İmkansızın Şarkısı

7,4/10  (210 Oy) · 
508 okunma  · 
165 beğeni  · 
3.884 gösterim
Bir yolculuk sırasında Beatles’ın “Norwegian Wood” adlı parçasını duyan kahramanımız 37 yaşındadır ve bu parça onu Tokyo’da geçirdiği üniversite yıllarına götürecektir. En yakın arkadaşının intihar edişi, geçen zamanın ardından onun kız arkadaşıyla yakınlaşması, araya giren zorunlu ayrılık ve yeni bir kız arkadaş. “İmkânsızın Şarkısı” yalın, çarpıcı ve sıcak bir aşk hikâyesini anlatıyor. Yazarı HARUKİ Murakami Japon edebiyatının aykırı, ama en çok okunan yazarı. Japon geleneklerinin dışında geliştirdiği üslubuyla adından çok söz ettiren Murakami’yi dünyaya tanıtan roman “İmkânsızın Şarkısı”.
1968-1970 yılları arasında geçen olaylar, o günün toplumsal gerçeklerini de satırlara taşıyor. Ama romanın odağında bu toplumsal olaylar değil üçlü bir aşk var. Gençliğin rüzgârıyla hareketlenen “İmkânsızın Şarkısı”nı ölümle erken karşılaşan gençlerin hayatı yönlendiriyor. Hiçbir şeyin önem taşımadığı, amaçsızlığın ağır bastığı, özgür seksin kol gezdiği bir öğrenci hayatı... Ama diğer yanda da yoğun duygular var... İmkânsız aşklar, imkânsız şarkılar söyleten. Hemen hemen her Japon gencinin okuduğu roman anayurdu dışında da çok kişi tarafından sahipleniliyor. Türk okurlar da Murakami’yle tanışmaktan büyük mutluluk duyacaklar.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2008
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    978-975-991-701-2
  • Orijinal Adı:
    Noruvei No Mori
  • Çeviri:
    Nihal Onol
  • Yayınevi:
    Dogan Kitap
  • Kitabın Türü:
Palyaço İsmaiL / 小丑伊斯梅爾 
 13 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

İmkansızın Şarkısı
Haruki Murakami'nin yazdığı, ilk yayın tarihi 1987 olan, Tam 352 sayfa bir gençlik romanı.

Kitabın iyi yönleri ise, gençliğe hitab eden, gençlikte olan bir takım uçuklukları anlatıyor olması diyebiliriz. Bunun yanında akıcı ve sade bir üslubu var.

Kitabın kötü yönleri, biraz fazla cinsel yöne ve intihar konularına değinmiş. Kitapta çift taraflı tam bir aşk söz konusu değil. Bu konuları da göz önünde bulundurmak lazım.

Kitabımızın konusu ise Watanabe 37 yaşına gelmiş, gençlikte başından geçen olayları bir şarkıyla hatırlamasıyla başlıyor. Naoko ile ortak arkadaşının intihar etmesiyle, Watanabe ile Naoko birbirine yakınlaşır. Ne yazık ki Naoko hastadır ve sanatoryuma yatması lazımdır. Bu arada Watanabe okulda ki en gıcık tiple arkadaşlık etmektedir. Onunla gece alemlerine gider, kadınlarla ilişkiye girer. O arkadaşı sayesinde yeni bir kız arkadaş edinir. Her ne kadar Midori Watanabe' ye büyük bir ilgi gösterse de. Watanabe iki arada bir derede kaldığı için Naoko'yu da sıklıkla ziyaret eder. Devamı kitapta ... :))

Sonuç olarak, Kitap konusu ile farklı olsa da hayatın içinden olaylarla anlatılmış. Gençlerin yaşamında olan olaylardan ve psikolojik sorunlardan bahsetmiş. Benim için orta karar bir kitaptı, fakat bu tür kitapları çok okumamdan kaynaklı. Yoksa Murakami kendi dalının en iyilerinden sayılır. O bizden biri doğal, yaşadığımız zorlukları bizlere dolaylı yönlerle bizlere anlatan biri. Daha çok gençliğe yönelik olaylar. Bazen Murakami'yi bu olayları anlatırken, fantastik veya bir bilim kurgu örneğinde de görebilirsin. Fakat konular yine gençlerin başına gelen yada çocukken gençliğe girerken yaşadığımız olaylar olabilir yazdıkları.

Bunun haricinde bir ufak araştırma yaptım. Murakami bu eseri yazarken kedisi de tam 37 yaşlarındaymış. Basıldığında 38 olmuş. Yani buradan anlaşılıyor ki, Toru Watanabe karakteri aslında yazarımızın ta kendisi diyebiliriz. Bu kitabında da diğer kitaplarında da cinselliğe yer vermesi, abartılı bir şekilde biraz rahatsız edici. Öğretici bir yanı yok. Fakat doğal bir kurgu olması açısından bakarsak, gençlikte herkesin düşündüğü şey sex olabiliyor. Seksi düşünmek kötü ve çirkin bir şey değil, tabi istemekte öyle, bizlerin doğasında olan bir şey. Yazarımızın sanki cinselliğe yaklaşımı doğaldan biraz abartılı olmuş, yada ne bileyim yöresel bir sorun herhalde. Bir büyük penis takıntısı var. :)) Bu da rahatsız edici bir olay, psikolojisinin iyi olmadığını gösteren ve yansıtan bir olayda diye bilirim. Bunun önemi yok ama biz erkekler bunu çok takıyoruz, ben de buna gülüyorum. Hatta yazarken bile gülüyorum.

Kısaca kitabı özetlersek, bir gün bir adam bir kadını sever, kadın gider başkasını sever. Başkası da onu sevmez. Olay örgüsü aynen böyle. Fakat gençlikte bir çoğumuz intihar etmek, ölmek isteriz. Ve gençlikten olgunluğa geçişte yeni bir kimlik yani benlik arayışına gireriz. Kimimiz kendimizi asla bulamayız ve olgun olamayız hiç bir zaman. Kimimiz erken olgun oluruz falan, sosyal ve aile yaşantımıza da yansır bu olaylar. Bu konuda güzel tespitleri var yazarın hoşuma gitti. Gençleri sıkılmadan okuyabilecekleri, hatta kendilerinden çok şey bulabilecekleri, hem farklı, hem güzel bir yazar diyebilirim. Okuyan ve okuyacak olan herkese şimdiden afiyet olsun. :)) En güzel, en tatlı kitaplar, okumalar sizlerin olsun Türkiye ...

Yusuf Çorakcı 
07 Şub 10:36 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Günümüz itibariyle Avrupa'da en çok okunan Japon yazar olan Haruki Murakami'nin en ünlü kitaplarından İmkansızın Şarkısı, ismiyle olduğu kadar güzel hikayesiyle dikkatimi çekmişti yıllar önce. Üniversite yıllarımda okuduğum kitapta Toru Watanabe adında üniversiteli bir gencin yaşadıkları anlatılıyor ve onunla yakın yaşlarda olduğumdan karakterle sıkı bağlar kurmuş, onu çok iyi anlamıştım. Orijinal ismi Noruwei No Mori, İngilizcesi Norwegian Wood (bir Beatles şarkısı), olan eserin adının böyle çevrilmesi iyi olmuş, öbür türlü Norveç ormanı demek biraz saçma olacaktı. Japonca yerine Fransızcadan çevrilmiş olmasına rağmen kitap ruhunu kaybetmemiş, bu çok önemli bence. Hikayeye geçmeden önce teknik açıdan değerlendirirsek oldukça sade, basit ve kısa cümlelerden oluşan kitap, okurunu hiç yormadan ve sıkılmadan rahatça anlayabilmesini sağlıyor. Haruki Murakami'nin bu kadar çok okunmasının nedenlerinden biri belki de bu anlaması kolay yazım tarzı. Bol bol şarkı isminin geçtiği kitabı onları dinleyerek okursanız eğlenceli olabilir tabi. Altmışların Japonya'sında geçen hikayede, Watanabe'nin yakın arkadaşı Kizuki intihar eder ve sevgilisi Naoko büyük bir bunalım geçirir. Watanabe, Naoko'yu çok sevmektedir fakat arkadaşının anısına olan saygısından ve kızın çöküş dönemi yaşaması yüzünden ona bir türlü açılamaz. Bir de üniversitede Midori adında bir kız arkadaşı olur ancak sadece yakın dostluk kurmayı düşünür onunla çünkü Naoko onun için en önemli kişi olmuştur. Naoko hastalanıp bir rehabilitasyon merkezine yatınca, Watanabe'den başka tutunacak dalı kalmaz. Böyle anlatınca sıradan bir aşk ikilemi gibi geliyor ancak okuyunca bunun çok daha farklı olduğunu görüyorsunuz. Bir gencin aşkına ulaşamaması mevzusu olsa da bu arkadaşımız günlük yaşamına bir şekilde devam ediyor. Bir plakçıda yarı zamanlı çalışması, barlarda içip bazen kız düşürmesi, hatta kendinden 20 yaş büyük bir teyzeyle yatması gibi ilginç durumlar meydana geliyor. Yani böyle durumları biraz daha içselleştirip çok dışarı yansıtmama olayı diyebiliriz, o dönemin Japonları böyle hatta günümüzde de benzer yapıdalar. Murakami detay vermeyi, okurla sohbet eder gibi yazmayı seviyor mesela sıradan bir muhabbet yoluyla 68 kuşağına eleştiri getirdiği oluyor. Bazen sıkıldım deyip tam gideceğiniz yerde sadece bir cümleyle kolunuzdan tutup sizi bir sayfa daha okumaya zorluyor kitap. Yazarın aslında kendi gençlik yıllarını anlattığını söyleyebiliriz. Bazı kişiler aşırı cinsellik içeriyor bahanesiyle kitaba yok pornografik, yok çok erotik, yok ne kadar sapık, yok aşırı seks soslu gibi saçma sıfatlar takabiliyor ancak tavsiyem sizler onları dinlemeyip kitabı kendiniz okumanız. Şimdi şöyle düşünürsek üniversiteye giden herhangi bir erkek bireyin gün içinde seks düşünmesi, cinsel ilişki için fırsat kollaması o yaşlarda oldukça normal, hepimiz bunları yaşadık ve Haruki Murakami de bu konulara kitabında yer veriyor. İntihar konusunun yer alması kesinlikle bir ölmeye teşvik değil Japon toplumunun gelenekselleşmiş bir parçası zaten, bunu kimse inkar etmemektedir. İnsanlar boşluğa düşünce, bunalıma girince, kendini kaybederek böyle saçma şeyler yapabiliyorlar. Yazarın eleştirdiği noktalardan biri de bu toplumsal sorunlar. Kitabın herhangi bir sonu yok ve ucu oldukça açık, benim sevdiğim bir şey bu. Okuduğum ilk Murakami kitabıydı ve oldukça beğendim, sonra devamı geldi. Eğer bu kitabı sıradan bir aşk romanı sanıyorsanız büyük yanılgı içindesiniz, bir gençlik kitabından çok daha fazlası olduğunu okuyunca göreceğiniz umuyorum. Japonya'da üniversiteli olmanın farklı bir yorumu belki de bu güzel eser.

İmkansızın Şarkısı benzeri kitaplar

" İnan bana, yaşam bir bisküvi kutusu gibidir. Bir bisküvi kutusunun içinde, her tür bisküvi vardır, sevdiklerin de, pek sevmediklerin de, öyle değil mi? Ve insan sevdiğini önce yerse geriye pek sevmedikleri kalır sadece. Ben kötü günler geçirdiğimde hep böyle düşünürüm işte. Şimdi bunu yaşıyorsam, sonrası daha kolay olur, derim kendi kendime..."

Kesinlikle yazarın dili çok akıcı, büyüleyici ve oldukça aykırı! Sayfalar hızla birbirini kovalıyor sanki...
Altını çizdiğim bir sürü söz biriktirdim kitaptan...
Yalnız hikaye biraz ergen hikayesi gibiydi, çok bunaltıcıydı, bolca intihar üzerine bol bol aşırı erotizm serpilmişti, çoğu yeri buzlayarak okudum!

Pelin Tunç 
13 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Genç yetişkinlik hayata atılım noktasında kişinin en büyük ve riskli ilerlemenin sağlandığı dönem. Yaklaşık olarak 18-30 yaş arasına tekabül eder. Ayrıca intihar oranlarının en fazla olduğu dönemdir. Bu dönemin sağlıklı geçmesi için öncelikle kişide kimliğin olması gerekir. Kitabın ana karakteri Vatanabe'de kimliği oluşmamış kayıp kişidir, 18 yaşında ve yaşadığı travmalar neticesinde rotası iyice kaymış vaziyette oluşu tercihlerine yansımıştır. Buna en güzel örnek Vatanabe'nin varoluş sancısını tetikleyen yalnızlık tabanında arkadaş seçimi. Arkadaşları da kendisi gibi hayata olan bakış açısı kopuk, anlamsız dizgeler halde antisosyal eğilimlerin ağırlık kazandığı tutumları vardır. Dikkatimi çeken bir noktada Vatanabe'nin Klik arkadaşlık ilişkileri. Çiftlere sonradan katılmış, 3. arkadaş pozisyonuna gelmiş, kara gün dostu imajıyla grubun dinamiklerini yeniden değiştirmiştir. 2 li ilişkiler yazarın da dile getirdiği üzere Dünyadan kopukluk asosyallik belirtisi. Vatanabe birbirini tüketen çifte üye olarak kurtarıcı role gelmiş gibidir. 3. gözden yorumlamak çiftlerden birinin veya toptan intiharla sonuçlanacak şekilde gerçeği görmelerine vesile olmuş.

Diğer dikkatimi çeken nokta ise Japon kültüründe yetişmiş yazarın cinsellik ağırlıkta kitap yazması. Daha doğrusu ben 20. yy Japonyasını çok despot katı kurallara sahip kültüre haiz insanları var sanırdım. Alakası yokmuş meğerse...
Kitapta ağırlıkta olan cinsel arzu salt sevgiden doğma değildir. Yalnızlıktan doğan huzursuzluk cinsel arzuya yansımış olup normal insanlar arasında iletişim kurma aracına dönüşmüş. Ayrıca hayatın sıkıcılığı ağırlığında süregelen tema da herhangi cinsel arzuyu tetikleyebilir. Kitaptaki karakterlere bakacak olursam cinsellik sevgiden doğmaz, yukarda bahsettiğim açıklama dahilinde ihtiyaç haline dönüşmüş. Çünkü cinsel sevgi iki kişilik yalnızlık demektir. İnsan tek kişiyle doyurucu bütünleyici kaynaşma içerisinde olduğunda başka kişilere cinsel amaçlı yönelmezler. Kısacası sevgi kilit nokta.

Esin Erol 
01 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Haruki Murakami çok özel bir yazar. Her yazdığı kitabı zevkle okuyacağıma emin olduğum nadir yazarlardan biri. İmkansızın şarkısına gelecek olursam; konusu aşk dersem haksızlık etmiş olurum yazara. Kültürel bağlamda ana karakterin kitap, müzik zevki, diğer karakterlerden farklı yönlerinin çokça yansıtılması karaktere sempati duymama sebep oldu. Genel hatlarıyla kitabı sevdim. Ama Sahilde Kafkayı daha çok tavsiye ederim.

Haruni 
13 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yazarı ilk defa okuyorum. Yazı dilinin inanılmaz akıcı olduğunu söyleyebilirim. konunun içine girerken hiç zorlanmıyorsunuz bu sayede.insanı mektup yazmaya iten, inanılmaz samimi ve duygusal bölümler saklıyor. Kitapta sürekli insanların intihar ederek ölmesi ve sürekli gözünüze sokulan erotizm bu duygusallığı zaman zaman baltalıyor. İnanılmaz derecede fazla sayıda alıntı not edebileceğiniz, etkileyici bir kitap. Toru Watanabe'nin gülmeden yaptığı ve yüksek zeka barındıran ince esprileri insanı hayran bırakıyor doğrusu.
Kitapta en etkileyici söz ise; ""Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır."
Alıntılarım:
"Bunu düşündükçe içimi dayanılması zor bir hüzün kaplıyor. Çünkü o, Naoko beni hiç bir zaman sevmedi!" s.18
"Kizuki yaşasaydı birlikte olmaya devam edecektik, birbirimizi sevecektik ve adım adım mutsuzluğa gidecektik...Çünkü bu dünyaya olan borcumuzu ödememiz gerekiyordu da ondan.."s.
"Benim yaşımdaki kızlar asla adil sözcüğünü kullanmazlar. benim kadar genç ve sıradan kızlar için esas soru bir şeyin adil olup olmadığı değil, güzel olup olmadığı ya da onları mutlu edip etmeyeceğidir. Adil sözcüğü erkeklere özgü bir sözcük"s.114
"Burda bulunma nedenimiz, çarpık yanımızı düzeltmek değil, onu kabullenmek olduğunu, çünkü problemlerimizden birinin de bir problemimiz olduğunu fark etme ve kanıksama eksikliği olduğunu söyledi" s.117
"İnsan bir konuda yalan söyleyince, ilk yalana uygun daha çok yalan söylemek zorunda kalır. işte "mitomani" budur" s.162
"Bir fare bile, kendisine elektrik verildiğinde en az acı veren duruşu seçer. -Ama fareler aşık olmaz!" s.270
"Geç yapılmış bir kahvaltı ile erken yenmiş bir öğle yemeği arasındaki fark gibi. aynı saat, aynı yiyecekler, farklı isim" s.271
"Hayat bize şimdiye kadar çok acımasız davrandı dedi Midori, ama sorun değil, bize borçlu olduğu her şeyi geri alacağız" s.321
"Çikolata kutularının içinde her tür çikolata olur. bazılarını seversin, bazılarından hoşlanmazsın. ilk önce sevdiklerini yersin ve geriye pek sevmediklerin kalır. ben acı veren şeyler yaşadığımda hep böyle düşünürüm.şimdi bunu bir atlatırsam, her şey yoluna girecek. Hayat bir çikolata kutusudur." s.322
"Bizler yani hem normal hem de normal olmayan insanlar! kusurlu bir dünyada yaşayan kusurlu kişileriz. banka hesaplarının mekanik doğruluğu ile yaşamıyoruz, çizgilerimiz ve açılarımız iletki ve cetvelle ölçülür cinsten değil" s.344
"Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır. Hayatımızı yaşayarak, ölümü besliyoruz"

niluferinkitapligi 
 22 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Hayatım boyunca ayrımlarım net oldu;sevdiklerim ve sevmediklerim. Bu netliğin arafında kalan tek yazar kesinlikle Haruki MURAKAMİ.
"İmkansızın Şarkısı" ismini;kitap boyu anlarla ruh hallerine eşlik eden müzikten ve insanın ruh sağlığını stabil tutmasının imkansızlığından alıyor.En yakın arkadaşının intiharıyla hayatı, hayatını ve arkada kalanların hayatını sorgulamaya başlayan bir üniversite öğrencisinin kendini ve yaşama amacını bulma çabasıyla geçiyor roman.Tam şöyle olacak derken böyle oluyor,tam başlayacak derken bitiyor,tam gidecekken yönünü kaybediyor roman.MURAKAMİ kurgusunu asla bir sona bağlamama çizgisine sadık kalıyor.Size de bir daha okumamakla, bütün kitaplarını içmek arasındaki ikilem kalıyor.

Doğan Yalçın 
24 Şub 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

Murakami'nin okuduğum ilk kitabı. Bu kitapla büyük üne kavuşmuş. Erotizmin katkısı büyük olmuştur bu kitapla kanımca. Ben ilk defa bu kadar erotik bir kitap okudum. Belki de üniversiteli gençlerin ana karakter olmaları sebebiyle bu kadar derin işlemiş konuyu, bilemiyorum. Yazarın dillini sevdim. Konu itibarıyla çok bir alımlılığı yok. Pek konusunu anlatmak istemem ama şöyle kısaca; üniversiteli gençlerin etrafında gidip gelen bir konuya sahip deyip kapatmak güzel olacak sanırım.
İçinde bazı kitaplara ve şarkılara yer vermesi güzel olmuş. Tanımadığım şarkılar,sanatçılar ve yazarlarla tanışmak güzel oldu.

Yusuf 
19 Oca 23:37 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitaptan bir sonuç bekliyorsanız hiç başlamayın derim çünkü alışılagelmişin dışında sonu yok, sonu okuyucuya bırakılmış, harukiye başlangıç için gayet hoş bi kitap

kudret buray 
 24 Oca 20:54 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İçeriğini bilmeden başlığının çok hoşuma gitmesi üzerine okumak isteyip okuduğum kitap. Yazar üslup ve bilgi donanımı bakımından başarılı geldi bana özellikle akıcı üslubunu Zülfü Livaneli ye benzettim ama konu bakımından ve konunun bazı noktalarını işleyişi bakımından çok irrite ediyor okuyanı.Umarım diğer kitapları böyle değildir yazarın çünkü değerli bir yazar olduğu anlaşılıyor üslubundan. Kitap bitince gençlerimizi Islam ahlakıyla tanıştırmanın önemini bir kez daha anladım.

5 /

Kitaptan 150 Alıntı

Sana bir öğüt verebilir miyim?
-Elbette
Kaderinden yakınma. Bunu aptallar yapar.
-Unutmayacağım bunu.

İmkansızın Şarkısı, Haruki Murakamiİmkansızın Şarkısı, Haruki Murakami

''Birisine yazabilmek iyi bir şey. Gerçekten de düşündüğünü birine söyleme isteği duymak, masanın başına geçmek, kalemi eline alıp böyle yazabilmek, olağanüstü.''

İmkansızın Şarkısı, Haruki Murakamiİmkansızın Şarkısı, Haruki Murakami

''Yüzlerimiz birbirinden ancak otuz santim uzaktaydı,ama bana öyle geldi ki aramızda sanki ışık yılları bulunuyordu.''

İmkansızın Şarkısı, Haruki Murakamiİmkansızın Şarkısı, Haruki Murakami
ESRA ÖZGÜL 
04 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

– Hep böyle mi gezersin, tek başına?
– Evet.
– Yalnızlığı sever misin? diye sordu bana, çenesini ellerine dayamış.
Yalnız gezmeyi seviyorsun, yalnız yemeği ve derslerde, herkesten
uzak, yalnız oturmayı, öyle mi?
– Yalnızlığı kimse sevmez, bilirsin. Ne var ki ben, arkadaş edinmek
için çaba harcamam.Çünkü ne olursa olsun, hayal kırıklığı gelir
arkasından...

İmkansızın Şarkısı, Haruki Murakamiİmkansızın Şarkısı, Haruki Murakami

''Sanki bedenim ikiye ayrılmış da birbiriyle kovalamaca oynuyor. İkisinin arasında kocaman bir sütun yükselmiş ve onlarda birbirlerini yakalamak için sürekli dönüyorlar o sütunun çevresinde. Her zaman bir başka parçam var, söylenmesi gereken sözleri bilen, ama onu bir türlü ele geçiremiyorum...

İmkansızın Şarkısı, Haruki Murakamiİmkansızın Şarkısı, Haruki Murakami
kübra aslan 
07 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yeterince sevilmiyor muydun sence ?

Düşünceli gözlerle baktı yüzüme. Sonra Hayır anlamında başını salladı.

İmkansızın Şarkısı, Haruki Murakami (Sayfa 95)İmkansızın Şarkısı, Haruki Murakami (Sayfa 95)