İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı

·
Okunma
·
Beğeni
·
6332
Gösterim
Adı:
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
Baskı tarihi:
1 Nisan 2005
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754707456
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
Osmanlı modernleşmesi otokratik bir modernleşmedir. İç ve dış gelişmeler, hayatın son kırk yılında imparatorluğu, bu otokratik modernleşmeden anayasal bir monarşiye kadar sürükledi. İmparatorluk genç cumhuriyete parlamentarizm, siyasal parti, basın gibi siyasal kuramları miras olarak bıraktı. Cumhuriyet ilk anda eğitim sistemini, üniversiteyi, yönetim örgütünü, mali sistemini imparatorluktan miras aldı. Cumhuriyet devrimcileri bir Ortaçağ toplumuyla değil, son asrını modernleşme sancıları ile geçiren imparatorluğun kalıntısı bir toplumla yola çıktılar. Cumhuriyetin radikalizmini kamçılayan öğelerinden biri de yeterince radikal olamayan Osmanlı modernleşmesidir. Bugünkü Türkiye'nin siyasal-sosyal kurumlarındaki sağlamlık ve zaafın bilinmesi, son devir Osmanlı moderneşme tarihini iyi anlamakla mümkündür. Geçmişle geleceği birarada düşünmek ve tartışmak. Aslında bu tartışma farklı açıdan ve yollarla yapılsa da her kişinin alışkanlığıdır. İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, bu tartışmanın bir unsuru olarak 19. yüzyıl tarihimiz için genel bir giriştir.
335 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Kitabı okumadan önce aklınızda bulunması gereken en önemli şey dilinin ağır olduğu. Olaylar ayrıntılı anlatılmış. Bu da okumayı zorlaştırmış. Okumadan önce aklınızda bulunmalı bence.

1983 yılında yayımlanan bu kitap Osmanlı'nın batılılaşma yolunda geçirdiği sancıları ve sıkıntıları anlatıyor. Çoğunlukla Tanzimat Devri işlenmiş kitapta ve o dönemin aydınlarının fikirlerinden de bahsedilmiş. Bu kitap, işte bu yüzyıla klasik yaklaşımlardan farklı, İlber Ortaylı yorumuyla bir bakış. Geçmişten geleceğe bir köprü.
335 syf.
Tarih, sosyoloji veya deneme türü kitaplarının vazgeçilmez kavramı şüphesiz ki modernleşme süreçleri ve modernite kavramıdır.

Özellikle Türk Sosyolojisinin önemli tartışma alanı olan modernleşme (değişim veya dönüşüm) tarihçilerin de ilgisine mahzar olmaktadır. İlber Ortaylı’nın 1983 yılında kaleme aldığı “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı” modernleşme konusunu giriş bölümü ile birlikte sekiz bölümde ele alıyor.

İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, 36 yılda 49 baskı yapmış. Bu da demek oluyor ki kitap kendisinden sonrakilere yol gösterici olmuş. İlber Hoca’nın kullandığı akıcı dil ve yetkin anlatım kitabı akademik veya ders kitabı hüviyetinden çıkarıyor. Ayrıca konuları başarı ile tasnif etmesi konunun takibini de kolaylaştırıyor.

Modernleşmenin Osmanlı Devleti için nasıl anlaşıldığını giriş bölümünde anlatan İlber Hoca, 19. yüzyılının neden “en uzun yüzyıl” olduğunu detaylı bir şekilde anlatıyor.

“Alemdar, Sultan Mahmut ve Kavalalı” ismini verdiği birinci bölümde Alemdar Mustafa Paşa ve Kavalalı Mehmet Ali Paşanın başrollerde olduğu olayları ve yaşananlar sonucunda devlet içinde değişimin kaçınılmaz olduğu ve değişim kararının nasıl alındığını aktarıyor.

“Osmanlı Uluslarının Yeniçağı” isimli ikinci bölümde Balkanlardaki milliyetçilik akımına karşı Osmanlı’nın Osmanlıcılık fikrine tutunmasının etkileri ve sonuçları anlatılıyor. “Osmanlı Tarihinde Babıali Asrı”nda ise Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile Osmanlı Devleti’nde eğitim, hukuk, toplum ve askeri alanlarda başlayan reform hareketlerini anlatıyor. Babıali Asrı demesinin nedeni ise; 1839 yılının Osmanlı Devlet Bürokrasisinin egemenliğinin başladığı yıl olması.

“Aydın Mutlakiyet ve Merkeziyetçi Reformlar” başlıklı dördüncü bölümde temelde anlatılan modern yönetimin hafızasını kurumsallaştırdığıdır. Yeni kurulan bürokratik yapı artık kurum ve işleyişiyle bir sistem kurmaya ve çarkları çalıştırmaya başlıyor. Örneğin Tanzimat’ın o gün kurduğu taşra yapısı bugün dahi kısmi değişikliklerle devam etmektedir.

“Laik Hukuk ve Eğitimin Gelişmesi” isimli beşinci bölümde hukuk ve eğitim sistemindeki yenilikler ve “laiklik” kavramını tartışmaya açıyor İlber Ortaylı. Özellikle bir dönem ülkemizde Demokles’in Kılıcı olarak kullanılan kavramın aslında ne olduğu ve neyi anlattığı var olan ezberleri bozacak nitelikte.

Burada bir parantez açmak gerekirse; Ortaylı’ya göre 18-19. yüzyıllarda yaşanan durumun asıl sebebi olarak; İslam dininin bir ideoloji haline getirilmiş olması ve yaşanan felaketlerden bu şekilde kurtulunacağına olan inançtır. Dini kuralların ideoloji halini alması esas kırılmanın nedeni olarak görülebilir şüphesiz.

Bu bölümde eğitim sistemindeki ikili yapı ve sistem üzerinde önemli sorunlara neden olmasından da örnekleriyle birlikte konu ediliyor.

Altıncı bölüme “Reformcuların Çıkmazı” ismini vermesi ise gerçekleştirilmeye çalışılan reformların iktisadi altyapılarının tamamlanmamış olmasındandır. Ki bu altyapı halen daha tamamlanabilmiş değil.

“Tanzimat Adamı ve Tanzimat Toplumu” ismini verdiği son bölümde ise İlber Hoca, Tanzimat aydınını Tercüme Odası’nın yetiştirdiği bir tip olarak tanımlamaktadır. Bu tanım aslında bir çok karanlık noktayı aydınlatmaya yetiyor.

Modernleşmenin veya değişim isteğinin tabandan gelmediği Türk Modernleşmesinin sürekli yukarıdan dikte edildiği ve bunun problematik olarak kabulü bilinen bir gerçek, fakat tarihi süreci içinde de değiştirilemeyen sürekli bu şekilde gerçekleştirilen bir gerçek.

Sonuç bölümünde İlber Ortaylı, modern zamanların artık tarihi yaşamayıp, tarih yapma noktasına gelmiş toplumlardan oluştuğu sonucunu anlatıyor. Bununla beraber İlber Ortaylı, yine de Meşrutiyet rejiminin Avrupa’nın reçetesi olmadığını büyük ölçüde Osmanlı kafasının bir eseri olduğunu söylüyor ve ekliyor; “Tanzimat Devri Tarihi kapanmış bir bilinç değildir, dramatik gelişmelerle halen yaşayan bir tarihtir.”

Modernleşme Tarihi genel olarak Batılılaşma Tarihi olarak okunuyor halbuki bu bakış açısı kısmen doğru olsa da eksiktir. Günümüzde Batı gelişmiş ülkelerden oluştuğu için modernleşme eşittir Batılılaşma sonucu doğmaktadır.

Kitap, bu bakış açısıyla birlikte takip edildiğinde Osmanlı modernleşme çabalarını ve süreçlerini o kadar anlaşılır ve net şekilde aktarıyor ki okuyucunun kafasında otomatik olarak kapsamlı analizlere kapılar açılıyor. Osmanlı’daki modernleşme çabalarının en doğru şekilde anlaşılması bugünün Türkiye’sinin hem siyasal hem de toplumsal, hem bireysel hem de kurumsal olarak güçlü ve zayıf taraflarının anlaşılmasına da yardımcı olacaktır.
335 syf.
İlber Hoca'nın otuzlu yaşlarında yazdığı bir başyapıttır. Tipik bir akademik çalışmadır ama 19. asrın Osmanlı'sını hemen yönüyle anlatan mükemmel bir kaynak eserdir. Dönemi çalışan, araştıran, merak eden herkes için gayet doyurucu bir eser.
335 syf.
·Beğendi·10/10
1800'lü yılların Osmanlı Devleti'ni ve devletin ahalisini merak edenlerin zevkle okuyacağı bir kitap. Ben her ne kadar üniversitedeyken hocamın sınavda sorumlu tutması hasebiyle okumuş olsam da kitabı okuduktan sonra kitabı okumama vesile olduğu için hocama teşekkür etmiştim.
abc
abc İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı'ı inceledi.
296 syf.
Kitabı okurken şunu fark ettim, Ne kadar reform , ne kadar ıslahat yaparsanız yapın bazı şeylerin önüne geçilemiyor.Yaşananlara bakılınca Osmanlı İmparatorluğu’nun gerçekten de en uzun yüzyılı denilecek kadar da var.
335 syf.
·8 günde·Puan vermedi
İte kaka bitirdim kitabı. Şaşırtıcı şekilde anlaşılır, tabii bilmediğim kelimeleri saymazsak. Tarih dersine çalışmak için okumak pek mantıklı değil. Ama kitabın güzel yanı da bu, ders kitabı gibi değil ve okuması keyifli.
335 syf.
·10/10
Merhaba. Kitap da tanzimat doneminden, bürokratlardan ve tanzimat adamlarından bahsediliyor. Ilber hoca çok yönlü bir şekilde bakış açısıyla konuları anlatır ki son dönem Osmanlısı hakkında kesinlikle bakış açınızı ve fikirlerinizi degiştircektir. Örneğin, son dönem Osmanlı padişahının ve devlet adamlarının akıllı olmadığı ve bu yüzden geri kalmışlar diye düşünyorsanız bu kitabı okuyun. Geri kaldımı, kaldı. Fakat bu geri kalma son dönem Osmanlı adamlarının hatasıydımı,işte size açık açık anlatacak bu kitap
335 syf.
·29 günde·Beğendi·10/10
İlber Hocamın yazdığı en iyi kitap. Bu kitapla beraber aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin 1800'lü yıllarda atılmaya başlandığı Avrupa'ya gönderilen öğrencilerin dönüp ülkede bir şeyler değiştirdiğini fikirlerin o dönemlerden itibaren ortaya çıktığını görürüz. Mustafa Kemal ve arkadaşları ise bu fikirleri harmanlayıp Türk milletine göre uyarladığını ve ülkeyi kurtardığını görürüz. Mustafa Kemal'i bir düşünceye sığdıramadığımızı görürüz. İlber Ortaylının görüşleri çok isabetli olduğunu okuyanlar bilir okuyacaklar da öğrenecektir.
335 syf.
·8/10
Osmanlı Türk modernleşmesinin temellerine bir yolculuk olarak okunabilecek, ilk yayın tarihi 1983 olan bir eser. Ben İletişim baskısını okumuştum. Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı arasında bir kopuştan daha çok bir devamlılık araştırması olarak okunabilecek bir eser. Ki bu yaklaşım son dönem büyük Osmanlı tarihçileri arasında oldukça populer bir görüş. Siyasi bir bakış açısından uzak, bilimsel bir çıkış noktasından yazan yaşı da kemale ermiş çok sayıda tarihçi var bu tezi yazan.
Tabi bir de şunu not düşmek lazım çok satan (yazarın da bazı kitapları bu şekilde gibi bir izlenim var bende) popüler tarih kitaplarından biri olarak görmemek lazım bu eseri.
"Otokratik sistemde belli bir esneklik ve yönetimin katmanları arasında belli bir bağımsızlığın olması gerekir. Otokrasi can ve mal güvenliğini hiçr sayan müsadereci bir rejim değildir. Otokratik rejim eğitimi geliştirir, ancak eğitim sonucu genç kuşakların laik bir dünya görüşünü benimsemelerini ve özgür düşünce sahibi olmalarını istemediğinden tarih, felsefe, hukuk alanında sansürlü bir eğitim uygular. Bürokrasi güçlenir, uzmanlaşır ama en güçlü bölüm kolluk kuvvetleridir. Otokratik rejimde bulunmayan şey, siyasal özgürlükler, siyasal katılma ve çoğulcu siyasal deneyim mekanizmasıdır. Ama örgütlenmemiş siyasal muhalif düşüncenin yazılı ve sözlü olarak kendini zaman zaman ortaya koyabildiği de bir gerçektir."
IV. Mustafa saltanatı kurtarmak için amca oğlu III. Selim'in ve kardeşı veliaht Şehzade Mahmud'un idamını emretti. Dışarıda; Rumeli askeri kapıları zorlarken sarayın içinde bir kovalamaca başlamıştı. III. Selim, celladlariyla boğuşarak katledildi. Şehzade Mahmud ise Haremdeki fedakar kadınlar tarafından kurtarıldı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
Baskı tarihi:
1 Nisan 2005
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754707456
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
Osmanlı modernleşmesi otokratik bir modernleşmedir. İç ve dış gelişmeler, hayatın son kırk yılında imparatorluğu, bu otokratik modernleşmeden anayasal bir monarşiye kadar sürükledi. İmparatorluk genç cumhuriyete parlamentarizm, siyasal parti, basın gibi siyasal kuramları miras olarak bıraktı. Cumhuriyet ilk anda eğitim sistemini, üniversiteyi, yönetim örgütünü, mali sistemini imparatorluktan miras aldı. Cumhuriyet devrimcileri bir Ortaçağ toplumuyla değil, son asrını modernleşme sancıları ile geçiren imparatorluğun kalıntısı bir toplumla yola çıktılar. Cumhuriyetin radikalizmini kamçılayan öğelerinden biri de yeterince radikal olamayan Osmanlı modernleşmesidir. Bugünkü Türkiye'nin siyasal-sosyal kurumlarındaki sağlamlık ve zaafın bilinmesi, son devir Osmanlı moderneşme tarihini iyi anlamakla mümkündür. Geçmişle geleceği birarada düşünmek ve tartışmak. Aslında bu tartışma farklı açıdan ve yollarla yapılsa da her kişinin alışkanlığıdır. İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, bu tartışmanın bir unsuru olarak 19. yüzyıl tarihimiz için genel bir giriştir.

Kitabı okuyanlar 943 okur

  • hüseyin attila bozok
  • FIRAT DOLMA
  • Emre Uçan
  • ysmnalmc
  • Ahmet Çetin
  • Süleyman demiral
  • VEDAT BİLECEN
  • Kevser Diribaş
  • Tayfun CANSIZ
  • H T

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.4 (8)
9
%1.7 (4)
8
%3 (7)
7
%3.8 (9)
6
%1.3 (3)
5
%0.4 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları