanlarda yaptığı sansasyonel açıklamalarını okursanız -ki bence okumayın vaktinize yazık- din ve kendisine ait çıkarlar karşı karşıya geldiğinde, din yerine çıkarlarını seçtiğini kendiniz de apaçık görürsünüz.

Şule Yüksel için yazdığım gönderi de Kitap Irkçılığına Hayır dedim. Ama bu kadının kitapları konusunda kesinlikle kitap ırkçısıyım. Elimde olsa sigara gibi belli yaşın altındakilere satışını yasaklardım, kitap kapaklarının üstüne ‘’ 25 yaş ve üstü ’’ , ‘’ bu kitabı okumak size ve IQ nuza zarar verir ’’ , ‘’ bu kitabı okumak vicdan performansınızı ve insanlık sevginizi olumsuz etkiler ’’ gibi ibareler yazdırırdım.
Bu kitabı okuduğunuz zaman hiçbir yeni bilgi edinemediğiniz gibi içiniz karamsarlıkla, bağnazlıkla, nefretle ve bilumum iyi bir insanda olmaması gereken özelliklerle dolmakta. Ne bileyim dışarı çıkıp rüzgarı hissettiğinize sevinemiyorsunuz, bir çiçeğin güzelliğine bakıp eserde müessiri göremiyorsunuz, tanımadığınız bir insana içten mutlu bir tebessüm edemiyorsunuz. Çünkü size verebildiği tek şey ötekiye karşı nefret ve karamsarlık.

O yüzden lütfen! Özellikle genç tatlı kız kardeşlerim, size tavsiye eden en yakın arkadaşınız da olsa, hocanız da olsa, babanız da olsa gözlerinize nefretin karanlık perdesinin inmesini istemiyorsanız asla okumayın.

Haftalar sonra bir sabah vakti akla gelen edit: Bir de bu kitabın yaptığı çok kötü bir şey daha var. Özellikle ülkemizde sayıları yüzbinleri bulan imam çocuklarının özgürlüklerini elinden alıyor. Neden? Çünkü onlar imam kızı ya da oğlu. Babalarının mesleği yüzünden hepsi birer rahip ve rahibe olmak zorunda! Asla imam bir babaya yakışmayacak harekette bulunamazlar, istedikleri mesleği seçemezler, hayatlarını gönüllerince yaşayamazlar. Sebep? Sebep Emine Hanım gibi bağnaz kafaların onlar için oluşturduğu engeller, ön yargılar. Halbuki hiçbir insan babasının sevabıyla, günahıyla ya da mesleği ile yargılanmamalı. Nerede kaldı Allah'ın bizleri bizden hariç bütün insanlardan ve fiillerinden azade ve özgür yaratmış olması. Her saçma kalıpları gibi buna da karşıyım. Bir insanın babasının imam olması asla istediği gibi davranamayacağı, istediği gibi giyinemeyeceği, istediği mesleği seçemeyeceği anlamına gelmemeli!
Daha önce bu tarz kitaplara sıkça okuduğum için , benim açımdan , pek merak duyduğum bir kitap oldu.Dinden imandan ayrılmanın ardından gelen yıkım anlatılmış.İmama acıyarak okudum.Gerçekte görmüş duymuş olsam da aynı şeyi söyler miydim bilmiyorum ama imamın kızını fazla şımarttığını ve duygusal yapısını gereğinden fazla ortaya koyduğunu düşünüyorum.Tabi ki hepimiz insanız , duygularımızla varız lakin imamınki aşırı belliydi.Buraya kadar yazdıklarımı gözden geçirince gerçek hayattan söz eder gibi yazdığımı fark ettim ki bu da yazarın başarısıdır.Bu konuda realist olabilmek çok hassas bir nokta.
Kitabı okuduysanız ve beğendiyseniz Halit Ertuğrul ' u da bir deneyin derim.
çok güzel bir kitap fatma burda azla yetinmediği için başına farklı belalar alıyor.Babasının mesleğini küçümsüyor.Ama en sonunda pişman oluyor.bu kitaptan aldığım ders hiç bir şeyi küçümsememk ve olanla yetinmek.
Zamanında okuduğum, merak ettiğim, lakin artık taraflı yazdığına kanaat getirdiğim bir yazardır Emine Şenlikoğlu. Kimseye tavsiye etmeyi düşünmüyorum.
İmamin bi kizi var kizdaolmayan yok babasi imam kizi manken bayagi bi kiniyorlar ama kizizn umrunda bile degil babasi yazik adam kederinden olicek ama zaten genelde boyle oluyor cocugunu imanla buyutuyor sonra arkadas cevresi bozuyor
Asıl senin böyle dışarda gezmen günahtır bacım, ordakılar hepsi hanımefendi..
Dediğin söz doğru kaynaktansa, merak etme, o söz gider sahibini bulur !
Kitap konusunda arada kaldım. Ama sonuç olarak sevdim. Sevmediğim kısım hikayenin yaratıcı olmaması ve çok çok basit bir anlatım tarzının olması. Sevdim çünkü bana dini anlamda bilmediğim birşey öğretemese de, çocuk psikolojisi hakkında nedense hiç düşünemediğim bir şey öğretti. Kısaca anlatmak biraz zor deneyeceğim :) Çocuğunuzu kızarak mı yolundan döndürürsünüz yoksa ne yaparsa yapsın kızmayacağınızı bilmesini sağlayarak ve bir şekilde yolundan döneceğine güvenerek sadece zaman mı verirsiniz? Peki hatasından dönme cesaretini hangisi verir? Döndüğünde sizin onu ne olursa olsun kabul edeceğinizi bilmesi mi yoksa çok kızacağınızı bilmesi mi? Peki hata yaparken izlemek kolay mı :) Daha önce hiç bu kadar düşünmemiştim bu konuyu :) Daha detaylı yorumum blogda mevcut;

http://hayalimdekikutuphane.blogspot.com.tr/...mine-senlikoglu.html
Önceden kitap okumayı çok sevmezdim 2016 yılından beri kitap okumaya başladım ve ilk kitabımda İmamın Manken Kızı oldu ve bu kitaptan sonra kitap okumayı çok sevdim ve hiç bırakmadım.
Fatma , evin genç kızıydı. Zeki ,sürekli kitaplar okuyan bir gençti. Fatma’nın babası imamdı.Fatma , babasının imam olmasına tahammül edemiyordu.Çünkü , Fatma küçükken bazı insanlardan bir şeyler duymuştu İmamlık mesleği ile alakalı. O yüzden Fatma babasının bu mesleğini hiç sevememişti.

Fatmaların evi yağmur yağdığında sürekli su alıyordu.Her şey ıslanıyordu. Bu yüzden Fatma hep isyanlardaydı.Fatma can sıkıntısını üzerinden atmak için Betüş adında ki komşularına gidiyordu .Orda tv izleyip vakit gecırıyordu.Betüş’ün pek de iyi bir geçmişi yoktu.Betüş kadın ticareti yapıyordu.Fatma Betüş’e giderken yol üzerinde evleri olan tekerlekli sandalye ye mahkum genç delikanlı ıle de uğrasıyordu. Delikanlı Fatma’ ya aşıkdı ama Fatma yüz vermiyordu.Sürekli O’nun kalbini kırıyor incitici davranışlarda bulunuyordu.Yakup İmam , kızı Fatma ‘nın bu durumu için çareler arıyordu.Çünkü Fatma hep isyan ediyordu, hiçbir şeyden memnun olmuyordu.Kafasına göre davranıp hareket ediyordu. Fatma, bir gece Betüş’lerde kalacağını söyleyip evden gitmişti. Yakup imam akşam eve geldiğnde Fatma ‘nın Betüş’lerde kalacağını öğrenmişti ve bu duruma çok sinirlenmişti.Öfkeyle evden çıkan Yakup imam soluğu Betüş ‘lerin evinde almıştı.Fatma ‘yı alıp eve götürmüştü.Fatma yine isyan ediyordu yeter deyip bağırıp çağırıyordu babasına .Çalışmak istediğini söylüyordu.’’Okutmadınız madem bırakın da çalışayım’’ diyordu.Yakup imam mecburen çalışma isteğini kabul etti biricik kızının .

Fatma için yeni bir başlangıçtı.Fatma babasının bulduğu işde çalışmaya başladı.Ama Fatma bu işi beğenmiyordu.Çünkü Fatma manken olmak istiyordu.İki hafta çalıştıktan sonra Fatma gizlice buradan ayrılararak mankenlik ajansında yanında işe başlamıştı.Fatma git gide kötü alışkanlıklar kazanıyordu.Sigara içmeye başlamıştı.Eve geç saatlerde geliyordu.Yakup imamın bu durum dikkatini çekmişti .İş yerini arayıp bu durumu öğrenmek istediğinde acı gerçekle karsılaşmıştı.Çünkü biricik kızı, gözünün nuru Fatma işden ayrılalı yedi ay olmuştu.Hergün evden işe diye çıkıp gidiyor geç vakitlerde geliyordu. Yalanları ortaya çıkmıştı Fatma ‘nın.Yakup imam kızının ne yaptığını öğrenmek için onu takip etme kararı aldı.Sabah Fatma evden çıktı babası da hemen arkasından.Fatma taksiye binince ,Yakup imam da hemen bir taksi çevirip takibe başladı
Kitabın ismi yanlış olmuş. Ben de bir imam kızıyım ve isminden dolayı kitaba nefret duyuyordum. Içeriğini de hic merak etmedim bu yaşıma kadar. Ancak birgün kitap cafe de önyargımı kırarak okumaya başladım ve ertesi günü getirmek üzere kitabı ödünç alarak okudum. Yanlıs duruma düşmüş bir genç kızın ibretlik hikayesine, babasının meslegi karıştırılarak isim verilmesi hoş değil. (Benim gibi isminden dolayi okumayanlar olabilir) Yine de tercih edecegim kitaplardan biridir. Allah yolundan ayırmasın
Lise yıllarında okuduğum bir kitap. Neyseki o yıllar okumuşum o zamanlar çok etkileyici bulmuştum kitabı. Şimdiye bırakmamak iyi olmuş alıp yüzüne bile bakmayacağım kitaplar arasına girdi. Çünkü bazı kitaplar belli yaşlarda okunmalı. Tabii bazı kitaplar da vardır ki her yaşa hitap eder bir ömür okusan doymazsın...
"Başkasının hakkını yemek adaletsizliktir de, insanın kendi hakkını yemesi adaletsizlik değil midir?"
"Ufku açar okumak. Bazıları, okuduklarını belki on yıl sonra duyup anlar ama birgün mutlaka anlarlar."
"İyiliğin yola getirmediğini kötülük hiç getirmez. Kötülüğün gücü yoktur. Ne kadar güçlü gibi dursa da gücü yoktur."
Artık dayanamıyorum. Beni dünyaya getirirken kimse bana sormadı.

— Kızım sen iyice şaşırdın. Allah, neden kendi eserini yaratırken sana sorsun? Sen şu çiçekleri bahçeye dikerken, bahçeye tohum ekerken onlara sordun mu? Belki onlarda böylesine kirlenmiş dünyada yaşamak istemiyorlardı? Bu sandalyeyi oradan oraya koyarken sandalyeye soruyor musun? Belki o da orayı istemiyordur? Senin için bahçeye ektiğin çiçek neyse, Allah için sen ona benzer bir şeysin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmamın Manken Kızı
Baskı tarihi:
Mart 1997
Sayfa sayısı:
223
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756717288
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mektup Yayınları
Bahane arayan Gül'de de bulur
Duyamaz hüznünü bülbüde bulur
Şelale suyunda girdaplar bulur
Bahane arayan bulur a canım.

Dalgın dalgın tekrar baktı aynı kapıya. Bu akşam namaz mı uzamıştı? Yoksa ona mı öyle gelmişti? Pencerenin camı kırık olduğundan babası oraya bir bez parçası çakmış, küçük pencerenin sadece bir kanadından dışarısı görünüyordu.

Fatma çalışırken hızını yavaşlattı. Bütün derdi zoru babasına çilesini göstermekti. Oyalanıyordu, bazı görevliler gibi iş yapıyor görünürde hiç durmuyordu.
(Kitabın İçinden)

Kitabı okuyanlar 1.243 okur

  • Sueda
  • Pınar sa
  • Tuğba Temir
  • Düş Sokağı
  • ruveydâ sâra deniz
  • Kubra nur
  • Dilem Erva
  • Mazlum Müslüm
  • Güliz Şimşek
  • Tuba

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.1
14-17 Yaş
%9.9
18-24 Yaş
%36.6
25-34 Yaş
%33
35-44 Yaş
%9.4
45-54 Yaş
%2.8
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.7
Erkek
%18.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.8 (81)
9
%14.1 (37)
8
%11.8 (31)
7
%11.8 (31)
6
%9.5 (25)
5
%7.2 (19)
4
%3.8 (10)
3
%4.2 (11)
2
%1.1 (3)
1
%5.7 (15)

Kitabın sıralamaları