İmparatorluğun Son Nefesi (Osmanlı'nın Yaşayan Mirası Cumhuriyet)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.337
Gösterim
Adı:
İmparatorluğun Son Nefesi
Alt başlık:
Osmanlı'nın Yaşayan Mirası Cumhuriyet
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050815085
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
İmparatorluğun Son Günlerinden Cumhuriyetin Kuruluş Öyküsüne... 

"En utanılacak yönümüz; tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek; tarih yazmamak konusundaki ısrarımız!" İlber Ortaylı 

BALKAN SAVAŞLARI 
"Balkan Savaşları, bizim tarihçiliğimizde imparatorluğun yıkılış süreci olarak adlandırılır. Aslında bu vaka, bir imparatorluğun yıkılışı olmaktan ötedir. Biz bu savaşlar 
sonunda Rumeli'deki anavatanı kaybettik." 

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI 
"Birinci Dünya Savaşı Türk halkı için en acı hatıralarla doludur. Cephede şehitlerin yanı sıra cephe gerisinde yokluktan, hastalıktan ölümler ve sıkıntılı bir hayat söz 
konusudur. Ama galiba Türk toplumu modern anlamda bir millet olma aşamasına burada dönmektedir. Bu onu birçok başka uluslardan farklı kılan yanıdır. Direnci artırmış ve 
kimliği oturmuştur." 

LOZAN-Zafer mi Hezimet mi? "Cumhuriyet tarihinin üzerinde en çok tartışılan olaylarından biri Lozan Antlaşması'dır. Bu konuda Lozan'ı bir hezimet olarak görenler de bir zafer olarak niteleyenler de var. Lozan mantıki ve gayet onurlu bir uzlaşmadır. Kalıcı ve düzeni sağlayıcı bir anlaşma olarak görülmelidir." 

CUMHURİYET 
"Cumhuriyet, devamlılıktır. Osmanlı, Türklerin imparatorluğuydu, bu da Türklerin cumhuriyetidir." 

SULTAN ABDÜLHAMİD 
"Bir tarihçinin deyişiyle; Dünya tarihinin en hadiseli otuz küsur yılı, onu yormuştu." 

ENVER PAŞA 
"Başkumandan vekili cesur planların sahibiydi. Bu planların hepsinin aynı derecede akil ve bilgili bir şekilde hazırlandığını söylemek mümkün değildir." 

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 
"Atatürk'ün başarısındaki en önemli faktör; vazgeçmek bilmeyen iradesidir, bu noktada Rumeli inadı vardır Gazi Paşa'da. "Olmalı" dediği an, olabilir yok. Bu liderlik yapmaya hevesli herkese lazım bir prensib..." 

Balkan Harbi'nden Birinci Dünya Savaşı'na, İstiklal Mücadelesi'nden Lozan Görüşmeleri'ne, Halifelik tartışmalarından Cumhuriyet'in kurulmasına, Sultan Abdülhamid'den Mustafa Kemal Atatürk'e, Enver Paşa'dan Halide Edip'e gündemden düşmeyen konular ve tartışılan tarihi kişiliklere dair İlber Ortaylı'nın görüşlerini merak edenlerin kaçırmaması gereken bir kitap; İMPARATORLUĞUN SON NEFESİ... 
(Tanıtım Bülteninden)
İlber Ortaylı yeniden kalemini konuşturmuş. Kendisini severek okumaya devam ediyorum.
Kitapta özellikle ; bahsedilen bazı konuların ardından nokta atışı cümlelerce iyice pekiştirilen ve kendine çeken bir bilgi birikimi söz konusu ve bu çok güzel ..
Kitap son derece sade, akıcı bir dille yazılmış . Aynı zaman da içeriği de öyle. Aklınızda yakın geçmişe dair soru işaretleri varsa tarihseverlerin, yakın dönem tarihe ilgi duyan herkesin okumasını tavsiye ederim. :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.313 Oy)19.073 beğeni43.402 okunma3.018 alıntı183.026 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.551 Oy)8.833 beğeni28.720 okunma833 alıntı139.716 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.894 Oy)8.852 beğeni26.345 okunma2.660 alıntı114.839 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.457 Oy)8.033 beğeni22.797 okunma827 alıntı89.827 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.288 Oy)9.254 beğeni25.643 okunma1.829 alıntı118.803 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.719 Oy)13.421 beğeni34.542 okunma3.408 alıntı146.141 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.019 Oy)6.364 beğeni16.825 okunma2.898 alıntı86.128 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.476 Oy)7.876 beğeni21.390 okunma4.000 alıntı129.449 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.996 Oy)5.406 beğeni17.331 okunma1.004 alıntı60.198 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.657 Oy)5.767 beğeni19.677 okunma836 alıntı101.257 gösterim
İtiraf ediyorum; ilk defa İlber Hoca’nın bir kitabını okudum ve ne kadar geç kaldığımı anladım. Adam boşuna önüne gelen “Cahiller” demiyor. Başka boyutta yaşıyor.
Çok yerinde tespitler yapılmış. Olayları o kadar genişten anlatıyor ki ama bir o kadar da dar anlatıyor . Olaylara bakış açısı çok mükemmel . Yerli kaynakların dışında yabancı kaynakların önemini bu kitapta çok iyi anladım .!
İlber Hocam her zaman ki akıcı dili ile biz cahillere tarihi anlatıyor.. :)

Tarihi her zaman düşünerek okumak lazım bilerini suçlamadan önce o dönemi iyi bilmek lazım boş boğazlık yapmak bizim halkımızın görev edindiği bir şey oldu artık onlar için İlber Hocamı tavsiye ediyorum.

Kitap İlber hocamın görüşleri ile yazdığı bir tarih kitap cumhuriyet öncesi ve sonrası içinde çok güzel derlenmiş söyleşilerde var kitabı okumanızı tavsiye ederim okurken siyasi değil tarihi bakmanızı tavsiye ederim.

Keyifle Okumanız Dileklerimle...
Bu kitabı okurken çökmekte olan bir imparatorluğun yıkılmamak için sarfettiği son çabayı görüp, tarihten ders çıkarabilirsiniz. Kitap gerçekten akıcı ve insanı içine çekiyor.
En sevdiğim kısmı 20. yüzyılı anlatışıydı ve son yüz sayfasından çok keyif aldım. Bu Kitap neden İlber Ortaylı değilde İlber Hoca dediğimizin devamı niteliğindeydi yine taviz vermemiş aynı üslupla aynı kaliteyle devam ediyor.
Osmanlı'nın son dönem yıllarına ışık tutan gerek geçmişten gerek günümüz olaylarından örnek ve bilgiler vererek bizi aydınlatan yararlı bir kitap. Dili oldukça basit ve sade okurken hiç zorluk çekmezsiniz ve kitabı isteklice okursunuz. Zaten röportajlardan alındığı için sohbet havasında ilerliyor kitap.
Yakın dönem tarihimizi anlatan faydalı bir kitaptı. Özellikle İlber Ortaylı'nin o dönemin ve hatta günümüzün siyasi sorunlarına dair yorumlarının da bulunması cok faydali olmuş.
Bu kitapta osmanlının barışı gerileme devrinden ve Türkıye Cumhuriyetine kadar nasıl geldiğimizi osmanlının son dönemlerini hasta adam olarak nitelenen dönemden lozanın zaferine kadar soluksuz okuyacağınız ilber ortaylı hocamızlasohbet deyişiyle mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
İlber Ortaylı'yı televizyon sohbetlerinde fazlaca dinledim. Dergi ve Gazete röportajlarını bol bol takip ettim. Ama bugüne kadar hiçbir kitabını okumamıştım. Bazı fikirlerine ve duruşlarına katılmasam dahi, değer verdiğim bir tarihçidir. Ancak sözlü aktarımlarında fikirlerini ve bilgisini derli toplu ifade edemediğini ve günlük olayları tarih süzgecinden değerlendirirken duygularını biraz fazla işin içine karıştırdığını düşünürdüm. Hatta hayatımda tanıdığım çoğu tarihçi gibi biraz fazla milliyetçi bulurdum. Açıkçası kitabını okumak bende daha farklı bir etki yarattı.

Türk tarihçileri biraz fazla milliyetçi ve mukaddesatçıdır. Bunda çok fazla şaşılacak bir şey yok, çünkü milliyetçilik ve muhafazakârlık geçmişten beslenir. Tarih alanında çalışmayı tercih edenler genelde bu fikir yelpazesinden insanlar olur. Bunun, bu bilim dalındaki olumsuz yansıması ise, kendi içine kapalı bir tarihçiliğimiz olmasıdır. İlber Ortaylı tarihçiliğimizin sefaletine farklı bir açıdan bakarak, kitabın girişinde, başka milletlerin diline hâkim olmayan, başka ülkelerin, coğrafyaların tarihini merak etmeyen bir tarihçiliğimiz olduğunu dile getirmiş.

"İmparatorluğun Son Nefesi"nde, 1808'de Rumeli Ayanlarının tahta çıkardıkları II Mahmut'la imzaladıkları Senef-i İttifak anlaşmasından itibaren Osmanlı'nın çözülme sürecinin köşe başlarını ele alan Ortaylı, bu süreci Cumhuriyet'te çok partili sürece kadar taşıyor. Kitap, her bir konuyu farklı başlıklar halinde ele alıyor. Son bölümlerde ise İlber Ortaylı ile yapılan röportajlar yer alıyor. Burada da İlber Ortaylı'nın düz yazı ile sözlü röportajlar arasındaki ifade yeteneği farkını görmek mümkün. Sözlü ifadelerinde sert ve keskin yanıtlar vermeyi seviyor. Ancak Ortaylı bilgi ve fikirlerini düz yazı ile daha doğru ve derinlikli ifade edebiliyor.

Kitabın birçok bölümü Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti adına önemli dönem noktalarına ayrılırken, bazı bölümleri de biyografi derinliğinde olmasa da, tarihi karakterlerin analizine yönelik olmuş. Bu doğrultuda, II. Abdülhamit, Mustafa Kemal Atatürk ve Enver Paşa adına ara bölümler mevcut. Bu tarz ara bölümler iki sanatçı veya özel meslek erbabı için de açılmış. Bu isimler Halide Edip Adıvar ve Turgut Cansever. Her iki isme ait bölümler, özellikle Halide Edip Adıvar’a dair bilgiler benim adıma oldukça şaşırtıcıydı.

İlber Ortaylı’nın tarihe nasıl baktığı üzerine değerlendirmeye gelecek olursak. Ortaylı’nın biraz kaderci bir tarihçi olduğunu düşündüm. Çünkü olaylara ilişkin değerlendirmesi genellikle “öyle olması gerektiği için öyle oldu” ya da “şartlar öyle olmasına neden oldu” şeklinde. Buradan yola çıkarak, tarihsel olarak birbirine tamamen zıd karakterler olan II. Abdülhamit, Mustafa Kemal Atatürk ve Enver Paşa’yı aynı anda olumlayan, belirli özelliklerini öven, hatalarını ise dönemin şartlarının getirdiği aksaklıklar olarak gören bir anlayış ortaya çıkıyor. İlber Ortaylı birazda, “Türklerin tarihi bir bütündür ve birbirinin tamamlayıcısıdır, bu bütünün bazı parçalarına sahip çıkılıp, bazı parçaları reddedilemez” mantığına sahip. Böyle olunca II. Abdülhamit de, Enver Paşa da, Mustafa Kemal Atatürk de bu doğal akışın birer parçası ve hatta birbirinin tamamlayıcısı. Bunun tamamen olumsuz bir mantık olduğunu iddia etmiyorum ama tarihe bakışımızda bir süzgece de ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Elbette zamanın yönü tek ve ne yazık ki, öyle olmasaydı şöyle olsaydı demek tarihçilik adına anlamlı bir bakış değil. Her sonuç bir sebebe bağlıdır. Mustafa Kemal, Enver Paşa’nın, Enver Paşa II. Abdülhamit’in sonucudur. II. Abdülhamit’in baskıcı iktidarı yanında orduya yönelik modernleşme girişimleri olmasa, özgürlükçü söylemlere yaslanan İttihat ve Terakki ve ordudaki kurmay eğitiminin eseri Enver Paşa bu şekli ile sahne almayacaktı. Benzer şekilde, İttihat ve Terakki ile Enver Paşa’nın Türklerde milliyetçi bir damar yaratma girişimleri ve Osmanlı’yı uçuruma sürükleyen maceraları olmasa Mustafa Kemal Atatürk belki de başaktör olmayacaktı. Ama tüm bu birbirine bağlı süreç, sürecin adımlarının her birini olumlamamıza neden olmamalı. İlber Ortaylı’nın “eğer bu bizim tarihimiz ise öyle olması gerektiği için olmuştur” mantığı ile bakması açıkçası beni yeterince ikna etmedi.

Yukarıda eleştirdiğim noktalara karşın, İlber Ortaylı’nın özellikle milletlere, kavimlere dair tespitleri oldukça çarpıcı ve bu noktada herhangi bir subjektiflik içermiyor. Türklerin tarih yapan ama tarih yazamayan bir millet olduğu vurgusu bence de yerinde. Yine İstanbul’un yağmalanması ile ilgili dile getirdiği “Türk milleti sessizce ama kesin tavırlarla inandığını ve prensiplerini uygulamayı bilmez. Bütün Akdeniz toplumları gibi laf kalabalığını, çene düşüklüğünü ve gösterişi tercih eder” ifadesi, kendi toplumuna da eleştirel bakabilen tarihçi olması adına değerli gözlemler. Bu biraz da, İlber Ortaylı’nın tarihçiliğinin ordular ve diplomatlar tarihçiliği olduğuna dair değerlendirmemi haksız çıkaran bir durum.

Kitabın sonlarına doğru İstanbul'un yağmalanması ve tarihi kimliğinin tahrip edilmesine dair bölüm ise mesleki olarak beni oldukça etkiledi. Özellikle bu kısımda İlber Ortaylı iğneyi değil çuvaldızı kendimize batırıyor ve bu konuda sonuna kadar haklı.

Sırf tarih merakı adına değil, genel kültür merakı adına da okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
İlber Hoca, bildiği diller ve dolayısıyla takip edebildiği tarih yayınlarının genişliği bakımından, aynı zamanda da bu birikimin verdiği ağırlık-bilgelik açısından çok sevdiğim bir aydındır. Çok tanıtmaya da gerek yok sanıyorum, bu aralar oldukça popüler. Diğer kitaplarının aksine, bu kitapta biraz sıkıldım açıkçası. Balkan Harbi ve Enver Paşa ile ilgili olan bölümleri güzel fakat diğer bölümlerde aynı derecede bilgilendirici içerik hissedemedim. Özellikle röportaj şeklindeki kısımlarında; röportörün sorduğu sorular çok fazla net. Ve net bir cevap istenmiş belli ki. Fakat sosyal bilimlerde böyle net, sonuç odaklı cevapları bulmak, dahası bunları aramak saçmadır. Dolayısıyla İlber Hoca da genel cevaplar vermekle yetinmiş fakat üslubu gereği bu cevapları verirken başka sorulara yol açmış. Bilgilendiricidir, tavsiye ederim.
1914 ilkbaharının bir günü, genç bir Osmanlı zabiti Sofya'nın şık kafelerinden birinde, Sobranye'deki Türk mebuslardan Zümrezade Şakir Bey'le birlikte oturuyordu. Mekan, müzik, servis mükemmeldi. Ansızın içeri giren bir köylü şık giyimli müşterilerin arasındaki boş bir masaya yöneldi, kendine bir yer beğendi ve oturdu. Etraf bu kaba giyimli köylüye yadırgayarak baktı, garsonlar surat astılar ve köylü tarafından çağrıldıklarında oralı olmadılar. Köylü ısrar edince kendisine hizmet edilmeyeceği ve buranın böyle kaba saba kılıklı birine göre yer olmadığı, salonu terk etmesi gerektiği söylendi. Köylü kızmıştı, ''Bulgaristan benim ekip biçtiğimi yiyor, benim silahımla korunuyor. Parasını verdikten sonra istediğim yerde otururum ve bana hizmet edersiniz'' dedi. Köylünün diretmesi sonucu isteği yerine getirildi.

Genç zabit olayı dikkatle izlemişti. Arkadaşına şöyle dedi:
''Şakir günün birinde bizim köylülerimizi de böyle görmek isterim, kendilerinden emin olmalı ve haklarını istemesini bilmeliler.''
Bu genç zabit Osmanlı İmparatorluğu'nun Sofya'daki ataşemiliteri Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey'di.
Üretemeyen toplumların siyasal söylemi de, ideolojik çizgileri de tutarsız, hatta bazen çocukça oluyor.
Bu memleketin tahribi şu veya bu grubun işi değildir. Toptan bölüştüğümüz bir kepazelik, bir milli hastalıktır.
"Karizma" Webergil bir tabirdir ve kilise terminolojisinden alınmadır. Yunancadır ve "yanılmaz, yanılmazlığına inanılan" anlamına gelir. Osmanlıcada bunun bir karşılığı vardır: "sahibkıran". Sahibkıran "göksel takımyıldızlarından alınan bir yetki, inayet" demektir.
İlber Ortaylı
Sayfa 196 - Timaş Yayınları
Sonra ''Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamayın'' diyorlar. Sen de Cumhuriyet'i ilan et, sen de kutla. Uluslar cumhuriyetlerini zor kurarlar ve bu yüzden de kutlarlar. Bu itirazlar hep acz ifadesidir.
"Osmanlı-Mısır ilişkilerinin en hareketli olduğu dönem, Kavalalı Mehmed Ali Paşa ve onun haleflerinin ülkeyi yönettiği yıllardır. Mehmed Ali Paşa, Mısır'da bir dizi reform projesi başlattı. Osmanlı'dan bağımsız olma niyetindeydi. Ancak basta İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin Mısır üzerindeki etkisi nedeniyle ne o ne de halefleri bu isteklerini gerçekleştirme imkanı bulabildiler."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmparatorluğun Son Nefesi
Alt başlık:
Osmanlı'nın Yaşayan Mirası Cumhuriyet
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050815085
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
İmparatorluğun Son Günlerinden Cumhuriyetin Kuruluş Öyküsüne... 

"En utanılacak yönümüz; tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek; tarih yazmamak konusundaki ısrarımız!" İlber Ortaylı 

BALKAN SAVAŞLARI 
"Balkan Savaşları, bizim tarihçiliğimizde imparatorluğun yıkılış süreci olarak adlandırılır. Aslında bu vaka, bir imparatorluğun yıkılışı olmaktan ötedir. Biz bu savaşlar 
sonunda Rumeli'deki anavatanı kaybettik." 

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI 
"Birinci Dünya Savaşı Türk halkı için en acı hatıralarla doludur. Cephede şehitlerin yanı sıra cephe gerisinde yokluktan, hastalıktan ölümler ve sıkıntılı bir hayat söz 
konusudur. Ama galiba Türk toplumu modern anlamda bir millet olma aşamasına burada dönmektedir. Bu onu birçok başka uluslardan farklı kılan yanıdır. Direnci artırmış ve 
kimliği oturmuştur." 

LOZAN-Zafer mi Hezimet mi? "Cumhuriyet tarihinin üzerinde en çok tartışılan olaylarından biri Lozan Antlaşması'dır. Bu konuda Lozan'ı bir hezimet olarak görenler de bir zafer olarak niteleyenler de var. Lozan mantıki ve gayet onurlu bir uzlaşmadır. Kalıcı ve düzeni sağlayıcı bir anlaşma olarak görülmelidir." 

CUMHURİYET 
"Cumhuriyet, devamlılıktır. Osmanlı, Türklerin imparatorluğuydu, bu da Türklerin cumhuriyetidir." 

SULTAN ABDÜLHAMİD 
"Bir tarihçinin deyişiyle; Dünya tarihinin en hadiseli otuz küsur yılı, onu yormuştu." 

ENVER PAŞA 
"Başkumandan vekili cesur planların sahibiydi. Bu planların hepsinin aynı derecede akil ve bilgili bir şekilde hazırlandığını söylemek mümkün değildir." 

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 
"Atatürk'ün başarısındaki en önemli faktör; vazgeçmek bilmeyen iradesidir, bu noktada Rumeli inadı vardır Gazi Paşa'da. "Olmalı" dediği an, olabilir yok. Bu liderlik yapmaya hevesli herkese lazım bir prensib..." 

Balkan Harbi'nden Birinci Dünya Savaşı'na, İstiklal Mücadelesi'nden Lozan Görüşmeleri'ne, Halifelik tartışmalarından Cumhuriyet'in kurulmasına, Sultan Abdülhamid'den Mustafa Kemal Atatürk'e, Enver Paşa'dan Halide Edip'e gündemden düşmeyen konular ve tartışılan tarihi kişiliklere dair İlber Ortaylı'nın görüşlerini merak edenlerin kaçırmaması gereken bir kitap; İMPARATORLUĞUN SON NEFESİ... 
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 264 okur

  • Betikevi
  • AYŞEGÜL KARAHAN
  • Berkay
  • Hamza İpek
  • Murat Yardımcı
  • lastamongequals
  • Volkan Dingaz
  • Hüseyin Uyanık
  • Drkitapsever
  • Yaşar Çiçek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.4
14-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%29.9
25-34 Yaş
%24.7
35-44 Yaş
%19.5
45-54 Yaş
%6.5
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%27.9
Erkek
%72.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.1 (15)
9
%20.4 (19)
8
%35.5 (33)
7
%16.1 (15)
6
%8.6 (8)
5
%2.2 (2)
4
%1.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0