İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.685
Gösterim
Adı:
İmkansızın Şarkısı
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
352
ISBN:
978-975-991-701-2
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Noruvei No Mori
Çeviri:
Nihal Onol
Yayınevi:
Dogan Kitap
Bir yolculuk sırasında Beatles’ın “Norwegian Wood” adlı parçasını duyan kahramanımız 37 yaşındadır ve bu parça onu Tokyo’da geçirdiği üniversite yıllarına götürecektir. En yakın arkadaşının intihar edişi, geçen zamanın ardından onun kız arkadaşıyla yakınlaşması, araya giren zorunlu ayrılık ve yeni bir kız arkadaş. “İmkânsızın Şarkısı” yalın, çarpıcı ve sıcak bir aşk hikâyesini anlatıyor. Yazarı HARUKİ Murakami Japon edebiyatının aykırı, ama en çok okunan yazarı. Japon geleneklerinin dışında geliştirdiği üslubuyla adından çok söz ettiren Murakami’yi dünyaya tanıtan roman “İmkânsızın Şarkısı”.
1968-1970 yılları arasında geçen olaylar, o günün toplumsal gerçeklerini de satırlara taşıyor. Ama romanın odağında bu toplumsal olaylar değil üçlü bir aşk var. Gençliğin rüzgârıyla hareketlenen “İmkânsızın Şarkısı”nı ölümle erken karşılaşan gençlerin hayatı yönlendiriyor. Hiçbir şeyin önem taşımadığı, amaçsızlığın ağır bastığı, özgür seksin kol gezdiği bir öğrenci hayatı... Ama diğer yanda da yoğun duygular var... İmkânsız aşklar, imkânsız şarkılar söyleten. Hemen hemen her Japon gencinin okuduğu roman anayurdu dışında da çok kişi tarafından sahipleniliyor. Türk okurlar da Murakami’yle tanışmaktan büyük mutluluk duyacaklar.
DİKKAT!
Dünyanın en iğrenç kitabına bugüne kadar yapmak zorunda kaldığım en iğrenç incelemeyi yapacağım. Bu çok pis kitabı hiçbir şekilde güzelce inceleyemem.
+18, Erotik, Cinsel içerikler bulunmakla birlikte bol bol kitap için küfür içermektedir.
Lütfen yaşınız yetmiyorsa ya da bu iğrençliği görmek istemiyorsanız İNCELEMEYİ OKUMAYINIZ!

Ayriyeten KİTABI DA KİMSE OKUMASIN!

Okuyacak olan kişiler için de şimdiden özür dilerim ama ağır ve küfürlü bir dil kullanıp hiçbir kelimemi sakınmayacağım...

Öncelikle bana bu kitabı hediye eden Yogumiyeci'ye teşekkür ederim. Kendisini 1k'da bulamadım ama bulamadığım da iyi oldu. Kendisinden özür dilerim böyle bir inceleme yaptığım için.

Hadi başlayalım o zaman; Neden dünyanın en iğrenç kitabı?
Basitçe anlatayım:
İlk kez bir Haruki Murakami kitabı okudum. İncelemeler falan da görüyordum ki burada onlara cidden çok teşekkür ederim ya!!!

Gittim bir de adama dedim şu kitabı hediye eder misiniz diye ayıp lan!
O kadar güzel kitap varken bana hediye gelsin diye bu kitabı söyledim sizin yüzünüzden!
Affedersiniz ama cidden çok iğrenç ya bu kitabı nasıl beğenirsiniz abi??

Neyse kitaba başladım işte fark edenler olmuştur belki 100. sayfaya geldiğimde 10 puan verdim.
Nasıl ya???

Japon Kültürünü severim ama buradan haykırıyorum: Bütün o sapık, abaza pislik ve sübyancı japonların kafasına sokayım!!

Anime izlerim manga okurum ama hiç kitaplarını okumamıştım.
İlk defa oluyordu ve çok sevmiştim. Hatta ne diyordum biliyor musunuz?
"İnceleme yazarken dünyanın en sakinleştirici kitabı diyeyim...."
Evet gerçekten öyle. Çok ama çok güzeldi, böyle hani çok sinirli olun ve bu kitabı okuyun direkt sakinleşmeye başlıyorsunuz. Sizi sanki güzel bir sahile götürüyor gibi kitap.

Sonra dedim ki ya diğer kitaplarını da alayım mükemmelmiş, Ama dur daha 100. sayfadasın salak herif!

Sonra ne oldu?
Anlatayım: Kitabımızın ana karakteri yavşak mı yavşak bi' herif. 20 yaşında ama nasıl bi' pislik. Nasıl bi' gerizekalı!

Gavat ayriyeten demeyi unuttum. Üç kişi takılıyor bunlar şimdi. Bu gavat! Bunun arkadaşı ve arkadaşının sevgilisi.
E sonra bunun arkadaşı intihar ediyor. Haklı tabi abi bu abazalara kim dayanabilir.
Sonra ne oluyor bizim oğlan kıza saplamaya başlıyor.

Öyle böyle değil ya iğrenç resmen. Hani şöyle hayal edin:
Güzel bi' kitap okuyorsunuz, bir kız bir erkek var. Yaaaa çok güzel diyorsunuz ama birden kızla erkek ilişkiye giriyor!

İğrenç lannnnn!
Bu pislikler nasıl şeyler yapıyor görmeniz lazım. Kız diyor ilişkiye hazır değilim sonra çocuğun pantolonu indirip eliyle orgazm olmasını sağlıyor.
Sonra diyor beni hayal edersin bir daha kendin yaparken.
Ne?????

Sonra işte bizim yavşak herif durur mu? Eee yaş 20 abazalık zirvede...
Önüne gelenle ilişkiye girmeye başlıyor. Bir ara kitabı nasıl okumaya başladım biliyor musunuz?

Çocuk yürüyor karşısına kız geliyor diyelim. Direkt şunu diyorum "Aha şimdi de bunu s.kecek!"
Ve s.kiyor...

Böyle iğrenç bi' kitap ama ben yine iyiyim tabi 5 puana çektim kitabın puanını.
Sonra ne oldu?

Bu gevşeğin kız arkadaşı geberiyor. Bunların da bi' teyzesi gibi biri var 40 yaşlarında.
O çocuğun evine geliyor.
Durun durun lan o kadar da kötü değil kötü şeyler düşünmeyin!

Şaka şaka :(
Ben de dedim bunu da s.kerse yeter artık. Çünkü o anda kitaptan iğrenirdim.

Ve ne oldu biliyor musunuz?
Evet onu da...

Keşke hediye gelmeseydi de okumasaydım 100. sayfada çöpe atsaydım!

Okuyan herkese teşekkür ederim kusura bakmayınız biraz ağır konuştum, küfürlü oldu...

BU KİTABI KİMSE OKUMASIN!

Okumak isteyenlere de saygı gösteririm herkes için aynı etkilere neden olmuyor sonuçta :)
Herkese iyi okumalar...
Günümüz itibariyle Avrupa'da en çok okunan Japon yazar olan Haruki Murakami'nin en ünlü kitaplarından İmkansızın Şarkısı, ismiyle olduğu kadar güzel hikayesiyle dikkatimi çekmişti yıllar önce. Üniversite yıllarımda okuduğum kitapta Toru Watanabe adında üniversiteli bir gencin yaşadıkları anlatılıyor ve onunla yakın yaşlarda olduğumdan karakterle sıkı bağlar kurmuş, onu çok iyi anlamıştım. Orijinal ismi Noruwei No Mori, İngilizcesi Norwegian Wood (bir Beatles şarkısı), olan eserin adının böyle çevrilmesi iyi olmuş, öbür türlü Norveç ormanı demek biraz saçma olacaktı. Japonca yerine Fransızcadan çevrilmiş olmasına rağmen kitap ruhunu kaybetmemiş, bu çok önemli bence. Hikayeye geçmeden önce teknik açıdan değerlendirirsek oldukça sade, basit ve kısa cümlelerden oluşan kitap, okurunu hiç yormadan ve sıkılmadan rahatça anlayabilmesini sağlıyor. Haruki Murakami'nin bu kadar çok okunmasının nedenlerinden biri belki de bu anlaması kolay yazım tarzı. Bol bol şarkı isminin geçtiği kitabı onları dinleyerek okursanız eğlenceli olabilir tabi. Altmışların Japonya'sında geçen hikayede, Watanabe'nin yakın arkadaşı Kizuki intihar eder ve sevgilisi Naoko büyük bir bunalım geçirir. Watanabe, Naoko'yu çok sevmektedir fakat arkadaşının anısına olan saygısından ve kızın çöküş dönemi yaşaması yüzünden ona bir türlü açılamaz. Bir de üniversitede Midori adında bir kız arkadaşı olur ancak sadece yakın dostluk kurmayı düşünür onunla çünkü Naoko onun için en önemli kişi olmuştur. Naoko hastalanıp bir rehabilitasyon merkezine yatınca, Watanabe'den başka tutunacak dalı kalmaz. Böyle anlatınca sıradan bir aşk ikilemi gibi geliyor ancak okuyunca bunun çok daha farklı olduğunu görüyorsunuz. Bir gencin aşkına ulaşamaması mevzusu olsa da bu arkadaşımız günlük yaşamına bir şekilde devam ediyor. Bir plakçıda yarı zamanlı çalışması, barlarda içip bazen kız düşürmesi, hatta kendinden 20 yaş büyük bir teyzeyle yatması gibi ilginç durumlar meydana geliyor. Yani böyle durumları biraz daha içselleştirip çok dışarı yansıtmama olayı diyebiliriz, o dönemin Japonları böyle hatta günümüzde de benzer yapıdalar. Murakami detay vermeyi, okurla sohbet eder gibi yazmayı seviyor mesela sıradan bir muhabbet yoluyla 68 kuşağına eleştiri getirdiği oluyor. Bazen sıkıldım deyip tam gideceğiniz yerde sadece bir cümleyle kolunuzdan tutup sizi bir sayfa daha okumaya zorluyor kitap. Yazarın aslında kendi gençlik yıllarını anlattığını söyleyebiliriz. Bazı kişiler aşırı cinsellik içeriyor bahanesiyle kitaba yok pornografik, yok çok erotik, yok ne kadar sapık, yok aşırı seks soslu gibi saçma sıfatlar takabiliyor ancak tavsiyem sizler onları dinlemeyip kitabı kendiniz okumanız. Şimdi şöyle düşünürsek üniversiteye giden herhangi bir erkek bireyin gün içinde seks düşünmesi, cinsel ilişki için fırsat kollaması o yaşlarda oldukça normal, hepimiz bunları yaşadık ve Haruki Murakami de bu konulara kitabında yer veriyor. İntihar konusunun yer alması kesinlikle bir ölmeye teşvik değil Japon toplumunun gelenekselleşmiş bir parçası zaten, bunu kimse inkar etmemektedir. İnsanlar boşluğa düşünce, bunalıma girince, kendini kaybederek böyle saçma şeyler yapabiliyorlar. Yazarın eleştirdiği noktalardan biri de bu toplumsal sorunlar. Kitabın herhangi bir sonu yok ve ucu oldukça açık, benim sevdiğim bir şey bu. Okuduğum ilk Murakami kitabıydı ve oldukça beğendim, sonra devamı geldi. Eğer bu kitabı sıradan bir aşk romanı sanıyorsanız büyük yanılgı içindesiniz, bir gençlik kitabından çok daha fazlası olduğunu okuyunca göreceğiniz umuyorum. Japonya'da üniversiteli olmanın farklı bir yorumu belki de bu güzel eser.

Benzer kitaplar

Güzel bir kitap. Güzel ve etkileyici. Bir ara kayboldum bu kitabın içinde ve hala bulduğumu sanmıyorum kendimi. Bir yandan hüzüne boğdu beni, bir yandan ne bileyim açıkçası bu hüzünden zevk aldım.
Yazarla tanıştığım için son derece mutluyum. Günlük hayatı bütün yalınlığıyla dile getiriyor ve öte yandan Dostoyevski'den sonra kadınları en iyi anlatan yazar bana kalırsa Murakami'dir
Kitap o denli hoşuma gitti ki, sanki kimse tarafından bilinmeyen, bulunmayan bir hazineyi bulmuş kadar sevindim, ve bu hazineyi benden başka hiç kimse bulmasın istiyorum.
" İnan bana, yaşam bir bisküvi kutusu gibidir. Bir bisküvi kutusunun içinde, her tür bisküvi vardır, sevdiklerin de, pek sevmediklerin de, öyle değil mi? Ve insan sevdiğini önce yerse geriye pek sevmedikleri kalır sadece. Ben kötü günler geçirdiğimde hep böyle düşünürüm işte. Şimdi bunu yaşıyorsam, sonrası daha kolay olur, derim kendi kendime..."

Kesinlikle yazarın dili çok akıcı, büyüleyici ve oldukça aykırı! Sayfalar hızla birbirini kovalıyor sanki...
Altını çizdiğim bir sürü söz biriktirdim kitaptan...
Yalnız hikaye biraz ergen hikayesi gibiydi, çok bunaltıcıydı, bolca intihar üzerine bol bol aşırı erotizm serpilmişti, çoğu yeri buzlayarak okudum!
Genç yetişkinlik hayata atılım noktasında kişinin en büyük ve riskli ilerlemenin sağlandığı dönem. Yaklaşık olarak 18-30 yaş arasına tekabül eder. Ayrıca intihar oranlarının en fazla olduğu dönemdir. Bu dönemin sağlıklı geçmesi için öncelikle kişide kimliğin olması gerekir. Kitabın ana karakteri Vatanabe'de kimliği oluşmamış kayıp kişidir, 18 yaşında ve yaşadığı travmalar neticesinde rotası iyice kaymış vaziyette oluşu tercihlerine yansımıştır. Buna en güzel örnek Vatanabe'nin varoluş sancısını tetikleyen yalnızlık tabanında arkadaş seçimi. Arkadaşları da kendisi gibi hayata olan bakış açısı kopuk, anlamsız dizgeler halde antisosyal eğilimlerin ağırlık kazandığı tutumları vardır. Dikkatimi çeken bir noktada Vatanabe'nin Klik arkadaşlık ilişkileri. Çiftlere sonradan katılmış, 3. arkadaş pozisyonuna gelmiş, kara gün dostu imajıyla grubun dinamiklerini yeniden değiştirmiştir. 2 li ilişkiler yazarın da dile getirdiği üzere Dünyadan kopukluk asosyallik belirtisi. Vatanabe birbirini tüketen çifte üye olarak kurtarıcı role gelmiş gibidir. 3. gözden yorumlamak çiftlerden birinin veya toptan intiharla sonuçlanacak şekilde gerçeği görmelerine vesile olmuş.

Diğer dikkatimi çeken nokta ise Japon kültüründe yetişmiş yazarın cinsellik ağırlıkta kitap yazması. Daha doğrusu ben 20. yy Japonyasını çok despot katı kurallara sahip kültüre haiz insanları var sanırdım. Alakası yokmuş meğerse...
Kitapta ağırlıkta olan cinsel arzu salt sevgiden doğma değildir. Yalnızlıktan doğan huzursuzluk cinsel arzuya yansımış olup normal insanlar arasında iletişim kurma aracına dönüşmüş. Ayrıca hayatın sıkıcılığı ağırlığında süregelen tema da herhangi cinsel arzuyu tetikleyebilir. Kitaptaki karakterlere bakacak olursam cinsellik sevgiden doğmaz, yukarda bahsettiğim açıklama dahilinde ihtiyaç haline dönüşmüş. Çünkü cinsel sevgi iki kişilik yalnızlık demektir. İnsan tek kişiyle doyurucu bütünleyici kaynaşma içerisinde olduğunda başka kişilere cinsel amaçlı yönelmezler. Kısacası sevgi kilit nokta.
Öncelikle bu yazarı ilk defa okudum ve kitaba bayıldım diyebilirim özellikle sonlara doğru kitabı bırakamadım çok akıcı ve sürükleyiciydi.Böyle bir yazarı daha önce nasıl keşfetmedim bilmiyorum ama iyi ki de keşfettim dedim kendi kendime. Kitabın dostluğu ve aşkı beraber ele alması hoşuma gitti ve sonunu çok merak ettim o yüzden de zevkle okudum. Bu yazar hakkında birşey öğrenmiştim ve o da; yazar olmaya bir anda karar vermiş olmasıydı bu da beni etkiledi açıkçası ve kitaplarının içeriğini, olayları ele alış biçimini merak etmiştim ve kitabı sonunda bitirdim çokta beğendim. Şimdi sıra diğer romanlarında. 🤗
Haruki Murakami çok özel bir yazar. Her yazdığı kitabı zevkle okuyacağıma emin olduğum nadir yazarlardan biri. İmkansızın şarkısına gelecek olursam; konusu aşk dersem haksızlık etmiş olurum yazara. Kültürel bağlamda ana karakterin kitap, müzik zevki, diğer karakterlerden farklı yönlerinin çokça yansıtılması karaktere sempati duymama sebep oldu. Genel hatlarıyla kitabı sevdim. Ama Sahilde Kafkayı daha çok tavsiye ederim.
Yazarı ilk defa okuyorum. Yazı dilinin inanılmaz akıcı olduğunu söyleyebilirim. konunun içine girerken hiç zorlanmıyorsunuz bu sayede.insanı mektup yazmaya iten, inanılmaz samimi ve duygusal bölümler saklıyor. Kitapta sürekli insanların intihar ederek ölmesi ve sürekli gözünüze sokulan erotizm bu duygusallığı zaman zaman baltalıyor. İnanılmaz derecede fazla sayıda alıntı not edebileceğiniz, etkileyici bir kitap. Toru Watanabe'nin gülmeden yaptığı ve yüksek zeka barındıran ince esprileri insanı hayran bırakıyor doğrusu.
Kitapta en etkileyici söz ise; ""Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır."
Alıntılarım:
"Bunu düşündükçe içimi dayanılması zor bir hüzün kaplıyor. Çünkü o, Naoko beni hiç bir zaman sevmedi!" s.18
"Kizuki yaşasaydı birlikte olmaya devam edecektik, birbirimizi sevecektik ve adım adım mutsuzluğa gidecektik...Çünkü bu dünyaya olan borcumuzu ödememiz gerekiyordu da ondan.."s.
"Benim yaşımdaki kızlar asla adil sözcüğünü kullanmazlar. benim kadar genç ve sıradan kızlar için esas soru bir şeyin adil olup olmadığı değil, güzel olup olmadığı ya da onları mutlu edip etmeyeceğidir. Adil sözcüğü erkeklere özgü bir sözcük"s.114
"Burda bulunma nedenimiz, çarpık yanımızı düzeltmek değil, onu kabullenmek olduğunu, çünkü problemlerimizden birinin de bir problemimiz olduğunu fark etme ve kanıksama eksikliği olduğunu söyledi" s.117
"İnsan bir konuda yalan söyleyince, ilk yalana uygun daha çok yalan söylemek zorunda kalır. işte "mitomani" budur" s.162
"Bir fare bile, kendisine elektrik verildiğinde en az acı veren duruşu seçer. -Ama fareler aşık olmaz!" s.270
"Geç yapılmış bir kahvaltı ile erken yenmiş bir öğle yemeği arasındaki fark gibi. aynı saat, aynı yiyecekler, farklı isim" s.271
"Hayat bize şimdiye kadar çok acımasız davrandı dedi Midori, ama sorun değil, bize borçlu olduğu her şeyi geri alacağız" s.321
"Çikolata kutularının içinde her tür çikolata olur. bazılarını seversin, bazılarından hoşlanmazsın. ilk önce sevdiklerini yersin ve geriye pek sevmediklerin kalır. ben acı veren şeyler yaşadığımda hep böyle düşünürüm.şimdi bunu bir atlatırsam, her şey yoluna girecek. Hayat bir çikolata kutusudur." s.322
"Bizler yani hem normal hem de normal olmayan insanlar! kusurlu bir dünyada yaşayan kusurlu kişileriz. banka hesaplarının mekanik doğruluğu ile yaşamıyoruz, çizgilerimiz ve açılarımız iletki ve cetvelle ölçülür cinsten değil" s.344
"Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır. Hayatımızı yaşayarak, ölümü besliyoruz"
Okuduğum ilk Murakami kitabı (sanırım çoğu kişinin öyle) ve biter bitmez bir yenisine başladım. Yazarın basit ve akıcı bir anlatımı var. İçerdiği psikolojik unsurları yakalayabildiğiniz zaman-ki yakalayamamanız çok zor-zevkli bir okuma deneyimi sunuyor. Kitapta kendimle bağdaştırdığım karakterler buldum ve bu beni tamamen kurgunun içine çekti. Baştan sona depresif unsurlar içeriyor ve çok kasvetli bir havası var. Ama bu durum kitabı daha çok sevmeme neden oldu. Sürükleyici, hüzünlü ve akıcı bir kitap. Bitmesin diye çabaladım ancak her seferinde bir sayfa daha oku diye fısıldıyor sanki.
Kitaptan bir sonuç bekliyorsanız hiç başlamayın derim çünkü alışılagelmişin dışında sonu yok, sonu okuyucuya bırakılmış, harukiye başlangıç için gayet hoş bi kitap
Murakami'nin okuduğum ilk kitabı. Bu kitapla büyük üne kavuşmuş. Erotizmin katkısı büyük olmuştur bu kitapla kanımca. Ben ilk defa bu kadar erotik bir kitap okudum. Belki de üniversiteli gençlerin ana karakter olmaları sebebiyle bu kadar derin işlemiş konuyu, bilemiyorum. Yazarın dillini sevdim. Konu itibarıyla çok bir alımlılığı yok. Pek konusunu anlatmak istemem ama şöyle kısaca; üniversiteli gençlerin etrafında gidip gelen bir konuya sahip deyip kapatmak güzel olacak sanırım.
İçinde bazı kitaplara ve şarkılara yer vermesi güzel olmuş. Tanımadığım şarkılar,sanatçılar ve yazarlarla tanışmak güzel oldu.
“Bilmiyorum, bazen yüreğimde sert bir kabuk olduğunu düşünüyorum. Hiç bir şey o kabuğun içine giremiyor sanki. Birini gerçekten sevebileceğimden şüphe duyuyorum.” Cümlesiyle gönlümde taht kuran yazar Haruki Murakami... Daha çok batı edebiyatına yönelmesiyle bir çok eleştiri alan Murakami her şeye rağmen bildiği yoldan hiç şaşmamış. İyiki de şaşmamış:) Murakami bir aşk üçgenini ve onun etrafında gelişen olayları akıcı bir dille ele alıyor. Okurken onun karakterleriyle tanışıyor onlarla yan yana yürüyor ve onların duygularını içtenlikle paylaşıyorsunuz. Kitaptan bir saniye bile kopmanıza asla izin vermeyen anlatımıyla adeta sizi büyülüyor. Ayrıca kitabın adına da aşık olduğumu söylemek istiyorum. “ İmkansızın Şarkısı” Murakamiyle tanışmak için harika bir seçenek olabilir.
Sana bir öğüt verebilir miyim?
-Elbette
Kaderinden yakınma. Bunu aptallar yapar.
-Unutmayacağım bunu.
''Birisine yazabilmek iyi bir şey. Gerçekten de düşündüğünü birine söyleme isteği duymak, masanın başına geçmek, kalemi eline alıp böyle yazabilmek, olağanüstü.''
''Yüzlerimiz birbirinden ancak otuz santim uzaktaydı,ama bana öyle geldi ki aramızda sanki ışık yılları bulunuyordu.''
“– Bıkmıştım artık. Gecenin ortasında sigarasızlık çekmeye dayanamıyordum. Bunun için bıraktım. Bir şeye bağımlı olmayı sevmem.”
Her zaman sevgiye susamıştım. Ömrümde hiç olmazsa bir kez doyasıya sevgi görmek isterdim. Midem bulanıncaya ve fazlasını geri çevirinceye değin. Bir tek kez, sadece bir tek kez.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmkansızın Şarkısı
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
352
ISBN:
978-975-991-701-2
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Noruvei No Mori
Çeviri:
Nihal Onol
Yayınevi:
Dogan Kitap
Bir yolculuk sırasında Beatles’ın “Norwegian Wood” adlı parçasını duyan kahramanımız 37 yaşındadır ve bu parça onu Tokyo’da geçirdiği üniversite yıllarına götürecektir. En yakın arkadaşının intihar edişi, geçen zamanın ardından onun kız arkadaşıyla yakınlaşması, araya giren zorunlu ayrılık ve yeni bir kız arkadaş. “İmkânsızın Şarkısı” yalın, çarpıcı ve sıcak bir aşk hikâyesini anlatıyor. Yazarı HARUKİ Murakami Japon edebiyatının aykırı, ama en çok okunan yazarı. Japon geleneklerinin dışında geliştirdiği üslubuyla adından çok söz ettiren Murakami’yi dünyaya tanıtan roman “İmkânsızın Şarkısı”.
1968-1970 yılları arasında geçen olaylar, o günün toplumsal gerçeklerini de satırlara taşıyor. Ama romanın odağında bu toplumsal olaylar değil üçlü bir aşk var. Gençliğin rüzgârıyla hareketlenen “İmkânsızın Şarkısı”nı ölümle erken karşılaşan gençlerin hayatı yönlendiriyor. Hiçbir şeyin önem taşımadığı, amaçsızlığın ağır bastığı, özgür seksin kol gezdiği bir öğrenci hayatı... Ama diğer yanda da yoğun duygular var... İmkânsız aşklar, imkânsız şarkılar söyleten. Hemen hemen her Japon gencinin okuduğu roman anayurdu dışında da çok kişi tarafından sahipleniliyor. Türk okurlar da Murakami’yle tanışmaktan büyük mutluluk duyacaklar.

Kitabı okuyanlar 712 okur

  • Sena Duman
  • İbrahim Abanoz
  • Gökhan Akın
  • Ahmet İşcan
  • Cem
  • Gülçehre Aydın
  • Okur yazar
  • Mistral
  • Emre Şahiner
  • Kitap Odası

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.7
14-17 Yaş
%1.5
18-24 Yaş
%20.6
25-34 Yaş
%36
35-44 Yaş
%23.9
45-54 Yaş
%8.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.8
Erkek
%27.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.4 (38)
9
%18.7 (53)
8
%21.5 (61)
7
%23.6 (67)
6
%10.9 (31)
5
%5.6 (16)
4
%1.8 (5)
3
%2.1 (6)
2
%1.4 (4)
1
%1.1 (3)

Kitabın sıralamaları