İmkansızın Şarkısı

7,4/10  (243 Oy) · 
601 okunma  · 
189 beğeni  · 
4.553 gösterim
Bir yolculuk sırasında Beatles’ın “Norwegian Wood” adlı parçasını duyan kahramanımız 37 yaşındadır ve bu parça onu Tokyo’da geçirdiği üniversite yıllarına götürecektir. En yakın arkadaşının intihar edişi, geçen zamanın ardından onun kız arkadaşıyla yakınlaşması, araya giren zorunlu ayrılık ve yeni bir kız arkadaş. “İmkânsızın Şarkısı” yalın, çarpıcı ve sıcak bir aşk hikâyesini anlatıyor. Yazarı HARUKİ Murakami Japon edebiyatının aykırı, ama en çok okunan yazarı. Japon geleneklerinin dışında geliştirdiği üslubuyla adından çok söz ettiren Murakami’yi dünyaya tanıtan roman “İmkânsızın Şarkısı”.
1968-1970 yılları arasında geçen olaylar, o günün toplumsal gerçeklerini de satırlara taşıyor. Ama romanın odağında bu toplumsal olaylar değil üçlü bir aşk var. Gençliğin rüzgârıyla hareketlenen “İmkânsızın Şarkısı”nı ölümle erken karşılaşan gençlerin hayatı yönlendiriyor. Hiçbir şeyin önem taşımadığı, amaçsızlığın ağır bastığı, özgür seksin kol gezdiği bir öğrenci hayatı... Ama diğer yanda da yoğun duygular var... İmkânsız aşklar, imkânsız şarkılar söyleten. Hemen hemen her Japon gencinin okuduğu roman anayurdu dışında da çok kişi tarafından sahipleniliyor. Türk okurlar da Murakami’yle tanışmaktan büyük mutluluk duyacaklar.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2008
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    978-975-991-701-2
  • Orijinal Adı:
    Noruvei No Mori
  • Çeviri:
    Nihal Onol
  • Yayınevi:
    Dogan Kitap
  • Kitabın Türü:
Yusuf Çorakcı 
07 Şub 10:36 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Günümüz itibariyle Avrupa'da en çok okunan Japon yazar olan Haruki Murakami'nin en ünlü kitaplarından İmkansızın Şarkısı, ismiyle olduğu kadar güzel hikayesiyle dikkatimi çekmişti yıllar önce. Üniversite yıllarımda okuduğum kitapta Toru Watanabe adında üniversiteli bir gencin yaşadıkları anlatılıyor ve onunla yakın yaşlarda olduğumdan karakterle sıkı bağlar kurmuş, onu çok iyi anlamıştım. Orijinal ismi Noruwei No Mori, İngilizcesi Norwegian Wood (bir Beatles şarkısı), olan eserin adının böyle çevrilmesi iyi olmuş, öbür türlü Norveç ormanı demek biraz saçma olacaktı. Japonca yerine Fransızcadan çevrilmiş olmasına rağmen kitap ruhunu kaybetmemiş, bu çok önemli bence. Hikayeye geçmeden önce teknik açıdan değerlendirirsek oldukça sade, basit ve kısa cümlelerden oluşan kitap, okurunu hiç yormadan ve sıkılmadan rahatça anlayabilmesini sağlıyor. Haruki Murakami'nin bu kadar çok okunmasının nedenlerinden biri belki de bu anlaması kolay yazım tarzı. Bol bol şarkı isminin geçtiği kitabı onları dinleyerek okursanız eğlenceli olabilir tabi. Altmışların Japonya'sında geçen hikayede, Watanabe'nin yakın arkadaşı Kizuki intihar eder ve sevgilisi Naoko büyük bir bunalım geçirir. Watanabe, Naoko'yu çok sevmektedir fakat arkadaşının anısına olan saygısından ve kızın çöküş dönemi yaşaması yüzünden ona bir türlü açılamaz. Bir de üniversitede Midori adında bir kız arkadaşı olur ancak sadece yakın dostluk kurmayı düşünür onunla çünkü Naoko onun için en önemli kişi olmuştur. Naoko hastalanıp bir rehabilitasyon merkezine yatınca, Watanabe'den başka tutunacak dalı kalmaz. Böyle anlatınca sıradan bir aşk ikilemi gibi geliyor ancak okuyunca bunun çok daha farklı olduğunu görüyorsunuz. Bir gencin aşkına ulaşamaması mevzusu olsa da bu arkadaşımız günlük yaşamına bir şekilde devam ediyor. Bir plakçıda yarı zamanlı çalışması, barlarda içip bazen kız düşürmesi, hatta kendinden 20 yaş büyük bir teyzeyle yatması gibi ilginç durumlar meydana geliyor. Yani böyle durumları biraz daha içselleştirip çok dışarı yansıtmama olayı diyebiliriz, o dönemin Japonları böyle hatta günümüzde de benzer yapıdalar. Murakami detay vermeyi, okurla sohbet eder gibi yazmayı seviyor mesela sıradan bir muhabbet yoluyla 68 kuşağına eleştiri getirdiği oluyor. Bazen sıkıldım deyip tam gideceğiniz yerde sadece bir cümleyle kolunuzdan tutup sizi bir sayfa daha okumaya zorluyor kitap. Yazarın aslında kendi gençlik yıllarını anlattığını söyleyebiliriz. Bazı kişiler aşırı cinsellik içeriyor bahanesiyle kitaba yok pornografik, yok çok erotik, yok ne kadar sapık, yok aşırı seks soslu gibi saçma sıfatlar takabiliyor ancak tavsiyem sizler onları dinlemeyip kitabı kendiniz okumanız. Şimdi şöyle düşünürsek üniversiteye giden herhangi bir erkek bireyin gün içinde seks düşünmesi, cinsel ilişki için fırsat kollaması o yaşlarda oldukça normal, hepimiz bunları yaşadık ve Haruki Murakami de bu konulara kitabında yer veriyor. İntihar konusunun yer alması kesinlikle bir ölmeye teşvik değil Japon toplumunun gelenekselleşmiş bir parçası zaten, bunu kimse inkar etmemektedir. İnsanlar boşluğa düşünce, bunalıma girince, kendini kaybederek böyle saçma şeyler yapabiliyorlar. Yazarın eleştirdiği noktalardan biri de bu toplumsal sorunlar. Kitabın herhangi bir sonu yok ve ucu oldukça açık, benim sevdiğim bir şey bu. Okuduğum ilk Murakami kitabıydı ve oldukça beğendim, sonra devamı geldi. Eğer bu kitabı sıradan bir aşk romanı sanıyorsanız büyük yanılgı içindesiniz, bir gençlik kitabından çok daha fazlası olduğunu okuyunca göreceğiniz umuyorum. Japonya'da üniversiteli olmanın farklı bir yorumu belki de bu güzel eser.