Adı:
İmkansızın Şarkısı
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
374
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050929812
Orijinal adı:
Noruvei no Mori
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
İmkansızın Şarkısı
İmkansızın Şarkısı
Bir yolculuk sırasında Beatles’ın “Norwegian Wood” adlı parçasını duyan kahramanımız 37 yaşındadır ve bu parça onu Tokyo’da geçirdiği üniversite yıllarına götürecektir. En yakın arkadaşının intihar edişi, geçen zamanın ardından onun kız arkadaşıyla yakınlaşması, araya giren zorunlu ayrılık ve yeni bir kız arkadaş. “İmkansızın Şarkısı” yalın, çarpıcı ve sıcak bir aşk hikâyesini anlatıyor. Yazarı Haruki Murakami Japon edebiyatının aykırı, ama en çok okunan yazarı. Japon geleneklerinin dışında geliştirdiği üslubuyla adından çok söz ettiren Murakami’yi dünyaya tanıtan roman “İmkansızın Şarkısı”.

1968-1970 yılları arasında geçen olaylar, o günün toplumsal gerçeklerini de satırlara taşıyor. Ama romanın odağında bu toplumsal olaylar değil üçlü bir aşk var. Gençliğin rüzgârıyla hareketlenen “İmkansızın Şarkısı”nı ölümle erken karşılaşan gençlerin hayatı yönlendiriyor. Hiçbir şeyin önem taşımadığı, amaçsızlığın ağır bastığı, özgür seksin kol gezdiği bir öğrenci hayatı... Ama diğer yanda da yoğun duygular var... İmkansız aşklar, imkansız şarkılar söyleten. Hemen hemen her Japon gencinin okuduğu roman anayurdu dışında da çok kişi tarafından sahipleniliyor.
352 syf.
·164 günde·10/10
Çok önceden alıp bir köşeye attığım okumadığım bir kitaptı. Başlarda sıkılacağımı düşünmüştüm sonra 3-4 gün önce elime aldım bir bakayım dedim okumaya başladım okudukça çok farklı bir hikaye ve bitmeyen bir hikaye akışının içinde buldum kendimi ve bazen okurken de zorlandım. Şunu bilmelisiniz ben okuyunca gördüm okumadan önce kitap hakkında fikrim yoktu biraz cinsel sohbetler var içinde hatta baya var fakat bu hikayenin içerisinde serpiştirilmiş yani bu tip şeyler yazıyor evet ama hikaye ve karakterler o kadar gerçek ki sizi içine alıyor bir anda merak ediyorsunuz devamını zaman zaman farklı düşünüyorsunuz. Ben bu gerçek hikayeleri kapsayan kitapları seviyorum yazar gençken ne yaşamış olursa olsun bu onun hayatı ve bizlerle paylaşmış ve gerçekten kolay şeyler yaşadığını düşünmüyorum kitap kesinlikle sarsıcı bir kitap yani bitirdiğiniz de kesinlikle etkisi altında kalıyorsunuz ayrıca ''The Beatles'' ve daha bir çok sanatçıdan söz edilmesi güzel şarkılardan söz edilmesi çok hoşuma gitti. Dediğim gibi her karakterin ayrı bir görevi vardı bu hikaye de ve kesinlikle çok sürüklüyor. Evet cinsel öğeler cok fazla olabilir ama sanki bunları hayatında ilk kez duymuş gibi yapıp kitabı kötülemeye çalışan arkadaşları görmek gerçekten samimiyetsiz ve komik geliyor. Rahatsız edici yerleri atlayarak okuyabilirsiniz bu yüzden kesinlikle akıcı bir kitap akıcı bir hikaye sarsıcı bir son.
Sözlerime Naoko , Reiko ve Vatanabenin beraber gitar çalıp söyledikleri o ilk buluşmada ki şarkılardan biri ile veda ediyorum ne zaman dinlesem bu hikaye aklıma gelecek. :)
(The Beatles - Michelle)
https://www.youtube.com/...Q4&start_radio=1
352 syf.
·Beğendi·9/10
Günümüz itibariyle Avrupa'da en çok okunan Japon yazar olan Haruki Murakami'nin en ünlü kitaplarından İmkansızın Şarkısı, ismiyle olduğu kadar güzel hikayesiyle dikkatimi çekmişti yıllar önce. Üniversite yıllarımda okuduğum kitapta Toru Watanabe adında üniversiteli bir gencin yaşadıkları anlatılıyor ve onunla yakın yaşlarda olduğumdan karakterle sıkı bağlar kurmuş, onu çok iyi anlamıştım. Orijinal ismi Noruwei No Mori, İngilizcesi Norwegian Wood (bir Beatles şarkısı), olan eserin adının böyle çevrilmesi iyi olmuş, öbür türlü Norveç ormanı demek biraz saçma olacaktı. Japonca yerine Fransızcadan çevrilmiş olmasına rağmen kitap ruhunu kaybetmemiş, bu çok önemli bence. Hikayeye geçmeden önce teknik açıdan değerlendirirsek oldukça sade, basit ve kısa cümlelerden oluşan kitap, okurunu hiç yormadan ve sıkılmadan rahatça anlayabilmesini sağlıyor. Haruki Murakami'nin bu kadar çok okunmasının nedenlerinden biri belki de bu anlaması kolay yazım tarzı. Bol bol şarkı isminin geçtiği kitabı onları dinleyerek okursanız eğlenceli olabilir tabi. Altmışların Japonya'sında geçen hikayede, Watanabe'nin yakın arkadaşı Kizuki intihar eder ve sevgilisi Naoko büyük bir bunalım geçirir. Watanabe, Naoko'yu çok sevmektedir fakat arkadaşının anısına olan saygısından ve kızın çöküş dönemi yaşaması yüzünden ona bir türlü açılamaz. Bir de üniversitede Midori adında bir kız arkadaşı olur ancak sadece yakın dostluk kurmayı düşünür onunla çünkü Naoko onun için en önemli kişi olmuştur. Naoko hastalanıp bir rehabilitasyon merkezine yatınca, Watanabe'den başka tutunacak dalı kalmaz. Böyle anlatınca sıradan bir aşk ikilemi gibi geliyor ancak okuyunca bunun çok daha farklı olduğunu görüyorsunuz. Bir gencin aşkına ulaşamaması mevzusu olsa da bu arkadaşımız günlük yaşamına bir şekilde devam ediyor. Bir plakçıda yarı zamanlı çalışması, barlarda içip bazen kız düşürmesi, hatta kendinden 20 yaş büyük bir teyzeyle yatması gibi ilginç durumlar meydana geliyor. Yani böyle durumları biraz daha içselleştirip çok dışarı yansıtmama olayı diyebiliriz, o dönemin Japonları böyle hatta günümüzde de benzer yapıdalar. Murakami detay vermeyi, okurla sohbet eder gibi yazmayı seviyor mesela sıradan bir muhabbet yoluyla 68 kuşağına eleştiri getirdiği oluyor. Bazen sıkıldım deyip tam gideceğiniz yerde sadece bir cümleyle kolunuzdan tutup sizi bir sayfa daha okumaya zorluyor kitap. Yazarın aslında kendi gençlik yıllarını anlattığını söyleyebiliriz. Bazı kişiler aşırı cinsellik içeriyor bahanesiyle kitaba yok pornografik, yok çok erotik, yok ne kadar sapık, yok aşırı seks soslu gibi saçma sıfatlar takabiliyor ancak tavsiyem sizler onları dinlemeyip kitabı kendiniz okumanız. Şimdi şöyle düşünürsek üniversiteye giden herhangi bir erkek bireyin gün içinde seks düşünmesi, cinsel ilişki için fırsat kollaması o yaşlarda oldukça normal, hepimiz bunları yaşadık ve Haruki Murakami de bu konulara kitabında yer veriyor. İntihar konusunun yer alması kesinlikle bir ölmeye teşvik değil Japon toplumunun gelenekselleşmiş bir parçası zaten, bunu kimse inkar etmemektedir. İnsanlar boşluğa düşünce, bunalıma girince, kendini kaybederek böyle saçma şeyler yapabiliyorlar. Yazarın eleştirdiği noktalardan biri de bu toplumsal sorunlar. Kitabın herhangi bir sonu yok ve ucu oldukça açık, benim sevdiğim bir şey bu. Okuduğum ilk Murakami kitabıydı ve oldukça beğendim, sonra devamı geldi. Eğer bu kitabı sıradan bir aşk romanı sanıyorsanız büyük yanılgı içindesiniz, bir gençlik kitabından çok daha fazlası olduğunu okuyunca göreceğiniz umuyorum. Japonya'da üniversiteli olmanın farklı bir yorumu belki de bu güzel eser.
352 syf.
·8/10
Genç yetişkinlik hayata atılım noktasında kişinin en büyük ve riskli ilerlemenin sağlandığı dönem. Yaklaşık olarak 18-30 yaş arasına tekabül eder. Ayrıca intihar oranlarının en fazla olduğu dönemdir. Bu dönemin sağlıklı geçmesi için öncelikle kişide kimliğin olması gerekir. Kitabın ana karakteri Vatanabe'de kimliği oluşmamış kayıp kişidir, 18 yaşında ve yaşadığı travmalar neticesinde rotası iyice kaymış vaziyette oluşu tercihlerine yansımıştır. Buna en güzel örnek Vatanabe'nin varoluş sancısını tetikleyen yalnızlık tabanında arkadaş seçimi. Arkadaşları da kendisi gibi hayata olan bakış açısı kopuk, anlamsız dizgeler halde antisosyal eğilimlerin ağırlık kazandığı tutumları vardır. Dikkatimi çeken bir noktada Vatanabe'nin Klik arkadaşlık ilişkileri. Çiftlere sonradan katılmış, 3. arkadaş pozisyonuna gelmiş, kara gün dostu imajıyla grubun dinamiklerini yeniden değiştirmiştir. 2 li ilişkiler yazarın da dile getirdiği üzere Dünyadan kopukluk asosyallik belirtisi. Vatanabe birbirini tüketen çifte üye olarak kurtarıcı role gelmiş gibidir. 3. gözden yorumlamak çiftlerden birinin veya toptan intiharla sonuçlanacak şekilde gerçeği görmelerine vesile olmuş.

Diğer dikkatimi çeken nokta ise Japon kültüründe yetişmiş yazarın cinsellik ağırlıkta kitap yazması. Daha doğrusu ben 20. yy Japonyasını çok despot katı kurallara sahip kültüre haiz insanları var sanırdım. Alakası yokmuş meğerse...
Kitapta ağırlıkta olan cinsel arzu salt sevgiden doğma değildir. Yalnızlıktan doğan huzursuzluk cinsel arzuya yansımış olup normal insanlar arasında iletişim kurma aracına dönüşmüş. Ayrıca hayatın sıkıcılığı ağırlığında süregelen tema da herhangi cinsel arzuyu tetikleyebilir. Kitaptaki karakterlere bakacak olursam cinsellik sevgiden doğmaz, yukarda bahsettiğim açıklama dahilinde ihtiyaç haline dönüşmüş. Çünkü cinsel sevgi iki kişilik yalnızlık demektir. İnsan tek kişiyle doyurucu bütünleyici kaynaşma içerisinde olduğunda başka kişilere cinsel amaçlı yönelmezler. Kısacası sevgi kilit nokta.
352 syf.
" İnan bana, yaşam bir bisküvi kutusu gibidir. Bir bisküvi kutusunun içinde, her tür bisküvi vardır, sevdiklerin de, pek sevmediklerin de, öyle değil mi? Ve insan sevdiğini önce yerse geriye pek sevmedikleri kalır sadece. Ben kötü günler geçirdiğimde hep böyle düşünürüm işte. Şimdi bunu yaşıyorsam, sonrası daha kolay olur, derim kendi kendime..."

Kesinlikle yazarın dili çok akıcı, büyüleyici ve oldukça aykırı! Sayfalar hızla birbirini kovalıyor sanki...
Altını çizdiğim bir sürü söz biriktirdim kitaptan...
Yalnız hikaye biraz ergen hikayesi gibiydi, çok bunaltıcıydı, bolca intihar üzerine bol bol aşırı erotizm serpilmişti, çoğu yeri buzlayarak okudum!
352 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Öncelikle bu yazarı ilk defa okudum ve kitaba bayıldım diyebilirim özellikle sonlara doğru kitabı bırakamadım çok akıcı ve sürükleyiciydi.Böyle bir yazarı daha önce nasıl keşfetmedim bilmiyorum ama iyi ki de keşfettim dedim kendi kendime. Kitabın dostluğu ve aşkı beraber ele alması hoşuma gitti ve sonunu çok merak ettim o yüzden de zevkle okudum. Bu yazar hakkında birşey öğrenmiştim ve o da; yazar olmaya bir anda karar vermiş olmasıydı bu da beni etkiledi açıkçası ve kitaplarının içeriğini, olayları ele alış biçimini merak etmiştim ve kitabı sonunda bitirdim çokta beğendim. Şimdi sıra diğer romanlarında. 🤗
352 syf.
·Beğendi·9/10
Bir arkadaşımın önerisi ile Haruki Murakami'nin okuduğum ilk kitabı. Farklı coğrafyalardan yeni yazarlar keşfetmeye çalışırken hem Japon edebiyatına giriş yapmanın heyecanı hem de biraz önyargı ile kitaba başladım. Japon kültürüne dair çok fazla şey olup acaba beni boğar mı diye düşünürken kitabın hiç de öyle olmadığını farkettim. Murakami'nin evrenselliği hemen kitapta hissediliyor. Dili, yazım tarzı o kadar sade ve akıcı ki, bir kitap hem bu kadar basit olurken hem de nasıl bu kadar anlam yüklü olabilir diye düşündürüyor. Karakterlerin ruh halleri çok başarılı tasvir ediliyor. Kendinizle özdeşleştirip psikolojik buhranlarına yabancı olmadan bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitap. Kesinlikle tavsiye ettiğim muhteşem bir eser.
439 syf.
Kitabın konusu, Vatanabe adlı gencin iki-üç yıllık hayatının okura aktarılması ve onun aşk hayatına, kendi kişisel gitgellerine bir pencereden bakmak diyebilirim. Olaylar 68-70 li yıllarda geçiyor. Vatanabe, Kizuki ve Naoko üç arkadaştirlar. Naoko ile Kizuki birbirlerini sevmektedirler. Bir gün Kizuki intihar eder. Ve diger ikili üniversite için Tokyo'ya giderler. Bu ikilinin aralarında garip bir aşk başlar. Ancak her ikisi de Kizuki'nin ölümünü tam anlamıyla atlatamazlar. Özellikle Naoko...

Henüz 20li yaşlarına gelmemiş ya da daha yeni geçmiş bu gençlerin en yakınlarına ziyarete gelen davetsiz misafir 'ölüm' ile başa çıkma seruvenlerinin anlatımı desek yanlis olmaz sanırım, kitap için.

Hem liseyi hem de üniversiteyi yurtta geçirmiş biri olarak, Vatanebe'nin yurt hayatıni anlattığı kısımları tebessümle okudum. Haruki Murakami'nin üslubunu da beğendiğim için kitap benim için gayet surukleyiciydi.

Bir uyarı olarak, kitapta yer yer cinsellik bulunmakta eğer okudugunuz kitapta cinsellik geçmesini sevmiyorsaniz okumayabilirsiniz.
352 syf.
Okuduğum ilk Murakami kitabı (sanırım çoğu kişinin öyle) ve biter bitmez bir yenisine başladım. Yazarın basit ve akıcı bir anlatımı var. İçerdiği psikolojik unsurları yakalayabildiğiniz zaman-ki yakalayamamanız çok zor-zevkli bir okuma deneyimi sunuyor. Kitapta kendimle bağdaştırdığım karakterler buldum ve bu beni tamamen kurgunun içine çekti. Baştan sona depresif unsurlar içeriyor ve çok kasvetli bir havası var. Ama bu durum kitabı daha çok sevmeme neden oldu. Sürükleyici, hüzünlü ve akıcı bir kitap. Bitmesin diye çabaladım ancak her seferinde bir sayfa daha oku diye fısıldıyor sanki.
352 syf.
·Beğendi·8/10
Haruki Murakami çok özel bir yazar. Her yazdığı kitabı zevkle okuyacağıma emin olduğum nadir yazarlardan biri. İmkansızın şarkısına gelecek olursam; konusu aşk dersem haksızlık etmiş olurum yazara. Kültürel bağlamda ana karakterin kitap, müzik zevki, diğer karakterlerden farklı yönlerinin çokça yansıtılması karaktere sempati duymama sebep oldu. Genel hatlarıyla kitabı sevdim. Ama Sahilde Kafkayı daha çok tavsiye ederim.
352 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Murakami'nin geniş kitlelerce neden böyle çılgıncasına sevildiğini artık biliyorum. En ağır konuları dupduru ve olabilecek en kısa şekilde anlattığı, tatlandırıcı olarak da muhteşem müzikler kulladığı için elbette. Üniversiteli bir gencin çevresi, ölümlerle adeta sarılırsa, yaşadıklarının duygularını ve geleceğini nasıl yönlendirmesini beklersiniz? Konu ağır olduğu için mi, Murakami'den okuduğum ilk kitap olduğu için mi bilmiyorum ama ilk yarıda epey zorlandım. Sonra, nasıl olduysa, ikinci yarıyı tek oturuşta bitirmişim. Özellikle son bölümdeki müzikler beni resmen uçurdu. Onlar için muhteşem demek az kalır, hele de Blue Velvet için! Mutlaka okumalısınız, tavsiyemdir. =)
352 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Yazarı ilk defa okuyorum. Yazı dilinin inanılmaz akıcı olduğunu söyleyebilirim. konunun içine girerken hiç zorlanmıyorsunuz bu sayede.insanı mektup yazmaya iten, inanılmaz samimi ve duygusal bölümler saklıyor. Kitapta sürekli insanların intihar ederek ölmesi ve sürekli gözünüze sokulan erotizm bu duygusallığı zaman zaman baltalıyor. İnanılmaz derecede fazla sayıda alıntı not edebileceğiniz, etkileyici bir kitap. Toru Watanabe'nin gülmeden yaptığı ve yüksek zeka barındıran ince esprileri insanı hayran bırakıyor doğrusu.
Kitapta en etkileyici söz ise; ""Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır."
Alıntılarım:
"Bunu düşündükçe içimi dayanılması zor bir hüzün kaplıyor. Çünkü o, Naoko beni hiç bir zaman sevmedi!" s.18
"Kizuki yaşasaydı birlikte olmaya devam edecektik, birbirimizi sevecektik ve adım adım mutsuzluğa gidecektik...Çünkü bu dünyaya olan borcumuzu ödememiz gerekiyordu da ondan.."s.
"Benim yaşımdaki kızlar asla adil sözcüğünü kullanmazlar. benim kadar genç ve sıradan kızlar için esas soru bir şeyin adil olup olmadığı değil, güzel olup olmadığı ya da onları mutlu edip etmeyeceğidir. Adil sözcüğü erkeklere özgü bir sözcük"s.114
"Burda bulunma nedenimiz, çarpık yanımızı düzeltmek değil, onu kabullenmek olduğunu, çünkü problemlerimizden birinin de bir problemimiz olduğunu fark etme ve kanıksama eksikliği olduğunu söyledi" s.117
"İnsan bir konuda yalan söyleyince, ilk yalana uygun daha çok yalan söylemek zorunda kalır. işte "mitomani" budur" s.162
"Bir fare bile, kendisine elektrik verildiğinde en az acı veren duruşu seçer. -Ama fareler aşık olmaz!" s.270
"Geç yapılmış bir kahvaltı ile erken yenmiş bir öğle yemeği arasındaki fark gibi. aynı saat, aynı yiyecekler, farklı isim" s.271
"Hayat bize şimdiye kadar çok acımasız davrandı dedi Midori, ama sorun değil, bize borçlu olduğu her şeyi geri alacağız" s.321
"Çikolata kutularının içinde her tür çikolata olur. bazılarını seversin, bazılarından hoşlanmazsın. ilk önce sevdiklerini yersin ve geriye pek sevmediklerin kalır. ben acı veren şeyler yaşadığımda hep böyle düşünürüm.şimdi bunu bir atlatırsam, her şey yoluna girecek. Hayat bir çikolata kutusudur." s.322
"Bizler yani hem normal hem de normal olmayan insanlar! kusurlu bir dünyada yaşayan kusurlu kişileriz. banka hesaplarının mekanik doğruluğu ile yaşamıyoruz, çizgilerimiz ve açılarımız iletki ve cetvelle ölçülür cinsten değil" s.344
"Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır. Hayatımızı yaşayarak, ölümü besliyoruz"
352 syf.
·11 günde·9/10
Kitabı Vatanabe adlı gencin anlattıkları üzerinden okuyoruz. Vatanabe, hayatının iki-üç yıllık bölümününde yaşadıklarını anlatırken kendisinin değişimini ve gelişimini de aktarıyor bizlere.
Olaylar 1968-1970 yılları arasında geçiyor. Vatanabe’nin en yakın arkadaşı olan Kizuki’nin ölümüyle sarsılan Vatanebe ve Naoko’nun arasında bir süre sonra bir ilişki başlar fakat ikisi de Kizuki’nin ölümünün etkisinden hala kurtulamamışlardır. Vatanabe bir şekilde hayata tutunmaya çalışır fakat Naoko’nun atlatması oldukça güç olacaktır.
Murakami’nin okuduğum her kitabını çok beğeniyorum. Oldukça akıcı ve hoş bir dili var. Okuyucuyla sohbet eder gibi yazdığı için bir sayfasında bile sıkmıyor sizi.
Fakat bu kitabın kesinlikle sıradan bir aşk hikayesini anlattığını sanmayın. Adından da belli olduğu üzere, İmkansızın Şarkısı bu.
Sana bir öğüt verebilir miyim?
-Elbette
Kaderinden yakınma. Bunu aptallar yapar.
-Unutmayacağım bunu.
O öldükten sonra, başka biriyle nasıl ilişki kuracağımı bilemedim. Başka birini sevmenin ne demek olduğunu bilmiyordum.
... ama orada oturup dikkatle etrafı izleyince bir şeyin farkına vardım: Herkes kendi çapında mutlu görünüyordu. Gerçekten mutluydular, yoksa sadece bu izlenimi mi veriyorlardı bilemiyorum. Ama bir şey varsa, eylül sonunun bu güzel ikindisinde herkes mutlu gözüküyordu. İçimi tanıdık olmayan bir yalnızlık duygusu kapladı, çünkü bu görüntünün dışındaki tek kişi benmişim gibi hissediyordum.
''Neyin var senin? Neden bu kadar dalgınsın? Hala cevap vermedin bana.''
''Herhalde dünyaya tamamen adapte olamadım henüz'' dedim, bir an düşündükten sonra. ''Bilmiyorum, bunun gerçek dünya olmadığını hissediyorum. İnsanlar, manzaralar gerçek değilmiş gibi geliyor bana.''
Hayır, sevgili değildik, ama aşıkların birbirine açıldığından çok daha fazla açılmıştık birbirimize. Bunu düşününce içimi derin bir üzüntü kapladı. Gerçekten umursadığın birinin kalbini kırmak, hem de bunu bilinçsizce yapmak ne kadar korkunç bir şeydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmkansızın Şarkısı
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
374
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050929812
Orijinal adı:
Noruvei no Mori
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
İmkansızın Şarkısı
İmkansızın Şarkısı
Bir yolculuk sırasında Beatles’ın “Norwegian Wood” adlı parçasını duyan kahramanımız 37 yaşındadır ve bu parça onu Tokyo’da geçirdiği üniversite yıllarına götürecektir. En yakın arkadaşının intihar edişi, geçen zamanın ardından onun kız arkadaşıyla yakınlaşması, araya giren zorunlu ayrılık ve yeni bir kız arkadaş. “İmkansızın Şarkısı” yalın, çarpıcı ve sıcak bir aşk hikâyesini anlatıyor. Yazarı Haruki Murakami Japon edebiyatının aykırı, ama en çok okunan yazarı. Japon geleneklerinin dışında geliştirdiği üslubuyla adından çok söz ettiren Murakami’yi dünyaya tanıtan roman “İmkansızın Şarkısı”.

1968-1970 yılları arasında geçen olaylar, o günün toplumsal gerçeklerini de satırlara taşıyor. Ama romanın odağında bu toplumsal olaylar değil üçlü bir aşk var. Gençliğin rüzgârıyla hareketlenen “İmkansızın Şarkısı”nı ölümle erken karşılaşan gençlerin hayatı yönlendiriyor. Hiçbir şeyin önem taşımadığı, amaçsızlığın ağır bastığı, özgür seksin kol gezdiği bir öğrenci hayatı... Ama diğer yanda da yoğun duygular var... İmkansız aşklar, imkansız şarkılar söyleten. Hemen hemen her Japon gencinin okuduğu roman anayurdu dışında da çok kişi tarafından sahipleniliyor.

Kitabı okuyanlar 1.453 okur

  • Hatice korkmaz
  • Emine çayger tosun
  • Sena
  • Melek şahin
  • Esra
  • Gökçe Ergençiçeği
  • Öyküm
  • Esra Gökçen
  • gözde nur küçük
  • Selin Üstüner

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.2 (1)
8
%0.4 (2)
7
%0
6
%0.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları